Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


KEMAL KAPLAN – 5
Ocak 2016


VAKİT/AKİT’in Yazı İşleri Müdürü Hasan
Karakaya laik çevrelerden bazı ölenlerin arkasından zehir zembelek yazılar,
kaleme almış ardından da eleştirilere şöyle cevap vermişti: “Ölenin
ardından kötü söylenmez diye bir dini kural yok.”
Bu tutumu ölümünden
sonra, hakkında söyleneceklere de mazeret yaratır mı bilemiyorum. 


Muhalif basın ve sosyal medya Karakaya’nın
ölüm nedeninden tutun da, oğlunun sakal biçimine, kızının çektirdiği dekolte
fotoğraflardan, devletin zirvesinin tabutunu taşımasına kadar, her şeyi iğdiş
ederek, ayyuka çıkarıyor. Etme, bulma dünyası… 




Ağza alınmayacak sözleri 21 yıldır köşesinde
döktürüp duran Hasan Karakaya’yı tanıyanlar tanır. Köşesinde ahkam kesen ve
azgınlaşan adam, yazılarının dışında munis ve utangaçtır.




Aynı kurumda çalışmış, müdürüm olmasına
rağmen, bir kez haber merkezinin kapısını açtığını görmedim.




2012 yılında henüz AKP-Cemaat can-ciğer kuzu
sarması iken Zaman Gazetesi, Hasan Karakaya ile röportaj yapmış, o zaman 55
yaşında olan ve gazetecilik yüksekokulu mezunu söyleyen Karakaya meslek
hayatında 40. yılı olduğunu ifade etmişti.




“SENİ ANAN DOĞURMAMIŞ SIÇMIŞ”




2003 yılında Fatih Altaylı başörtülü öğrenciler
için: “200 milyonu bastır soyunsunlar, 300 milyonu ver başka şey
yapsınlar.” deyince kızı başörtüsüz Hasan Karakaya bir yazı döşendi ki,
dünya tarihinde böyle kanalizasyon edebiyatı örneği olduğunu sanmıyorum.




Yazdığı yazıdan birkaç spot vereyim:




” … O, bir orospu çocuğu!.. O,
mümkün değil ki, anasının rahminde büyümüş bir “Cenin” olamaz!.. Olsa
olsa; ‘9 ay 10 gün çektiği kabızlıktan sonra makatından defettiği bir
“bok”tur!..”




“… Yazdığı kalem bile
“küçük” gelir ona!.. O ki; oturduğu “Cola Şişesi”nden bile
zevk alan bir “homoseksüel”dir!.. Dolayısıyla; “kalem”ler,
“şişe”ler değil, “budaklı odun” lazım, bu alçak
homoseksüele!..”




“Daha fazla maaş” için, o da
“patron”larına “gönderiyor”mu karısını?.. Öyle ya;
“Kimin kaça soyunacağı” konusunda bu kadar “uzman” olduğuna
göre!..”




“BAŞÖRTÜLÜ BACILAR GARSONİYERDE”




Vakit’te göreve başladığı yıllarda eşinin
başıörtülü olmadığı söyleniyordu. Günümüzde sosyal medyada kızını dekolte
kıyafetlerle gördüğümüz Hasan Karakaya, 28 Şubat’tan sonra başörtülü oldukları
için üniversiteden ayrılan kızların başına gelenleri yazmamıştı.




Okullarından ayrılan öğrencilerin bir kısmı
İBB, İGDAŞ, İSKİ gibi kurumlarda istihdam edildi. Daire başkanlarının,
müdürlerin sekreteri olarak iş yaşamına başlayan bu kızlar, kapanın elinde
kaldı. Kaçına garsonyer tutuldu? Kaçı kürtaj yaptırdı? Karakaya bunlardan
habersiz miydi?




Abdurrahman Dilipak’ın 31 Aralık 2015
tarihinde Akit gazetesinde yazdığı “günah evlerinden” habersiz miydi
Karakaya? AKP’lilerin fuhuş ve alkol batağından Dilipak’ın haberi oluyorsa
Karakaya’nın olmaması düşünülebilir mi?




Ali Kalkancı-Fadime Şahin-Müslüm Gündüz
kumpasından Vakit Gazetesi, olayın patlamasından yaklaşık bir yıl önce haberdar
olmuştu. Hasan Karakaya bunu da yazmadı.




Yıllar önce Vakit’te yazması istenen muteber
bir ilahiyatçıya gidildiğinde, “ırz düşmanlarının olduğu gazetede ben
yazmam”
demişti, Hüseyin Üzmez’i göstererek. Acaba Hasan Karakaya’nın
Üzmez’in uçkur sorunundan haberi yok muydu?




RÜZGÂR YÖN DEĞİŞTİRİNCE




2003 yılında Karakaya yazdığı yazıdan mahkum
edildi Fatih Altaylı’ya tazminat ödedi. Karakaya’nın söylemesine göre,
Altaylı’ya dava açan baş örtülü kızlar da onu mahkum ettirmişlerdi.




Yıllar yılları kovaladı. AKP iktidar olunca,
rüzgarlar değişti. Yelkenler o tarafa yöneldi. Fatih Altaylı da, hükümete yakın
HABERTÜRK gazetesinin başına geçti. Zamanında İslamcılar’a ve RP tabanına
sövüp-sayan Altaylı, artık programlarına Tayyip Erdoğan’ı konuk eder oldu.




Barış Manço ne diyordu: “Dünya dönüyor
dostlar ben dönmüşüm çok mu?”




“YAR YANAKLARIN ELMA MIDIR?”




Menfaatler ortak olunca Altaylı, hayatında
duymadığı/duyamayacağı hakareti işittiği Karakaya’yı affetti. Anasına,
karısına, neredeyse yedi ceddine söven bir adamla bu defa basın seyahatlerine
birlikte çıkmaya başladılar.




Yer: WOW Otel lobisi.


Tarih: 14 Ağustos 2012 

Başbakan basın mensuplarına verdiği yemekte
Fatih Altaylı, yaramaz bir çocuğun yanaklarını sıkar gibi, başladı Hasan
Karakaya’nın yanaklarını sıkmaya.




Sonra basıyorlar kahkahayı… 

Sohbet koyulaşıyor. Gazeteci Hadi Özışık da
eşlik ediyor sohbete.




Karakaya’nın İstanbul Boğazı’na hiç gitmediği
ortaya çıkıyor koyu sohbette. Sonra Altaylı ve Özışık, Karakaya’yı boğazda
gezdirme sözü veriyorlar.
 

Üçlü boğaz gezisine çıkıyor mu? Bilgim
dışında.


BABAMI BİLE İNANDIRAMADIM




Rahmetlik babam, doğru bildiğinden şaşmayan
İslamı doğru anlamaya çalışan kendi halinde bir adamdı. Kırmızı çizgilerinden
biri de, abone olduğu gazeteye laf söylenmesiydi.
 

O gazetede daha önce çalışmış olmama rağmen
bana inanmaz gazeteye inanırdı. Haberlerin nasıl yapıldığını, kelli-felli bazı
köşe yazarlarının yediği naneleri anlattığım zaman küplere binerdi.




Müslüman-Laik kavgasını körükleyen her iki
tarafın, iki gazetesi, halkı birilerinin istediği yöne kanalize ettirmekten
başka işe yaramıyor. Gerçekte hiç de öyle “din düşmanı” veya
“laik düşmanı” olmayan insanların, yazdıklarıyla çelişmesi
çalıştıkları gazetenin yayın politikasından başkası değil.


Nefret söylemiyle kitleler arası boşlukların
uçuruma döndüğü günümüzde; İslamcı ÜLKER’in, laik KOÇ ile birlikte ihaleye
girdiğini görmedik mi?




Rahmi Koç’un kurduğu TURMEPA’da Murat Ülker
yönetim kurulu üyesi olmadı mı?




TURMEPA her yıl SABRİ ÜLKER ödülü vermeye
başlamadı mı?




Murat Ülker, sabah-akşam İslamcılara söven
Bedri Baykam’ın boş çerçevesine 100 bin dolar vermedi mi?




Biz laik-müslüman, alevi-sünni, Türk-Kürt diye
birbirimizi gırtlaklarken, gazete patronları ve onların köşe yazarı kontları,
iktidar çevreleri ve bu kavgadan rantlanan bilumum zevat Üsküdar’ı çoktan
geçti.
 

Gözünü aç Türkiye!!!




********** 

“SPERMLERİNİ AKITTIĞI PEÇEYİ HALA
SAKLIYOR”




Aslında anlatmak istediklerim yukarıda
bitmişti lakin, Karakaya, Ülker ve Baykam deyince aklıma bir yazı geldi.




27 Ekim 2015 tarihinde Hasan Karakaya, Ülker
ve Baykam hakkında şunları yazmış. Yazma sebebi ise, Ülker’in sahip olduğu
Şehir Üniversitesi’nin başına, İslamcılar’a söven Ali Atıf Bir’i rektör olarak
ataması.


… “Öyle ya; “Spermlerini akıttığı kâğıt peçeteyi bir sanat
eseri(!) olarak hâlâ saklayan Bedri Baykam”ın “Boş Çerçeve”sine, bugünün
parasıyla “360 bin lira” ödeyen Murat Ülker; o günlerde çok eleştirilse de, hiç
kimse saygı sınırını aşmamıştı!.. Ama, “Başörtüsü düşmanlığı” yapması ve
“Paralel Yapı’ya destek” vermesi ile bilinen Prof. Ali Atıf Bir’i, o günlerde
Şehir Üniversitesi Rektörlüğü’ne ataması; affedilir bir hata değildi!..
 

Karakaya devam ediyor ve bir tehdit savurarak
yazısına son veriyor:




“… Ve “Biz yokuz” diyoruz.
“Murat Ülker’in, bu “samimi ve dostane uyarı”yı dikkate
almasında yarar var!.. Yoksa, sonu hiç iyi olmaz!.. Her şeyini kaybedebilir!..
Korkarım, elinde sadece “Boş Çerçeve” kalır!.. “


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış