YERLİ & YABANCI BASIN & MEDYA

Hesabı vermeden nereye ?

Gazeteci olmayanların bilhassa holding veya şirketlerin bu sektöre
girmelerine izin verilmiyordu. Abdi İpekçi ve Çetin Emeç bu nedenle mi Milliyet
ve Hürriyet gazetelerinin Aydın Doğan’a satılmalarına engel oldukları için mi
öldürülmüşlerdi? Bu iddiayı ben ortaya atmıyorum. İddia 1993 yılında aracına
konan bombalı düzeneğin infilak etmesi sonucu hayatını kaybeden araştırmacı
yazar Uğur Mumcu’ya ait.

Uğur Mumcu 1979 yılında Abdi
İpekçi’nin Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülmesine iki köşe yazısında ve
yazdığı ‘’Papa,Mafya,Ağca ‘’kitabında yer vermiş ‘’ İpekçi’nin Milliyet
Gazetesi’nin satışına engel olduğu için öldürülmüş olabileceğini iddia
etmişti.’’ O dönemde Uğur Mumcu’nun yazılarını ihbar kabul eden Sıkıyönetim
Komutanlığı 1983 yılında soruşturmayı yeniden başlatmıştı. 12 Eylül darbesinin
ağır şartlarının konjonktürel olarak devam ettiği bir süreçte bu davanın neden
sivil mahkemeler yerine askeri mahkemede görüldüğünü sorgulamamız elbette
‘abesle –iştigal’ bir duruma işaret eder sanırım. Ancak soruşturma İstanbul
Sıkıyönetim Komutanlığı Adli Müşaviri ile birlikte bir sivil savcı tarafından
yürütülmüştü sözde! Mehmet Ali Ağca soruşturmayı yürüten savcılara Roma’da
verdiği 17 Haziran 1983 tarihli ifadesinde özetle şu manidar ifadeyi
vermişti;’’ …Kemal Derinkök’ün Milliyet Gazetesi’ni satın almak niyetinde
olduğunu biliyordum. Bir başka şahıs daha, yani gazetenin şimdiki sahibi Aydın
Doğan da o zamanlar gazeteyi satın almak istiyordu. İpekçi, gazetenin her
ikisine de satılmasına şiddetle karşıydı.” Şimdi parçaları birleştirmek size
düşüyor… !!! Mahkemeye Aydın Doğan ve Uğur Mumcu ifade için çağrılmışlardı.
Beklenildiği gibi Aydın Doğan askeri mahkemede suçsuz bulunduğu için serbest
bırakılmıştı.

Abdi İpekçi’nin öldürülmesinden
sonra gazetenin sahibi Ercüment Karacan’ı da öldürülme korkusu sardığı bu
nedenle Milliyet Gazetesi’ni bir an önce satıp yurt dışına çıkmak (kaçmak)
istediği o dönem gazetede çalışanlarca ifade ediliyordu. Abdi İpekçi suikastı
öncesinde gazetede bazı önemli olaylar ve ilişkiler yaşanmıştı. ‘’Koç
Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç’un sekreteri Filiz Ofluoğlu
Ercüment Karacan’ın koordinatörü olarak Milliyet’te göreve başlamıştı. Gazeteyi
Koç Holding almamış ancak Koç Holding’in Gümüşhane’de Aygaz bayiliğini yapan
Aydın Doğan satın almıştı. Abdi İpekçi‘nin sekreteri Melek Beler, Milliyet’ten
önce Koç grubunda Can Kıraç ile çalışmıştı. İpekçi öldürülmeden kısa bir süre
önce önce telefon defteri kaybolmuş olaydan bir hafta sonra kendi odasındaki
dolabın arkasında içi boşaltılmış olarak bulunmuştu. İpekçi’nin öldürülmesinden
kısa bir süre önce Melek Beler gazeteden ayrılıyordu. Ağca’nın cebinden çıkan
isim listesinde Koç grubu yöneticilerinden Can Kıraç’ın ismi ve adresi çıkıyordu.‘’

En önemlisi de kadük olan TBMM
Darbeleri Araştırma Komisyonu Raporu’nda ‘’Özel Harp Dairesi, Kontrgerilla ve
Gayri Nizami Harp başlıklı 13 sayfalık bölümde Türk Gladyosu açık bir şekilde
deşifre ediliyor. Yerüstü birimleri Özel Kuvvetler Komutanlığı yer altı
birimleri ise vatansever sivillerden oluşan ‘Beyaz Kuvvetler’’olarak bilindiği
Abdi İpekçi’yi öldüren Ağca’nın Beyaz Kuvvetler’den olduğu açıkça ifade
ediliyordu. Abdi İpekçi ve Çetin Emeç suikastlarında son olarak ortaya çıkan
deliller Türk Gladyosu’na mı işaret ediyor. 28 Şubat’ta Türk Gladyosu’nun
rolünün tam deşifre edilememesinde FETÖ’nün önemli bir rol üstlendiği
görülebiliyor. Zira 28 Şubat’ta Aydın Doğan medya kuruluşlarını ve bazı
yazarlarını darbecilerin emrine vermişti. Sedat Ergin, Ertuğrul Özkök, Enis
Berberoğlu bu yazarlardan sadece birkaçı! Aynı darbeci ve vesayetçi damarın 28
Şubat’ın 20. yılında ‘Karargah rahatsız’ manşetini manüple ederek tekrar meydan
okumaya yeltenmesi dikkat çekicidir. Zira iddialara göre 15 Temmuz kalkışmasında
önemli bir görev üstlenen Hande Fırat’ın haberi malum genel yayın yönetmenince
değiştirilerek sunulmuştur. Bu darbeci genel yayın yönetmeni 28 Şubat’ta da
Güven Erkaya ile Anayasa’ya aykırı bir röportaj yaparak gündeme gelmişti.
Günümüzde Ağca’nın tekrar sorgulanması ve elde edilen yeni deliller ışığında
Anayasayı Koruma savcılıklarınca yapılacak soruşturmalar İpekçi, Çetin Emeç
cinayetlerinin arka planını ortaya çıkarabileceği gibi Gladyo yapısını deşifre
edebilecektir.












Aydın Doğan’ın, medya grubunun tamamını
geçmişte ve günümüzde darbeci ve vesayetçi çevreler ile yaptığı işbirliğinin
hesabını millete ve yargıya vermeden Demirören grubuna satması ne kendisini ne
de tetikçi yazarlarını kurtarır. Böyle biline!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir