YERLİ & YABANCI BASIN & MEDYA

Nerede Kalmıştık?..

“Şeb-i yeldayı müneccim muvakkit ne bilir,

Müptela-ı gama sor kim geceler kaç saat.”

(Fuzuli)

(En uzun gecenin hangisi olduğunu gök bilimciler ve takvim
yapanlar ne bilsin / Gam müptelalarına sorun gecelerin kaç saat olduğunu).

Sevgili dostlarım, yaklaşık yirmi gündür sizlerle birlikte
olamadım.   Bu dönemi yarısını hastane de
ve geri kalan günleri de evde tedavime devam ederek geçirmiş oldum.  Halen dört başı mamur olamamakla birlikte, “Hasretinizden
prangalar eskitmek” duygusu ile daha da gecikmeden klavyenin başına geçmek
gücünü bulabildim.  Bu vesile ile geçmiş
olsun dileklerini ileten ve hastane ziyaretlerini eksik etmeyen dostlarıma
teşekkür ediyorum.

***

Hastalık süresince yapılacak en kolay şey, okumak ve TV
izlemekten geçiyor.  Ben de öyle yaparak
gündemi takip etmeye çalıştım.

Gündeme damgasını vuran olgu, tabii ki ‘Medya Mahallesi’ olmuştur.  Ani bir sarsıntı ile yıkılan merkez medya ve
yayın yaşamını noktalayan Doğan Medya Grubu gündemin merkezine oturmuştur.   Anlaşıldığı kadarı ile medya dünyamızda bir
tür kentsel dönüşüm başlatılmıştır.  Bu
yeniden yapılanmanın sonucu alıştığımız gibi AVM ile mi biter, yoksa gecekondu
türü barakalarla mı dolar, göreceğiz.

Doğan Medya Grubu’nu satın aldığı söylenen Demirören Grubu,
daha önce sahip olduğu Milliyet ve Vatan gazetelerini nasıl bitirmeye yönelik
bir yöntemle yönetiyorsa, akıllara takılan en önemli soru da Amiral Gemisi
olarak tanınan Hürriyet Gazetesi’nin yakın geleceğinin ne olabileceğidir.  Acaba Amiral Gemisi de jilet hammaddesi
olarak adım adım tasfiye mi edilecektir?      

Bu soruyu soranların bir başka endişeleri de vardır.   Bazı gazeteleri kendi matbaasında basan ve
dağıtan Doğan Grubu bu alandan çekilince, Demirören Grubu’nun tavrı ne
olacaktır halen belli olmamıştır.   Keza
önemli bir haber ağına sahip olan Doğan Haber Ajansı (DHA), aynı nesnellikle
işine devam edecek midir, yoksa yandaş medya safına katılmanın getirdiği
taraflı habercilik mi yapacaktır?

Bir diğer kuşku, ciddi bir haber kanalı olan CNN-Türk
üzerindedir.  CNN İnternational Grubu ile
ilişkiler hangi düzeyde sağlanacaktır, halen belli değildir.   Gerçi kanalın bence yüz akları sayılan Emin
Çapa ve Nevşin Mengü’yü bir kalemde harcayabilen CNN-Türk, yeni durumda da
yandaş kanallara dönmek telaşına kapılmış ise, şaşırmam!

Tabii en önemli sorunun medya emekçileri olduğuna değinmek
gerekiyor.  Kimlerle yollar ayrılacak ve
acaba hangileri köşelere atanacaktır?  
Yaşamını basın sektörüne bağımlı kılmış onca köşe yazarı, muhabir,
sunucu ve alt yapı çalışanlarının maddi güvenceleri devir işleminin bir
kalemini teşkil etmiş midir?

Anladığımız kadarı ile birçok şey eskisi gibi
olmayacaktır.  Gene de biraz sabır
göstererek ve gelişmelerin olumlu olmasını dileyerek beklemek ve izlemekte
yarar vardır!..

Gelin yazımızı burada bitirirken, Kanuni Sultan Süleyman’ı da
anımsayalım diyorum;

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”
































































Erdal Akalın (25.03.2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir