Ünal Atabay
:
Hafter
Giderken, “İkiye Bölünmeye Aday Libya”


11
Haziran 2020


Türkiye, Libya’da Dengeleri Değiştirdi


Türkiye’nin,
Libya iç savaşına müdahil olmasıyla birlikte; hem Libya’da hem de uluslararası
alanda yeni bir sürecin yaşanmasına doğru evrilinmiş ve Türkiye sahada elde
ettiği askeri başarıyla birlikte Libya’nın geleceğinde ve Doğu Akdeniz’de
gelişen dengelerin belirleyicisi durumuna girmiştir.


Öte yandan,
ABD, Rusya ve AB ülkeleri gibi devletlerin kendi aralarındaki rekabet ve yeni
dünya düzenine doğru giderken yaptıkları ittifak arayışları, tarafların yeni
pozisyonlara doğru evrilme istekleri, Türkiye’ye gerek Libya’da, gerekse
Suriye’de hareket serbestisi yakalama fırsatı sağlamıştır. Türkiye bu fırsatı;
hem siyasi, hem de askeri anlamda stratejik kazanca çevrilmesine odaklanmıştır.


Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve Halife
Hafter, iki güç odağı halinde adeta bilek güreşine tutuşmuş durumdadırlar.
Şüphesiz, arkasına siyasi ve askeri desteği alabilen ve süreci yöntebilen bilek
güreşinin galibi olacaktır.

Gelinen noktada UMH; Birleşmiş Milletler’in de meşruiyet kabulü desteği ile
siyasi konumunu güçlendirerek bu mücadeleyi ciddi anlamda kendi lehine çevirmiş
durumdadır.


Hafter Yerine Sivil Bir Figür Gelecek


Hafter; eski
bir general ve ABD, AB ve Rusya arasında sıkışıp kalmış, oynak politik
tavırlarıyla, ilkesiz ve kibirli yapısıyla yerel halk üzerinde güven vermeyen
özelliğiyle öne çıkmaktadır. Bu olumsuz durum Hafter’in Libya’da daha fazla
liderlik etme şansını ortadan kaldırmaktadır.


Ayrıca, Hafter;
kimlik ve kişiliğiyle kendi bölgesindeki siyasi yapının önüne geçiyor olması,
savaş ağalığı, darbeci gibi ünvanlarla kamuoyunda sempatisini kaybetmesi
nedeniyle, Bingazi / Tobruk cephesinin başına Hafter’in yerine siyasi bir figürün öne çıkarılması ve
böylece muhatap makamın siyasi olması yönünde bir adımın atılacağı

ve bu kapsamda Hafter’in tasfiye edileceği düşünülmektedir.


Nitekim Hafter,
06 Haziran 2020 tarihinde Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı ile yapılan toplantı
sonrasında Kahire’de kaldığı, geçiçi olarak burada bir müddet daha kalacağı ve
bilahare Venezulla’ya ya da Ürdün’e ikamet amacıyla gideceği yönünde bilgiler
bulunmaktadır.[[i]] Söz konusu kaynak;
Hafter’in Kahire’de kalışı süresinde zaman zaman Libya’ya geçerek bazı
hususlarda koordinede bulunacağı ifade edilmiştir. İfade edildiği gibi de,
Libya’nın Almanya büyükelçisi tarafından Hafter’in, 10 Haziran 2020’de Bingazi
bölgesinde ziyaret edildiğini görmekteyiz.[[ii]]


Aşiretler Ülkesi’nde Yönetim Oluşturmak İğneyle Kuyu
Kazmaktır


Libya,
kabileler ve aşiretler ülkesidir, bu feodal yapıya; sosyo-kültürel yaşayışları,
geleneksel yerleşik kültürleri, aşiretler arası rekabetleri, öteden beri
yaşadıkları kan davaları, aşiretlerin özerk yaşama arzuları, birlikte ortak
hareket edememe gibi özellikleri üzerinden baktığımızda, Libya’da; bir çatı
altında yönetimin tesis edilmesi, birleştirilmesi ve yönetilmesi pek mümkün
görünmemektedir. Yani, birlikte
yönetim ve yönetilmeleri iğneyle kuyu kazmak gibidir.


Libya, öteden
beri tarihsel olarak genellikle üç bölgeli bir yönetim (Trablus, Sirenayka,
Fizan)  halinde bulunmuş, bölgeler arası daima çatışmalar yaşanmıştır.
Önümüzdeki süreçte de yine benzer bir tablonun yaşanacağı / yaşandığı
görünmektedir. Belki başlangıçta huzur ve sükunun sağlanması adına taraflar bir
uzlaşı içerisine girmek suretiyle bir arada yaşama iradesi gösterebilirler ise
de, ileri ki süreçte bu birliğin devam ettirilmesi şansının zor olacağı
düşünülmektedir.


Libya, İkiye Bölünmeye Aday


Libya’nın mevcut petrol ve doğalgaz alt yapısına
baktığımızda, bugünün koşulları; iki bölgeli bir Libya’yı dikte etmektedir.
Çünkü Fizan bölgesinde bulunan Murzuq enerji
havzasının Akdeniz’e çıkışı Trablus bölgesi üzerinden olmak mecburiyetindedir.
Yani Fizan bölgesi, Trablus bölgesi ile birlikte hareket etmek / olmak
zorundadır. Birisinin diğerinden ayrı olması imkansız görünmektedir.


Halen ağırlıklı
olarak Hafter’in kontrolünde olan Sirenayka bölgesi ise güneye uzanımı ile
birlikte mütalaa edilen Sirte enerji havzasının, petrol hilali olarak da adlandırılan
bu bölgeden Akdeniz’e çıkışı bulunduğundan, burası da bir bütün olarak kendi
bölgesindeki gruplarla idari sistemi tesis edilebilecek durumdadır.


Bingazi / Tobruk Yönetimi de Türkiye’ye Muhtaç Olacak


Türkiye’nin
Libya ile deniz yetki alanlarının belirlenmesi anlaşması; UMH’nin coğrafi
olarak henüz kontrol etmediği bir bölge üzerinden yapılmak zorunda
kalındığından, önümüzdeki
günlerde ikili bir bölünmenin yaşanması durumunda; bu anlaşmayı ortadan
kaldırması riski söz konusu ise de, olası bir Sirenayka yönetimi ile de bu
anlaşmayı yenileme veya bir düzenleme ya da doğrudan kabul imkanı
bulunmaktadır.


Çünkü, olası
bir Sirenayka yönetimi de böyle bir fırsatı kuşkusuz bulunmaz bir nimet olarak
değerlendireceklerinden ve dünyaya açılabilmek için Türkiye’yi muhatap almak
zorunda kalacaklarından, böyle olası bir gelişme halinde de yine Türkiye’nin
kaybedeceği bir durum olmayacaktır. Çünkü Türkiye; her iki durumda da, her iki
tarafla da politik ve askeri iş birliğini sürdürebilme imkanını muhafaza
edebilecektir.


Şunu kabul
etmek gerekir ki; Akdeniz’de yapılacak deniz yetki alanları anlaşmasının motor
rolünü Türkiye’ye coğrafi koşullar, jeopolitik dengeler dikte etmektedir. Bu
durum, Akdeniz’de Türkiye lehine dengeleri her halükarda değiştirecektir. Buna
hayatiyet kazandırılması ise, hiç kuşkusuz; zamanında ve yerinde müdahaleler
ile müdahil olmalar ve yapılacak jeopolitik hamleler vasıtasıyla mümkün
olacaktır.


[[i]] “Hafter’in Rolünü Sona Erdirmek İçin Uluslararası
Anlaşma”, https://www.alaraby.co.uk.,
09 Haziran 2020.


[[ii]] Hafter Nerede: Libya’lı Generalin Yeriyel İlgili Hangi
İddialar Ortay Atıldı, Kim Hangi Açıklmaları Yaptı, https://www.bbc.com., 10 Haziran 2020.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet