YAROSLAV SAMOYLOV : Hafter
Fazla Düşünmemeli


Berlin’deki Libya zirvesi sahada
hissedilebilecek sonuçları doğurmadı. Zira Hafter, zirve sonucunda daha önce de
Moskova’da yaptığı gibi, kabul edilen sözleşmeyi imzalamamıştır.

Hafter’in taviz vermeyi istememesi arkasında iki nedenin yattığını
söyleyebiliriz:

1. Halife Hafter’e bağlı kuvvetler, Birleşmiş
Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin kontrolündeki Sirte
kentini ele geçirmiştir. Hafter güçlerine aktif bir şekilde çeşitli
uluslararası aktörler tarafından silah yardımları yapılmaktadır. Bu bağlamda
Hafter’in Türkiye’ye taviz vermeye istememesi, Libya’da sahada sağladığı askeri
üstünlükle ve bu üstünlük için ödediği bedel ile açıklanabilir;

2. Türkiye doğrudan Sarac’a destek verirken, Rusya arabuluculuk rolü
üstlenmiştir. Bunula birlikte Hafter, Rusya’yı ana hamisinden biri olarak görse
de, Moskova’daki istişarelerden hayal kırıklığına uğradı. Müzakerelere resmi
olarak Rusya-Libya Temas Grubu Başkanı Lev Dengov başkanlık etmiştir. Dengov’un
Tripoli ve Mısrata’daki çeşitli gruplarla temas halinde olması Hafter için
kabul edilemezdi. Bununla birlikte Rusya’nın bölgedeki arabuluculuk rolü Libya
ile sınırlı değildir. Bu bağlamda Ege Denizi ile ilgili meselelerden dolayı
Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin bulunduğu karmaşık durumu basın
mensuplarına değerlendiren Bogdanov, Atina ve Ankara’nın bu sorunları diyalog yoluyla
çözmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kısacası Rusya, kendini bölgedeki krizleri
çözmeyi hedefleyen bir arabulucu olarak konumlandırmakta ve bölgesel oyuncuları
ortak bir paydada buluşturmaya çalışmaktadır.

Hafter Moskova’daki ve Berlin’deki sözleşmeyi imzalamayıp hata
yaptığını söyleyebiliriz. Uluslararası sistemin çok kutupluluğa dönüşmeye
başlaması ışığında diğer devletlerin çıkarlarını – başta Türkiye olmak üzere –
göz ardı etmek basiretsizlikten başka bir şey değildir. Hafter’in bahsettiğimiz
tutumu, hem Suriye’de hem de Libya’da çok taraflı çözümden yana olan Rusya’yı
zor durumda bırakmaktadır. Tam zafer sağlamak ve düşmanın koşulsuz teslim olma
gibi hedefleri son derece çekicidir. Ne var ki dünyanın çok kutupluluğa
dönüşmeye başlamasıyla birlikte söz konusu hedeflerin çoğu durumlarda
gerçekleşmesi son derece zordur. Onun yerine görüşme masasında gerçekliği kabul
edip köprüleri kurmak daha mantıklı ve faydalıdır. Söz konusu mantık Suriye’de
– Astana süreci- başarılı bil şekilde hayata geçirilmiştir. Aynı mekanizmanın
Rusya ve Türkiye tarafından Libya’da gerçekleştirilmeye çalışıldığını
söyleyebiliriz.

Bu bağlamda, 13 Ocakta Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı ile
Suriyeli mevkidaşı Ali Mamluk arasında Moskova’da gerçekleştirilen görüşmeden
bahsetmek uygun olacaktır. Moskova’da iki ülkenin Cumhurbaşkanları Libya’yı
konuşurken, istihbarat başkanları Suriye’yi görüşmekteydi. Dolayısıyla Libya ve
Suriye sorunları aynı anda görüşülmüştür. Uzmanlar söz konusu görüşmeyi
değerlendirirken, Rusya’nın Moskova’nın Hafter’i dizginlemesi karşılığında
Türkiye’den İdlib konusunda taviz beklediğini belirtmektedir. Hafter’in, söz
konusu görüşmelerinden ya hiç haberi yok ya da Türkiye ile Rusya Federasyonu
arasındaki anlaşmaları kasıtlı olarak baltalamaktadır. Bununla birlikte Hafter,
Rusya’nın bölgesel planlarına çomak sokmaya çalışırsa, ilerde Sarac’a
Moskova’da teklif edildiğinden daha fazla taviz vermek zorunda kalabilecektir.


Yaroslav
Samoylov

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet