VELİ-DER’DEN EĞİTİMDE LAİKLİK İÇİN SEFERBERLİK
ÇAĞRISI
 

Öğrenci Veli Derneği laikliği yeniden kazanmak
için tüm toplumsal dinamiklerin ve demokratik kamuoyunun tam bir seferberlik
halinde topyekûn mücadele etmesinden başka seçenek kalmadığını açıkladı


Öğrenci Veli Derneği mevcut iktidarın ve onun
Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllarda giderek artan ölçüde eğitimi dinselleştirme
ve piyasalaştırma yönünde politikalar uyguladığını belirterek laikliği yeniden
kazanmak için tüm toplumsal dinamiklerin ve demokratik kamuoyunun tam bir
seferberlik halinde topyekûn mücadele etmesinden başka seçenek kalmadığını
açıkladı.


Öğrenci Veli Derneği İzmir Şubesi “2019 LGS:
SORUNLAR ÇÖZÜM ÖNERİLERİ” konulu bir rapor yayınladı.


Kamuoyuna sunulacak raporun sonuç bölümünde
mevcut iktidar ve onun Milli Eğitim Bakanlığı’nın küçücük çocukları ve eğitimi
kendi “ideolojik ajandasını” hayata geçirmek için bir “araç” gibi görmekten
çekinmediği yurttaşlar arasında ayrım ve kutuplaştırma yarattığı ve gelinen
aşamada eğitimde yaşanan sorunların çığ gibi büyüdüğü kaydedilerek şu görüşlere
yer verildi:


“Veli-Der olarak yıllarca bu gidişata müdahale
etmeye çalışarak çok sayıda etkinlikler gerçekleştirdik; sayısız toplantı panel
çalıştay ve sempozyumlar düzenledik; imza kampanyaları ile toplumsal
farkındalığı artırmaya ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın hak ettiği
bilimsel laik kamusal eşit ulaşılabilir ve parasız eğitimin önemini anlatmaya
çalıştık. Ancak sesimizi iktidara ve Milli Eğitim Bakanlığı’na duyuramadık.
Yıllardır “üç maymunu” oynamaya devam eden “yetkililer” bir ülkenin çocukları
üzerinde bu denli hoyratça oynanmaması gerektiğini idrak etmeyerek bildiklerini
okumaya devam ettiler!”


Laikliğin her geçen gün daha fazla tahrip
edilerek içi tamamen boşaltılmış bir kavrama indirgendiğinin belirtildiği
raporda laikliği yeniden kazanmak için tüm toplumsal dinamiklerin ve demokratik
kamuoyunun tam bir seferberlik halinde topyekûn mücadele etmesinden başka
seçenek kalmadığı belirtilerek şu görüşlere yer verildi:


“Ülkemizde birçok önemli ve öncelikli sorun
olduğunu biliyoruz; işçiler haklarını alamıyor diledikleri sendikalarda
örgütlenip gerektiğinde grev yapamıyor; tarımsal nüfus köylüler çiftçiler
emeğinin karşılığını alamıyor; kamu çalışanları yüzdelik zamlarla yoksulluk
sınırının altında yaşamaya zorlanıyor; emekliler asgari ücretin bile altında
olan maaşlarıyla ayın sonunu getiremiyor… Ama ya çocuklar çocuklarımız!
Tarikat-cemaat yurtlarında yanan yakılan tecavüze uğrayan; en temel hak olan
eğitim hakkına hak ettikleri ve layık oldukları saygınlıkla ulaşamayan;
geleceğe ve hayata dair umutları daha küçücük yaşlarında ellerinden alınan
çocuklarımız!…Bir toplumun en kıymetli varlıkları çocuklardır! Bu ülkenin bütün
çocukları için mücadele etmekten daha öncelikli hiçbir şey olmadığı inancıyla
haydi mücadeleye!…”


Veli-Der İzmir Şubesi tarafından hazırlanan
rapor ise şu şekilde:


2019 LGS- Sorunlar Zorluklar Dayatmalar


1. MEB 2019 LGS’ye merkezi
sınavla öğrenci alan 1526 okulun 855’ini -yani yarısından fazlasını!- İmam
Hatip Lisesi ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak belirledi. Sınava
katılan çocuklarımızın yaklaşık %10’unun yerleşmesi öngörülen bu “nitelikli”
okulların toplam kontenjanı 139.120 olarak ilan edildi. Geçen sene sorduğumuz
şu sorular bu sene için de geçerliliğini korumaktadır: Öğrencilerin %10’unun
merkezi sınavla yerleştirileceği “nitelikli” okulları belirlerken hangi
kriterler kullanılmaktadır? Bu “kriterler” kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır?
Örneğin İzmir’de geçtiğimiz yıllarda yüzdelik dilim itibarıyla 3-4 ile öğrenci
alan okullar listede yer almazken bu yıl yayınlanan tabloda yüzdelik dilimi 84
39 olan Necmettin Erbakan Anadolu İmam Hatip Lisesi hangi “niteliği” taşıdığı
için “merkezi sınavla öğrenci alan ‘nitelikli’ okul” sayılmıştır?


2. Yukarıdaki örnekte de
görüldüğü üzere en önemli sorunlardan biri olarak MEB’in ısrarla sürdürdüğü
yanlış okullaşma politikası ve buna bağlı olarak da İHL ve MTAL okul türlerinin
çocuklarımıza adeta zorla dayatıldığı tespit edilmiştir! Oysa 2018 LGS
sonuçları göstermiştir ki çocuklarımızın en çok tercih ettiği okullar akademik
eğitimin ön planda olduğu Fen Liseleri Sosyal Bilimler Liseleri ve Anadolu
Liseleridir. Nitekim yayınlanan “Yerleştirmeye Esas Kontenjan Tabloları”
incelendiğinde imam hatip ve meslek liselerinin yüzdelik dilimleri bu okulların
tercih edilmediğini net biçimde ortaya koymaktadır. MEB uyguladığı yanlış
okullaşma politikasını terk etmeli; merkezi yerleştirmede Anadolu Sosyal
Bilimler ve Fen liselerinin sayıları ve kontenjanları artırılmalı; sanat ve
spor liseleri daha kolay ulaşılabilir olacak şekilde nicelik ve nitelik
yönünden geliştirilmelidir.


3. LGS tercih ve yerleştirme
süreci çocuklarımızı ve velilerimizi çok büyük açmazlarla karşı karşıya
bırakmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi öğrencilerimizin neredeyse tamamına
yakını merkezi sınava girmiştir. Buna karşın her öğrenci öncelikle “yerel
yerleştirme tercih ekranından” işlem yapmak zorundadır. Yerel yerleştirmede
“tercih sayısı sınırı” “okul türü kısıtı” ve ikamet adresi önceliği ile
“çemberler” içine hapsedilen çocuklarımız “bir yere yerleşemeyip açıkta kalma”
kaygısıyla hiç istemedikleri tercihlere zorlanmaktadır. Yerel yerleştirmede
yapılacak en fazla beş tercihten üçünün öğrencinin kendi kayıt bölgesinden
seçmesi zorunluluğu birçok “kayıt bölgesinde” (ilçede) Anadolu Lisesi olmaması
nedeniyle çocuklarımızı adeta “coğrafyan kaderindir kaderine razı ol!”
denilerek umarsız biçimde istemedikleri okulları tercih etmeye zorlamaktadır.
Bu “cendereden” kurtulmak isteyen ve “maddi durumu uygun” veliler özel okullara
yönelse de çocuklarımızın -kabaca- %90 gibi büyük bir bölümü ya istemedikleri
bir okul türüne kayıt yaptırıyor ya da “açık lise” tercihi ile yüz yüze
kalıyor.


4. Eğitim kamusal haktır! MEB (ve
“bir ve aynı anlama gelmek üzere” iktidar!) kısaca “eğitimde fırsat eşitliği”
olarak tanımlanan evrensel ilke gereği bütün okulları “nitelikli” hale getirmek
ve her bir çocuğumuzun istediği okulda eğitim görmesinin gereklerini yerine
getirmekle sorumludur. Sorumluluk makamlarını işgal edenler bırakalım yüz
binlerce çocuğumuzun mağdur ve mutsuz edilmesini bir tek çocuğun bile
“eşitsizliğe ve haksızlığa” uğratılmasını önlemekle yükümlüdürler! Eğitim
iktidarın kendi “ideolojik” eğilimlerinin tüm topluma egemen kılınması için
kullanılacak bir araç değil aksine “çocuğun üstün yararının” korunup kollanması
için her bir çocuğun kendi ayırdedici özelliklerini geliştirmesini sağlayan
deyim yerindeyse her bir tekil çocuk için yeni formlar alabilen bir kamusal
hizmet alanıdır. Kamusallık ve LAİKLİK her bir çocuğumuzun haklarının eşit
olarak korunabilmesinin en temel güvencesidir bu bağlamda da eğitimin
sorumluluğunu üstlenen herkes buna uygun davranmakla yükümlüdür!


5. İki senedir uygulanmakta olan
LGS 2012 yılında hayata geçirilen 4+4+4 sisteminin en önemli sonuçlarından biri
olarak yaşanagelen “örgün eğitimden kopuşu” daha da hızlandırmaktadır. Açık
liselerdeki öğrenci sayısı iki milyona yaklaşmıştır. Eğitim “sistemimiz”
herhangi bir örgün öğretim kurumuna yerleşemeyip zorunlu olarak açık liselere
kaydını yaptıran çocuklarımızın varlığından hiç rahatsızlık duymadığı gibi bu
gidişatı daha da olumsuz hale getirecek uygulamalara imza atmaktan da geri
durmuyor. Öyle anlaşılıyor ki özellikle yoksul ailelerin çocukları “sistemin
dışına atılarak kontenjan ağırlığından kurtulma şansı yaratan safralar” gibi
görülmektedir. Nitekim uygulanan yanlış okullaşma politikaları nedeniyle imam
hatip ve meslek liselerinin kontenjanlarının yarısı bile dolmazken Anadolu
liseleri ikili öğretim zorunluluğuna teslim edilmekte; ek derslik kontenjan
artışı talepleri görmezden gelinmekte; birçok çocuğumuz imam hatip ve/ya meslek
lisesine gitmek istemediği için açık liselere kaydolmaktadır. Ayrıca önemle
belirtmek gerekir ki 4+4+4 sisteminin uygulanmaya başlandığı 2012 yılında okula
başlama yaşı önce 60 ay sonra da 66 ay olarak uygulanmıştır ve bu durum 2020
yılında 8. sınıfı bitirecek ve dolayısıyla ortaöğretime başlayacak öğrenci
sayısında görülmedik bir yığılmaya yol açacaktır.


6. Sorunun çözümü için ne
yapılması gerektiği açıktır: MEB yıllardır ideolojik saiklerle sürdürdüğü
yanlış okullaşma politikasını terk etmeli; milyonların talep ve ihtiyaçlarına
uygun olarak Anadolu Fen ve Sosyal Bilimler liselerinin sayısını ve
kontenjanlarını artırmalı; “kıt kaynakların verimli kullanılması” ilkesi gereği
sınıfları boş kalan imam hatip ve meslek liselerini Anadolu liselerine
dönüştürmelidir. Keza “açık liselere” gitmek zorunda bırakılmış milyonlarca
çocuğumuzu asıl olmaları gereken yere yani örgün eğitim kurumlarına kazandırmak
için etkin önlemler alarak bu çocuklarımızın “ucuz iş gücü” olarak
çalıştırılmasını adına “piyasa” denilen sömürü odaklarından kurtarılmasını
sağlamalıdır. Mutsuzluğa ve geleceksizliğe terk edilecek bir tek çocuğumuz bile
yoktur!




LİNK : https://www.birgun.net/haber-detay/veli-derden-egitimde-laiklik-icin-seferberlik-cagrisi.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet