SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

KÜRT SORUNU & SÖZDE KÜRDİSTAN & AŞİRETLER

KÜRT SORUNU DOSYASI /// Yücel Tanay : Sahte Kürt tarihi ve tarihte Kürt Devletleri tezi

KÜRT SORUNU & SÖZDE KÜRDİSTAN & AŞİRETLER
Bu haber 15 Mart 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Yücel Tanay : Sahte Kürt tarihi ve tarihte Kürt Devletleri tezi


Kürtler üzerinde
ilk defa araştırma yapıp bir Kürt tarihi yaratma çabasında olanlar
Batılılar ve Ruslardır. Ruslar; ilk defa 1860’da St. Petersburg
Üniversitesi’nde bir Kürdoloji bölümü kurmuşlar Jaba, Nikitin, Bazinin ve
Minorsk’i Kürtlüğü incelemek için görevlendirmişlerdir. Ruslar, kendilerinden
olmayan insanları ayrıştırmakta çok marifetlidir. Nitekim en bariz örnek;
Ruslar, Türkistan’da Türk yurtlarında yaşayan Türk halklarını Özbek, Kazak,
Türkmen, Kırgız, Karakalpak, Başkurt, Tatar, Nogay diye bölerek Türk kimliğini
parçalamışlardır. Çok eski dönemlerde yaşamış Medlerin, 10. yüzyılda
Diyarbakır dolaylarında hüküm süren Mervani sülalesinin ve sonraki dönemlerde
Eyyubilerin, Kürt kökenli olduğunu iddia ederek ulaşılmak istenen nokta da,
Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türkiye, İran ve Irak topraklarında kurulması
planlanan Kürt devletine tarihsel zemin oluşturma çabasıdır. Önceleri
Ermenileri kullanmak isteyen batılılar bunda başarılı olamayınca Kürt halkını
kullanma yolunu tercih etmişlerdir. Aslında Kürt milliyetçiliğinin bu yüzyılda
patlak vermesinin en önemli sebebi ABD ve İsrail gibi ülkelerin bu yüzyılda
edindikleri politikanın bir ürünüdür. 


Kürtler denen
topluluk tarihte hiç devlet kurdu mu? bu tartışma konusudur. Bazı batılı Kürt
tarihi yaratma peşinde olanlara göre Kürtler’in Med’lerden geldiğini, bu
nedenle Kürtlerin tarihte devletleştiğini savunuyor.


Bunlar tarihte şu
devletlerin Kürtler tarafından kurulduğunu iddia ediyorlar: Günümüzde ise
Batılılar, henüz Kürt dediklerine bir ata bulamamışlardır. Batılıların dikte
ettirdikleri bazı iddialara göre Kürtler, Med’lerden gelmektedir. Ancak M.Ö. 6.
yüzyılda tarih sahnesine çıkmışlardır. Bugünkü İran’ın kuzeybatısında
yaşamışlardır. Sonra İran’ın güneybatısında yaşayan Persler ile birlikte
Anadolu’da Ermenilerin de yaşadıkları bölgeleri zapt etmişlerdir.(M.Ö. 590).
Fakat M.Ö. 550 yılında Persler yönetime tek başlarına hâkim olurlar. Sonrasında
Medlerden bahsedilmez. Tarihçiler Medlerin Perslerle evlenerek karıştıkları ve
Persleştikleri düşüncesindedir. Bazı tarihçiler Medlerin Anadolu’nun güneyine
gelerek Ermeniler ile iç içe yaşadıklarını iddia ederler. Burada bir soru akla
gelmektedir. Zerdüşt dinine inandıkları söylenilen Medler, Roma gibi sert bir
devletin hem de semavi bir dini yaymaya çalışmasından hiç mi etkilenmemişlerdir? 


Yan yana yaşadıkları Ermenilerin tamamı Hıristiyan iken, güya
Kürtlerin atalarıdır denilen Medlerin tamamı olmasa bile, bir kısmının
Hıristiyan olmasından daha kabul edilir ne vardır?
 


Nitekim aynı
bölgelerde yaşayan ve farklı bir soydan gelen Arapların bile Hıristiyan
olanları ve eserleri var. Halbuki tarihte Anadolu’da Kürt adının geçmeye
başladığı dönem Türklerin gelişiyledir. Nitekim tarihte Hıristiyan Kürt
kilisesinden veya bir başka eserlerinden hiçbir kayıtlarda bahsedilmez. Bu garip durum nasıl
açıklanabilir?


TARİHTE KURULDUĞU İDDİA EDİLEN KÜRT DEVLETLERİ


*Mervani
(981-1087)


*Sedadi
(951-1164),


*Büvayhoğulları
(934-1050)


*Eyyubiler
(1175-1193)


*Gurlar
(1148-1214).


Batılıların Kürt
Devletleridir diye dikte ettirmeye çalıştıkları şunlardır:


Alamut (Hasan
Sabbah kurmuş, 1034), Hasan Sabbah İranlıdır ve Şii’dir. Kürtler böyle
değildir. Zaten Hasan Sabbah 1011 yılında Alamut Ziyar Devletini yıktıktan
sonra kendi devletini kurmak için neden tam 23 yıl beklesin? 


Diğer
devletlerden Büveyhoğulları konusunda ise, tarihçilerin görüşü Sasani kökenli
olduklarıdır. Aşiret hâkimiyeti dışında bir güçlerinin olduğu
bilinmemektedir. 


Kürtlerin en
büyük Kürt olarak gördükleri Selahaddin Şeddadilerden gelen, muhtemelen Ogur
kökenli bir paralı askerdir. Kalankatlı Moses Şeddadileri Fars kökenli olarak
görmektedir. Muhtemelen Farslaşmış Oğurlar oluşunu göstermektedir. İmadeddin
bin Zengi, Aksungur’un soyundan gelmektedir. Zengiler, atabeyler olarak
Selçuklu devletinin yıkılması sonrası Cezire bölgesinde güç olmuşlardır.
Nurettin Zengi’nin bir kölesi olan Selahaddin Mısır Memlüklüleri’nde olduğu
gibi iktidarı ele geçirmiş, gerek Artukilere gerek Ahlatlılara karşı bir
mücadeleye girişmiştir. Bu mücadele sonucu Artukilerin Hıfzı Keyfa ve Amid
kolundaki Karaarslan egemenliğindeki Diyarbakır bölgesi Eyyübilerin eline
geçmiştir. Batıdaki Harput Artukileri’ne Selçuklular el koymuştur.


Keza Dilmaç
Hanedanı’nın Erzen ve Bitlis’teki egemenliği de önce Celaleddin Harzemşah
tarafından sonra ise Tatarlar tarafından yok edilmiştir.


Burada görülen
olgu Haçlı seferlerinde Haçlılara karşı kahramanlık gösteren ordunun komutanı
olan Selahaddin Mısır’a da egemen olan Eyyübilerin komutanı olmuştur.


Bu hanedan
Selçuklu atabeylerinin devletinin yönetimine geçmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu
haliyle bir Kürt hanedanlığından Kürt devletinden değil bir Türkmen devletinden
bahsetmek mümkündür.


Keza Eyyübiler
önce Türkmen bir Memlük olan Ayber tarafından iktidardan indirilmiş daha sonra
Kıpçak olan Kutus ve Baybars Memluk Devleti’nin yöneticileri olarak Güneydoğu
Anadolu ve Suriye üzerindeki politik ve askeri aktör gücünü yöneten hanedan
Türklerin eline geçmiştir.


Mervanioğulları,
10. ve 11. asırlarda Diyarbakır çevresinde hüküm sürmüş Arap kökenli bir
topluluktur. O yüzyılda Mervani ismi genellikle Araplar tarafından
kullanılmaktadır. O döneme ait tarihi kayıtlarda Mervanilerin aslen Kürt
olduğunu belirten hiç bir delil yoktur. Mervanilerin, Kürt olduğu kanısı Batılı
tarihçilerin tarihi ideolojik yorumlamasından kaynaklanan bir gerçektir. 10. ve
11. yüzyılda Diyarbakır dolaylarında hüküm süren Mervanilerin kökeni, Emeviler
Devleti zamanında hüküm süren Mervani sülalesine dayanmaktadır. Abbasiler
zamanında Güneydoğu Anadolu bölgesinde kurulan Mervani yönetimi altında Araplar
(Seyyidler dahil), Ermeniler, Süryaniler ve çok az sayıda Rumlar yaşamaktaydı.
Diyarbakır, Van ve Musul civarında hüküm süren Mervani Arap yönetimi,
Anadolu’ya gelen Selçuklu Türkmenleri tarafından yıkılmıştır. Diyarbakır
dolaylarına da yerleşen Türkmen aşiretlerinin Anadolu’da yaptıkları fetih
hareketlerine paralel olarak Kurmançlar’ın Güneydoğu Anadolu’ya yayıldıkları
bilinmektedir. Nitekim o yüzyılda Kürtler’in çoğunluk olmamakla birlikte Bitlis
ve Van gölünün güneyi ile Kuzeydoğu Irak’ta (Kandil eteklerinde) ve İran’ın
Kürdistan bölgesinde yaşadıkları tarihi kayıtlarda geçer.


Sünni olan
Kurmançların büyük çoğunluğu, Yavuz Sultan Selim dönemi itibariyle Alevi
Türkmenlere karşı bölgeyi sünnileştirmek amacıyla Doğu Anadolu’da sonradan
iskan edilmişlerdir.


Selçukluların
Güneydoğu Anadolu ve Anadolu’ya girmeden evvelki tarihine baktığımız zaman Doğu
Anadolu’da Rumlara tabi Ermenileri görmekteyiz. Güneydoğu Anadolu ve
Cezire’deyse Handanoğlu Beyliği’ne tabi veya onun korumasındaki
Mervanoğulları’nı görürüz.


Mervanoğulları’nın
tarihi olarak İbni Abu Azrak tarafından yazılan Mervaniler Tarihi’nin bir
bölümünde Mervanoğulları konu alınmıştır. Burada hiçbir şekilde Kürt sözü
geçmediği halde bu bölüm Mervanoğulları Kürt Devleti Tarihi diye basılmıştır.


984 yılında
Handanoğulları’na bağlı Amed ve Meyyafarikin’de iktidar boşluğunu Harbunti
Aşireti’nden Bat Bin Dostık doldurmuştur. Bu Harbundi’yi Mehmet Emin Bozaslan
çeviri yaparken Harputlu Aşireti olarak alıp bir Kürt aşireti olduğunu
vurgulayarak, “O halde Bat Bin Dostık Kürttür” tezine gelmiştir. Oysa ki o
dönemde Diyarbakır’da dahi Kürtlerin var olmadığı bir gerçekken Harput’ta
Kürtlerin olması daha bir gerçek dışıdır


Gur Devleti
(1148-1214) ise, Kuzeydoğu İran’da kurulmuştur. Devletin yeri, Kürtlerle ilgili
olarak dikte edilenlerle uyuşmaz. Kürtler, Yemen’de ya da Fırat Havzasındalar
derken Kuzeydoğu İran’da nasıl hem de diğer devletlerin kuruluşundan sonra
devlet kurarlar. Bir taraftan Türkler akın akın Anadolu ve Ortadoğu’ya gelirken
Kürtler nasıl aradan doğuya doğru gitmişler de devlet kurmuşlardır. Gur
devletini Harzemşahların yıktığı bilinmektedir. Ancak bir süre sonra Moğol
istilâsından birlikte kaçarlar. Anadolu’ya gelenler arasında hem Gurlar hem de
Harzemşahlar vardır. Tarihçiler Gurların Türk olduğunu yazarlar. Eğer Gurlar
Türk ise, devletin Kürt olduğu yanlıştır. Gurlar Kürt ise, Harzemşah
Türkleriyle karımışlar ve Anadolu’ya birlikte gelmişler demektir.


Türkiye’de
Kürtler üzerinde araştırma yapıp, uydurma tezlerle bir Kürt tarihi oluşturmaya
çalışan Cemşid Benderin tezlerinin hiç bir bilimsel yönü yoktur. 


Cemşid Bender
Teori dergisinde yazdı, çizdi; Kürtler hakkında kitaplar yayınladı…
Yazdıklarının pek çoğunu da General İhsan Nuri adlı kişinin “Kürtlerin Kökeni”
adlı kitabına dayandırmıştı. Halbuki yerli yabancı pek çok tarihçi tarafından
Mezopotamya tarihi üzerine kaleme alınmış YÜZLERCE eser var!.. Bunlar ne
generalliği (!) kendinden menkul Nuri’yi, ne de doktorluğu(!) kendinden menkul
Bender’i doğruluyor!


Cemşid Bender’e
göre “Kürtler Anadolu’nun en eski halkı!.. Uygarlıkta önemli buluşları ile
insanlığı ayağa kaldıran, yürüten muhteşem, muazzam bir halk!” (Kürt Tarihi ve
Uygarlığı sf.9) Bender efendi öyle buyuruyor ama, niye ortalıkta bir tek Kürt
medeniyetine ait eser olmadığını, neden Kürtçe yazılı kadim bir tek mezar taşı
bile bulunamadığını açıklamıyor!- 


Lagaş Kralı
Adadnan, M.Ö.2400’lerde Kurda halkından,


– Ur
Kralı Kmil Sin, Kurde halkından


, –
Hitit kralı Şubbilliluma, M.Ö.1370 yıllarında Gurde halkından


, –
Asur kitabeleri Kardaka bölgesinden ve Kurtiy topluluğundan söz etmiş-miş….


..Asur
kralı Tugulti İnor, Gutilere Kurti diyormuş.


..
(Gen. ihsan Nuri Kürtlerin Kökeni sf.33 ; Cemşid Bender, aynı kitap, sf.11)


M.Ö. 1280-1281’de
Asur Kralı olan 1. Salmanasar ile ilgili kitâbede şu yazı varmış:


– “Bir yıldız
gibi parlıyan Guti halkı yalnız çokluğuyla değil; azim, şiddet, dehşet ve
yıkıcılıklarıyla da tanınmışlardır…


“Yine aynı kral
yaptığı savaşlardan sonra yazdırdığı kitâbede:- “Ararat sınırından TUR abidine
kadar bu ülke içinde su gibi Guti kanı aktı.” diyormuş


… Bender bunu
delil gösterip bölgeyi “Kürt ülkesi” ilan ediyor. Bölgede yaşıyan en eski halk
Kürtlermiş!..


Peki, aynı
kitabede geçen TUR ne oluyor?.. Çoğulu TURAN olan bu kelime TÜRKLER’e işaret etmiyor
mu?.. Bir yere ad vermeleri, onların orada çok eskiden bulunduklarını göstermez
mi?.. Yine Cemşid Bender, bilinen ilk Guti kralının adının Emnatum olduğunu
M.Ö. 3100 yıllarında yaşadığını, böylece Kürt tarihinin çok eskilere
dayandığını öne sürüyor.


.. (Kürt Tarihi
ve Uygarlığı sf. 11) Ama aynı sayfanın altında bir notu var: EMNATUM ismi
SÜMERLER’ce de kullanılmıştır!.. Nasıl olup ta SÜMERLER ile GUTİLER’in aynı adı
kullandığını söylemiyor!


..Bilindiği gibi
SÜMERLER en eski devlet kuran millet ve SÜMERLER’in TÜRKLER’in atası olduğu DİL
benzerliği ile ortaya konmuştur. Aynı adı taşıdıklarına göre GUTİLER de
SÜMERLER ile akrabadır… Şu halde GUTİLER Kürtlerin atası olsalar dahi, bizim
akrabamızdır


… Bu tesbitler
ayrılığı değil, aynı kökten olduğumuzu gösterir. Ancak durum hiç te öyle
değildir! GUTİ-GUTİUM krallığına, CYRTİE diye geçen halka pek sarılmış olan Dr.
Bender, bu halkın GUR TÜRKLERİ olduğu, kral adlarının da şimdiki Türkçe’ye bile
yakın olan isimlerden oluştuğunu dile getirmiyor.


(Teori Dergisi,
Sayı 4, 1990)


Bu gerçeğin ta
1937 yılında, hem de bir yabancı profesörün tesbitleriyle ortaya çıkarılmış
olduğundan hiç söz etmiyor!.. (Bak: DİĞER PROTO TÜRKLER) ÜNLÜ Sümerolog
Landsberger, “Ön Asya kadim Tarihi’nin Esas Meseleleri” adlı eserinde:- “GUTLAR
veya GUTİLER M.Ö.2150-1950 yılları arasında tarih sahnesinde görülmüşlerdir


. TÜRKLER’le en
yakın surette münasebettar olan, hatta belki de AYNİYET GÖSTEREN (tıpatıp
benzeyen) kabile, GUTLAR’dır,”der!


.. (Kimmerler,
Taner Tarhan, 1984 TTK)


Cemşid Bender
hızını alamaz, ARARATİ, KHALDİ ve SUBARİ gibi devletleri de Kürt gösteriyor.
(Teori, aynı sayı) Kaynak olarak Rus yazarlarını veriyor… Hani şu, bölge
halkını KÜRT adı altında toplayıp, TÜRKLER’e karşı ayaklandırmak için sun’i
eserler veren Rus yazarları var ya, onlara dayanıyor. Ama Edip Yavuz’un
kelimelerden giderek SUBARTU, URARTU, KARDU gibi devletlerin Türk kökenlerini
çok daha bilimsel şekilde açıkladığından hiç bahsetmiyor!.


. (Bakınız: BÖLGE
TARİHİ Bender, “Profesör Speizer’in Gutiler ile Kürtler’in aynı soydan olduğunu
açıkladığını” belirtiyor. Speizer neye dayanarak bunu diyor, bilmiyoruz ama,
böyle bir durum ancak KÜRTLER’in TÜRK olması ile mümkündür. Aslında her iki
grup da GUR Türklerinden gelmektedir… Ancak aralarında zaman farkı vardır. GUR-GUZ-OĞUZ-UZ
birbirinden farklı değildir


Dr. Bender bunu
biliyor, ama dile getirmiyor. Bender, “Dr. Kontinov’un GUTİ ve KASSİT halkının
ârî olduğunu söylediğini” belirtiyor, yani her ikisini de Hint-Avrupaî ilân
ediyor… Ama delillerini ortaya koymuyor. Halbuki Edip Yavuz, H.Zübeyr Koşay ve
pek çok batılı yazar, dillerinden giderek bu halkların Aryan değil, TURANÎ
olduğunu ispat etmiş bulunuyor


Bir topluluğun
hangi ırka mensup olduğu ya tipinden, ya dilinden, ya da kültüründen anlaşılır.
Son ikisi daha önemlidir. Çünkü çekik gözlü TÜRKLER olduğu gibi, sarışın Avrupa
tipli TÜRKLER de vardır. Şimdi insaf ile söyleyin, Kürtler tip itibariyle
Avrupalı’ya mı, Arab’a mı, Fars’a mı, yoksa biz TÜRKLER’e mi benzemektedir?.


Kürtçe denilen
ağızlar; telaffuz, kelime ve gramer açısından Arapça’ya mı, Farsça’ya mı,
Almanca’ya mı, yoksa TÜRKÇE’ye mi yakındır?..Yine göçebe Kürt kültürü;
İngilizler’e mi, Araplar’a mı, Hintliler’e mi yoksa TÜRKMENLER’e mi benzer?


.. Zaten Nikitine
ile Marr dahi bunu kabul ediyor. Hiç bir gerçekçi araştırma, bu sorulara
TÜRK’ten başka cevap bulamaz!..Onun içindir ki, Bender’in Kürt ayırımcılığına
temel tuttuğu İslam Ansiklopedisi’ndeki KARDAKA bahsini de, en iyi Edip Yavuz
açıklamıştır.


Bender’in bir
kaynağı da HOYBUN teşkilatının yayınıdır ki, bu cemiyet maskeli bir Kürt-Ermeni
örgütüdür, ASALA veya TAŞNAK’tan farkı yoktur, üstelik iddialarına hiç bir
delil getirmez. Bender, sonra GUTİ kralı TİRİKAN’dan (Diri Kan), Kassit
kralları KARAİNDAŞ’tan, KADAŞMAN’dan bahsediyor. (Teori, aynı sayı)Ama bu
adların TÜRKÇE olarak kabul edildiğini bilmezden geliyor, saklıyor!..


Atı ilk kez
Kürtler’in binek hayvanı olarak kullandığını iddia ediyor, ama dünyaya en çok
yayılmış milletin neden Kürtler değil de, TÜRKLER olduğu sorusuna açıklama
getirmiyor!..


Dr. Bender, TÜRK
düşmanı olan, ama Şehnâme adlı eserini bir TÜRK hakanının teşviki ve hoşgörüsü
ile yazmış bulunan Firdevsi’ye dayanarak, KASSİT devletinin Cemşid devleti
olduğunu, ve Kürt olduğunu öne sürüyor. (Teori, aynı sayı) Ama Şehnâme’de
Kürtler hakkında ne dendiğini yazmıyor!..


Biz yazdık,
ilerde göreceksiniz. Firdevsi elbette önüne geleni Fars gösterme çabasına
girecekti. Cemşid ise genelde bir Fars efsane kahramanı olarak bilinir. Ama o
tarihlerde Farslar bölgede değildi ki!..


Öte yandan
Kürtler Fars olmayı kabul etmezler. Ama o bölgede hem Aryan (Iranian) olup, hem
Fars olmamak mümkün değildir…


Velhasıl o da işi
çözmüyor!


Kaldı ki,
Firdevsi’nin bahsettiği Cemşid ve Feridun meselesini biz ilerde ele alacak ve
gerçek yönünü açıklıyacağız. (Bakınız: TAHİR TÜRKKAN’IN TARİH NOTLARI – 3.
BÖLÜM: DÜNYA MEDENİYETİNDE TÜRKLER’İN PAYI)


Bu arada Kürtleri
savunmaya soyunan aslı TÜRK yazarlardan İsmail Beşikçi “Kirveliğin TÜRKLER’e
ait bir âdet olduğunu belirttikten sonra, bir çok TÜRKMEN boyunda kirveliğin
bulunduğunu, ancak ALİKAN aşiretinde olmadığını, bir tek ALİKANLAR’da
rastlanmadığını” söyler.


Bu durumun bir
istisna olduğunu ima eder. Aynı yazar Alikanlar hakkındaki ikinci eserinde,
“Doğuda Bir Kürt Aşireti” diyerek fikir değiştirir, TÜRKMEN dediğini Kürt
yapar!.. Öte yandan pek çok ayırımcı Kürtçü yazar “kirveliğin sadece Kürtlere
mahsus bir gelenek olduğu”nda ısrar ederler!


Kürt iddiaları
hep böyle çelişkiler ile doludur. (Bakınız Cemşid Bender, Kürt Tarihi ve
Uygarlığı) Anadolu’daki Kürtlerin büyük çoğunluğu, bariz özelliği dağınık
konar-göçerlik olan, bu yüzden de devlet ve medeniyet kuramamış TÜRK
aşiretleridir. Bir kısmı Arap (Urfa-Mardin civarı, Suriye) ve Ermeni asıllı
(Erzincan civarı, Ermenistan, Azerbeycan) Kürtler de vardır. Onlar da dağınık
ve karmaşık özellikler taşırlar. Hatta Yahudi asıllı (İsrail’de, Kuzey Irak’ta,
Barzanî aşireti) Kürtler bile vardır. Ve tabii Fars asıllı (Hakkâri civarları,
İran) Kürtler vardır. Bu ayıp değildir… Biz gene onları kendimizden
sayabiliriz. Tabii bölücülük ve ayırımcılık yapmadıkça!..


Ama Cemşid Bender
ayırımcılık uğruna M.Ö. 3000’lerden M.Ö. 500’lere kadar Kürtler’e Guti, Kurti,
Kassit, Subari, Mitani, Khaldi, Muşki, Nayri, Kardu, Med gibi devletler
kurduruyor!..


Ve Kürt dönemini
Pers kralı Sirus’un Anadolu’yu işgali ile bitiriyor. Sirus’un Kürt dili ve
edebiyatını çalarak İran halkına malettiğini öne sürüyor!.. Ancak ilk 2500 yıl
içinde bu kadar aktif, bu kadar medeni ve bu kadar güçlü olan Kürtlerin, NEDEN
o tarihten zamanımıza kadar geçen 2500 yıl içinde, bir tek devlet bile
kuramadıklarına hiç değinmiyor!.


Daha önce
kurulmuş olan o şanlı, şerefli, heybetli, haşmetli, muazzam, muhteşem (!) Kürt
devletlerinden neden bir tek bile dikili taş kalmadığını açıklamıyor!..


Öte yandan
TÜRKLER’in NUH Peygamber’den bugüne hiç devletsiz kalmadıkları gerçeğinden söz
bile etmiyor!.. Sadece bu husus dahi bütün Kürt ayırımcı teorilerini çürütmeye
yeter!..


Cemşid Bender ve
Kürt ayırımcılar, “Kürt serdarı” dedikleri Selahaddin-i Eyyübi’ye de sahip
çıkarlar… Kendisi, Selçuklu TÜRK Hakanına bağlı bir bey idi. Öz-be-öz TÜRK’tü!…
Ağabeyinin adı TURANŞAH, kardeşlerinin adı TUĞTEKİN ve BÖRİ idi!.. Dayısının
adı Şahabeddin Mahmud bin TÜKÜŞ idi!.. Annesinin TÜRK olduğu TÜKÜŞ adından
anlaşılır!.. Eşlerinden biri Unar Bey’in kızı Amine TÜRK’tü… İki eniştesi de
Türk’tü!.. Biri Unaroğlu Sadeddin Mesut, diğeri Muzafferüddin GÖKBÖRÜ idi!…
Acem diyarında yaşamalarına, İslam etkisinde olmalarına rağmen, adları TÜRK
damgası taşırdı.. (S. Ahmet Arvasi, Doğu Anadolu Gerçeği, TÜRK Kültürü
Araştırma Enstitüsü, 1983… Bu kitabın yazarı da, ayırımcılara göre Kürttür.
Bizce ülkemizdeki herkes gibi TÜRK’tür.)


Kürt Teavün
Cemiyeti’nin kurucusu ve Kürtçülüğün baş savunucularından Dr. M. Şükrü Sekban,
1933’de Paris’te yayınladığı “La Question Kurde” adlı kitabında, bu adı verdiği
toplulukların TURANÎ yani TÜRK kökenli olduğunu itiraf etmek zorunda
kalmıştır!.. (M. Şükrü Sekban, Kürt Meselesi, 1979 sf.17)


Sosyalist görüşün
temel dayanaklarından biri olan “ilk toplumların anaerkil olduğu” teorisine de
el atan Bender, Kürtler’in ne kadar anaerkil olduğunu anlatmaya çalışıyor.
(Teori, sayı 10)


Ama devlet
kurduğu öne sürülen Kürtler’de kadın liderler için tek bir kelime bile bulunmaz
iken, TÜRK devletlerinde HAKAN’ın yanında HATUN’un yer aldığını, ECE’nin
PRENSES demek olduğunu unutmuş görünüyor!.. Eski Yunan edebiyatını bile
etkilemiş olan Amasya yöresinde yaşamış AMAZON savaşçılarının TÜRK kökeninden
ise, haberi bile yoktur!.. (Adile Ayda, Türklerin İlk Ataları; Edip Yavuz, aynı
eser)


Velhasıl, Cemşid
Bender’in bütün gayretleri boşa gitmiş, “5000 yıllık Kürt tarihi” diye yazdığı
250 sayfalık incecik kitap palavradan ibaret kalmıştır!..


Halbuki bir tek
Osmanlı tarihi için Türk Tarih Kurumu’nun her biri 400-600 sayfa olan 13
ciltlik yayını vardır! Profesör Dr. Bahaeddin Ögel’in “Türk Kültür Tarihine
Giriş” adlı eseri tam 9 cilttir!..


Cemşid Benderin
Tezleri bir çok yönden komiktir; Tekerleği bile Kürtlerin bulduğunu söylüyor.
Halbuki Doğu ve G.doğu’da Kürtlere tuvalet kültürü bile Türk ordusu sayesinde
girmiş, günümüzün modern tuvaletlerini Kürtler tanımışlar. Uydurma Kürt tarihi
yaratmak isteyenlerin uzerinde durduğu bir kavramda Kürdistan Kavramıdır,
oluşturulmak istenen Kürt milliyetine böylelikle bir vatan yaratılacaktı.


Halbuki,
Kürdistan kavramı ilk defa 12. yüzyılda Büyük Selçuklu hükümdarı Sultan Sancar
döneminde kullanılmıştır. Ancak coğrafi bir terim olmanın ötesinde bir anlam
yüklenmemiştir. Kürdistan olarak adlandırılan bölge Kürt nüfusun değil Türk ve
Arap nüfusun egemenliğinde bulunan bir alandır.


Bu alan MÖ 2000
yılından beri Türkleşme süreci yaşamaktadır. 11. yüzyıldan itibaren de Anadolu,
Oğuz boylarının yeni bir göç dalgası ile yeniden adım adım Türkleşmeye
başlamıştır. Doğu Anadolu bölgesindeki yerli halk bu gibi bir çok etnik
unsurdan oluşmaktadır. Ancak bu bölgenin yerli halkı Kürt olarak
tanımlanmamaktadır. Buralarda Kürt varlığına ilişkin tarihsel hiçbir veri de
bulunmamaktadır.


Ortadoğu’da bugün
Kürtlerin yaşadığı bölge 300 yılı aşkın bir süre Sasanilerin egemenliğinde
kalmış, ardından 637 itibariyle Arap hakimiyetine girmiş, 11. yüzyıldan sonra
Selçuklular bölgede hakimiyet kurmuşlardır. 1299’da Osmanlı İmparatorluğu’nun
kuruluşu ile bölgede Osmanlı hakimiyeti kurulmuş, bölgedeki Akkoyunlu ve
Karakoyunlu gibi Türk devletlerinin egemenliği ise 16 yy’a kadar devam
etmiştir.Sasanilerle başlayan, Araplar, Selçuklular, Akkoyunlu ve Karakoyunlu
hakimiyeti ile devam eden 1300 yıllık süreçte Kürtlerin adı bile anılmamaktadır.


Uydurma Kürt ve
Kürdistan tarihi oluşturmak isyenler şuna asla cevap veremezler. Kürtlerin
yaşadığı yerler eski çağdan günümüze en fazla yazılı materyalin bulunduğu bir
bölgedir. Fakat ne bunlarda ne de aynı bölgeyi paylaşan Asur ve Süryani
kültürlerinde bunların ismi geçmemektedir. Mısır, Anadolu, İran
medeniyetlerinde adlarından bahsedilmemektedir. Yine Yunan, Roma kaynaklarında,
Heredot’un, Ptalemaos’un, Strabon’un eserlerinde Kürtlere rastlanmamaktadır.
Ermeni ve Gürcü kroniklerinde yer almamaktadırlar. Hristiyanlığın ilk yayıldığı
yerler Ön Asya olduğu halde, o bölgede birçok halkla irtibata geçen Hıristiyan
misyonerlerin eserlerinde de her nedense Kürt adlı bir halkı görememekteyiz.


Kürt tarihi ve
Kürdoloji çalışmalarının babası Ruslardır, bugün ise Kürdoloji Çalışmaları Batı
ve ABD’ye kaymıştır.


(*) https://www.tahtapod.com/blog/sahte-kuert-tarihi-ve-tarihte-kuert-devletleri-tezi

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER