Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

“Savaş Zirvesi”ne
Karayolları ile DSİ’yi çağırmayacaktık !

Mesud Barzani, sözde bağımsızlık
referandumundan sonra yaptığı ilk söyleşisinde, hayalini kurduğu her şeyin
gerçekleştiğini belirterek; “Artık ölebilirim” dedi.

Çok garip?!..

Zira eskiden, sırf Barzani’nin
hayali gerçekleşsin diye ölür-öldürülürdü insanlar.

Mesela,

24
Ocak1993 günü arabasına konulan bombanın patlaması soncu hayatını kaybeden Uğur
Mumcu
‘nun, “Barzani”ni yüzünden öldürüldüğü
söylenir.

Mumcu’nun “Barzani-Mossad
ilişkisi”
ni deşifre eden bir yazısından 17 gün sonra suikasta
uğraması bu tezi oldukça desteklemektedir.

*

“Uğur Mumcu’nun katili” iftirası yüzünden haksız
yere uzun yıllar cezaevinde yatan gazeteci Mehmet Ali Tekin’in, FETÖ’nün “Selam
Tevhit Kumpası”
mağduru olması…

Kuzey Irak’ta bulunan 36 FETÖ
okuluna, Barzani’nin dokunmaması…

FETÖ ile Barzani arasında bir
illiyet bağı olduğunu apaçık ortaya koyuyor.

*

MOSSAD ve FETÖ ile iş tutan
Barzani’nin CIA ile aynı yatağa girmesi haliyle kaçınılmaz oluyor.

Zaten Barzani’de, CIA ile alenen
iş tutmakta bir beis görmemiş.

Fakat
ne hikmetse bu iş birliği dışarıya genelde “anlaşmazlık” olarak yansıtılmış.

CIA;

“Barzani’yle görüşüyoruz ama anlaşamıyoruz” dedikçe, Barzani hep daha
fazla büyümüş…

Mesela;

2002 yılının Nisan ayında, Almanya’nın başkenti
Berlin’de, gizli bir mekânda, Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Mesut
Barzani, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani ve
sürgündeki 20 kadar Iraklı hukukçu, CIA ve ABD Dışişleri Bakanlığı
yetkilileriyle bir araya gelmişler ve dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam
Hüseyin’in o yılın sonuna kadar devrilmesini kararlaştırmışlar.
 

Nasıl
olduysa, herkesten gizlenen bu toplantıyı dünyaya, Londra’da Arapça yayınlanan
Suudi “Eş
Şark El Avsat gazetesi’
 duyurmuş.

Fakat o da ne?

The Guardian, Suudi Eş Şark El Avsat gazetesinin haberinden kısa bir süre
sonra toplantının Almanya’da
değil, ABD’nin Virgina eyaletine bağlı Williamsburg’daki ‘Perry’ adlı CIA
kampında yapıldığını ortayaçıkardı.

CIA’ya ait bu kampa;

Yabancı
liderlerin, asilerin, teröristlerin ve ajanların “vizesiz” girip-çıkması ve
gayrı resmi toplantıların burada düzenlenmesinden dolayı “çiftlik” deniliyormuş.

The Guardian’ın haberine göre;

ABD’nin Irak’taki uşakları Barzani ve Talabani
mahut toplantıda, Erbil ve Süleymaniye’de kurulacak CIA istasyonları için güya
Amerika’nın ödemeyi düşündüğünden çok daha fazla para istemiş

Dünyayı
sömürmeye alışkın olan ABD’nin istihbarat servisi CIA, hazırlıksız yakalandığı
fazla para talebini “güven
eksikliği”
 diye algılamış, söz konusu toplantının
başarısızlıkla sonuçlandığını açıklamıştı.

Allah’tan toplantı başarısız
olmuş, düşünsenize, bir de başarılı geçse ne olurdu kim bilir?

Zira,

“Almanya’da yapıldı” denilerek hedef saptırılmaya
çalışılan sözüm ona “sır
toplantı”
dan birkaç ay sonra, en son 1996’da toplanan Kürt
Parlamentosu
, 6 yıllık aranın ardından Erbil’de toplanarak;

“parlamento başkanlığı” ve “federe
devlet başbakanı”
 seçimlerini yaptı.

Merhum Necmettin
Erbakan
 idaresindeki Türkiye Cumhuriyeti devletinden
çekindikleri için bir türlü toplanma cesareti gösteremeyerek, 6 yıldır atıl
vaziyette bekleyen Kürt Parlamentosu bir anda “işlerlik” kazandı ve
çalışmaya başladı.

Kürt
Parlamentosu’na ilk kutlama mesajı gönderen ise dönemin ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell
 oldu.

Eski
Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın eşi Danielle Mitterrand’ın  “onur
konuğu”
 olduğu toplantıda, Barzani bir konuşma yaparak;

Ecevit
başbakanlığındaki Türkiye’ye “Tehlikeli değiliz” mesajı
gönderdi.

*

Kürt
Parlamentosu’ndaki bu ani toplantının ardından Türkiye derhal teyakkuza geçmiş,
Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı’nda “acil” kodlu zirveler
yapılıyor, takınılacak tavır, alınacak tedbirler belirlenmeye çalışılıyordu.

Dönemin “kartel” gazeteleri
durumun ciddiyetini hükümetten önce idrak etmiş;

“Kürt devleti fiilen kuruldu”, “Bunun adı bal gibi
devlet”, “Kürdistan alarmı”, “Kürt devletine adım adım”
 şeklinde manşetler
atadursun…

Hükümet;

Başbakan
Ecevit’in müsteşarı Füsun
Koroğlu
 riyasetinde, Başbakanlık’ta adeta dalga geçer gibi “Savaş
Zirvesi”
 düzenliyor, toplantıya;

“TEAŞ, TEDAŞ, Karayolları, Afet İşleri ve DSİ”nin üst düzey yöneticilerini
çağırıyordu.

Ayrıca, olası bir gelişmeye karşı
hazırlıklı olabilmek için Kızılay Başkanı ile Sivil Savunma Genel Müdürü de
toplantıdaki yerini alıyordu.

Belli ki;

Kuzey
Irak’taki bu gelişme Türkiye’de “deprem etkisi” yaratmış…

Yürümekten bile aciz bir başbakan
olan Ecevit’in müsteşarı;

sınırımızdaki “Korsan
Devlet”
 tehdidini, “Doğal Afet” olarak
tanımlıyordu.

Aksi halde,

Karayolları,
Afet İşleri ve DSİ” 
gibi kurumların idarecileri ne diye
çağırılsın ki?

*

Garabet, “Savaş
Zirvesi”
yle kalsa gene iyi…

Aynı
gün, Çankaya Köşkü’nde, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında yapılan
ve yalnızca “Irak’taki
gelişmeler”
in görüşüldüğü ikinci zirveye ise Başbakan Bülent
Ecevit ve bazı bürokratlar katılırken,

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile koalisyonun diğer ortağı
ve o sırada İstanbul’da olan Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’nin
katılmamasıydı.

Belli ki, Sezer ve Ecevit
telaştan, koalisyon ortağı olan iki lideri çağırmayı unutmuştu.

*

Koalisyon ortaklarının bir araya
gelmemesi…

TEAŞ,
TEDAŞ, Karayolları, Afet İşleri ve DSİ gibi kurumların yöneticileriyle yapılan “Savaş
Zirvesi”
 Barzani’yi korkutmamış olmalı ki;

Türkiye tavır koyana kadar,
Barzani kendi anayasasını yazmıştı bile.

*

Bu “oldu-bitti”den
sonra Türkiye’yi teselli etmek;

“Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulması ihtimali
bulunmadığını, dolayısıyla Türkiye’nin kaygılanmasına gerek olmadığını”
 söyleyen, ABD
Savunma Bakanlığı Başdanışmanı Richard Perle
’e düşmüştü.

Sonuç malum!

Biz kaygılanmadıkça, Barzani
referanduma giden yolda emin adımlarla ilerledi ve bugünlere gelmiş olduk.

Evet!

Yazıdan da anlaşıldığı gibi;

Irak
Kürt Bölgesi Lideri Mesut Barzani’nin “hayalim” dediği 25
Eylül’deki korsan referandumunun temeli, CIA’nın organize ettiği “vizesiz” bir
ABD ziyaretinde atılmış.

*

Kim
bilir, “28
Şubat”
 adlı “irtica kılıflı” o meş’um
darbe süreci yaşanmasaydı..

Milletin oylarıyla seçilenler
iktidardan alaşağı edilmeseydi…

Hükümeti
elde bulunduranların katılması gereken “savaş zirvesi”

TEAŞ, TEDAŞ, Karayolları, Afet İşleri ve DSİ gibi kurumların atanmış
bürokratları katılmasaydı…

Başımızda “Yunan
şiiri”
 yazan Bülent Ecevit gibi bir lider yerine,
Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi, bu ülkenin destanını yazan biri olsaydı…

Barzani, 25 Eylül’deki korsan
referandumu hayal bile etmeyecekti.

*

Hadi diyelim tüm bunlar olupbitti…

Sırf bir şiir okuduğu için meclise
giremeyen Recep Tayyip Erdoğan’ın ısrarına rağmen, devşirme Ak Partililer
yüzünden kabul edilmeyen “1 Mart Tezkeresi” geçse, yine bunlar olmayacaktı.

*

Türkiye olarak karşı karşıya kaldığımız
bu sorun;

“Dışarıda yangın varken, evine kapanıp saç
taramayı”
 tercih
eden eski Türkiye kalıntısı basiretsiz siyasetçilerin mirası.

Eminim, Ekim 2002 yılında,
Türkiye’de bugünkü gibi; milletin oylarıyla iktidara gelmiş, gücünü bu ülkenin
ordusundan, polisinden, köylüsünden, kentlisinden alan Recep Tayyip Erdoğan
gibi bir liderimiz olsaydı,


































































































































































Barzani
bugün, Namık Kemal’in “hayal” kurmak ile ilgili
sözlerini ezberliyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış