Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Kürt hareketi içindeki bazıları her seferinde bu zokayı yutuyor

HDP lideri Selahattin
Demirtaş, Express dergisinin Eylül sayısında derginin sorularını yanıtladı.

Edirne Cezaevi’nde tutuklu
bulunan HDP lideri Selahattin Demirtaş, Express dergisinin Eylül sayısında
derginin sorularını yanıtladı.

Türkiye’ye en büyük tehdidi
oluşturan geçmişten bu yana AKP-FETÖ ortaklığıdır”
 diyen Demirtaş, “Bir gün
FETÖ’cülerle birlikte olanlar ve besleyenler de yargıda hesap
vereceklerdir”
 ifadelerini kullandı.

Darbe girişimi için “15
Temmuz’da gerçek bir darbe girişimi olduğundan kuşku yok. Ancak bu darbe
girişiminin önceden istihbaratının alındığı, darbeci gruplarla önceden
pazarlıklar yapılarak darbeden vazgeçirildikleri, bu şekilde FETÖ’cü güruhun
mal gibi ortada bırakılarak darbe teşebbüsüne girişimlerinin ve başarısız darbe
girişimi nedeniyle tümden tasfiyelerinin planlandığı anlaşılıyor

diyen Demirtaş, Öcalan’ın yerine geçmeye çalıştığı iddiaları için şunları
söyledi:

“Özellikle havuz
medyasının psikolojik harp çerçevesinde yaptırdığı sipariş haber ve yorumlarla
benim devletle muhataplık açısından Abdullah Öcalan’ın yerine geçmek istediğim
spekülasyonları yapılıyor. Maalesef Kürt hareketi içindeki bazı kesimler de her
seferinde bu zokayı yutarak benim samimiyetimi sorgulamaya kalkıyorlar”.

İşte o röportajın bir bölümü:

 

“FETÖ-PDY” üyesi ya da destekçisi olmakla suçlanarak on binlerce
kişi cezaevine kondu. Cumhurbaşkanının, hükümet üyelerinin ve iktidar
medyasının FETÖ-PDY-DHKPC-HDP-PKK’yi iç içe geçirerek, ısrarla ilişkilendirerek
bir arada anmasına ne diyorsunuz?

Toplumu korkutarak, sanki
gerçekte devletin bir beka sorunu varmış gibi göstermek adına tehdit alanını
olabildiğince büyük ve canlı tutmaya çalışıyorlar. HDP’yi terör kavramı ile
birlikte anmak ciddi bir manipülasyon ve algı operasyonudur. Türkiye’ye en büyük
tehdidi oluşturan geçmişten bu yana AKP-FETÖ ortaklığıdır.

15 Temmuz davalarını izleyebiliyor musunuz? Duruşmalardaki
ifadeler ve aradan geçen bir yıl zarfında ortaya çıkanlar, yazılıp çizilenler
ışığında 15 Temmuz’da olan “şey”i nasıl tanımlıyor, nasıl yorumluyorsunuz?

15 Temmuz’da gerçek bir darbe
girişimi olduğundan kuşku yok. Ancak bu darbe girişiminin önceden
istihbaratının alındığı, darbeci gruplarla önceden pazarlıklar yapılarak
darbeden vazgeçirildikleri, bu şekilde FETÖ’cü güruhun mal gibi ortada
bırakılarak darbe teşebbüsüne girişimlerinin ve başarısız darbe girişimi
nedeniyle tümden tasfiyelerinin planlandığı anlaşılıyor. FETÖ, AKP ile
işbirliği içerisinde iken de Türkiye’de demokratik muhalefete büyük zararlar
verdi. AKP ile yollarını ayırdıklarında da yine Türkiye ve demokratik
muhalefete büyük zararlar verdi. Bunları besleyen büyüten de Erdoğan ve AKP’nin
kendisidir. Bir gün FETÖ’cülerle birlikte olanlar ve besleyenler de yargıda
hesap vereceklerdir.

CHP’nin Adalet Yürüyüşü’nün zamanlamasını ve çerçevesini nasıl
yorumluyorsunuz? Bu yürüyüş nasıl bir siyasal iz bıraktı?

Toplum genelinde geç kalınmış
bir hamle olarak eleştirilse de genel olarak adalet arayışı çerçevesinde,
ekseriyetle destek gördüğü anlaşılıyor. Bu tür hamlelerin devamı gelmezse ya da
çıta düşürülürse sırf toplumda birikmiş gazı alma misyonuna dönüşmüş olur.
Önemli olan bundan sonra kesintisiz bir şekilde ne yapılacağıdır.

Adalet Yürüyüşü’nü HDP’nin Adalet ve Vicdan Nöbeti izledi. CHP’nin
yürüyüşüne müdahale olmazken HDP’nin gerek Diyarbakır gerekse İstanbul’daki
nöbetleri abluka altına alındı. Bu ablukayı nasıl yorumluyorsunuz?

HDP’ye ve önceki partilerimize
siyasi tarihimiz boyunca hep ayrımcılık yapıldı. Kürtlerin öncülük yaptıkları
bütün hamleleri terörize etmek resmi bir devlet politikasıdır. Aslında adalet
diyerek yürüyen Kılıçdaroğlu’nun HDP nöbetini ziyaret ederek ablukanın
kaldırılmasını istemesi lâzım. Adaletse, hepimiz için olmalı.

“HDP ve CHP birbirlerini eleştirmeyi erteleyebilirler” dediniz.
Bunu söylemekteki muradınızı açar mısınız?

Referandumla birlikte oluşan
“Hayır” cephesinin demokrasi blokuna dönüşebilmesi gerekiyor. Stratejik
ittifaklar yapılmasa bile, taktik işbirlikleri için eksik yanlarımızın değil,
ortak yanlarımızın ön plana çıkarılması gerekiyor.

Milli Eğitim Bakanlığı yönetiminin fiilen Bilal Erdoğan’a bağlı
vakıflara devredilmesi, müfredatın dinselleşmesi –evrim teorisinin çıkarılması,
“cihad”ın eklenmesi–, müftülere ve imamlara nikâh kıyma yetkisi verilmesinin
TBMM gündemine getirilmesi gibi, laikliğin –mevcut halinin eleştirisi bir yana–
lağvedilmesi yönündeki seferberliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP ideolojik bir yaklaşımla
dinci bir devlet yapılanmasını gerçekleştirmek istiyor. Aslında buna İslami
devlet demek çok da doğru bir tespit olmaz. AKP kendi dinini ve ucube kültürünü
devlette hakim kılmaya çalışıyor. Bu çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Buna karşı
her yerde inanç özgürlüğüne ve laikliğe sahip çıkmak gerekir.

AKP MKYK üyesi Ayhan Oğan’ın “Yeni bir devlet kuruyoruz. Kurucusu
da Tayyip Erdoğan’dır” açıklamasını ve AKP yöneticilerinin bunu tevil etmeye
çalışmasını nasıl yorumluyorsunuz? Sözü edilen “yeni devlet” nasıl bir devlet,
siz nasıl tanımlarsınız?

Tek adam yönetimine dayalı,
otoriter, dinci, neoliberal; doğa, emek ve kadın düşmanı olan, hukukun
üstünlüğünün ortadan kaldırıldığı, milliyetçi bir devleti kastediyor Ayhan
Oğan. Söyledikleri herkesin bildiği milli bir sırrın açık yüreklilikle
itirafından başka bir şey değil. Her biatçı AKP’linin gönlünde böyle bir devlet
yatar. Bunu açıkça dillendirmekten ve suyu bulandırmaktan korkarlar sadece.

30 Temmuz tarihli Özgürlükçü Demokrasi gazetesinde yayınlanan Barışı Kurmak başlıklı yazınızda,
“benim rolüm ve misyonum savaşı büyütmek değil, barışı kurmaktır” diyorsunuz. O
yazı, size yapılan eleştirilere cevaben kaleme alındığını düşündürüyor. Öyle
mi? Öyleyse, muhataplarınızın eleştirileri neler? Tarif ettiğiniz rol ve
misyonun gerçekleşmesi için nasıl bir rotanın çizilmesi gerekiyor?

Özellikle havuz medyasının
psikolojik harp çerçevesinde yaptırdığı sipariş haber ve yorumlarla benim
devletle muhataplık açısından Abdullah Öcalan’ın yerine geçmek istediğim
spekülasyonları yapılıyor. Maalesef Kürt hareketi içindeki bazı kesimler de her
seferinde bu zokayı yutarak benim samimiyetimi sorgulamaya kalkıyorlar. İçerden
ve dışardan yapılan eleştirilere verilen bir cevaptır. Barış inşa etmek,
demokratik siyaset ile birlikte bütün toplumsal muhalefet kesimlerinin ortak
görevidir. Bunun için de ciddi bir barış ve demokratikleşme programına ihtiyaç
vardır. Geniş toplumsal kesimlerin desteğini de alabilecek kısa, orta ve uzun
vadeli eylem planlarını da içeren makûl bir demokrasi ve barış için mücadele
eylem planı hazırlanmalı, hayata geçirilmelidir.

Sarayın “masayı devirdik” beyanından beri iktidarın Kürt sorunu
konusunda izlediği rotada bir değişiklik olması mümkün mü?

Bu parametrelerde imkânsız
olduğunu söyleyebiliriz.

Irak Kürdistanı’nın önümüzdeki ay bağımsızlık referandumuna
gitmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Güney Kürdistan’ın kaderini,
orada yaşayan halk kendisi belirler. Geriye kalan her kesimin de buna saygı
duyması gerekir. Ancak biz arzu ederiz ki Kürdistan bölgesindeki kardeşlerimiz
tam bir ulusal ittifak içinde ve parlamento kararı ile referanduma
gidebilsinler. Her halükârda karar kendilerinindir. Sonuç ne çıkarsa çıksın biz
onların yanında olacağız.
























































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış