Aşiretlerin,
şeyhlerin; siyasi, kültürel ilişkilerinin yanı sıra feodal ilişkileriyle oluşturdukları
sermaye hareketliliği, mülkiyet sahipliği, siyasi ilişkilerine paralel olarak
ve bu ilişkilerinden yararlanarak oluşturdukları şirketler, kuruluşlar ciddi
birer ‘kara para’ aklama olanağı sağlamaktadır. Kürt kökenli yurttaşların İskân
Kanunu’yla, topraklandırılmasını, sermaye kesiminin varlıklarının gaspı olarak
nitelemek; köylünün artı emeğinden sömürülmesini de, sermayenin toprak ve köylü
üzerindeki tasallutunu da reddetmek anlamına gelmektedir. “2510 sayılı İskân
Yasasını, “Bu kanun İskân Kanunu değil, Mecburi İskân kanunudur. Sürgün
kanunudur. Merkezi otorite, Kemalist iktidar her türlü devlet olanaklarından
yararlanarak aşiretleri, şeyhleri, ağaları, aileleri, mallarını ve mülklerini
de ellerinden alıp çoluklarıyla çocuklarıyla jandarma dipçiği refakatinde
sürgüne göndermekte” diye niteleyen İsmail Beşikçi, ağaların, reislerin,
şeyhlerin sürgün edilmesinin nedeninin sömürücü olduklarından değil, yönetime
alternatif olduklarından kaynaklandığını belirtmiştir. İsmail Beşikçi kitabını,
2510 sayılı yasanın zorunlu iskân yasası olduğunu kanıtlamak amacıyla yazdığı
ve yalnız bu özellik üzerine kurguladığı için, kendisi yasanın diğer yönlerini
ele almadığı gibi, ele alan araştırmacıların tümünü de suçlamaktadır. Bu
yasayla tüm Kürtlerin asimilasyona tabi tutulduğunu iddia eden Beşikçi, büyük
toprak birikimlerinin iskân edilenlere dağıtılacak olmasını, “varlıklı
kesimlerin topraklarının gaspı” olarak nitelemekte ve bu kesimler için “egemen
sınıflar” deyimini kullanmanın yanlış olduğunu öne sürmektedir. ”


Hâkimiyet
Toprak Ağalarında


Türkiye’de
kapitalist üretim ilişkilerinden doğan, eşitsiz mülkiyetler: “egemen sınıfın”
köylünün üzerinden kazanması ve köylüyü/işçiyi kapitalizmin doğasında ezmeyi
doğurmaktadır. Örneğin, Çukurova’da, toprak ağalığı ileri düzeydedir. Ve bu
toprak ağalarının düzenleri hiçbir zaman bozulmaz. Çünkü kendileri ya da
kendilerinden olan feodal kırıntılar her zaman karar mercilerinde yer alırlar.
“Kapitalist üretim ilişkilerinin hâkim olduğu Çukurova’da, belli başlı toprak
ağaları şunlardır: Talip Aksoy, Niyazi Aksoy, İzzettin Özgiray, Mustafa Paksoy,
Ahmet Cevdet Çamurdan, Hilmi Çamurdan, Rafet Milli, Mithat Milli, Turgut
Yeğenağa, Rıza Tekeli, Sakıp Sabancı, Ahmet Sapmaz, Rızvan Eliş, Arif Yaltır,
Tahsin Sırkıntıoğlu, Şadi Çelik, Mahmut Karabucak, Tevfik Ramazanoğlu, Kadir
Ramazanoğlu, Temur Ursavaş, Bozkurt Ursavaş, Hacı Bozdoğan, Niyazi
Cevheribucak, Durdu Avşar, Özdemir Özler, Mahmut Kibaroğlu, İlhan Dural, Hacı
Osman Güleç, Rifat Korkmaz, Hasan Yeşil, Faik Eker, Tevfik Coşkun… Toprakla
birlikte çoğununun Adana’da yahut diğer yerlerde fabrikaları vardır. İçlerinde
arsa spekülasyonu yapanları bile vardır. Adana’nın içindeki boş arsaların hemen
hepsinin Akdeniz fabrikası sahibi M.N. Sabuncu’ların olduğunu herkes bilir.
Yukarıda adı geçen ağaların ya kendileri ya da çoğu zaman bir yakınları mutlaka
mebustur. Ağalar, kendilerinin veya temsilcilerinin mebus seçilmesi için bol
para harcarlar. Seçilen siyasi temsilci, o ağanın hükümet kapısındaki işlerini
takibe memur ve mecburdur.


Ağaların
dünkü ve bugünkü siyasi temsilcileri de, üç aşağı beş yukarısıyla şöyledir:
Kemal Satır, Ahmet Topaloğlu, Kasım Gülek, Cavid Oral, Ali Rıza Güllü, Fazıl
Güleç, Metin Topaloğlu, Galip Avşaroğlu, Cevdet Akçalı, Selahattin Kılıç,
Mehmet Ünaldı, İbrahim Tekin, Bekir Tünay, Tahir Yücekök, Melih Kemal
Küçüktepepınar, Kazım Bozdoğan, Kemal Çetinsoy, Mahir Boytak, Ali Sepici,
Hikmet Savatlı, Saim Karaömerlioğlu, M. Nuri Ademoğlu, Erdoğan Özlüşen…
İhtilaller olur, iktidarlar değişir, bunların düzenleri hiçbir zaman bozulmaz,
işleri aksamaz! Banka kredileri bunlar içindir. Devlet harcamaları bunlara
yapılır. ” Yine, Van’da Burukan aşireti özelinde, “Toprak unsuru işe karıştığı
oranda feodal ilişkiler görülmekte hatta giderek aşiret sistemini
zorlamaktadır. Bu bölgelerde aşiret reisi veya kabile reisinin kimliğine bir de
ağalık eklenmektedir. Aşiret reisi ve onun altında bulunan kabile reisleri veya
ileri gelenleri en çok sürüye sahip olmanın yanı sıra en çok toprağa da
sahiptirler. Reiska kabilesinin ve aynı zamanda Burukan aşiretinin reisi olan
Kinyas Kartal, Kırmıskı kabilesinin lideri Mehmet Eryiğit, Kerka’ların lideri
Ali Çavuş, bunlardan bir kaçıdır… Büyük toprak sahibi kişilerin sayısı 20 –
30′u geçmez. Bunlar aşiretin en zengin ve en üst tabakasında yer alırlar.
Modern tarım araçlarına sahip olan aileler kısmen de olsa şehire yerleşmiş,
şehirde siyasal alanda olduğu gibi sosyal ve ticari alanlara da el atmış nüfuz
sahibi ailelerdir. Kabile reisleri ve aşiretin ileri gelenleri bu tabaka içinde
yer alırlar. Bu kesimin köydeki işlerini çoğunlukla kendi adlarına tuttukları
temsilcileri yürütmektedir. ”


Hükümetlerle
her daim araları iyi olan ve iş potansiyelinde, sermaye birikiminde epeyce
sermaye sahibi olan aşiretlerden Beritanlılar; Ecevit döneminde, kendi aşiretine
yaklaşık bin adet konut yaptırarak, yerleşik yaşama geçmiştir. Beritanlılar,
Bülent Ecevit’le sıkı dostluğu olan Ali Yazıcı’nın çabalarıyla 1978 yılından
sonra artık yerleşik yaşama geçme anlayışını başlatmıştı. Aşiret içinde ‘efsane
adam’ olarak anılan Yazıcı, bu doğrultuda “Beritanlılar Tarımsal Kalkınma
Kooperatifi”ni kurmuştu. Aşiret üyeleri için yaklaşık bin adet konut
yapılmıştı. 2000 yılında ölen Ali Yazıcı’nın ölümü üzerine kooperatif
başkanlığına oğlu Fazıl Yazıcı getirilse de, daha sonra kooperatifin başına
işadamı olan Musa Yeşiltaş seçilmişti. Yeşiltaş, başkanlığa seçilme sürecini
şöyle anlatmıştı: “Gaziantep’te önemli oranda iş potansiyeli olan bir
işadamıydım. Hayvancılıkla uğraşıyordum. 2001 yılı kooperatif seçimlerinden
önce Beritan aşiretinin bir kooperatifi olduğunu, bir başkanın olduğunu
öğrendim. İçerik olarak bundan bilgim olmadığı gibi üye de değildim. Ama aşiret
gelip beni davet etti. Bunun üzerine aday oldum ve kazandım. ”


Aşiretler
ve Şirketleri


Türkiye
genelinde, aşiretlerin kurdukları şirketler, gazeteler, petrol istasyonları ucu
bucağı olmayan bir sermayenin hâkimiyeti demekti. Aşiretler bunları, siyasal
ilişkilerinden, rant kaynaklarının paylaşımından elde ettiği söylenebilir.
Belli başlıları şöyledir: Ağrı: Selahattin Beyazıt, Santral Dikiş AŞ’yle turizm
ve yayıncılık yapan on şirket, İbrahim Çeçen, Ankara’da Çeçen Şirketler Grubu
(İnşaatçılık ve Müteahitlik), Adnan Güngör: Güngör Tekstil, Adıyaman: Dengir
Fırat, Mersin’de narenciye ticareti, nakliyatçılık ve dış ticaret yapan şirketler,
Batman: Aydın Baran, Ankara’da Emperyal Oteli ve iki büyük benzin istasyonu,
Fikret ve Süleyman Güneş, İstanbul’da iki fabrika ve gayrimenkul, A. Kadir
Ayhan, Renault Ana Bayii ve birçok şubesiyle karayolu nakliyatı, Mustafa Oran,
İstanbul’da Oran Oteli ve denizyolu nakliyatı, Hayrettin Özdabakoğlu,
İstanbul’da Mercedes Ana Bayii, Bayburt: Aydın Doğan, Milliyet’le Meydan
Gazeteleri, Milpa ve Miltur. Bedrettin Dalan, Türkmen Kadife’de hissedar,
inşaat ve müteahitlik hizmeti veren bir şirket. Bitlis: Mazhar Olcay,
İstanbul’da Olcay otelleri, Erdoğan Behzat Nazırzade, Nazırzadeler konfeksiyon,
Necmettin Bitlis, İstanbul’da Bitlis Holding’le Polisan, İzmir Kimya ve üç
şirket, Memduh Kilerci, Kilerci Uluslararası Nakliyat AŞ, Yasin Barutçu,
Ankara’da inşaatçı ve müteahhit, Küfrevi Ailesi, Uteksport.


Diyarbakır:
Halis Toprak, Toprak Holding, Toprak Kağıt ve Toprak Seramik’le 17 şirket, Ağa
Ceylan, Antalya’da sinema tatil köyü, Ceylan İnşaat, Cey Reklam ve
organizasyon, Ahmet ve Mehmet Onur, Onur inşaatla İstanbul, Ankara ve İzmir’de
iş hanları, Mehmet Salih Tatlıcı, Mut Denizcilik, Cihan batarya, Tatbank ve
dört şirket, Mustafa Tatlıcı, Atlas döviz, HB uluslararası inşaat ve iki
şirket, Şehmus Tatlıcı, Şetat İnşaat, Şetat borsa menkul değerler ve üç şirket,
Ceylan Pirinççioğlu, VİP Turizm AŞ, Mehmet İçkale, İçkale inşaat ve İçkale
Oteli, Ahmet ve Cengiz Sinanlı, İnşaatçı ve nakliyatçı, Atilla Önen, Ankara’da
müteahhit ve inşaatçı. Elazığ: Zühtü Şenyuva, Banat Diş Fırçaları, Beytam
Pazarlama AŞ ve iki şirket, Cahit Aral, Aral ticaret AŞ, Erzincan: Hasan
Kahraman, İstanbul’da Haskar Lastik Ana Bayii ve bir çok şubesi, Ömer Fırat,
Kartal’da Doğu market, Erzurum: Oğuz Gürsel, Kiska Holding, Kiska İnşaat ve 12
şirket, Ali Rıza Kuşkay: Kuşkay Müteahhitlik AŞ, İbrahim Polat, Polat Holding,
Polat İnşaat, Ege Seramik ve dört şirket, Fikret Evyap, Evyap Temizlik
Gereçleri AŞ, Cemil Uğurlu, Ankara’da Çalışkan Kardeşler Petrol Bayiliği ve
kömür ticareti, Refik Baydur, Timsan inşaat ve dört şirket ortaklığı, Hakkâri:
Abdülaziz Zapsu, Azizler Holding, Kars: Celal Keki, İstanbul’da Ses şirketler
grubu (inşaat ve iç-dış ticaret), Muhsin Yıldız, Türkmak, Malatya: Korkut Özal,
Özba Petrol, Aköz, Özba Vakfı ve altı şirket, Ahmet Özal, Magic Max ve Vip Air,
Efe Özal, Manjinal Menkul Değerler AŞ, Mustafa Süzer, Süzer Holding, Taksim
Tic. İş Merkezi inşaatı ve dokuz şirket, Aletin Kaya Çağlayan, Mekan Yatak San.
AŞ, Masen İnşaat, Mekan Pazarlama AŞ, Opaş AŞ, ve altı şirketle yaklaşık on
milyon metrekare arazi, Mustafa Kemal Derinkök, Nikoz Holding, Bemis Mısır San.
AŞ, Kariş Yün Fabrikası ve altı şirketle yaklaşık yüz milyon metrekare arazi ve
Malatya’daki kayısı ağaçlarının yüzde 20’si, Davut Kölü, Boğaziçi İplik ve
Dokuma AŞ, Boğaziçi Pazarlama AŞ, Dilkum AŞ ve inşaat müteahhitlik hizmeti
veren bir şirket, Vahdet Doğan, Türk Kablo’da hissedar, Çetin Palancı,
Kuruyemiş Malatya Pazarları, Ali Oğuz Atay, Fax Tekstil, Mahmut Çalk, İpaş
Tekstil AŞ, Şahin Zapçı, Antalya NO Otelleri, Vahap Çelebi, Çelebi Kundura,
Mehmet Kulp, Zeytinburnu’nda iş merkezi inşaatı ve çimento fabrikası, Aziz
Birsin, Star Motor AŞ ve ticaret yapan üç şirket, Yalçın Korel, Darphane’ye
bozuk para kalıbı hazırlayan bir işletme, Turan Tuna, Tuna Çelik Mobilya,
Mardin: Musa ve Rasim Cihaner, Cihaner Deri, Cihaner Şirketler Grubu, Beşir
Hama, Martu ve Marteks, Bedii Esnan, MArbaş Menkul Değerler AŞ, Muş: Ahmet
Bahçıvan, Pemsan AŞ, Macit Bahçıvan, Bahçıvan Pazarlama AŞ ve Bahçıvan Gıda AŞ,
Zihni Kalsın, Kalsın Holding, Fırat Oto ve sekiz şirket, Tunceli: Ali Haydar Veziroğlu,
İnşaatçılık ve müteahhitlik yapan şirketler, Seyit Ali Gündüz, Gündüz Deri AŞ,
Urfa: İbrahim Tatlıses, Tatlıses Turizm, Sedat Aloğlu, Feniş Holding, Feniş
İnşaat, Epaş, Feniş Alüminyum ve beş şirketle yurtdışındaki şirkette hissedar,
Hikmet Bozanoğlu, Bozanoğlu şirketleri, Van: Yalım Erez, Haznedar Tuğla ve dört
şirket, Dündar Altay, Altay Menkul Değerler AŞ. Ayrıca, Himet Gürel, DYO’da
hissedar ve Fatih Kamyon Nakliyatıyla benzin istasyon şubeleri. ”


Siirli
Seyyid’in Oğlu Patron Ethem Sancak


AKP iktidarıyla
birlikte yıldızı parlayan, medya sektörüne giren Ethem Sancak’ın, Siirtli
Seyyidlerden birinin oğlu olduğu bilinmektedir. Toprak mülkiyet ilişkilerini de
salt mülkiyet ilişkilerine bağlamakta ve toprak bölünmemeli demektedir. Elbette
bu seyyidlik ilişkilerinin devamlılığı açısından bir yaklaşım olabilecektir.
Ethem Sancak’la ilgili şunlar söylenebilir: “Siirtli Seyyid Abdülhakim
Sancak’ın oğlu Ethem Sancak’ın 1000 kişilik “ailesi” varmış; Ethem Sancak,
üniversite yıllarında Maocu Türkiye İşçi Köylü Partisi (TİKP) üyesidir ve
örgütlenmeden sorumludur; gençleri örgütler, Aydınlık gazetesinde çalışır. 12
Eylül 1980 darbesinde askerdedir; arkadaşları tutuklanır ama Sancak’a bir şey
olmaz. Askerlikten sonra iş hayatına atılır ve 1980’lerin ortasında, ortağı
olduğu Es Ecza Deposu Türkiye’nin en büyük 5 ecza deposundan biri olur. 1992’de
Es’le ilişkisini kesip Hedef Ecza Deposu’nu kurar; 1998’de şirket, piyasanın
%40’ına egemen duruma gelir. 2000’de çokuluslu Alliance UniChem’le ortak olan
Sancak’ın şirketinin adı Hedef Alliance olur. Daha sonra Hedef’in 1hisselerini
Alliance UniChem’e satarak 2002’de, Şanlıurfa’daki 1999 yılında kurulan Koç-Ata
Çiftliğine ortak olur. 2004’te hissesini Koç’a satarak, Denizli, Acıpayam’daki
22 bin dönümlük devlet üretme çiftliğini 30 yıllığına Tarım Bakanlığı’ndan
kiralar ama Denizbank’ın Ata-Sancak’a verdiği 2,5 yıl ödemesiz, 8,5 yıl vadeli
30 milyon dolarlık finansman kredisi Türkiye bankacılık sektörünün bugüne kadar
tarım ve hayvancılık alanında özel sektöre verdiği en büyük kredi olarak dikkat
çeker. Ortağı Ata Grubu’ysa, Burger King lokanta zincirini Türkiye’ye
getirmesiyle tanınıyor (1995); ayrıca inşaat, fast-food ve finans sektöründe
faaliyet gösteriyor. Ukrayna, Kazakistan, Bulgaristan, Mısır gibi ülkelerde de
faaliyeti olan Sancak grubu, Kanal 24’le medya sektörüne girer ve Sabah-ATV
ihalesine de teklif verir. Ethem Sancak’a göre, tarımdaki verim düşüklüğünün en
önemli nedeni miras yoluyla toprakların bölünmesiymiş; oysa Osmanlı’da bütün
topraklar padişahınmış ve padişah bunları kullanıcılara veriyormuş, Cumhuriyet
yönetiminin bir zaafı da toprakta mirası kabul etmesiymiş. Devam ediyor: “Bir
fabrika sahibi öldüğü zaman, fabrikayı çocukları arasında üçe bölüyor musunuz?
Bölerseniz fabrika olmaktan çıkar. Toprak da bir fabrikadır. Bunu bölmemek
lazım… Cumhuriyet kurulduğundan beri büyük toprak sahiplerinin nasıl küçük
köylülerin topraklarına ve hazine arazilerine el koyarak büyük mülkiyetlerini
pekiştirdiği” ortadayken… ”


Vatikan’dan
‘Üstün Hizmet’e Madalya: Aşiretler Kapitalizmle Var Olur!


Doğu’da
Heylan-i Kebir aşiretiyle, Gaydimen aşiretleri arasındaki kan davasını bitiren,
mermer ticareti yapan Sait Ali Bayrak; Vatikan’dan üstün hizmet madalyası
alıyordu ve PKK terörünün bitmesi için de arabuluculuk yapabileceğini ifade
ediyordu: Elazığ’da mermer ticareti yapan evli ve 3 çocuk babası 37 yaşındaki
Sait Ali Bayrak, 2001 yılında kentte kendi aşireti olan Heylan-i Kebir’le
Gaydimen aşiretleri arasında yaklaşık 100 kişinin ölümüne neden olan ve
yıllardır süren kan davasını bitirdi. Bu olayı öğrenen Papa 16. Benedikt,
Bayrak’a Vatikan’ın ‘Üstün Hizmet’ madalyasıyla ödüllendirildi. Madalya,
Vatikan’ın İstanbul Temsilcisi Kardinal Candnico George Marovich tarafından
verildi. Birleşmiş Milllet tarafından da ‘Barış Elçisi’ olarak ödüllendirilen
Bayrak, PKK konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu söylemişti. Bayrak:
“Silahların susması için ne gerekirse yapmaya hazırım” demişti. PKK terör
örgütü başkanı Zübeyir Aydar’la telefonda görüştüğünü ve Murat Karayılan’la da
Kandil’de bir araya geldiğini söylüyordu.


“Bizim
köylüler (Banaz) ağaları Hacı Emir’i Cumhuriyet’e şikâyet etmişler. Cumhuriyet
de ağayı sürgüne göndermiş. Ağa da evini, iki eşini ve çocuklarını bir kamyona
yükleyip İzmir’e göçmüş. Akıllı bir adam olduğundan, yerleştiği İzmir
Polatlı’da da tarla tapan sahibi olmuş. Ekonomik durumu iyileşmiş. ” Görüldüğü
gibi, ağaların mülkiyet ilişkilerine hiçbir zaman zarar gelmemiştir. Feodal
bağlılıkları, onları: köylüyü sömüren, toprağı arzu ettiği gibi işleyip üretim
ilişkilerine katılan, zorba yöntemlerle ekonomik hâkimiyeti sağlayan bir
kimliğe büründürmüştür.


Aşiretlerin
ve aşiretlere bağlıların, sermaye elde etmesi süreçlerinden tutun, kurulan
şirket ve kuruluşlarıyla; Güneydoğu’nun çözümsüzlüğünden, kandan beslendikleri
apaçık ortadadır.


KAYNAKLAR


Fikret
Babuş, Türkiye’de İskân ve Toprak Sorunu, Teori Dergisi, Mart – 2008.


Asım Arslan, Belgelerle
Türkiye, 3. Basım, Ocak – 2009, Ankara, s. 116


Ahmet Özer, Doğu Anadolu’da
Aşiret Düzeni, a.g.e, Ss. 61 – 62.


Mahmut Oral, En Demokratik
Aşiret, Cumhuriyet, 15.07.2003


Para Dergisi, Sayı: 6, Şubat
1992.


Oya Köymen, Kapitalizm ve
Köylülük Ağalar, Üretenler, Patronlar, Yordam Kitap, Kuram/İktisat Tarihi,
İstanbul – 2008, Ss. 102 – 105


Ali Uludağ, Ben Hiç Ağa
Görmedim!.., Har, Sayı: 6, Mart Nisan 2010, s. 41



İLK KURŞUN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet