1900’lü
yıllarda hazırlanan “Büyük Ortadoğu Projesi”nin ve Ortadoğu’da
gerçekleştirilmesi düşünülen veya gerçekleştirilen diğer birçok planın kaynağı
olan İngiliz Derin Devletinin şimdiki piyonu “BARZANİ”, Türkiye, İran, Suriye
ve Irak’ın yanı sıra ABD’nin de tepki göstermesine rağmen,
“bağımsızlık” referandumunu kimlere güvenerek gerçekleştirdi.

Adeta elindeki
el bombasının kendisinin sonu olacağını bile bile pimini çeken Mesud
Barzani’nin kim olduğunu kısaca hatırlattıktan sonra İngiliz Derin Devleti ile
ilişkisinden bahsedeceğim.   

Mesud Barzani,
16 Ağustos 1946 tarihinde İran’ın Mahabad bölgesinde doğdu. 1970 yılında Baas
iktidarı ile Kürtler arasında sağlanan 11 Mart Anlaşması’nın müzakere heyetine,
babası Molla Mustafa Barzani’yle birlikte katıldı. 1975 senesinde Kürdistan
Demokratik Partisi’nin (KDP) başkanlık görevine getirildi. 1980 yılında
İran-Irak Savaşı’nın başlaması üzerine bölgede gücünü artıran Barzani, 1987’de
KDP’nin lideri haline geldi. 1991’de yaşanan Körfez Savaşı’nın ardından da Baas
rejimine karşı Kürt ayaklanması başlattı. Fakat bu olay batılı güçlerin
müdahalesiyle kısa zamanda son buldu. 1992’de Kuzey Irak’ta yapılan seçimlerde,
Kürdistan Demokratik Partisi’nin lideri Mesud Barzani ve Kürdistan Yurtseverler
Birliği’nin lideri Celal Talabani bölgesel liderler olarak seçildi. Ancak
1994’de KDP-KYB koalisyonu arasında başlayan anlaşmazlıklardan dolayı iki parti
arasında çatışmalar ortaya çıktı. Daha sonra 1996’da ateşkes anlaşması
imzalanmıştır. 2003 senesinde Irak topraklarının işgal edilmesinin ardından da
Irak Hükümet Konseyi’nin başkanı olan Barzani, 2005’te de Irak Kürdistan
Parlamentosu tarafından Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkanı seçilmiştir.
2009’da yapılan seçimlerde de 69,6 oranında oy alarak bu görevini devam
etmektedir.

Barzani ile
İngiliz Derin Devleti ilişkisinden önce kısaca Derin Devlet’ten bahsedelim.

Derin devlet,
bir ülkenin anayasasındaki devlet yapısı dışında oluşturulmuş yapıları ifade
eden siyasi bir terimdir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere derin devletin resmi
kurumsal bir yapısı yoktur. Resmi kurumsal yapısı olmamasından ötürü, kamuoyu
çoğu zaman derin devletin varlığından haberdar bile olamaz.  Derin devlete
mensup olduğu için bir kişinin kimliği ya da maaş bordrosu olmaz. Asker, polis,
istihbarat elemanı, gazeteci ya da siyasi bir kişilik derin devlet mensubu
olarak faaliyet yürütebilir. Buna karşın, derin devletin varlığı, daha çok
kendine tabi kişi veya kurumları meşruluk sınırları dışına taştıkları zaman,
şiddet kullanmaları halinde kamuoyunca hissedilir hale gelir. Derin devletler
kendilerine devletin üst aklı olma gibi bir görev biçtiği için faaliyetlerini,
yalnız ülke içini kapsayacak bir alanla sınırlandırmazlar. Pek çok ülkenin
derin devleti, uluslararası alanda ülkesinin çıkarına olduğunu iddia ettiği
faaliyetler yürütür. Kurulduğu 5. Yüzyıldan bu yana, dünya çapında çok yönlü
olarak ahlaksızlığı, dinsizliği, dejenerasyonu, çete ve mafya ruhunu, öfkeyi,
şiddeti, savaş felsefesini, bölünmeyi ve terörü yaygınlaştırmayı hedeflemiş,
dünya finans sistemini, ardından dünya politikasını ve topraklarını elde etmiş
olan İngiliz derin devleti, dünyayı ilgilendiren hemen her olayda tarih
sahnesinde yer almıştır. Devletlerin yıkılması, savaşların başlaması, darbeler,
parçalanan ülkeler, terör örgütlerinin desteklenmesi gibi tüm ataklar, kapalı
kapılar ardında hep İngiliz derin devletinin kararlarıyla gerçekleşmiştir.
İngiliz Derin Devleti, sömürgeleri haricindeki diğer ülkeler üzerinde de özel
bir çaba sarf etmektedir. Özellikle Ortadoğu ülkeleri için projeler geliştirip
uygulamaya çalışmaktadır. Ortadoğu’ya gelen çeşitli yöneticiler, kilit
görevlere sahip insanlar, daima İngiliz derin devletinin yetiştirdiği kişiler
olmuştur. Söz konusu kişilerin özgeçmişleri incelendiğinde, mutlaka derin
devletin istihbarat birimlerini yetiştiren özel okullarda eğitim aldıkları
görülebilmektedir. Bu kişiler, Ortadoğu’da güçlü pozisyonlara gelebilmekte
hatta devlet başkanlığı yapmaktadırlar. Bu yolla, söz konusu ülkelerin bütün
kaynakları, imkânları ve planları, İngiliz devletine uyumlu olarak
şekillendirilmektedir.



Unutmamak gerekir; İngiliz derin devletinin şekillenmesi ve dünya çapında
böylesine büyük faaliyetler yürütmesinin temelindeki sebep, daima derin devleti
oluşturan kişilerin inandıkları ırk üstünlüğü olmuştur. Kendi ırklarının
üstünlüğüne inanan söz konusu güruh, bütün dünyanın kendilerine hizmet etmesi
ve tüm devletlerin ve sistemlerin İngilizlerin kontrolü altında olması
gerektiğine inanmıştır. İngiliz Derin Devleti, ilk önce Kuzey Afrika, Ortadoğu,
Asya ve Kafkasya’nın iki büyük gücü olan Rusya ve Osmanlı İmparatorluğunu
birbirine düşmanlaştırıp yıllarca süren karşılıklı savaşların içine
sürüklerken, bir yandan da iki dev imparatorluğun topraklarındaki halklar
kışkırtılıp isyanlara teşvik edilmiştir. Böylece, birlikte hareket etmeleri
halinde İngiltere’nin karşısında büyük bir güç olabilecek Rusya ve Osmanlı
İmparatorluğu hem içten hem dıştan kuşatılmış, yavaş yavaş çökertilmiş ve
ortaya çok parçalı bir Balkanlar, Orta Asya ve Ortadoğu haritası çıkmıştır.
İngiliz Derin Devlet oyunları Kut’ül Amare savaşında başarı elde edemeyince,
Birinci Dünya Savaşında, bu milleti tamamen ortadan kaldırma politikasını
sürdürdü. Lakin her zaman olduğu gibi, yine bu milletin azmini, cesaretini ve
vatanseverliğini hesaba katmadılar. Koca bir İmparatorluğu çeşitli Ali Cengiz
oyunları ile parçalasalar da güçlü bir TÜRKİYE’nin kurulmasına engel olmaya
güçleri yetmedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin hem Ortadoğu’da, hem de komşuları
nezdinde olan “güçlü ağabeylik” konumu İngiliz Derin Devletinin hedeflerini
saptırmıştır. Bizde umduğunu şimdilik bulamayan bu yapı, Ortadoğu’da sürekli
bir kargaşa ve huzursuzluk ortamı yaratmakta hep başrolde yer aldı. Yıllarca
süren Irak-İran Savaşında, Körfez Savaşlarında, Irak’ın İşgalinde, Arap
Baharında, Suriye’de iç savaş ve İŞİD terörünü türetmekte, 15 Temmuz Darbesinin
maşası olan FETÖ terör örgütünü destekte ve bugün, kırmızı çizgimiz olan
Irak’ın kuzeyinde yer alan Kürt Yönetiminin GAYRİMEŞRU REFERANDUMU yapmasının
arkasında kale gibi duran, her alanda senaryo yazan, yöneten ve oyuncularını
tayin eden İNGİLİZ DERİN DEVLETİDİR.



Bir İngiliz Derin Devleti Politikası: “Böl, Parçala, Yönet”



Kahire Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nadye Mustafa’nın
özel bir mülakatta dile getirdiği, “Bölgede hiçbir büyük devlet bırakılmayacak.
Küçük emirliklere ve devletçiklere dönüştürülecek. Her bir petrol kuyusunun
başında bir devletçik kurulacak. Bu projeyi kendi çıkarları için uygulamalarını
engellemek için biz ne yaparız, ona bakmamız lazım. Toplumsal olarak uyanık ve
dikkatli olmamız gerekir. Düşünür, gazeteci, akademisyen, vatansever olarak bu
projenin karşısında olmazsak hepimiz kaybolup gideceğiz” görüşleri, karşı
karşıya olduğumuz bölünme tehlikesinin önemli bir tarifidir.

 

İngilizlerin 1. Dünya Savaşı gizli belgeleri içinde yer alan, Mr. Kohler’den
Mr. C. Keer’e yazılan yazıda açıkça belirtilmektedir: 
“Kürtlerin
ve Ermenilerin durumu beni hiç ilgilendirmez. Kürt sorununa verdiğimiz önem,
Mezopotamya bakımındandır.”
  İngiliz derin devletinin asıl hedefi,
Mezopotamya’nın zenginlikleridir. Bu zenginliği Rusya, Türkiye, İran, Suriye ve
Irak başta olmak üzere kimseyle paylaşmamak, bunun için de bölgeyi paramparça
etmek istemektedir.

Anadolu’da bin
yıldır etle kemik haline gelmiş, İslam çimentosuyla kaynaşmış ve tek millet
olmuş
“Türk
ve Kürtleri”,
 Suriye’de ve Irak’ta iç içe geçmiş,
kardeşlik bağlarıyla birleşmiş 
Arapları,
Nusayrileri, Türkmenleri ve Kürtleri birbirine düşman ederek ayırmak” 
hayalidir.
İngiliz derin devletinin istediği Kürtlerin iyiliği veya korunması değil,
dinsiz, köksüz, bölgedeki diğer Müslümanlara ve ülkelere karşı kullanabileceği
bir alan kazanmaktır.












Kürtleri,
İngiltere için önemli kılan Irak petrolleridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet