Dünyanın
İklim ve Çevresel Sorunlarına Çözüm Önerileri Konusunda Görüş


 


Dr. İbrahim
ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr


 


İklim
Değişimlerinin Etkileri Hayatın her Alanında Hissedilmeye Başlandı


İklim
değişimlerinin insan yaşamını sınırlandırdığı her gün yaşanan aşırı yağışlar, hortumlar,
kuraklık ve diğer olayları ile hissedilir oldu. Bir dönem iklim değişimlerinin
moda bir konu olduğunu ve konu ile dalga geçen insanlarında yaşanan doğal
olaylar sonrası konunun çalışılması ve önlem alınması gerektiğini belirtemeye
başladılar. En son Adana ve ardından Mersin genelinde yaşanan aşırı yağış
sonrası birkaç yoksul vatandaşımızın yaşamını kaybetmesi iklim değişimlerinin
sokakta bile konuşulmasına yol açtı.


İklim değişikleri
ile mücadelede alınması gereken teknoloji konularından biride deniz ekosesinde
ve denizdeki yosun ve fito-plaktonarın temizleyici mekanizmasından
yararlanmaktır.


İklim değişimleri
ve sürülebilir yaşam ve gelişme için çok sayıda alanda atılması gereken ciddi
önlemler bulunmaktadır. İklim değişimlerinin nedeni olan atmosferdeki karbon
dioksitin CO2’inin arzu edilen sanayi devrim öncesi 280 mg L-1
düzeyine düşürülmesi zor olsa da en azından daha fazla atmosfere gaz salınımın
azaltılması ve atmosferdekinin de aşağı çekilmesi önemsenmektedir. 


 


İklim Değişimleri
İle İlgili Çok Değişik Yöntemler Bulunmaktadır


Çalıştığım konu
olan karasal ekosemdeki bitkilerin fotosentez yolu ile atmosferdeki CO2’nin
yutak olarak yakalanması kadar sudaki bitkicikler üzerinden de CO2’nin
yutak olarak kullanılması ilgin gördüğüm algler üzerinden suların ve atmosferin
temizlenmesi konusunda NASA bilim insanlarında Dr. Jonathan Trent tarafından
önerilen Yosun Yetiştirmek için Açık Deniz Membran Muhafazaları (OMEGA) projesi
ile denizlerde yosun yetiştirmek konusunda bilgi sunan NASA’da Protein Nano
Teknoloji Grubu ile Küresel Enerji ve Çevre Araştırmaları alanında çalışan
Green birim ’in de kurucusu olan Dr. Trent Boğaziçi Üniversitesi’nde 19 Aralık
tarihinde ‘’Dünya, Mars ve OMEGA’’ başlıklı bir konuşması konusundaki görüşleri
önemsenecek düzeydedir. Konu hakkında basından ve Dr. Trent’in paylaşımlarından
proje ilgi çekici. Anı zamanda hem UC-Santa Cruz’da, hem de Tokyo Üniversitesi
Tarım ve Teknoloji Biyoteknoloji ve Yaşam Bilimleri Bölümü’nde Biyomoleküler
Mühendislik Bölümü’nde Yardımcı Profesör olarak görev yapıyor Dr. Trent aynı
zamanda NASA’da çalışmalar da yürütmektedir. NASA’nın Astrobiyoloji Kürsüsü
Başkanlığını yapan Dr. Jonathan Trent, sürdürülebilirlik, deniz
mikrobiyolojisi, astrobiyoloji, tarım ve biyoteknoloji gibi alanlarda çok disiplinli
çalışmalarıyla dünyada ses getiren çalışmalar yürütmektedir.


OMEGA projesi
atık suyu temizlemek, karbondioksit yakalamak ve nihayetinde su, gübre veya
arazi için tarımla rekabet etmeden biyoyakıt üretmek için yenilikçi bir yöntem
olarak öne sürülmektedir. Yukarıda şekilde de görüldüğü gibi algler denizlerde
CO2 emilimi sağlarken atmosfere O2 salımıda
sağlamaktadır.


Bugün dünyanın
başına bela olan atmosferdeki CO2 atmosferdeki konsantrasyonun
azaltılmasının önemli yolarından biri denizlerdeki foto-planktonlardır.
Denizdeki planktonlar bitkiler fotosentez yaparak atmosferdeki CO2’yi
yakalamaktadırlar. Denizlere ve kirletilmiş suların ıslahı ve buralarda algler
üzerinden CO2 fikse etmek dünyanın sürdürülebilir sağlığı için
önemli bir yaklaşım olabilir.


 


İnsanlık Kendi
Elleri İle Doğayı yaşanılamaz Duruma Getirdi


Son Dr. Trent,
konuşmasında 7.4 milyarın insanın yaşadığı dünyada iklim değişikliği, artan
nüfus ve hızlı şehirleşme ile birlikte Su-Enerji-Gıda döngüsünün bozulduğuna ve
kaynakların hızla tükendiğine dikkat çekti. 4.5 milyar yıl önce hayatın
başladığı gezegenimizde, Homo Sapiens olarak adlandırılan insanoğlu türünün
200.000 bin yıldır var olduğunu anlatan Dr. Trent, insanoğlunun ömrünün 180.000
yıllık kısmında çoğunlukla avcılık ve toplayıcılıkla uğraştığını; insanoğlunun
bilgisayar çağına henüz 70-80 yıl önce geçtiğini aktardı. İnsanlığın bilimde
sağladığı ileri teknoloji kullanımı ve bunun doğa üzerinden yarattığı çevresel
baskı gıdadan sağlığa kadar geniş bir alanda yaşamı sınırlamaktadır.


Dr. Trent,
endüstriyel çağa geçişle birlikte iklim değişikliği, nüfus artışı, köylerden
şehirlere olan yoğun göçle yaşanan hızlı şehirleşme, yaşam biçimlerimiz gibi
faktörlerin su, enerji ve gıda kaynaklarımızı yok etmekte olduğunun altını
çizdi ve iklim değişikliğinin özellikle Tibet gibi dünyanın en verimli, sulak,
gıda ve enerji açısından en zengin bölgelerini tehdit ettiğine işaret ederek
göstergelere göre yaklaşık 200 sene içinde Tibet Platosu’nun yok olacağını
belirti.


 


Kaynakların
Öncelikle Dünyanın Temel Sorunlarına Kullanılması Önemlidir


Dr. Trent bu
arada Dünyanın sorunlarının çözümü için önerilerde bulunmaktadır. Mars
yolculuğuna harcanan para ile dünyadaki sorunlara çözüm bulunabilir diyor.
Dünyanın bu gidişatla 2060 yılında çok daha kötümser bir tabloyla
karşılaşacağımızı belirten Dr. Trent, bu süreçte NASA’nın çalışmaları başta
olmak üzere insanoğlunun farklı gezegenlerde yeni bir hayat kurma arayışına
girdiğini anlattı. Mars’ta yaşamı merak eden insanoğlu için bugün son derece
astronomik geziler düzenlediğine işaret eden Dr. Trent, NASA’nın Mars
gezegeninde incelemelerde bulunan kâşif robotu Curiosity ‘den gelen bulgulara
bakıldığında Mars’ın -60 derecelere varan soğuk iklimi, kaya ve tozdan oluşan
dış yüzeyiyle insan türünün yaşaması açısından uygun bir seçenek olmadığını
belirtti. Uzay konusundaki çalışalar her zaman için ilgi çekici aynı zamanda
çokta pahalı çalışmalar. Mars yolculuklarına harcanan astronomik rakamlarla
dünyanın artan sorunlarına farklı çözümler bulunabileceğine dikkat çeken Dr.
Trent, bu kapsamda geliştirmiş olduğu OMEGA Küresel İnisiyatifi ve Eco-nomic
Çiftlik adlı projeleri hakkında da bilgi sunmuştur. İnsanoğlunun Mars gibi
farklı gezegenlerde yeni bir hayat kurma çabası içinde olduğunu ancak Mars’ın
insan türünün yaşayabileceği bir gezegen olmadığını belirten Dr. Trent,
konuşmasında tamamen geri dönüştürülebilir kaynakları kullanarak tasarladığı
OMEGA projesi hakkında bilgiler verdi.


Tabii uzay ve
Mars konusundaki çalışmaların bilimsel bilgiye kazandıracağı katkı kadar insanın
uzayın oluşumu ve gezegenimizdeki yaşamın oluşumu hakkındaki merakın
giderilmesi bakımından önemli. Aynı zamanda üzerinde yaşadığımız gezegenimizin
yaşanır olması ayrıca önemlidir.  


 


Doğanın
Sorunlarını Yine Doğanın Yöntemleri İle Çözmek


Dr. Jonathan
Trent’in yürütücüsü olduğu OMEGA projesi, mikro algler ’den (yosunlardan)
bioyakıt ve gıda ürünü üretimi, karbondioksit yakalama ve atık su arıtımı
çalışmalarını kapsıyor. OMEGA teknolojisi, kıyı şehirlerinde denizlere
aktarılan atık suların bu teknoloji ile tekrar kullanımını sağlamayı amaçlıyor.
Etanol elde etmek için yapılan geniş tarım alanlarının mısır üretimin
yönlendirilmesinin tersine, OMEGA projesi doğal besin arzını tehdit etmiyor
diyor.


Alg üretimi, atık
suyun temizlenmesi, karbon dioksitin depolanması ve bu yolla biyo-yakıt
üretimini hedefleyen OMEGA projesinde denizde foto-biyoreaktör adı verilen
büyük boyutlardaki plastik tüpler kullanılıyor. Taze su depolanmış olan bu
fotobiyo reaktörler atık su ortamında alg üretilmesini sağlıyor. Dünyada en
hızlı üreyen bitki türleri arasında yer alan algler, güneş enerjisi,
karbondioksit ve atık sudan birtakım besleyici maddeleri kullanarak biyoyakıta
veya hayvan gıdasına dönüştürüyor. Algler atık suyu temizleyerek deniz suyu
temizliğine de önemli katkı sağlıyor.


Dr. Trent,
Türkiye’nin bereketli toprakları ve üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke
olarak OMEGA projesi için ideal bir konumda olduğundan da bahsederek. Hatta
diyor ki bu konuda önümüzdeki yıllarda Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri
Enstitüsü ile bu çerçevede ortak çalışmalar yapmayı hedeflediklerini ifade
ediyor.


 


Ülkemize misafir
olarak gelen Dr. Trent’in önerileri ülkemizde rahatlıkla işletilmektedir. Ç.Ü
Su Ürünleri Fakültesinde arkadaşlarımızda “alg biyoteknoloji” konularında uzun
zamandır çalışmaktadırlar. İklim değişimlerine neden olan sera gazlarının
azaltılması neden olacak yutak konularının bilinmesi, çalışılması dünya çapında
önemli olacaktır.


Yaşadığımız
Dünya’nın bugün en ciddi sorunu olan iklim değişimlerinin insan kaynaklı nedenlerini
ortadan kaldırmak zorundayız. Geç olmadan sorunu çözemesek kendi elimizle kendi
geleceğimizi zora sokabiliriz.


11. Ocak 2019.
Adana

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet