İLLUMİNATİ & KÜRESEL ÖRGÜTLER


ÜST AKIL OPERASYONLARI : SUİKASTLER, ZİHİN KONTROL,
NAZİLER VE SİYASİ ELİTLER BAĞLAMINDA BİR İNCELEME


KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2017/03/ust-akil-operasyonlari-suikastler-zihin.html?m=1


Onur Dikmeci


İstihbarat ve Strateji Uzmanı




Yirminci yüzyıl istihbarat ve bilim dünyasında yeni bir alanın keşfedilmesine
ve bu alan hususunda özel çalışmalarla yeni kaotik süreçlerin belirlenmesine
öncülük etmiş bir zaman dilimidir. Adolf Hitler’in okült çalışmalar, mitoloji,
insan kontrol deneyleri kendisinden sonraki kişi ve kurumlara bambaşka bir
kulvarı hatıra bırakmasına sebep oldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ruhen
çöküntü yaşayan askerlerin sosyal yaşama adaptesi için kullanılan Tavistoc
Kliniği, yeni bulgularla artık zihin kontrol operasyonlarınıda yönetecekti.
İlaçlar, hipnoz, telkin gibi yöntemlerle tasarlanan proje MK ULTRA olarak
adlandırılıyordu. MK ULTRA ile kişiler yönlendirilebiliyor, geçmiş sosyal
yaşantıları ve kişiliklerine göre birer terörist, intihar bombacısı, suikastçi
olarak kullanılabiliyorlardı. Bunu şu şekilde örneklendirebiliriz; çoğu intihar
bombacılarının bu eylemi hangi cesaretle gerçekleştirebildiği normal insanlar
arasında birbirlerine sık sorulan bir sorudur. Maddi durumu yetersiz bir ailede
yetişmiş, şiddet görmüş ya da ötelenmiş, sosyal yaşantıya yeterince adapte
olamamış insanların geçerli bir meslek veya eğitim durumları olmaması yani
hayattan beklentilerinin bulunmaması MK ULTRA kobayı olarak bir bombacı ya da
suikastçi olarak kullanılmaları oldukça kolaydır. İyi eğitim almış, zihinsel ve
psikolojik farkındalığı olan bireyler ise bu operasyonlarla belki bir katile
dönüştürülemezler ancak kaygı, yanlış karar verme, yersiz korkuya kapılma,
tanımlayamadığı sesler işitme, huzursuzluk gibi oldukça olumsuz duygulara sevk
edilmeleri karşılaşacakları muhtemel vakalardan olacaktır. MK ULTRA’nın
kurumsal manada ele alınışı Cia direktörü Allen Dulles zamanında olmuştur. Ona
göre, savaşlar artık zihinlerde kazanılmalı, insanların algıları değiştirilmeli
ya da yıkılmalı, tam manasıyla bir Mançurya Kobayı yaratılmalıdır. Bu plan o
tarihten itibaren kusursuz işlemektedir. Önce Dulles kimdir? Bunu ortaya koymak
önemlidir. Abd siyasi tarihinde önemli mevkilerde bulunmuş kişilerin ortak
özelliklerinden bir tanesi ya birbirlerinin akrabaları durumunda bulunmaları ya
da bir sistemin parçaları olmalarıdır. Sisteme uyum sağlayamayanlar zaten
tasfiye olacaklardır. Allen Dulles, aynı zamanda Başkan Eisenhower’ın Dışişleri
Bakanlığı görevini yürüten John Foster Dulles’ın kardeşiydi. John Foster
Dulles, Allen Macy ve Edith (Foster) Dulles’un beş çocuğundan en küçüğüydü.
Annesinin babası John Watson Foster Başkan Benjamin Harrison’ın, eniştesi
Robert Lansing de Başkan Woodrow Wilson’ın dışişleri bakanlığını yapmıştı.


Görüldüğü gibi yönetsel akrabalık bağları burada da karşımıza çıkıyordu. Dulles
kardeşlerin önemli bir özellikleride Hitler’e destek olmalarıydı. Bu iki
Amerikalı, anti semitik bir Alman’a neden destek olmuşlar ve Nazi çalışmaları
içerisinde bulunmuşlardı? 1840’dan itibaren Yahudilere vatan fikri çeşitli
lobilerde paylaşılıyordu. Böylelikle Avrupa hiç istemediği ve tarihi husumeti
olduğuna inandığı yahudilerden de kurtulmuş olacaktı. Bu vatan, Arjantin,
Missispi, Uganda, Güney Afrika, Makedonya, Mezopotamya olarak çeşitli
tarihlerde ele alındı ancak en sonunda Filistin bölgesinde karar kılındı.
Böylelikle Anglosakson siyaset hem bölgedeki enerji kaynaklarını kontrol etme
fırsatı bulacak, hem müslüman dünyanın bu devletle iştigal etmesini sağlayacak,
hem de ek silah satışlarıyla şirketlerini zengin edebilecekti. İşte bu evrede
zaten yahudi karşıtlığı bulunan Hitler üzerinden, yahudi soykırımı icad edildi.
Böylelikle bu katliam ile Avrupa’nın suçluluk psikolojisi yeni bir İsrail
Devleti ile örtülebilecekti. Yani yeni devletin sosyal alt yapısı için herşey
tamamlanmış oluyordu. Zaten Hitler’i, General Group, Standart Oil, Bp gibi dev
tröstlerin desteklemeleride istenileni gösteriyordu. Yahudiler, sosyalist
akımlara yatkındı ve bu şirketlerin yahudi çalışanlarının protestoları
şirketleri zora sokmaktaydı. Ayrıca yahudilerin yüksek fazili kredilerinden de
sıkılınmıştı. Buna ek olartak şirketler Hitler üzerinden Kafkasya enerji
kaynaklarına açılabileceklerdi. Ve son olarak yapay bir katliam, yahudileri
toplu olarak göç ettirebilecekti. Yahudiler’e avrupadan sonra ortadoğu cazip
gelmiyordu. İtici bir takım etmenler gerekliydi. İşte Dulles kardeşlerde bu
projelerin parçası olarak hizmetlerini sürdürdüler ve sonunda istenilen planlar
uygulanmış oluyordu.




İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra artık yeni bir evreye girildi. Soğuk Savaş
devilen bu evrede kurgulanan Ateist bir cepheyle dinden beslenen cephenin
savaşı olacaktı. Anlatılan buydu. Dulles kardeşlerden, J.F.Dulles, Eisenhoer’ın
dışişleri bakanı olarak 1956’da çok ilginç bir doktrin geliştirdi. ” Siyasi
işler ile dini meselelerin ayrılması gibi bir durum olamaz. Siyasi işleride
halletmek için dine başvuracağız” . Soğuk savaş evresinde tercihini batı
paktından yana kullanan Türkiye’de Serdengeçti dergisi bu demeci Türkçe’ye
çevirdi ve yayımladı. 1957 Türkiye Genel Seçimleri akabinde ise Demokrat Parti 
Konya mebusu Fahri Ağaoğlu, bir anayasa taslaığı hazırlayacak ve bu taslakta
laiklik ilkesine yer vermeyecekti. Aynı yıl Adnan Menderes bir hilafet çıkışı
yaptı ve 1958’de Time dergisine kapak oldu. Dulles adeta Türk siyasetini
kurgulamıştı. Kardeşi Allen Dulles ise MK ULTRA projeleriyle iştigal ederek 8
sene Cia direktörlüğü görevini yürüttü. Çok tartışılan Başkan J.F.Kennedy,
başkan seçildikten sonra 10 ay daha bu görevini sürdürecek ve emekli olacaktı.
Dulles’ın, zihin kontrol operasyonları meyvesini verdi Kennedy’nin öldürülüşünü
görevi sırasında göremesede MK ULTRA devreye girmiş ve Kennedy kobaylara
öldürtülmüştü. Kennedy’nin öldürülmesini yalnızca katolik olmasına ya da FED’i
millileştirmek istemesine bağlayan akademik makale ve kitaplar mevcuttur. Ancak
sebep yalnızca bunlar değildir. Kenndey, Vietnam savaşını bitirmek istemiş,
Mısır’ı desteklemiş, silahlanma yarışını bitirmeyi arzu etmiş ve dolaylı
yollardan Sovyetler ile temas kurmuştu. Bu durumdan petrol ve silah şirketleri
fevkalade rahatsızlık duydular. Bütün bu etmenlerin sonucu olarak Kennedy
tasfiye edildi. Ancak, operasyonlar bitmemişti. Bir müddet sonra başkan
adaylığını açıklayan kardeş Robert Kenndey’de sikast sonucu öldürüldü. Ve
Abd’de Kennedy ailesi dönemi ebediyyen kapatılmış oluyordu. Çünkü kurulan
komisyonlardan hiçbir netice alınamayacaktı. Her ülkede kaidedir ki, komisyona
devredilen olaylar çözüme kavuşmaması için havale edilmiş vakalardır. Robert
Kennedy’nin MK ULTRA kobayı katilini serbest bıraktırmak için, Hartum’da Abd’li
beş diplomat kaçırılmış ve sonunda öldürülmüştü. Bu olayın bir numaralı zanlısı
ise Yaser Arafat idi.  Arafat ise yıllar sonra Oslo Barış Görüşmeleri
sebebiyle bir odak tarafından Nobel alacaktı. Başka bir odak ise zamanı
geldiğinde Arafat’ın bilinmeyenlerini gündeme getirerek itibarsızlaştıracaktı.
Oslo görüşmelerine Arafat’ın dışında, İsrail Başbakanı İzak Rabin ve Abd
Başkanı Bill Clinton’da katılmıştı. Bir müddet sonra Arafat öldüğünde 800
milyon dolarının yahudi bankerlerce işletildiği servis edildi. Rubin, MK ULTRA
kobayı bir katil tarafından öldürüldü ve Clinton ise Beyaz Saray stajyeri
Monika Lewinsky üzerinden tarihe Oval Ofis Skandalı olarak geçen hadise ile
tasfiye edildi. Adeta Oslo’da bulunanlar cezalandırılmıştı.


J.F.Dulles’ın uygulamaya koyduğu din politika harmanı Dünya’nın yeni
argümanı oldu. İslami gruplar radikalleştirildi ve entelektüel kışkırtıcı
Samuel Huntingon’a Medeniyetler Çatışması çalışması sipariş edilerek hedef
olarak İslam Dünyası gösterildi. Artık müslüman coğrafya, doğudan iktisadi
olarak pasifik, kuzeyden askeri olarak ortodoks, batıdan ise askeri, siyasi ve
iktisadi olarak Abd-Ab tarafından kışkırtılacaktı. Bu da yetmezmiş gibi
ortadoğu olarak adlandırılan coğrafyada mezhebi taassuplar daha da
sivriltilecek, taşeron örgütler tasarlanan sınır değişiklikleri için bir
manivela olarak görev yapacaklardı.


Üst Akıl’ın yıllar evvelki piyonlarından yalnızca ikisi Dulles kardeşlerdi.
Onlara bakarak, Nazi Zulmünün, soğuk savaşın, MK ULTRA deneyleri, sistem
karşıtlarının tasfiyeleri, dinin siyasi alandaki durumunu çok iyi
anlayabiliriz. Özellikle bu gelişmelerin Türkiye’deki siyasi gelişmelerle
paralel bir seyir izlediği tekrar hatırlanmalıdır.


1) 1946 William Bullit icadı din merkezli antikomünist sistem
o tarihten itibaren Türkiye’de yer buldu, bu konuda ilk tercüme makale Cemal
Kutay’ın dergisinde aynı yıl yayımlandı ve 1947’den itibaren sayısında artış
görüldü.


2) 1956 Dulles’ın din politika alaşımı siyasi teorisi, aynı yıl tercüme edildi
ve 1957’den itibaren mecliste yer buldu.


3) 1996 Pentagon projesi din serbestisi ilkesi 1997’den itibaren Türkiye’de yer
buldu ve kürt meselesinin çözümünden, yeni ittifak modeline kadar iç kamuoyunda
yer aldı.




MK ULTRA tasarlandı, Türkiye’de siyasi cinayetler arttı. Pentagon
projeleri, aralıklarla Türkiye’de, İran savaşı, Medine Vesikası, terör örgütü
ile yeniden müzakereye dönülsün gibi başlıklarla işlendi.


Dünya’yı yöneten kişi ve gruplar birbirlerinin içerisine geçmiş organik bünye
haline gelmiş yapılardır. Görünürdeki figürler sözcülük yapan Üst Akıl
piyonlarıdır. Üst Akıl laboratuvarlarında, zihin kontrol, yapay savaş, dinlerin
tahrip edilmeleri, yeni düzen için katliamlar, sınır değişiklikleri tasarlanır
bu figürler ise projelerin tetikçiliğini yapmaktadır. Herşey oldukça
organizedir, planlar bir bütün dahilindedir. Kişilerin ise kan veya ticari
bağları olduğu için deşifreye asla müsade etmeyerek organizasyonlarına
dışarıdan figürler kabul etmemektedirler.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir