Çetin Ünsalan : Kim bu
dış güçler ?


10 Ağustos 2018



Dolar ile ilgili
çıldırma noktası herkesin gündeminde. Öncelikle şunun altını çizeyim ki,
dolarda yaşanan artış ya da dalgalanma sadece bir sonuç çıktısı. Yani bütün
sorun bundan ibaret değil. Ekonomide yapılan yanlışların sadece neticesine
dolar hareketi üzerinden şahit oluyoruz.

 

İhracattan üretime, iç piyasadan borçlara, ödenemeyen vergilerden işsizliğe,
enflasyondan nakit sıkışıklığına kadar her alan elimizde kalıyor. Keşke sadece
sorunumuz doların yükselmesi ya da düşmesi olsaydı.

 

Şöyle anlatayım. Sağlığınızla ilgili hiçbir problem yoksa, kalp spazmını etkin
müdahale ile bertaraf edebilirsiniz. Akciğerden tansiyona kadar her taraf alarm
veriyorsa, kalp spazmı sadece müdahale yapacağınız önemli başlıklardan biridir.

 

Fakat görüyorum ki mesele tamamen dış güçlere bağlanmış durumda. Yani biz
hiçbir şey yapmadık. Peki kim bu dış güçler?

 

Yıllarca sahte enflasyon rakamlarıyla insanları fakirleştiren, banka
kredilerine muhtaç duruma düşürenler mi? Yanlış kur rejimleriyle sanayiciyi
üretemez hale getirip, iç piyasayı tamamen ithal mal ve sıcak paraya teslim
edenler mi?

 

Tüketim ekonomisi uygulayarak, bunun üzerinden aldığı vergilerle yetinip,
insanların alışkanlıklarını değiştirenler mi? Komşularının tamamıyla sorun
yaşar hale gelip, kendi sorunlarını çözmeden dünyayı yöneteceğini zannedenler
mi?

 

Kredi derecelendirme kuruluşları sahte bir ekonomik başarıya alkış tutarken
sesini çıkarmayıp, bunun faydalarına karşı ellerini ovuşturanlar mı? Eğitim
katledilirken, başını diğer tarafa çevirenler mi?

 

Reel sektör kendisini geliştirmek için krediye muhtaç olurken, içte projeyi
çöpe atıp, mal mülk teminatı üzerinden yaklaşım sergileyip, onu dış dünyadan
kredi bulmaya zorlayanlar mı?

 

Cumhuriyet tarihi boyunca yapılanlarla kavga edip, varı yoğu satıp 21. yüzyılın
kapitülasyonları olarak nitelendirilen imtiyazları dağıtanlar mı? Kaynak
kullanımda verimliliği göz ardı edip, dağa taşa mal yatırıp, kamuyu bir
debdebenin içine atanlar mı?

 

Eğer bu ve benzerlerini başkası yaptıysa bir dış güç arayabiliriz. Yok, biz yaptıysak,
dış güçlerin bu konudaki rolü, ancak boş bıraktığınız kaleye gol atmaktan
ibarettir. Çözüm noktasında ise en yetkin ağız ‘onların doları varsa bizim de
halkımız Hakk’ımız var’ dedi mi?

 

Peki sorarım size ortada direnebilecek güçte bir halk mı bıraktınız? Halkı
sadece seçmen olarak görmediniz mi? Çalışmak yerine, sosyal yardımlara muhtaç
hale getirmediniz mi? İşsizliğini, geçim sıkıntısını, tarlasının ekilemeyişini
yok saymadınız mı? Her sıkıştığınızda çözümü ithalatta aramadınız mı?

 

Hakk’a gelince, elbette Allah büyük amenna. Ama Allah bize akıl fikir vermedi
mi? Doğruyu yapabilmek için zaten en büyük sermayeyi bize katmadı mı? Aklı
fikri kullanmadan şimdi Yaradan’ı işin içine sokmak biraz haksızlık olmuyor mu?

 

“Bir kasabada herkes yaklaşan sel baskınını ve fırtınayı konuşuyormuş; köyün
papazı “Allah bizi korur, korkmayın” diyormuş. Göl yükselmeye başlamış, kilise
de gölün hemen kıyısındaymış. Yerliler kasabayı terk ederken kiliseye
uğramışlar, papazı dua ederken bulmuşlar ve “Papaz efendi, gel araçlarımızda
yer var, seni de götürelim” demişler.

 

Papaz, “Allah bana yardım eder; ben ona inanırım, dua ederim” demiş. Kiliseyi
yavaş yavaş su basınca tekneyle gelip “Papaz efendi gel, gidelim” diye ısrar
etmişler. “Sizi imansızlar, ben Allah’a her gün dua ediyorum o beni kurtarır”
diye yanıt vermiş.

 

Su iyice yükselmiş; papaz çatıya çıkmış, helikopterle gelmişler, merdiven
sarkıtmışlar. “Papaz efendi, gel.” Yanıt aynı: “Siz gidin; Allah bana yardım
eder.”  Papaz boğulmuş, öteki dünyanın girişinde kuyrukta yüksek sesle
sitem etmiş: “Allahım o kadar inandık, ibadet ettik, şu yaptığına bak, beni
kurtarmadın.”

 

Yukarıdan gür bir ses cevap vermiş: “Papaz efendi önce haber yolladık, sonra
araba, sonra kayık, en son helikopter yolladım, daha ne yapayım?”

 

ulusal.com.tr

E-POSTA : cetinunsalan@yahoo.com