Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


EKREM HAYRİ PEKER
: Anadolu’ya yerleştirilen Kumanlar (Manavlar)


24 Mart 2018


1327’de Kocaeli yarımadasının büyük bir
bölümü Osmanlı kumandanı Akçakoca Bey (Kocaeli ismi Akçakoca’dan gelir)
tarafından Bizanslılardan alındıktan birkaç yıl sonra Orhan Gazi tarafından
İzmit şehri de alınmış, Şile çevresinde ise Anadolu’dan getirilen Türkmen
aşiretleri iskân ettirilmiş, yöre Türkleştirilmeye başlanmıştır. Yıldırım
Beyazıt döneminde kumandan Yahşi Bey Şileyi 1391 ve 1395 yıllarında iki kez
fethetmiştir. Bizanslıların Şile’yi geri almak için gösterdikleri çabalar sonuç
vermeyince, 1401 yılında yapılan anlaşma ile Şile’nin Türk toprakları olduğu
resmileştirilmiştir. Şile çevresine yerleştirilen Türkmen aşiretlerinin
lakapları kurdukları yerlere isim olmuştur. Çengiloğulları (Çengilli),
Gökmenler (Gökmaslı köyü), Hasanoğulları (Hasanlı köyü), Çitaklar (Çataklı
köyü), Karamanoğulları (Karamandere köyü), Yakupoğulları (Yakupku), İsaoğulları
(İsaköy) gibi. Köydeki yerli halka “Manav” denilmektedir.

Manav Türkleri Özellikle Batı Anadolu’da yoğunlaşan Türk halkı. Anadolu’ya göç
ederek gelen Türklerden bazıları yerleşik hayata geçerek tarım faaliyetlerinde
bulunmaya başlamışlardır. Buna bağlı olarak manavlık ; “Yerleşik Türkmen
Topluluğu”, “Türkçe dışında dil bilmeyen”, “Hareketli nüfusa karşın yerini
değiştirmeyen, devamlı olarak orada oturan”, “Batı Anadolu’ya dışarıdan gelen
(göçmen/muhacir) ve göçebelikten yerleşmiş (Yörük) nüfus dışında eskiden
yerleşmiş köylüler” olarak tanımlanmaktadır.

*

Manav kelimesi, öz-Türkçe bir sözcüktür. Türkmenin göçmeyenine manav denilirdi.
Manav deyimine “Orhun kitabelerinde de rastlanmaktadır. Bey anlamına
gelmektedir. Manav sözcüğünün; Türkistan’daki Kazak-Kırgız ve Sibirya’daki
Yakut (Saha) Türkleri’nde kullanılan, koruyucu soylu kişi ve boy beyi anlamına
gelen “Manap” ve “Manag”dan geldiği sanılmaktadır. Eski Türkçede “v” sesinin
olmamasından dolayı, “Manap” sözcüğündeki “p” ve “Manag” sözcüğündeki “g”
sesinin yumuşayarak “Manav” sözcüğünün ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Kırgızistan’daki Manas destanında yer alan ve soylu beylere verilen Manap
ifadesi Manavların Manas destanıyla ilgili olduklarını da gösterir. Bazı
köylerde yapılan araştırmalarda, Balkanlar’dan Anadolu’ya geçen ve Bizanslılar
tarafından Batı Anadolu’ya tampon maksatlı yerleştirilen Kuman-Kıpçak-Peçenek
Türklerinin Oğuz Türkleriyle kaynaşmasıyla ortaya çıkan Türk grubu olduğu
görüşünü benimseyen Türkologlar da mevcuttur.

Türkologlara göre, Manavların, Türk soylu olduğunu gösteren en önemli delil,
Mongolid karakteristikleridir; Manavlarda gözlerdeki çekiklik ve yuvarlak yüz
hatları hemen fark edilebilir. Son derece uysal, mülâyim ve başkası tarafından
söylenenlere fazla karşı çıkmayarak yani tartışmayarak geleneksel yaşamlarını
sürdüren Manavlar kendi ifadeleri ile “yedi kez düşünmeden adım atmayan” bir
yapıya sahiptirler. Bu uyumlu ve uysal yapıları, başkalarına “sen bilirsin” ya
da “siz bilirsiniz” ifadesinin sık kullanılmasında da kendini göstermektedir.
Manav Türkleri, uzun yıllar Rum köyleri ile komşuluk yapmışlar ve uyumlu
kişilikleriyle onlarla iyi geçinmişlerdir.

Tüm manav köyleri dini açıdan “Sünni-Hanefi”dir.

Kendilerini Manav olarak ifade eden Türkler ağırlıklı olarak Batı Anadolu’da ve
Marmara bölgesinde yaşamaktadır. Manavların ve manav köylerinin bulunduğu iller
şöyledir: Sakarya, Düzce, Eskişehir, Bilecik, Bursa, Kocaeli, Balıkesir,
Çanakkale, İstanbul (Şile, Ağva, Ömerli), Tekirdağ, Manisa, İzmir, Antalya,
Konya, Afyon, Uşak, Kütahya, Bolu, Ankara-Nallıhan, Zonguldak, Kastamonu,
Mersin, Isparta, Yalova, Diyarbakır (Çermik, Çüngüş)

Rum medeniyetinin içinde Balkanlar’dan gelip Bizans kralı tarafından Anadolu’ya
yerleştirilen ve doğudan gelen akınlardan korunmak amacıyla yerleştirilen
sayısı azımsanmayacak kadar Türki Peçenek-Kıpçak-Kuman-Uz topluluğu da vardı.
Bizans kayıtlarına göre, Müslüman-Türkler Anadolu’ya gelmeden önce binlerce
Türkçe kendilerini Manav olarak ifade edenler ağırlıklı olarak Marmara, Ege, iç
Anadolu’da yaşarlar. Manav yerleşimlerinin olduğu yerler şöyledir:

İstanbul, Tekirdağ ,Kırklareli, Sakarya ,Düzce, Bolu, Karabük, Zonguldak,
Kastamonu, Kocaeli,Yalova, Bursa, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale,Eskişehir,
Kütahya, Uşak,İzmir,Manisa,Afyon,Konya, Ankara, Kırşehir, Burdur, Isparta,
Antalya,Adana, Mersin, Muğla…

*

Laszló Rásonyi’nin Doğu Avrupa’daki Türklük adlı Selenge Yayınlarından 2006
yılında yayınlanmış kitabının 214. sayfasında Kargala sözcüğü konusunda şu
bilgiler vardır: Küçük Kumanistan’da Kunszentmiklós şehri çevresindeki bir
yerin adıdır.

Büyük Kumanistan’da ise Karga yer adları vardır. Kargala adı herhalde
Kargalı’dan, sık sık zikrettiğim -ı>-a ses değişmesiyle meydana geldi.
Turgay ve Orenburg çevresinde de Kargalı yerine Kargala yer adları mevcut idi.
Bu yerler Macaristan ile ilgili yer adlarıdır. Aynı kitabın 256. sayfasında
“Kumanların Moğollardan kaçmış bakiyeleri, mesela 1240 sıralarında dahi
Anadolu’da yerleştirilmişti” ifadesi kullanılmaktadır. Kumanların diğer adı
Kıpçak’tır. Kıpçak sözcüğü sarışın, mavi gözlü, açık tenli insanlar için
kullanılmaktadır. Aynı kitabın 155. sayfasında Kumanların 1237’de Bizans
İmparatoru Johannes Vatatzes tarafından Anadolu’ya yerleştirildikleri de
yazmaktadır. Bu yüzden Kargalar adının Kargala sözcüğü ile ilişkisi dikkate
alındığında bu köye ilk yerleşenlerin Kuman Türkleri olduğu açıkça görülebilir.
Kastomonu’daki Şeyh Şaban-ı Veli türbesinde de bir mezar taşında “Kumanoğlu
Hüseyin Efendi 1762” yazmaktadır. Bu mezar taşı bu tarihlerde bile Kastomonu
bölgesinde Kumanların yaşadığını açıkça gösterir.

Kumanlar Karadeniz havalisindeki atlı göçebe halklardandır. Kargalar köyünde de
1960’lara kadar at kültürünün varlığı bu köy yerleşiminin Kuman yerleşimi
olduğunun ispatı olarak görülebilir. Bir başka özellikleri de Kuman-Kıpçak
adının hiddetli, kızgın, öfkeli insanlar anlamında komşu kabileler tarafından
kullanılması da bu halkım tipik özelliğidir.

Kumanlar saç tıraşlarını kafalarını yülüyerek yapmaktadırlar. Bilge Umar’ın
İnkılâp Yayınlarında 1993’te basılan Türkiye’deki Tarihsel Adlar adlı kitabının
388. sayfasında Karga-Kargı sözcüklerinin Anadolu’daki dağ ve burun adlarında
beklenebileceğinden pek çok daha fazla sayıda olarak karşımıza çıktığı
yazılmaktadır. Yazar Karga-Kargı sözcüklerini Karaka-Kırakalı adlar gibi Luwi
dilinden ya da onun ardılı dillerden gelme Karka-Kıraka (doruk yeri, uç yeri,
çıkıntı yeri) anlamlarını verdiği görülmektedir. Yazarın bu sözcükleri Luwi
diline bağlamaya çalışarak zorlamasına katılmak mümkün değildir. Laszló
Rásonyi’nin kitabının 131. sayfasında Kuman kabileleri sayılmış bunlardan
Mısır-Memluk Sultanı Kalavun’un Burçoğlu kabilesinden olduğu yazılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış