Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


KUDRET HARMANDA : KÜLTÜREL YOZLAŞMA 

Toplum olmak ile topluluk ya da kitle veya sürü
olmak çok farklı şeylerdir. Toplumu eğitimli, ne yaptığını bilen ve sorumluluk
sahibi bireyler oluşturur. Birlikte oluşun bir amacı vardır. Ortak bir kültür
ve ortak bir gaye etrafında toplanılmıştır. Oysa topluluk ya da sürü kerhen bir
arada, zorlama ya da tesadüf ile birliktedir. Toplum her şeyden evvel kendi
kültürüne ve oluşturduğu değerlere sahip çıkar. Topluluk için korunacak bir
değerler topluluğu ya da kültür yoktur. Bu gün Türkiye toplumu Türk Milletinin
5 bin seneden beri oluşturduğu değerleri ve kültürü harcamakta müflis babanın
hovarda oğlu misali yarış halindedir. Oysa bu değerler pek çok badirelerin
birlikte atlatılması ya da yaşanması ile ortaya çıkmış, ulus bütünlüğü ve
kültürü ile oluşturulmuş gerçeklerdir.


Öncelikle kültür, İnsanların toplumsal yaşam
içinde tarih boyunca ürettikleri bütün maddi ve manevi değerlerin hepsini dile
getirir. Kültür maddi ve manevi olarak ikiye ayrılır.  Maddi kültür insanın doğa ile etkileşimi
sonucu ürettiği her şeydir. Manevi kültür ise insanları birbirleri ile olan
etkileşimi sonuncunda ortaya koydukları her şeydir. Kültür milli niteliğe
sahiptir, her toplumun kendine özgü kültürü vardır.  Uygarlık ise kültürün evrenselleşmiş halidir.
Kültür basit kurallar ya da değerler bütünü değildir. Öncelikle toplumu ve onu
oluşturan bireyi korur. Çünkü kültür süreğen yani devamlılık arz eder.
Toplumsaldır, insanların toplum halinde yaşamasından doğar. Tarihseldir, bir
geçmişi vardır. Öğrenilir ve öğretilir, sonradan kazanılır. Sürekliliğe
sahiptir. Kuşaktan kuşağa aktarılır. Devamlılık gösterir. Toplumdan topluma
değişir. Uyulması gereken kurallardan oluşur. Kültürün maddi öğeleri, manevi
öğelerinden hızlı değişir. Kültür dil yolu ile sonraki nesle aktarılır. Her
kültürün alt kültürleri vardır.


Yukarıda bahsettiğimiz üzere Türkiye toplumu
basit bir tüketim kültürüne değil en az 5 bin senelik bir değerler manzumesine
sahiptir. Bu değerlerin ortak adı da Türk Kültürüdür.  Türk kültürünün en önemli özelliği bize yani
ulusumuza has olması, bizi biz yapmasıdır. Bize değer veren, bizi diğer
toplumlardan ayıran en temel özelliğimizdir. Bize Türk kimliğini ve kişiliğini
kazandıran özgün yapımızdır. Bizim kültürümüz bize hastır. Pek çok ulusun gıpta
ile baktığı ve her daim övgü ile söz ettiği bir kültür birikimine sahibiz. O
kadar güzel ve mümtaz bir kültüre sahibiz ki, eski Çin, İran, Bizans ve Avrupa
kayıtlarında Türklerin kültürü hakkında gerçekten çok değerli görüşler
yazılmış, ulusumuzun birlik ve beraberliği ile kültürel farklılığı hep takdir
edilmiştir. Bizi beş bin senedir bir arada tutan en değerli varlığımız dilimiz
ve bunun etrafında gelişen kültürümüzdür. Buradan geriye baktığımızda dünya
tarihinde Türk kültürü kadar eski olan bir ya da iki kültürden başka bir
birikim göremiyoruz. Tarihi süreçte ölmüş olan sözde kültürlerin de birileri
tarafından sahiplenilmesi bile bizim kültürümüzün büyüklüğünü ve kadimden beri
var oluşunu gölgeleyemiyor. Birilerinin ısrarla sahiplenmeye çalıştığı Helen,
Mısır, Roma gibi devletlerin ya da uygarlıkların kültürlerinden bu gün
bahsetmek imkansızdır. Ama beş bin yıldır var olduğunu çeşitli kaynaklardan
öğrendiğimiz Türk Kültürü bu gün bile aynı canlılığı ile devam etmektedir.
Bizim kültürümüz eşsizdir, çünkü binlerce yılın birikimidir. Nadidedir çünkü
hala canlı bir şekilde yaşatılmaktadır. Yeryüzüne yayılmış yaklaşık 350
milyonluk bir ulus tarafından yaşatılmaktadır.


Çok değil bundan 50-60 sene önce son derece
bağlı olduğumuz değerlerimiz artık yavaş yavaş terkedilir olmuş, ulus
bütünlüğümüz ve kültürel zenginliğimiz yoğun bir kültürel erozyona maruz
kalmıştır.


 TV,
İnternet ve basın yayın organları tarafından son 30 seneden beri toplumumuz
yoğun bir KÜLTÜR EMPERYALİZMİ sağanağına maruz bırakılmış, eğer tedbir almazsak
çok değil on yıl içinde aile, toplum, ulus bilincini yok edecek derecede
kültürel değerlerimiz yozlaştırılmıştır. Son yıllarda ulus bilincinin karşısına
çıkartılan en önemli düşman, popüler kültür adı altındaki TÜKETİM TOPLUMU adı
verilen yozlaşmış topluluktur. Düşünün ki; ne kadar insani değer varsa bir nevi
pazar eşyasına, pazarlama ürününe dönüştürülmüş, aile, toplum ve ulus bilinci
yok edilmiştir. Türk Milletinin ne kadar kutsalı varsa buna sahip çıkmak
gericilik sayılır olmuştur. Basit gibi görünen ama ileride çok derin meselelere
yol açacak uygulamalar bile vatanını ve milletini sevenler tarafından dile
getirilemez olmuş durumdadır. Buna ister mahalle baskısı deyiniz, isterse
toplumsal duyarsızlık. Mesela; bedelli askerlik gibi hayati bir konuda bu
yanlıştır dediğiniz anda linç edilmeniz çok da uzak bir ihtimal değildir. Ama
bu meselenin ülke ve devletin bekası kadar milletin bu coğrafya da var
olabilmesi için hayati önemde olduğunu herkes bilir. Kimsenin işine gelmez
çünkü angarya gibi görülür. Herkes askerliğin mecburi bir hizmetten ziyade
zaruri, olmazsa olmaz bir hizmet olduğunu bilir ama, popüler tüketim kültürü
bunun böyle olduğunu toplumdan saklar ve hatta gereksiz olduğunu empoze eder.
Neden? Çünkü efendilere köle gereklidir, sorgulamadan tüketecek, ne ürettiğinin
ya da tükettiğinin farkında olmayacak toplum bilincinden yoksun yığınlar,
kitleler ve topluluklar gereklidir de ondan.


Düşünün; sizin var olmanızda, bu günlerinize
gelmenizde, sizin siz olmanızda insanüstü bir gayret sarf eden anne ve
babalarınızı bir güne hapseden aynı kültür ya da dayatma değil de nedir?
Sevdiklerinizin bir güne ya da günlere sığdırılması toplumun yozlaşması değil
de nedir? Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü gibi uyduruk günlerin
açıklaması neyle, hangi kültür birikimi ile yapılacaktır? Kutsallarımıza
acımasız bir şekilde saldıran kültür emperyalizminin nihai hedefi ulus
bilincini yok edip, tüketim kültürünü dayatmaktır. Birimiz bile bu gün kalkıp
eski atalarımızda anneye, babaya, aileye verilen değeri araştırma ihtiyacı
hissetmiyoruz. Toplumda yetim ve öksüzlere verilen değeri, onların nasıl
korunduğunu kaçımız biliyoruz ya da merak ettik? Hasta olanlarımızı bile insani
bir biçimde tedavi eden bir toplumdan, duyarsızlaştırılan bir topluma gelmek
inanın insanın içini acıtıyor. Biz bu değiliz aziz okuyucularım. Türk Milleti,
Türk Kültürü bu değil! Sokaklarında sadaka verilecek fakir bulunmayan bir
toplumdan, sokakta evsizleri olan bir topluma gelmek bizim utancımızdır. Türk
Kültürü acilen layık olduğu yere, toplumsal yaşantımıza döndürülmeli, uydurma
moda terimler ya da akımlarla yok edilmesinin önüne geçilmelidir. Bunun için
görev sadece devlete ve  kurumlara değil,
aynı zamanda doğrudan doğruya bize yani bu toplumu, bu ulusu oluşturan
bireylere ve sivil toplum kuruluşları olan kültür derneklerine ile vakıflara
düşmektedir.


Bizler yani Türk Ulusunun fertleri bizim
kültürümüzün masallarda kalmasına izin veremeyiz ve vermeyeceğiz.  Bu uğurda mesaimizi, malımızı, paramızı
harcayacağız ama asla bu kültürün unutulmasına izin vermeyeceğiz. Çünkü Türk
Ulusunun varlığı ve bekası demek ancak ve ancak Türk Dili ve Türk Kültürü ile
mümkündür. Ulusal bilincin aynı ile yaşatılması ve gelecek nesillere
ulaştırılması için Varlığımızı Türk Varlığına armağan edeceğiz! Ne mutlu Türküm
diyene!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış