Gürsel
Tokmakoğlu
: ABD’nin
Suriye-Irak’ta Yeni Oyunu


19 Haziran 2020




ABD’nin bazı Avrupa
ülkelerini de yanına alarak Suriye’yi PKK terör örgütünü kullanarak bölme ve
Irak’ta Barzani güçlerini kullanarak bölgesel bir plan içerisinde olma çabaları
sürüyor. ABD’nin son oyunu Kamışlı’daki bir toplantıda gün yüzüne çıktı. Bakın
durum ne?


İçişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye içinde
silahlı PKK terörist sayısı 500’ler civarında. Yakın zamanda Türkiye Irak’ta
Pençe serisi operasyonlarla teröristlere karşı etkinlik sağlamakta, ama diğer
taraftan da belli ölçülerde değişik ülke ve güçlere mesaj vermektedir.


PKK terör örgütü ve uzantıları bölgede değişik
ülkelerdeki diğer terörist gruplar bir tür uluslararası suç şebekesi biçimine
dönüşmüştür. Yakın zamanda ABD’deki protesto eylemlerinde Başkan Donald
Trump’ın da işaret ettiği ANTIFA isimli terör örgütünün Suriye’deki PYD/YPG ile
birlikte eğitim görmeleri dikkat çekmiş idi. PKK terör örgütü ve uzantıları en
azından Irak ve Suriye’de, örtülü biçimde İran’da, değişik iletişim kanalları
ile Avrupa ve Amerika’da bulunduğuna göre uluslararası suç şebekesi olması hali
geçerlilik kazanmış durumdadır. 


PKK terör örgütünün 2005 yılında Kandil’de yaptığı
kongre (Kongra-Gel) ile tekrarladığı bölgesel bir garnizon devleti fikri
benzeri hayalini şimdi terörist (Mazlum Kobani kodlu) Ferhad Abdi Şahin
merkezli yeni örgütlenmelerle Deyrizor-Kamışlı hattında sürdürülmektedir. Ancak
şurası açıktır ki, bu faaliyetleri alenen PYD/YPG’nin PKK ile iltisaklı
olmadığı tezini ileri sürenlerin marifetiyle, PKK terör örgütü şemsiyesi ile
gerçekleştirmekteler ve İmralı’daki terörist başı Abdullah Öcalan’ın
liderliğini anarak sürdürmekteler. Deyrizor’daki yeni imkanlarla birlikte
kendilerine göre ifade ettikleri yeni açılımda PKK terör örgütü Türkiye ile
ilgili hayallerini bir tarafa bırakmış, İran’da ABD ve İsrail destekli
operasyonlarla rejimin değişmesi sürecini beklemekte, bu konjonktürde ise ABD,
İsrail ve Fransa’nın himayesinde, Suriye ve Irak kuzeyindeki bölgede siyasi bir
oluşumla ortaya çıkmaya çalışmakta, Suriye’nin bölünmesi sürecine dönük siyasi
faaliyetlere ağırlık vermektedir.


Bilindiği gibi ABD, Suriye’de petrolü korumak adı
altında bir miktar asker bıraktı. Türkiye’nin Suriye sahasında icra ettiği
operasyonlarla hem yıpranan hem de sınırdan daha güneye ABD desteğiyle
emniyetli bir alana çekilme imkânı bulan PYD/YPG Deyrizor bölgesine çekildi.
Burada ABD desteğiyle gelişmesine devam ediyor. 


Ferhad Abdi Şahin isimli terörist halen
Deyrizor’dadır. ABD’nin bölgedeki proje temsilcisi konumundaki terörist Ferhad
Abdi daha çok Suriye’deki yetkililerle, Ruslarla, İranlılarla, İsraillilerle,
Fransızlarla, yerel halkla ve Irak’taki Kürt yetkililerle temastadır. Uzayıp
giden Suriye’deki istikrarsızlığın içinde, geçen sürede, terörist Ferhad Abdi
daha çok bahse konu ülke temsilcisi ve güçlerle birlikte, kendilerine uygun
siyasi bir atmosfer yaratacak biçimde çaba göstermektedir.


ABD 2021 bütçesine önceki yıllardakine yakın miktarda,
Suriye’deki terörist PYD/YPG’yi eğit-donat kapsamındaki projede harcanmak üzere
pay ayırdı. Ayrıca ABD her ne kadar bölgede CENTCOM’a bağlı az sayıda asker
bıraktıysa da CIA ve paralı askerleri halen bölgededir. Amaçları Doğu
Akdeniz’den İran’a uzanan bir yeni oluşumu süreç içinde gerçekleştirmek, enerji
kaynaklarını yönetmek ve Rusya’nın bu alandaki gücünü kırmaktır. İlk aşamada
Irak’taki Kürt özerk bölgesine benzer biçimde, Suriye’de de benzer bir özerk
bölgenin oluşmasının kabul ettirmektir.


ABD ve ona eşlik eden diğer ülkelerin himayesinde
siyasi olarak gerçekleşen bir gelişmeyi not edelim. Mahallerde ve köylerde
çeşitli sözde partiler kurdular. Siyasi inisiyatif diye bunları kayıtlara
geçirdiler. Yerel halkın siyasi görüşü adı altında bu sözde partileri yerel güç
olarak lanse ettiler. Çeşitli toplantılarla bunları belirginleştirme çabasında
oldular. Bir nevi meşrulaştırma faaliyeti süreci yaşandı. Şunu ifade etmemiz
gerekiyor, bahse konu sözde partiler Suriye’deki yerel siyasi temsili
üstlenecek yetkinlikte değildir. Asıl Suriyeli Kürtler bu partileri
tanımamaktadır.


Mayıs 2020’de başlatılan bir seri toplantıların
neticesinde bu tip sözde partileri Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK)
adıyla PKK çatısı altında birleştirdiler. Irak ve Suriye kuzeyi
coğrafyasında ise daha belirgin bir çalışmayla, Mesut Barzani’ye
yakın Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile birlikte hareket edilmesi
yönünde adımlar attılar. 


ABD’li büyükelçi William Roebuck ve Türkiye’nin
kırmızı listede aradığı terörist Ferhad Abdi Şahin’in Suriye-Kamışlı’da
birlikte katıldığı bir basın toplantısında PKK ile ve ENKS’nin
2014’te imzalanan Duhok Anlaşması çerçevesinde birleşecekleri ifade
edildi. Bu maksatla yakın zamanda Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKYB)
ile PKK arasında bir anlaşma imzalanacağı bile söz konusu
edildi. 2014 tarihli Duhok mutabakatında Suriye kuzeyinde işgal edilen
bölgenin yönetiminde ENKS’ye yüzde 40, PKK’nın uzantılarına (TEVDEM denmiş idi)
yüzde 40 temsil hakkı verilmesi, yüzde 20’lik temsil ise sözde bağımsız isimlere
verilecekti. Bu mutabakata göre sözde savunmada ortaklık kurulması
ve YPG çatısında birleşilmesi öngörülmekteydi. Demokratik özerklik ve
kanton sistemi sözleri bu şekilde sarf edilmişti.


Peki Barzani tarafı böyle bir inisiyatifte yer
alabilir mi? Hem Irak Anayasası hem de IKYB’nin kuruluş yasaları başka bir
ülkede yöneticilerin bir hukuksuzluk rolünde yer almasına imkân vermemektedir.
Hatta fiilen bilindiği gibi 2014’lerden itibaren Kamışlı’da PKK çok sayıda
Barzani taraftarlarına suikastlar gerçekleştirmişti ve aralarında husumet
vardı. Ancak yine de ABD’nin emriyle bu birbirine düşman kesimler çıkar için
ABD Büyükelçisinin de olduğu aynı masada bir araya gelebilmişlerdir.


Toplantıda konuşan terörist Ferhad Abdi, anlaşmadan
dolayı ABD elçisi William Roebuck ve Mesut Barzani ile Neçirvan Barzani’ye
teşekkür etti, “Kürt birliğinin sağlanması ve tüm halk ve inançların haklarının
garanti altına alındığı çok renkli ve demokratik bir Suriye için güçlü destek
sunan ABD’ye teşekkür ederiz,” dedi. Buna
mukabil Roebuck da gösterdikleri özveriden dolayı
PKK/YPG terör örgütü elebaşı Abdi ve Barzani’ye
teşekkürlerini iletti.


Bağımsız Suriyeli Kürtler Birliği Başkanı Abdülaziz
Temo ise ABD arabuluculuğunda yapılan anlaşmaya tepki
göstermiştir. Deyrizor ve Rakka gibi Kürtlerin olmadığı ve Haseke gibi çok
az Kürt nüfusun bulunduğu bölgelerin söz konusu edilerek bazı
toplantıların yapılmasını işaret eden Temo, şöyle söyledi: “O topraklarda
PKK bir meşruiyet kazanamaz. PKK ile bir müzakereden bahsedilecekse
teröristlerin Suriye topraklarından çıkarılmasını sağlamaları gerekiyor.
Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonları (terörist) Öcalan’ın
planını bozdu. Ancak bu anlaşmayla Suriye Kürt Federasyonu kurma peşindeler.
Fakat bu imkansız. Türkiye ile 900 kilometre komşu bir ülkede Kürt devleti veya
federal bir devlet kurulamaz. Üstelik bu bölgelerde Araplar, Suriyeliler ve
Süryaniler de var. Bu durum bir federasyonu imkansız hale getirir. Haseke’yi
öne sürüyorlar. Oradaki Kürtlerin oranı nüfusun sadece yüzde 30’u. Tel
Abyad’da, Rakka’da, Deyrizor’da Kürt yok. Rasulayn’ın sadece yüzde 18’i Kürt.
Ayn el-Arab ve Rasulayn arasındaki 180 kilometrelik alanda hiç Kürt yok. Tüm
bunlara rağmen anlaşmalarında coğrafi bağımlılıktan nasıl söz edebiliyorlar?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet