ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & ÜLKELER DOSYASI

KUZEY KORE NE YAPABİLİR ?

Zeki Sarıhan

ABD ile Kuzey Kore’nin birbirlerine karşı
yumuşama siyasetine hazırlık yapmaları ve İki Kore devlet başkanının 1953’teki
ateşkes sınırında buluşmaları nedeniyle Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne
2008’de yaptığım üçüncü gezimde tuttuğum günlüğü on bölüm halinde paylaştım.

Okuyucuların Kore’de nasıl bir sosyalizm
uygulandığı ve iki Kore’nin birleşme ihtimalinin bulunup bulunmadığı ile ilgili
bana meraklı sorular yönelttiğini görüyorum. Ne de olsa bu ülkede üç ayrı
ziyarette 40 gün kalmış, yedirip içirilerek, gezdirilerek Kore’yi az çok
tanımış, biraz da araştırma yaparak bu ülke hakkında kitap (Doğunun Seher
Yıldızı Kore, 2002) yazmış tek Türk’üm…

Kuzey Kore’nin İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden
beri en büyük ülküsü emperyalistlerin müdahalesi ile bölünmüş anavatanı
birleştirmek. Bir millet için bu bölünmenin ne büyük bir travma yarattığını ve
birleşme ülküsünün ne kadar güçlü olduğunun Türkiye üzerinden anlatacağım:

1919-21 arasında Türkiye’nin batısında geniş ve
ülkenin en verimi alanı Yunanlılar tarafından işgal edildi. Kuvayı Milliye, bir
ordu toplayarak istilacıları denize kadar sürdü. Yunanistan’ı tutan İngilizler,
Mudanya Ateşkes Anlaşması’na razı olmak yerine, diğer emperyalistleri ve
uyduları olan birkaç ülkeyi yanlarına alıp karşı saldırıya geçselerdi ve
Sakarya’ya kadar olan bölgeyi işgal edip burada kukla bir Türk devleti
kursalardı (Nitekim Padişah yanlılarının böyle bir tasarısı vardı), Yeni
Türkiye’nin tutumu ne olurdu? Vatanın uğradığı bu bölünmeyi sineye çekebilir
miydi?

1922’deki İngilizlerin yerine 1950’deki ABD’yi
koyunuz. Mustafa Kemal Paşa’nın yerine de Kore Devriminin önderi Kim İl Sung’u.
İngilizlerin himayesindeki Batı Türkiye, günümüzde ABD himayesindeki Güney
Kore’dir. Ankara Pyongyang’dır. Kuvayı Milliye’nin elindeki vatan da Kuzey
Kore’dir…

Ne var ki Türkiye de İkinci Dünya Savaşı’ndan
sonra mazlum milletlere bağımsızlık yolunda ilham veren Türkiye olmaktan çıktı.
Dahası bağımsızlığı için kahramanca savaşan Kuzey Kore’ye Amerikalılara yardım
için asker göndermek gibi utanılacak bir günah işledi.

KUZEY KORE SOSYALİZMİ

Kim İl Sung, başta Sovyetler Birliği’nin yolundan
giderken sosyalist kampta baş gösteren anlaşmazlıklar sonucunda Çin Halk
Cumhuriyeti safına meyletmiş, daha sonra ideolojik olarak yeni bir yola
yönelmiştir. Kim İl Sung, insanın kendi kaderini kendisinin çizebileceği
anlamına gelen Çuçe düşüncesini kurmuştur.

Kuzey Kore sıkı bir kolektivizmden ve eşitlikçi
toplumdan ödün vermeye niyetli görünmüyor. Sovyetler Birliği’nde ve Varşova
Paktı ülkelerinde sosyalizm yıkıldıktan, Çin de Komünist Parti yönetimi altında
kapitalizm uygulamalarına yönelmişken Kuzey Kore rejimini korumuştur.

Bu ülkede kişiye tapıcılığın bu kadar güçlü
olmasını biz Türkler anlayabiliriz. Bu bizde bütün kahramanlığın ve devrimin
Atatürk’e bağlandığı, onun dışındaki figürlerin hatta kitlelerin
silikleştirildiği bir kültüre çok benziyor.

Kuzey Kore’de daha beşikteki çocuktan başlayarak
kitleler çok yoğun bir ideolojik eğitimden geçiriliyor. Ülkede gazeteler,
birkaç televizyon kanalı hükümetin sıkı denetimi altındadır. İnternetleri
dünyaya açık değildir. Halkının başka ülkelerden ne olup bittiğinden haberi
yoktur. Ülke sınırları sıkı bir denetim altındadır. Ülkeye turist kabul edilmektedir
ancak bunlar da denetime tabidir.

Kore Savaşı’nda tamamen yanıp yıkılmış bu ülkenin
halkı yepyeni ve modern kentler kurabilmiş, görkemli anıtlar yapmıştır fakat
yoksuldur. Komşusu Çin’in ve Birleşmiş Milletlerin Yardım Kuruluşlarının
yardımına muhtaçtır. Amerikan ablukası nedeniyle teknolojisini yenileyemiyor.

Kuzey Kore, Güney’in farklı bir rejim altında
yaşamasına rıza göstererek iki rejimli tek bir Kore’yi öngörmekte, şart olarak
yabancı askerlerin yarımadadan çekilmesini ileri sürüyor. Fakat Güney’de 38 bin
askeri olan ABD buna razı değildir ve Güney Kore de her şeyini borçlu olduğu
Amerika’nın ülkeden ayrılmasını istemiyor. Öngörülebilir olan Kuzey Kore’nin
birleşme idealinden vazgeçmesi ve hem Amerika, hem Güney’le savaş durumunu sona
erdirerek barış imzalamasıdır.

YOKSULLUĞUN NEDENİ

Çok ilginçtir ve o kadar da acıdır ki Kuzey
Kore’nin yoksulluğunun nedeni uyguladığı sosyalizmdir. Çünkü bu rejim, rekabeti
ve sınıfların oluşacağı kaygısıyla kişisel girişimi reddediyor. Yiyecek
maddeleri hasat sonunda evlerdeki nüfusa göre eşit dağıtılmakta, giysiler
devlet tarafından verilmekte, kişisel harcamalar için de çalışanlara az bir
maaş ödenmektedir. Köylerde küçük bir hobi bahçesinden ve kişisel kullanım
eşyasından başka özel mülkiyet yoktur. Bu durum, bizde askerler içiin
söylendiği gibi bir yumurtayı dokuz kişinin taşıması gibi olmalıdır. Gerçi Kore
Yarımadası’nın verimli kısımları Güney’dedir ve Kuzey’in yüzeyi daha çok
dağlarla kaplıdır ama ülkenin asıl sorunu dış dünyadan yalıtılmış olması ve kendi
kendine yetecek mekanizmaları sosyalizm bozulur kaygısıyla harekete
geçirememesidir.

Uzun yıllar Japonya’nın sömürgesi olarak soyulup
soğana çevrilmiş bu ülkede Batıdaki ve kısmen bizdeki gibi sınıflar
gelişmemişti. Bu nedenle Kore, demokratik, çok sınıflı ve partili bir deneyim
yaşamamıştır. Lidere tapıcılığın bir nedeni de budur. Fakat Güney Kore, İkinci
Dünya Savaşından sonra kapitalizm sürecine girerek yeni bir yapı kazanmıştır.

Kuzey Kore nasıl kurtulur? Sosyalizmi koruyarak
zenginleşmeyi sağlayarak bağımsızlığı korumak mümkün müdür B, yanıtı kolay
olmayan bir sorudur. Nüfusuna göre 1.100.000 kişilik dünyanın en kalabalık
ordusunu besleyen ve ABD’yi vuracak balistik füzeler yapmaya çalışan Kuzey
Kore’nin barış politikasına geçmek istemesinin nedeni belki de savaş
siyasetinden vazgeçerek ekonomisini güçlendirmektir. Hayli geç kalmış olarak.
Fakat iç politikanın da esaslı bir reforma ihtiyacı olduğu açıktır. (21 Mayıs 2018)










































































Kuzey Kore ile önceki 10 yazıyı okuyabilmek için:
zekisarihan.com 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir