Hasan
Boynukara
: Aslında Kore de Bildiğiniz Gibi Değil !!!




12
Ocak 2017


Kore ve Koreliler hiç yabancımız değil, hiç yabancıları
da değiliz. Kore şehitlerimiz var, gazilerimiz oldu. Bir yakınlık bir aşinalık
var aramızda. Biraz dedikodu yapalım isterseniz. Bu defa Ceren ve eşi Jeong
DongPil’le konuşacağız. Ceren Biyolog ve öğretmenlik yapıyor, eşi Koreli,
Elektrik ve Kimya mühendisi. Bir onlardan, bir bizden. Hem dışarıdan bakacağız,
hem içerden. Küçük bir not düşelim; Ceren Amcamın torunu. Kaptırmış gönlünü bir
Koreliye. Gönül bu, Türk’e de konar, Koreli’ye de.


Kısaltmaları hatırlatalım. H.B. : bendeniz. C. J. : Ceren
Jeong,  J.D.
:
Jeong DongPil


H.B. : Kore nere İstanbul nere. Ne işin var senin
yaban ellerde.


C. J. : Tamamen tesadüf. Eşim Erasmus programıyla Ege
Üniversitesine gelmişti. Onun da içinde bulunduğu bir kaç yabancı öğrenciye
Üniversiteyi tanıtma görevi verildi. Sonra bir iki kez daha karşılaştık. Bir
şeyler başladı ve evlilikle sonuçlandı.


H.B. : Ailenin karşı çıkmadı mı? Malum örf adet töre
inanç


C. J. : Çok kolay olmadı tabii ki. Ama daha baştan
inançlarım konusunda ödün vermeyeceğimi söyledim. İki yıllık evliliğimiz
anlayışla devam ediyor.


H.B. : Hep burada mı kalacaksınız?


C. J. : Böyle bir kastımız yok. Eşim Türkiye’yi çok
seviyor ve son derece kolay uyum sağlıyor. Genelde Korelilerin böyle bir
yapıları var. Koşullar uygun olursa Türkiyede olmayı tabii ki isterim


H.B. : Sen uyum sağladın mı?


C. J. : Hem evet hem hayır. Kim olduğumu unutmadan ve
bazı zorlukları göğüsleyerek devam ediyorum.


H.B. : Kültürel farklılıklar değil mi? Özellikle bir
kadın için


C. J. : Tabii. İletişim için İngilizce yetmiyor.
Mecburen Korece öğrendim. Türkiye ile benzerlikler olsa da kültürel
farklılıklar insanı ciddi şekilde yoruyor. Eğer bir takım kaygılarınız
yoksa pek sorun yaşamazsınız


H.B. : İnançlar vesaire yani


C. J. : Evet. Aslında Koreliler din konusunda biraz
umursamaz insanlar. Kendilerine dinlerinin sorulmasından pek hoşlanmazlar.
Mesela nüfus cüzdanlarında din hanesi yok.


H.B. : Müslümanım deyince…


C. J. : Şöyle bir durum var son zamanlarda. Türkiyeden
geldim deyince çok sevecenlerdi birçoğu halen öyle, ama Müslüman kelimesini
duyunca akıllarına hemen terörist geliyor. Hatta bu nedenle eşim birçok kez
kendi arkadaşlarıyla da tartıştı. Onlara Müslümanların terörist olmadığını
anlatmaya çalıştı.


H.B. : Çalışma hayatı, disiplin, kurallar…


C. J. : Çalışma hayatı çok sıkı. Çok disiplinliler. İş
hayatında mükemmeliyetçiler. Şirketler sabaha kadar mesai yapıyorlar ve tabii
ki bunun için ekstra ücret ödüyorlar. Kuralları katı. Kesinlikle uyulması
gerekir. Acımasızlar diyebiliriz.


H.B. : Çok stresli, yıpratıcı değil mi?


C. J. : Öyle. Stres atmak için de durmadan alkol
alıyorlar. Sabah öğle akşam fark etmiyor, Haftada bir gün de patronlarıyla
yaparlar bu işi. Resmiyeti azaltmak, yakınlığı artırmak için.


H.B. : İşsizlik durumu nedir? İnsanlar kolay iş
bulabiliyor mu?


J.D. :  İyi bir üniversiteden mezunsanız, hiç
zor değil. Eğer yüksek maaşlı bir işe girmek isterseniz, üç aşamalı ciddi bir
sınava tabi tutulursunuz.


H.B. : Torpil yok mu yani?


J.D. : Hiç yok demek mümkün değil ama özel sektörde
kesinlikle olmaz.


H.B. : Eğitim konusunda biraz tavizsizler galiba?


J.D. : İlkokuldan üniversiteye kadar ağır ve tavizsiz
bir eğitim var. Okuma yazma oranı istatistiklere göre %99.  Zorunlu eğitim
12 yıl. Üniversite eğitimi çok yüksek oranlarda.


H.B. : Popüler meslekler?


C. J. : Hukuk, tıp, öğretmenlik, mühendislik, devlet
memurluğu popüler meslekler. Şunu da belirtmek lazım; başarı var olmanın bir
ölçüsü Kore’de. Ya çalışır başarılı olursunuz ya da bir kenarda durursunuz. Bu
bilindiği için başarısızlık nedeniyle intihar edenler az değil.


H.B. : Bizde de çok ciddi bir yarış var ama bu kadar
değil. Peki eğitim paralı mı?


C. J. : Bütün Üniversitesiler paralı; devlet de özel
de. İyi Üniversiteler sadece sınavla alıyorlar. Orta derecedeki üniversitelere
%70 sınav,  %30 lise mezuniyet puanıyla giriliyor. Sınavdan iyi not
alındığı takdirde ücret alınmıyor ya da indirim yapılıyor. İyi tarafı şu; kimse
parasızlıktan dolayı okuyamadım demiyor. Ailelerin en büyük kaygısı
çocuklarının eğitimi. Bizdeki gibi kurslar var. Çocuklar okul, kurs, ev
arasında mekik dokuyor. Eve akşam 8-10 gibi gelebiliyorlar.


H.B. : Galiba intihar yaygın Kore’de


J.D. : Maalesef. Dünyada en çok intiharların
yaşandığı ülkelerden biriyiz. Kişinin kendini başarısız ve işe yaramaz
hissetmesi en önemli etkenlerden biri


H.B. : Toplum yapısı benziyor mu sence?  Ne yer
ne içerler, nasıl ve nerede vakit geçirirler


J.C. : Benzerlikler var. Örneğin bayramlarda büyükler ziyaret
edilir, elleri öpülür. Birbirlerine karşı da saygılılar. Arada bir yaş fark
olsa bile küçük olan büyüğe saygılı davranır. Günlük hayat demek, sabahın erken
saatlerinden gece geç vakitlere kadar çalışmak demektir. Eğlenme anlayışı ise
dans ve alkol almaktır. Sigara içme oranı çok düşük, kadınların sigara içmesi
hoş karşılanmaz. Sokakta sigara içmek yasaktır. Birisi yolda sigara içen birini
gördüğünde ya gider elinden alır ya da polis çağırır. Tuhaf ama sarhoş olmak
normal, sigara içmek çok büyük ayıptır. En çok deniz ürünleri tüketiyorlar.
Acılı ve baharatlı yemekler seviyorlar. Kadınlara laf atmanın, sarkıntılık
etmenin büyük para cezaları var. Son zamanlarda alkollü araç kullanımından
dolayı kazalar arttığı için alkollü araç kullananların ehliyetine iki yıl
sureyle el konuyor. Üçüncü kez yakalananlar hapse atılıyor.


H.B. : Aylık ortalama gelir?


C. J. : Ortalama 2.000 dolar. Kişi başına milli gelir
36 bin doların üstünde


H.B. : Unutmadan sorayım. En büyük kaygıları ya da
korkuları ne?


C. J. : Başarısız olmak ve yeniden bir savaşın çıkması
ihtimali.


H.B. : Güvenlik?


C. J. :  Kore güvenlik açısından çok iyi. Kadın
erkek fark etmez; günün ve gecenin her saatinde sokağa tek başınıza çıkabilirsiniz
ve hiçbir sorun yaşamazsınız


H.B. : Halkın politikaya ilgisi nasıl?


C.J. : Politikaya değil ama uygulamalara çok
duyarlılar. Halk çok çabuk bir araya gelebiliyor. Herhangi bir yanlışlık
olduğunda günlerce süren protestolar oluyor. Halk sokağa dökülüyor. Şu an
başbakan yok, protestolar nedeniyle istifa etti, etmek zorunda kaldı.


H.B. : Aile yapısı nasıl, çocuklarla ilişkiler,
dostluk, misafirlik?


D.J. : Aile önemli. Toplumumuzun % 70’i sıkı bir aile bağı
içindedir. Örneğin, evli bekâr fark etmez, her hafta Pazar günü bir araya
geliriz. Ebeveynlerimize asla saygısızlık etmeyiz. Evde misafir ağırlama
alışkanlığımız yoktur, dışarıda bir araya geliriz.


H.B. : Yasalarla aranız nasıl? Asker, polis…


C. J. : Yasalara uymak en önemli konu. Kesinlikle
tolerans göstermezler ve yasayı uygularlar. Hem vatandaş için böyle hem
yöneticiler için. Yasada bir değişiklik yapılacaksa, halk oylamasına
başvuruyorlar. Yasal ihlallerin ağır bedelleri var. Tekrarı halinde iki katına
kadar ceza verilebiliyor. Dolayısıyla hem vatandaş, hem uygulayıcılar oldukça
dikkatli davranıyorlar.


H.B. : Fakir zengin oranı, gelirler arasında bir
uçurum var mı?


C. J. : Fakirlik yok denecek kadar az. Evsiz olanlar
devlet korumasında. Sokaklarda hiç evsiz barksız insanlar görmedim. Kendi
gelirleri ve devlet yardımıyla bu sorun çözülüyor. Burada sokakta dilenen insan
göremezsiniz.


H.B. : Cinsiyet ayrımcılığı, kadına şiddet var
mı?


C. J. : Kesinlikle. Tam aksine şiddet uygulayan
kadınlar daha fazla. Tek sorun, erkeklere göre kadınlara daha az ücret ödeniyor.
Kadınlar daha çok büro ve eğitim alanında istihdam ediliyor ya da kendileri
seçiyorlar.


H.B. : Yabancılara karşı tutumları nasıl


C. J. :  Sıcakkanlı ve sevecen insanlar.
Özellikle de Türklere karşı. Kardeş ülke gibi görüyorlar.


H.B. : Yaşlıları ne yapar, kim bakar, bizdeki
yetiştirme yurdu gibi kurumları var mı?


C. J. : Bizdeki gibi. Huzur evleri var, yetimhaneler
var…


H.B. : Güzelleşmeye çok para harcıyorlarmış? Sarışın
Koreli sayısı artıyormuş, doğru mu bu?


C. J. : Estetiğe çok para harcadıkları doğru. En çok
da göz büyütme ve burun ameliyatı yaptırıyorlar. Dünyada birinci sırada. Çekik
gözlü olmak hoşlarına gitmiyor belli ki. Sarışın da var ama tek tük. Onlar da
yakışmadığını düşünerek vazgeçiyorlar. Sadece kadınlar değil erkekler de çok
para harcıyorlar.


H.B. : Japonlar gibi Koreliler de kapılarının önünü
süpürüyorlar mı?


C. J. : Temizlik konusunda Japonlardan hiç geri değiller.
Her yer yağ döksen yalanır şekilde, pırıl pırıl. Bir alışkanlık olduğu için
kimse çer çöp atmıyor sokağa. Devlet ya da belediye temizlik için görevli
göndermiyor. Onların işi çöpleri taşımaktan ibaret


H.B. : En çok nelerine imreniyorsun?


C. J. : Çalışma ahlakı, karşılıklı saygı, kurallara
uyma, temizlik ve yasal güvence. İnsan kendisini güvende hissediyor. Keskin
ideolojik kamplaşmalar yok ama hak arama konusunda hiç geri adım atmıyorlar


H.B. : Burada olmaktan mutlu musun?


C. J. : Şimdilik evet, sonra ne olur, bilemem


H.B. : Teşekkürler Ceren, teşekkürler DongPil. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet