Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

E. EMNİYET İST. D. BŞK.
BÜLENT ORAKOĞLU : Ergenekon’un derin infazları


Silahlı Kuvvetlerin üst
düzeyinde görev yapmış emekli komutanlara yönelik olarak, 90’lı yıllarda
başlayan suikastlar zincirinde çok sayıda emekli asker Türkiye’deki derin
yapının taşeronu DEV- SOL terör örgütü militanları tarafından katledildiler.


Aslında
Dev-Sol’un ilk hedefi, MİT’in efsane isimlerinden bay pipo lakabı ile anılan
Hiram Abas olmuştu. Hiram Abas 26 Eylül 1990 tarihinde bir suikast’a kurban
giderken 8’inci Cumhurbaşkanı Özal ile birlikte 12 Eylül askeri vesayet
rejiminin bitirilmesi adına oluşturulan demokrasi grubu içinde önemli
faaliyetler yürütüyordu. Hiram Abas ile başlayan suikastlar zincirinde
Güneydoğu’da Asayiş Bölge Komutanlığı yapmış olan emekli Korgeneral Hulusi
Sayın, 30 Ocak 1991 günü Ankara Bahçelievler’de eşi ve kızının yanında uğradığı
saldırıda hayatını kaybetti. 1970’lerin sıkıyönetim komutanlarından Tümgeneral
Memduh Ünlütürk, 7 Nisan 1991 günü Kayacan suikast’ında olduğu gibi İstanbul’da
evine ziyarete gelen üç kişinin kurşunlarına hedef oldu ve hayatını kaybetti.
23 Mayıs 1991 günü bu sefer Ankara’da Güneydoğu’da Asayiş Bölge Komutanlığı
yapmış emekli korgeneral İsmail Selen öldürüldü. Aynı gün, Adana Jandarma Bölge
Komutanı Tümgeneral Temel Cingöz de Adana’da vuruldu. Temel Cingöz, suikast’ten
yaralı olarak kurtuldu ancak hastanede vefat etti. 13 Ekim 1991 günü yine
evinde saldırıya uğrayıp hayatını kaybeden Orgeneral Adnan Ersöz, Genelkurmay
2. Başkanlığı’ndan emekli olduktan sonra, Temmuz 1978—Kasım 1979 arasında Milli
İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı olarak görev yapmıştı. Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı yapmış emekli Oramiral Kemal Kayacan ise 29 Temmuz 1992’de evinde 3
tetikçi tarafından öldürüldü. Kayacan’a suikastı, gazeteleri arayan bir kişi
tarafından Dev-Sol adına üstlenildi. Bu kişi “Son günlerde artan işkence ve
baskılardan dolayı Oramiral Kemal Kayacan’ın cezalandırıldığını” söyledi. Ancak
Kemal Kayacan’ın adı, Dev-Sol’un daha önce açıkladığı öldürülecek kişiler
listesinde geçmiyordu… Üstelik Kemal Kayacan, Donanma Komutanı iken 12 Mart
döneminde Mahir Çayan liderliğindeki THKP-C ile temas halindeydi… Ve THKP-C
ileri gelenleri Kemal Kayacan’ı, kendilerinden saydıkları biliniyordu. Öyle ise
Dev-Sol, Kemal Kayacan’ı neden ve niçin öldürmüştü? Kayaca’nın kızı Fatoş
Hataylı, Kayaca’nın 11’inci ölüm yıldönümünde mezarı başında yaptığı
açıklamalarda ‘’O zamanki MİT Başkanı Teoman Koman sonradan, Göztepe civarında
bir büyüğe suikast yapılacağına dair bir duyum almıştık dedi. Tabii bu beni çok
incitti. MİT biliyorsa, o zaman bizi niye önceden uyarmadı? Bu önemli bir
noktaydı. Babam diye söylemiyorum, babamı muhalifleri bile severdi.
Cumhurbaşkanı adayı olmuştu (1980’de), biz istemedik.’’

TBMM Darbeleri Araştırma
Komisyonu Generaller Memduh Ünlütürk, Adnan Ersöz, Kemal Kayacan ve Hulusi
Sayın’a yönelik infazlarda Türkiye’deki derin yapı Ergenekon’u bildikleri ve
deşifre etmemeleri için suikast’a uğradıklarını açıklamıştı. NATO’nun gizli
orduları yazarı Danıele Ganser’in: Yalnızca
Türkiye’deki Sis Perdesini Kaldıramadım itirafı bu anlamda önemliydi.

Dev-Sol lideri Dursun Karataş’ın Türkiye’den firar ettikten sonra ölünceye
kadar Gladyo’nun merkezinde koruma altında yaşadığı biliniyor. Dursun Karataş
terör örgütü Dev-Sol ve DHKP/C’yi bir istihbarat örgütü gibi yönetmiş
Gladyo’nun tetikçisi ve taşeronu olarak NATO ittifakı ülke istihbaratları ile
devamlı iyi ilişkiler içinde olmuştur. Hatta sipariş üzerine kişilere suikast
yaptığına yönelik güçlü iddialar bile söz konusudur.


Türkiye 04 Nisan 1952
yılında NATO’ya katıldığında, Albay Türkeş’in de katkılarıyla ülkede çoktan
gizli bir ordu ‘Ergenekon’ kurulmuştu. Karargahın adı Seferberlik Tetkik
Kuruluydu. STK 1965’te yeniden yapılandırıldı ve adı Özel Harp Dairesi olarak
değiştirildi. 1990 Gladyo açıklamaları sırasında Türk Gladyo’sunun (Ergenekon)
merkezi bu adla anıldığı için teşhir edilen isim bir kez daha değiştirilmek
zorunda kalınmıştı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) adıyla faaliyet
yürütmeye başladı. ÖHD veya Kontrgerillasının (Ergenekon) resmi görevi şöyle
ifade ediliyordu; ’’Komünist işgal ya da ayaklanma durumunda, işgale son vermek
için gerilla yöntemlerini ve mümkün olan yer altı faaliyetlerini kullanmak.’’
Ancak gölge görevler yurt içi kontrol ve yanıltma operasyonlarıyla o kadar iç
içe geçti ki; kontrgerillaları teröristlerden ayırt etmek giderek zorlaşmaya
başladı. Bu haliyle ÖHD’nin Türk demokrasisini korumak için oluşturulmuş bir
birim olmaktan çok Türk demokrasisinin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehdit olduğu
açıkça gözlenebilmektedir. Türk ordusu generalleri çok gizli ÖHD Komutanlığına
getirilmeden önce kural olarak resmen ‘’emekli’’ ilan ediliyorlardı. Böylece
gizli komutanlık görevini görünmezlik zırhı altında sürdürebiliyorlardı.
Demirel ve Ecevit’e göre ÖHD’nin en önemli faaliyetleri 4 askeri darbeydi!!!
Türkiye’de gölge ordular araştırmasında MİT ve Kontrgerilla birimlerinin CIA
sponsorluğunda kapalı bir kutu olan ÖHD komutasında faaliyet gösterdikleri
başka bir anlatımla kurumsal olarak iç içe geçmiş iki yapı oldukları ortaya
çıkmıştı.


ABD her ne kadar Türk
Kontrgerillası olan Ergenekon’un isim babası ve yaratıcısı olsa da Beyaz
Saray’ın Soğuk Savaş boyunca Türkiye’deki gizli gölge ordular üzerinde mutlak
bir hakimiyete sahip olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira Türk gizli
ordularının hemen hemen hepsini ortak bir paydada birleştiren Pantürkizm
ideolojisi nedeniyle NATO’nun Türkiye’de gizli gölge ordusu Batı Avrupa ülkelerindeki
gölge ordular ile kolay kolay karşılaştırılamayacak zorba ve bağımsız bir
karaktere sahip görünüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış