ZİZEK : KORONAVİRÜSÜ KAPİTALİZME ‘KİLL BİLL-VARİ’ BİR
DARBEDİR KOMÜNİZMİN YENİDEN İCAT EDİLMESİNE YOL AÇABİLİR
 

12 Mart 2020




Yıllar önce Fredric Jameson kozmik felaket
filmlerinin (dünyada yaşamı tehdit eden bir asteroit ya da insanlığı yok eden
bir virüs gibi) ütopyacı potansiyeline dikkat çekmişti. Bu gibi küresel
tehditler küresel bir dayanışmanın oluşmasına vesile olur küçük
farklılıklarımız manasızlaşır hepimiz bir çözüm bulmak için birlikte çalışırız;
şimdi gerçek hayatta da işte bu noktadayız


Zizek: Koronavirüsü kapitalizme ‘Kill
Bill-vari’ bir darbedir komünizmin yeniden icat edilmesine yol açabilir


Slavoj Zizek’in RT’ye yazdığı “Koronavirüsü
kapitalizme ‘Kill Bill-vari’ bir darbedir komünizmin yeniden icat edilmesine
yol açabilir” başlıklı yazısının Türkçesi Öznur Karakaş ve Koray
Kırmızısakal’ın çevirisiyle terrabayt.com’da yayımlandı.


Zizek’in yazısı:


Yayılmakta olan koronavirüs salgını aynı
zamanda toplumda patlamaya hazır muazzam ideolojik virüsleri de tetikledi:
sahte haberler paranoyak komplo teorileri ırkçılık patlamaları.


Karantinaya dönük makul tıbbi ihtiyaç sınırları
temizlemeye ve kimliğimizi tehdit eden düşmanları karantinaya almaya dönük
ideolojik baskı olarak bizlere geri döndü.


Belki başka –ve çok daha faydalı – bir
ideolojik virüsün yayılıp bize bulaşacağını umut edebiliriz: alternatif bir
toplum düşü virüsü küresel dayanışma ve yardımlaşma biçimleriyle kendisini
gerçekleştirecek olan ulus-devletin ötesinde bir toplum virüsü.


Nasıl ki (Gorbaçov’un bizzat itiraf ettiği
gibi) Çernobil felaketi Sovyet komünizminin sonunu getiren olayları başlatmıştı
koronavirüsünün de Çin’deki komünist yönetimi bitireceği spekülasyonu bugün sık
sık dillendiriliyor. Fakat burada bir paradoks var: koronavirüsü aynı zamanda
bizi topluma ve bilime güven temelli bir komünizmi yeniden icat etmeye mecbur
bırakacaktır.


Quentin Tarantino’nun Kill Bill 2 filminin son
sahnesinde Beatrix kötü Bill’i etkisiz hale getirir ve dövüş sanatlarındaki en
ölümcül darbe olan “Beş Noktadan Kalbi Patlatma Teknik”ini uygular. Bu hamle
hedefin vücudunda beş ayrı basınç noktasına parmak uçlarıyla aynı anda
bastırmaktan ibarettir. Hedef uzaklaşıp beş adım attığında kalbi patlar ve kişi
yere kapaklanır.


Bu saldırı dövüş sanatları mitolojisinin bir
parçasıdır ve gerçek yumruk yumruğa dövüşte mümkün değildir. Ama filme dönelim
Beatrix vuruşu yaptıktan sonra Bill sakince onunla barışır ve beş adım atıp
ölür…


Saldırıyı bu kadar harika yapan şey vurulma
anıyla ölme anı arasında geçen zamandır: Sakince oturduğum sürece hoşça sohbet
edebilirim fakat bu esnada yürümeye başladığım anda kalbimin patlayacağını ve
öleceğimi bilirim.


Peki koronavirüs salgınının Çin’de komünist
iktidarın sonunu getirebileceği spekülasyonunu yapanların düşünceleri de buna
benzemiyor mu? Sanki ülkenin komünist rejimine bir tür toplumsal “Beş Noktadan
Kalbi Patlatma Teknik”i uygulanmıştır da yetkililer oturabilir gözlem yapabilir
ve karantina tedbirlerinin üzerinden geçebilir ama toplumsal düzende herhangi
bir gerçek değişim (halka güvenmek gibi) rejimin çöküşüyle sonuçlanacaktır.


Mütevazı düşüncem çok daha radikal: koronavirüs
salgını küresel kapitalist sisteme dönük “Beş Noktadan Kalbi Patlatma Teknik”i
gibidir; şimdiye kadar yaşayageldiğimiz haliyle devam edemeyeceğimizi ve
radikal bir değişimin gerekli olduğunu gösteren bir işarettir.


Acı gerçek felakete ihtiyacımız var


Yıllar önce Fredric Jameson kozmik felaket filmlerinin
(dünyada yaşamı tehdit eden bir asteroit ya da insanlığı yok eden bir virüs
gibi) ütopyacı potansiyeline dikkat çekmişti. Bu gibi küresel tehditler küresel
bir dayanışmanın oluşmasına vesile olur küçük farklılıklarımız manasızlaşır
hepimiz bir çözüm bulmak için birlikte çalışırız; şimdi gerçek hayatta da işte
bu noktadayız. Mesele kendi davamıza hizmet ettiği müddetçe alabildiğine
yayılmış ıstıraptan sadist bir şekilde keyif almak değil – tam tersine esas
mesele yaşadığımız toplumun temel niteliklerini yeniden gözden geçirmek için
bir felakete ihtiyaç duyuyor olduğumuz acı gerçeği üzerine düşünmektir.


Böylesi küresel bir koordinasyona bir ölçüde
örnek teşkil edebilecek model Dünya Sağlık Örgütü’dür onlardan öyle bildik
bürokratik gevelemeleri duymayız paniğe kapılmadan net ikazlarda bulunurlar.
Böyle organizasyonlara daha fazla idari güç verilmelidir.


Bernie Sanders ABD’de genel sağlık hizmetlerini
savunduğu için muhalifleri tarafından tiye alınıyor. Ancak koronavirüs
salgınından aldığımız ders daha da fazlasına KÜRESEL bir sağlık hizmetleri ağı
kurulmasına ihtiyacımız olduğunu öne sürmüyor mu?


İran Sağlık Bakanı Iraj Harirchi koronavirüsün
yayılmasının o kadar da ciddi olmadığını kitlesel karantinaya ihtiyaç
olmadığını ileri sürmek için düzenlediği basın toplantısının ertesi günü
koronavirüsü kaptığını ve kendisini izole ettiğini bildirmek üzere kısa bir
açıklama yaptı (zaten televizyon karşısına ilk çıktığında da halsizlik ve ateş
gibi semptomlar gösteriyordu). Harirci şöyle devam etti: “Bu virüs demokratik
zengin fakir devlet büyüğü sıradan vatandaş ayırmıyor. ”


Bunda haklıydı hepimiz aynı gemideyiz. Bundaki
yüce ironiyi kaçırmamak elde değil hepimizi bir araya getiren ve küresel
dayanışmaya iten şey kati bir şekilde günlük yaşamda ötekiyle yakın temastan
kaçınmamızı hatta bizzat kendimizi izole etmemizi emreden şey aynı zamanda.


Üstelik tek uğraştığımız şey viral tehditler de
değil; diğer felaketler de ufukta belirdi ya da çoktan yaşanmaya başlandı:
kuraklık sıcak hava dalgaları çok büyük fırtınalar vs. Tüm bu olaylarda cevap
paniğe kapılmak değil bir tür küresel koordinasyon oluşturmak için acilen canla
başla çalışmak.


Yalnızca sanal gerçeklikte mi güvende olacağız?


Kurtulmamız gereken ilk yanılsamayı ABD Başkanı
Donald Trump kısa süre önce gerçekleştirdiği Hindistan ziyareti esnasında
formüle etti ve salgının hemen gerileyeceğini sadece zirve yapmasını beklememiz
gerektiğini yaşamın sonra normale döneceğini söyledi.


Tüm bu kolaycı umutların karşısında kabul
edilmesi gereken ilk şey tehdidin devam edeceği. Bu dalga gerilese bile yeni
dalgalar belki daha tehlikeli biçimlerde geri gelecektir.


Bu yüzden viral salgınların diğer insanlarla ve
kendi bedenlerimiz dahil etrafımızdaki nesnelerle olan en temel ilişkilerimizi
etkilemesi beklenebilir; (görünmez) kirli olabilecek şeylere dokunmaktan
kaçınmak gibi: tutamaklara dokunma klozete veya banklara oturma insanlarla
kucaklaşma veya insanların elini sıkma. Spontane jestlerimiz karşısında bile
belki ihtiyatlı olacağız: burnuna dokunma veya gözlerini ovuşturma.


Yani bizleri sadece devlet veya diğer kurumlar
kontrol etmeyecek kendimizi kontrol etmeyi ve disipline sokmayı da öğrenmemiz
lazım. Belki sadece sanal gerçek güvenli görülecek açık havada özgürce hareket
etmek sadece ultra zenginlerin adalarında mümkün olacak.


Burada sanal gerçeklik ve internet düzeyinde
bile son yıllarda “virüs” veya “viral” sözcüklerinin genellikle web-ortamına
bulaşan yıkıcı güçleri (diyelim verilerimizi veya hard diskimizi mahvetme gücü)
kendini gösterene kadar farkında bile olmadığımız dijital virüsleri ifade etmek
için kullanıldığını anımsamamız gerek. Şu anda kavramın harfi harfine orijinal
anlamına muazzam bir dönüş yapıldığını görüyoruz: viral enfeksiyon gerçek ve
sanal her iki yönde de bir arada gidiyor.


Kısa süre önce yaptığı bir konuşmada Macaristan
Başbakanı Viktor Orban şöyle dedi: “Liberal diye bir şey yok. Liberal diplomalı
komünistten başka bir şey değildir”.


Ya aksi doğruysa? Özgürlüklerimizi umursayan
herkese “liberal” küresel kapitalizm krize doğru giderken bu özgürlüklerin
sadece radikal değişimlerle gerçekleştirilebileceğinin farkında olanlara
“komünist” dersek? Bu durumda günümüzde kendilerine hala komünist diyenlerin
diplomalı liberaller olduğunu söylememiz lazım liberal değerlerimizin neden
tehdit altında olduğuna ciddi ciddi kafa yormuş ve sadece radikal değişimle bu
değerleri kurtarabileceğimizin farkına varmış olan liberaller.




LNK : https://sendika63.org/2020/03/zizek-koronavirusu-kapitalizme-kill-bill-vari-bir-darbedir-komunizmin-yeniden-icat-edilmesine-yol-acabilir-579917/?fbclid=