Sadullah
Özcan : Dünya kâbustan uyandığında


29.03.2020


Önce bölgesel çatışmalar,
sonra ticaret savaşları, şimdi de dünyayı kasıp kavuran korona virüs salgını.
Fiziken almasa bile ruhen tarihin en büyük buhranlarından birini zihinlerimizde
yaşıyoruz.


Zihin kontrolü nasıl olur
derseniz tarih bugün yaşananları örnek göstereceğinden şüpheniz olmasın.


Öyle görülüyor ki bugün
dünyada yaşananlarla her türlü deney yapılıyor. Yaşanan kâbusun tek hedefinin
olduğunu söylemek yanıltıcı olur.


Sağlıktan ekonomiye,
sosyal yaşamdan kültürel algılamalara, manevi duygulara kadar uzanan bir etkisi
olacak. 


Gelinen noktada sadece
bir dönem paranoyak ve komplo teorisyenliği ile suçlananlar değil eldeki
veriler salgınların günümüzde de biyolojik silah gibi kullanıldığını herkes
konuşuyor artık.


Sadece virüs üzerinden
baktığınız da bile yaşananların öncesini  görmek gerek. Almanya’da 2012’de
Meclis’e sunulan rapor, Wuhan’da yapıldığı bilinen virüs araştırmaları,
Fransa’da patenti alınan buluşlar, Amerika’daki denemeler, Japonya’daki
araştırmalar. Daha neler, neler?


Bugün dünya korona virüs
salgını ile kâbus yaşıyor. Daha doğrusu dünyaya kâbus yaşatılıyor. Ölüm
gösteriliyor. Sıtmayla kurtulabilecek miyiz bilmiyorum.


Bunun böyle sürüp
gitmeyeceği ortada. Dünya bu kâbustan uyandığında insanlık neyle karşılaşacak?
Çin’de başlayan ve dünyanın karşıdan seyrettiği salgını, şimdi dünya yaşıyor
Çin seyrediyor. Salgın sırasında Çin’de sadece sağlık açısından değil ekonomi,
iş hayatı, iktisadi hayat, sosyal travma dâhil neler yaşandığının iyi bilinmesi
gerekir. 


Madem bugünlerde
Avrupa’da dâhil korona salgının planlı saldırı olduğu konuşuluyor. O zaman bu
saldırıyı yönetenlerin amaçlarını görmekte yarar vardır. Sadece amaçlara bakmak
yetmez. Kimlerin ne istedikleri de önemlidir.


Bunun için Çin’de
yaşananlara iyi bakmak lazımdır. Satır aralarında kalsa da tekrarlamakta yarar
vardır. Çin borsalarında salgın hipnozu sırasında uzmanların ifadesi ile 750
milyar dolar hisse ABD merkezli el değiştirmiştir.


Bizde salgın
belirtilerinin başladığı günlerde şahit olduğum bir olay vardı. Bir sağlık
kuruluşunun hisseleri konusunda garip bir hareketlenmeden söz açıldı. Ortalama
günde 150-180 bin lot işlem gören kâğıtlar için düşük fiyattan bir el 1 milyon
lot alım notu düşüyor. Sonra bu olayın bir firma için değil nerdeyse Türkiye’de
borsaya açık bütün sağlık hisseleri için yapıldığı görülüyor. Buna Eczacıbaşı
için dâhil.


Bu sadece Türkiye içinde
geçerli olmadığını söyledi dostlar. Dünyada salgın ile endeksli borsa
operasyonları için ele geçirilecek şirketler listesinden bahsediliyor. Bu
sadece borsa tarafı. Diğer alanlar belli değil daha.


Afrikalıların misyonerler
hakkında anlattığı meşhur söz vardır “Onlar gelirken koltuklarının altında
İncilleri vardı bizimse topraklarımız. Onlar giderken bizim koltuklarınızın
altında İnciller onların ise toprakları”


Aynen o söz gibi dünya bu
kâbusa dalmadan ülkelerin toplumların işleri, güçleri, üretimleri, firmaları,
şirketleri vardı. Yarın dünya kâbustan uyandığında bakalım insanlığın elinde
neleri kalacak?


O nedenle Türkiye olarak
kâbustan erken uyanıp elimizde kalanları korumak zorundayız. Gerekli tedbirleri
almak zorundayız. Öncelikle bütün hızı ile devam eden salgına karşı toplumun
sağlığını korumak zorundayız.


Üretimin aksadığı sosyal
hayatın sekteye uğradığı, ticaretin durduğu, işsizliğin artacağı, geçim
sıkıntısının baş göstereceği bir nokta da kâbus bitmeden nasıl önlemler
alınacağı şimdiden belirlenmek zorundadır.


Devlet devletliğini,
iktidar muktedirliğini, toplum sağduyusunu insanımız basiretini böyle
dönemlerde göstermek zorundadır. Bunu gösterebildiğimiz ölçüsünde geleceğimiz
daha aydınlık, göremediğimiz ölçüsünde daha büyük kaosa gideriz.


Fırsat bu fırsat
evlerinizde boşa oturacağımıza düşünmenin ve geleceğe hazırlanmanın planlarını çıkaralım.


Kalın sağlıcakla…