KOMPLO TEORİLERİ (TÜRKÇE & İNGİLİZCE) & WIKILEAKS


NAİM BABÜROĞLU : Koronavirüs mü ? ABD’nin İran, Irak, Suriye ve Türkiye
politikası mı ?


11 Nisan 2020


ABD, IRAK’TA 1963’TE
DARBEYLE YÖNETİMİ DEVİRDİ


ABD, Irak’ta Amerikan yanlısı bir yönetimi başa
getirmek için darbe çareleri arıyordu. ABD İstihbarat Örgütü CIA (Central
Intelligence Agency-Merkezi İstihbarat Teşkilatı), ülkenin siyasi ve askeri
liderlerine silah ve para sağlıyor, karşılığında komünizm karşıtı bir cephe
oluşturmaya çalışıyordu. Ancak, ABD’nin istediği gerçekleşmedi. 14 Temmuz 1958
gecesi, Amerikan yanlısı olan Irak yönetimi, silahlı kuvvetler darbesiyle
devrildi. General Kasım, devletin başına geçti ve kapıları Sovyet yönetimine
açtı. CIA, zaman kaybetmeden Baas partisine sızmaya başladı. General Kasım’a
iki suikast düzenlendi, fakat başarısızlıkla sonuçlandı. Sonunda ABD’nin
istediği oldu, Kasım 8 Şubat 1963’te CIA’nın desteklediği darbeyle devrildi,
yargılandı ve öldürüldü.(1) 


Kasım’ın devrilmesiyle, Irak’ta ABD etkisi yeniden güç
kazandı. 1960’larda Irak’ın İçişleri Bakanlığını yapan Ali Salih Sadi: “Biz iş
başına CIA treniyle geldik” dedi. O trenin içinde, 30 Aralık 2006’da, Kurban
Bayramı’nın ilk günü yine ABD tarafından asılarak idam edilecek olan,
geleceği parlak bir diktatör bulunuyordu. CIA desteğiyle yıldızı parlayan
Saddam Hüseyin. 1980-1988 yılları arasında, sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı
sırasında, CIA Saddam’ın yanında yer almış ve istihbarat desteği sağlamıştı.
ABD bu dönemde Bağdat’ı teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmış,
Saddam hakkında olumlu raporlar da vermişti.(2)


IRAK’I ÖZGÜRLEŞTİRME
OPERASYONU 


1990 yılında, Irak birliklerinin Kuveyt sınırına
yığıldığını görmesine rağmen, CIA bunu önemsemedi. Saddam, o gece 140 bin
kişilik ordusuyla Kuveyt’e girdi. ABD, Saddam’ı gözden çıkarmıştı. CIA: “Saddam,
Suudi Arabistan’a saldıracak, Irak’ın kimyasal başlıklı silahları var ve her an
bunları kullanabilir” şeklinde abartılı raporlar vermeye başladı. Hâlbuki daha
önceki raporlarda, Irak’ın kesinlikle kimyasal başlıklı füzelere sahip olmadığı
yazılmıştı. Dönemin ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney, 26 Ağustos 2002
tarihinde, “Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin
herhangi bir şüphemiz kalmamıştır” dedi. CIA Direktörü de: “Irak, El Kaide’ye
muhtelif alanlarda, savaş, bomba yapımı, kimyevi, biyolojik ve nükleer
konularda eğitim vermiştir” açıklamasını yaptı. Gerçeği yansıtmayan bu raporlarla,
20 Mart 2003’te, ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Çokuluslu Koalisyon
Kuvvetleri, ¨Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu¨ adıyla ¨İkinci Körfez Harekatı¨nı
başlattı.(3)


9 Nisan 2003’te ABD kuvvetleri Bağdat’a girdi.
Bağdat’a binlerce ton bombanın yağdırıldığı ilk saatlerde, ABD televizyon
kanalı CNN’de yapılan canlı röportajda, ABD Kongresi’nin önemli üyelerinden Les
Apsin büyük bir heyecanla: “Petrol bölgelerinin hâkimiyetinin ele
geçirildiğini, İsrail’in güvenliğinin sağlandığını, Amerika’nın tek büyük güç
olarak dünyaya gücünü ispatladığını” söyledi. ABD, Irak işgalinin siyasi
hedefini bu açıklamayla ortaya koymuş oluyordu. İşgalden bir yıl sonra, CIA
Şefi Jim Pavitt: “Irak içinde fazlaca bilgi kaynağımız yoktu. Bir gram
istihbarattan bir ton varsayım üretildi” itirafında bulunarak, önceki raporları
yalanladı. Yapılan soruşturmada, Irak’ın silahları konusunda CIA’nın
söylediklerinin hayal ürünü olduğu ortaya çıktı.(4)


Irak’ın işgalinden üç yıl sonra CIA: “ABD’nin işgali
cihadı meşrulaştırmıştır. Müslüman dünyasına müdahale, ABD’ye büyük kızgınlık
duyulmasına neden olmuş ve küresel cihat davasına olağanüstü bir taraftar
kitlesi kazandırmıştır” şeklinde değerlendirme yaptı. CIA Şefi Pavitt, işgalden
sonra, Bağdat’ın Vietnam’ın ardından en büyük CIA istasyonu durumuna geldiğini
söyledi.(5) İşte, Müslüman ülkelerin ve dünyanın başına bela olacak DEAŞ/IŞİD
bu dönemde büyütülüyordu. ABD, Irak’ta nüfusun yüzde 20’sini oluşturan
Kürtlerin lehinde yeni bir siyasal yapı oluşturdu. Irak ordusunu felç etti.


İNGİLTERE’NİN SORUŞTURMA
RAPORU


2016’da, İngiltere’de Irak’ın işgaliyle ilgili
hazırlanan Soruşturma Raporu’nda; ¨İngiltere’nin Irak politikası kusurlu
istihbarata dayalıydı. Irak o dönemde herhangi bir tehdit teşkil etmiyordu.
Kesin bir şekilde ülkenin kitle imha silahlarının risk teşkil ettiği yönündeki
hükmün de haklı bir gerekçesi yoktu¨ ifadeleri yer aldı. Rapor üzerine, dönemin
İngiltere Başbakanı Tony Blair, ¨Herkesin düşündüğünden daha fazla keder ve
pişmanlık hissettiğini¨ söyledi ve özür diledi.(6) 


10 Nisan 2003’te çok sayıda Iraklı, Saddam’ın
çöküşünü, onun portrelerini ve heykellerini tahrip ederek kutlamıştı. Bağdat’ın
Firdevs Meydanı’nda, büyük bir Saddam heykelinin devrilmesi anı dünya
medyasında yayımlandı. O gün, Iraklı Hasan el Jaburi de eline geçirdiği bir
balyozla Saddam Hüseyin’in heykelini yıkıyordu. Jaburi, 13 yıl sonra 2016’da
yaptığı açıklamada, “O heykeli yerine dikmek isterdim. Şimdi her şey daha kötü”
diyerek pişmanlığını itiraf etti.(7) Saddam’ın heykelini yıkan Iraklı da,
ABD’yle işbirliği yapan İngiltere Başbakanı da pişman olmuşlardı.


Pişmanlık ya da özür sonucu değiştirir mi? Irak işgal
edilmiş, bir buçuk milyon insan ölmüş, beş milyon insan (nüfusun yüzde 17’si)
evini terk etmek zorunda kalmış, iki milyon insan diğer ülkelere sığınmıştı.
Irak ordusu felç edilmiş, ülkenin güvenliğini sağlayacak yetenekleri yok
edilmişti. Böylece yıllar sürecek bir iç karışıklık döneminin, etnik ve mezhep
çatışmasının tohumları da atılmıştı.


ABD’Lİ ORGENERALİN
İTİRAFLARI


Aslında ABD, en yetkili ağızdan ve sayısız belgelerde
hedeflerini açıkça belirtmekten çekinmemişti. ABD’li Orgeneral NATO Eski
Komutanı Wesley Clark, 2007 yılında yaptığı bir röportajda şöyle diyordu: ¨11
Eylül’den 10 gün sonra, Pentagon’a gidip Savunma Bakanı Rumsfeld ve yardımcısı
Wolfowitz’i gördüm. Alt kata indim. Generallerden biri beni içeri çağırdı.
‘Efendim, gelip benimle bir kaç dakikalığına konuşmalısınız’ dedi. ‘Peki, ama
çok meşgulsünüz’ dedim. ‘Hayır, hayır, Irak’la savaşa girmeye karar verdik’
dedi. ‘Irak’la savaşa mı gireceğiz? Neden?’ dedim. ‘Bilmiyorum’ dedi. ‘Peki,
Saddam’ı El-Kaide’ye bağlayacak her hangi bir bilgi bulmuşlar mı’ diye sordum.
‘Hayır, o konuda henüz bir şey yok, sadece Irak’la savaşa girmek konusunda
karar almış durumdalar’ dedi. Birkaç hafta sonra onu tekrar görmek için gittim,
o sıralar Afganistan’ı bombalıyorduk. ‘Hala Irak’la savaşa girme durumunda
mıyız’ diye sordum. ‘Daha da kötüsü’ dedi. Masasına uzandı, bir kağıt aldı.
‘Bunu az önce yukarıdan aldım. Beş yıl içerisinde Irak’la başlayan sonrasında Suriye,
Lübnan, Libya, Somali ve Sudan’la devam edip İran’la bitecek yedi ülkeyi nasıl
ele geçireceğimizi anlatan bir not’ dedi.¨(8)


ABD, Irak’tan başlayarak, Suriye, Libya, Lübnan,
Somali, Sudan ve İran’ı dağıtacak planı 2001 Eylül’ünde onaylamıştı. Gelinen
aşamada, Irak, Suriye ve Libya dağıtıldı, parçalandı; iç savaşın hüküm sürdüğü
coğrafyalar durumuna getirildi. Bu ülkelerde iç savaş kaç yıl sürer? Afganistan
1980’den beri, 40 yıldır iç savaşı yaşıyor. Irak, Suriye ve Libya’da da en az o
kadar sürer…


KORONAVİRÜS ABD’NİN
ORTADOĞU POLİTİKASINI ETKİLER Mİ?


ABD, DEAŞ/IŞİD’le mücadele gerekçesiyle 2014’ten bu
yana Irak’ta 14 üs konuşlandırdı. Son bir ayda, beş üssü Irak ordusuna
devretti. İki üssü daha boşaltma olasılığı yüksek. Irak’ta üslerinden çekilen
ABD, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) Erbil, Süleymaniye ve Halepçe’de
yeni üsler kurma yönünde adımlar atıyor. ABD, Halepçe civarında İran sınırına
14 km mesafede yer alan üssünü güçlendiriyor.  Bu üs, aynı zamanda CIA ve
MOSSAD’ın da bulunduğu İran’ı Gözetleme Noktası niteliğinde… 


COVID19’a rağmen, ABD bölgede askeri hızını
yavaşlatmadı. Üslerini ve askeri varlığını Kuzey Irak’a kaydırıyor. Bu arada
Irak’taki üslerini Patriot ve C-RAM gibi stratejik silah sistemleriyle takviye
ediyor. Suriye operasyonlarını, Kuzey Irak bölgesindeki üslerden düzenleyecek.
Aynı zamanda, İran’a karşı olası operasyonu da buradaki üslerden yürütmeyi
planlıyor. 


İran, ABD yaptırımları nedeniyle ekonomik sıkıntı
yaşarken, COVID19 salgınından en fazla etkilenen ülkeler arasında. COVID19’un
İran’da neden olduğu ölüm sayısının yüksekliğine rağmen, ABD İran’ın sağlık
malzemelerine erişimini kolaylaştıracak yaptırımları bile hafifletmiyor. Bir
yanda ekonomik yaptırım, öte yanda COVID19’un İran’da geride bırakacağı yıkım,
stratejik hasara neden olur mu sorusunun cevabı ABD için çok önemli. Bu açıdan
COVID19, ABD için bir fırsat…


ABD’NİN İRAN’LA
HESAPLAŞMASI VE PYD/PKK DEVLETÇİĞİ


COVID19 salgını, ABD’yi İran’la hesaplaşmaktan
vazgeçirmedi. Tersine COVID19, yaratacağı olumsuz etkilerle İran, Irak ve
Suriye’de ABD’nin hedeflediği adımları kolaylaştıran bir fırsat oldu. ABD,
COVID19’un bölge ülkeleri üzerinde oluşturacağı yıkımdan faydalanarak, Kuzey
Irak’ta 2017’de gerçekleşen bağımsızlık referandumunu masaya sürebilir.
COVID19, ABD’ye İran ve Irak’taki hedeflerine ulaşmada hızlandırıcı bir etken
olurken; bölge haritasını değiştirmede Kuzey Irak’ta bağımsızlık yolunda adım
attırabilir. Bu adım, Kuzey Suriye’yi doğrudan etkilerken, Türkiye için bir
BEKA sorununa yol açabilir. ABD’nin desteğiyle, Suriye’de ¨Kuzey ve Doğu Suriye
Özerk Yönetimi¨ ilan etmiş bir PYD/PKK terör örgütü var. Bu yönetim, COVID19
nedeniyle üç ay için zorunlu askerliği durdurduğunu açıklamış. Yani, Suriye’de
Menbiç ve Fırat’ın doğusunda, ABD’nin garnizon devletçiğini kurmuş bir PYD/PKK
terör örgütü…


Bu durumda, PKK, PYD/PKK terör örgütüyle, Suriye’de El
Kaide türevi unsurların, geçmişte olduğu gibi ¨Küresel stratejinin bir topuzu¨
olarak kullanılmalarında hiç tereddüt edilmeyecektir. Irak ve Suriye’de, bazı
bölgelerde DEAŞ/IŞİD’in saldırıları başladı bile… Bu arada,
sığınmacıların/göçmenlerin de bir araç olarak kullanılma politikası da devreye
girebilir.


Sonuçta, Eylül 2001’de Pentagon’da, ABD’li dört
yıldızlı generale açıklanan ABD stratejisi COVID19 nedeniyle yavaşlamadı,
tersine ivme kazanmış durumda… 


ABD’nin Ortadoğu politikaları oldukça açık… Irak,
Libya ve Suriye’nin geldiği aşama ortada…  Ve tarih tekerrür ediyor…
ABD’nin Ortadoğu politikası, COVID19’dan da beter…


Kaynakça:


(1) Tim Weiner, Legacy of Ashes-The History of the CIA
(Enkaz Devralmak-CIA Tarihi), 2007.


(2, 3, 4, 5) Tim Weiner, Legacy of Ashes-The History
of the CIA (Enkaz Devralmak-CIA Tarihi), 2007.


(6) https://www.bbc.com/turkce/dunya/2016/07/160706_iraq_chilchot_rapor
(Erişim, 10 Nisan 2020)


(7)https://www.hurriyet.com.tr/video/saddam-huseyin-heykelini-deviren-irakli-yeniden-dikmek-isterdim-36133852
(Erişim, 10 Nisan 2020).


 (8) https://www.globalresearch.ca/we-re-going-to-take-out-7-countries-in-5-years-iraq-syria-lebanon-libya-somalia-sudan-iran/5166
(Erişim, 10 Nisan 2020).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir