KORKUNÇ İDDİA : “İKTİDAR SALGINI BİR YIL ÖNCEDEN
BİLİYORDU”




İKTİDARIN KORONA VİRÜSLE MÜCADELEDE ALDIĞI
ÖNLEMLERLE İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN BİR İDDİA ORTAYA ATILDI. İKTİDARIN SALGINI BİR
YIL ÖNCEDEN BİLDİĞİ VE BU KONUDA BİR RAPOR HAZIRLADIĞI ANCAK BUNA YETERİNCE
UYMADIĞI BELİRTİLİYOR.
 

28 Mart 2020




Türkiye’de korona virüs salgını için alınan
önlemler tartışılırken ortaya dikkat çeken bir iddia atıldı. Dünya Sağlık
Örgütü’nün yaklaşan salgın tehdidi ile ilgili yaptığı uyarı sonrası iktidarın
bir hazırlık planı hazırladığı ve korona virüsle ilgili alınan önlemlerin bu
rapora dayandığı öğrenildi. Ancak raporun planlama uzmanlarının değil
hekimlerin hazırlaması bugün yaşanan sorunların temelini oluşturduğu
belirtiliyor.


Birgün gazetesinden Ozan Gündoğdu’nun haberine
göre Hükümet yaklaşan salgın tehdidini 1 yıldan uzun süredir biliyordu. Zira
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yıllar önce tıpkı bugünküne benzer bir pandemiye
karşı tüm hükümetleri uyarmıştı. O kadar ki Sağlık Bakanlığı’ndaki tıp
uzmanları 2019’da “Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı” adı altında bir
rapor dahi hazırladı. Hükümetin bugünkü eylem planı ise büyük ölçüde bu rapora
dayanıyor. Buna karşın raporun planlama uzmanlarınca değil de tıp uzmanlarınca
hazırlanması ülkenin bugünlerde yaşadığı sorunların da temelini oluşturuyor.


208 SAYFALIK RAPOR AYLAR ÖNCE HÜKÜMETİN
ELİNDEYDİ


10 yıl önce Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa
Hastalık Önleme ve Tedavi Merkezi (AHÖTM) yeni bir inflüenza (grip) pandemisine
karşı ülkelere plan yapmalarını tavsiye etti. Bu tavsiyenin ardından Türkiye’de
de 2019’da 208 sayfalık bir rapor hazırlandı. Dökümanın adı “Pandemik İnfluenza
Ulusal Hazırlık Planı”. Ancak sorun şu ki tüm dünyada planlar merkezi planlama
teşkilatları ya da planlama uzmanlarından oluşan kuruluşlarca hazırlanırken
Türkiye’de plana dair tek dökümanı Sağlık Bakanlığı’nda asıl uzmanlığı planlama
olmayan tıp uzmanları hazırlamıştı. Zaten devletin merkezi planlama birimi olan
DPT de 2011’de lağvedilmiş DPT uzmanları çeşitli bakanlıklara dağıtılmıştı. Bu
nedenle de pandeminin ekonomik sosyal diplomatik etkileri planda kapsamlı
biçimde yer alamadı. Bugün koronavirüs bilim kurulu üyesi olan Levent Akın
Firdevs Aktaş Mehmet Ceyhan Ayşegül Füsun Eyüboğlu gibi profesörler plana katkı
sunan bilim insanları arasında yer aldı. DSÖ’nün yönergeleri ışığında
yayımlandığı belirtilen plana göre hastalığın klinik belirtileri tıpkı
bugünlerde yaşanan pandemiyi özetliyor. Raporun 97’nci sayfasında olası
salgının belirtileri şu şekilde sıralanıyor; Titreme ile yükselen ateş öksürük
boğaz ağrısı baş ağrısı kas ağrısı ve halsizlik hastaların çoğunda görülen
belirtilerdir. 38°C ateş genellikle üç gün sürer. Tanıya ilişkin raporun
devamında da öksürük ile birlikte göğüs ağrısının sıklıkla ve ciddi olabileceği
öngörülüyor. Planda hazırlığı yapılan hastalığın risk grubunda ise 65 yaş üstü
kişiler ve kronik rahatsızlığı olanlar bulunuyor. Yani hükümetin elinde yakın
zamanda başına geleceklere dair bir rapor bulunuyordu.


SAĞLIK DIŞINDA HİÇBİR SEKTÖREL PLAN
HAZIRLANMADI


Hükümetin şu ana kadar uyguladığı tedbirler
planın genel hatlarına uyulduğunu gösteriyor. Örneğin plana göre bir bilimsel
danışma kurulu oluşturulması ve bu kurulun halkla iletişimde yardımcı olması
gerektiği vurgulanıyor. Nitekim hükümet 10 Ocak 2020’de 31 uzmandan oluşan
Koronavirüs Bilim Kurulu’nu oluşturdu. Ancak Uğur Emek böyle bir kurulun
yalnızca sağlık uzmanlarından oluşmasının yetersiz olduğunu çünkü sorunun
sektörler arası çok boyutlu etkilerinin olduğunu ifade ediyor. Emek’e göre
ekonomiden güvenliğe tarımda diplomasiye kadar makro ölçekli bir plan dahilinde
nitelikli bir kurul oluşturmak elzemdi.


208 sayfalık planda tam 38 kez “el hijyeni”
ifadesine yer veriliyor. Toplumun el hijyenine ve sosyal izolasyona önem
vermesi gerektiği iletişim araçları yoluyla anlatılmalı deniyor.


“UZAKTAN EĞİTİM İÇİN HAZIRLIK YAPILMALI” BİLE
DENİYOR


Planda okulların tatil edilebileceği ve uzaktan
eğitime geçileceği öngörülmüş. Planın 50’nci sayfasında eğitim ve öğretime ara
verilmesi durumunda uzaktan eğitimin sürdürülmesi için gerekli kararların
alınması ve hazırlık yapılması tavsiye ediliyor. Buna karşılık uzaktan eğitim
videolarını pandemiye hazırlık aşamasında yapması gereken hükümet virüs ülkeye
girdikten ancak 4 gün sonra videoları çekmeye başladı. Böylece Adnan
Menderes’in idam görüntülerinin televizyondan çocuklara izletilmesi gibi
skandallara neden oldu. Halbuki çekimlerin aylar önce bitmesi ve video
kayıtların baştan sona denetlenmesi gerekiyordu.


MEDİKAL MASKELER AYLAR ÖNCE STOKLANMALIYDI


Plan aynı zamanda hastalığın görüldüğü
yerlerden ülkeye girişlerin ancak tarama yapılarak sağlanması gerektiğini de
vurguluyor. Planın 38’inci sayfasında “(Hastalıktan) etkilenmiş bölgelerden
gelenler için giriş taraması” yapılması gerektiği ifade ediliyor. İzleyen
sayfalarda hastanelerdeki medikal maske ihtiyacının artacağı yoğun bakım ünitelerinin
yetersiz kalma ihtimali bir bir sıralanıyor. Buna karşılık aylar önce önlem
alması gereken hükümet hastalık yurda girdikten sonra medikal maske üretimine
başlıyor.


EKONOMİYE İLİŞKİN HÜKÜMETİN A B C PLANLARI
BULUNMUYOR


Son zamanlarda “Hayat Eve Sığar” sloganıyla
yurttaşlara evde kalınmasını söylemek de 136 kez “iletişim” ifadesi kullanılan
planın bir parçası. Öte yandan bu slogan çalışmak zorunda olanlar yurttaşların
tepkisini çekmeye başladı. Yurdun dört bir yanında dip dibe çalışmak zorunda kalan
ücretli kesimler salgın yüzünden tedirgin. Peki plana iş yerlerinin kapatılması
dahil edildi mi? Planın 34’üncü sayfasında “Hastalığın atak hızı devamsızlıklar
ve iş gücü kayıpları göz önüne alınarak gerektiğinde eğitim ve öğretime ara
verilmesi ve iş yerleri kapatılması Sağlık Bakanlığı ve ilgili Bakanlıklar ile
birlikte değerlendirilecektir” ifadesine yer veriliyor. Ancak devletin ekonomi
yönetimini oluşturan hiçbir birimi ortaya çıkacak risklere ilişkin bir plan
hazırlamadı. Halbuki Uğur Emek “ilgili bakanlıkların geçen günlerde ekonomiye
ilişkin A B ve C planlarını oluşacak riskleri kamuoyuna duyurması gerekiyordu”
diyor. Böylece toplumda oluşan ekonomik belirsizlik yüzünden büyüyen panik bir
nebze kontrol altına alınabilirdi. Ancak hükümet yoğun biçimde sorulan “ücretli
izinle iş yerlerini kapatacak mısınız” sorularını ısrarlı biçimde yanıtsız
bırakıyor. Halbuki rapora göre salgın bir sürpriz değildi.


DEVLETİ DEVLET YAPAN EN ÖNEMLİ ŞEY PLANLAMADIR


Başkent Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Uğur Emek buna benzer planların gerekli olduğunun ancak yeterli
olmadığının altını çiziyor. Emek’e göre olması gereken bu riskin bir merkezi
birim tarafından planlanmasıydı. 2011’de kapatılan DPT geçmişteki
fonksiyonlarına sahip olsaydı yeterli nitelikte plan hazırlayabileceğini
söyleyen Emek “makro plan deyince sektörler arası çok boyutlu planları
anlamalıyız küresel çapta bir pandemiye karşı alınacak önlemleri asıl uzmanlığı
tıp doktorları olan kimseler hazırlamamalıdır” diyor. “Plancının görevi
geleceği öngörmesidir” diyen Emek plancıyla normal uzmanın arasındaki fark
plancının geleceğe ilişkin öngörüler yapması olduğunun altını çiziyor. Nitekim
alelade yurttaşlar nitelikli bir planı gördüğü vakit “nasıl olur da bunu
bilebilirler” diye şaşıracağını söylüyor. Devleti devlet yapan en önemli şeyin
de geleceği öngören planlama birimlerinin varlığı olduğunun altını çiziyor.


PLAN KALMAYINCA KOMPLO TEORİLERİNE İTİBAR
EDİLİYOR


Sözcü Gazetesi’nde 25 Mart’ta Ali Gülen
imzasıyla “Almanların 8 yıllık koronavirüs raporu ortaya çıktı” başlıklı bir
haber yayımlandı. Habere göre Almanya Başbakanı Angela Merkel’e 8 yıl önce
Robert Koch Enstitüsü’nün hazırladığı bir rapor sunulmuştu. Bu raporda tüm
dünyayı etkisi altına alacak bir pandemi senaryosu hazırlanmış ve buna karşı alınması
gereken önlemler sıralanmıştı. Dünyaya yayılacak hastalığın belirtileri ise
göğüs ağrısı öksürük ve ateşti. Dahası raporda salgının Doğu Asya’da bir
kanatlıdan insana bulaşacağı tespiti bile yapılmıştı. Halbuki 10 yıl önce DSÖ
zaten böyle raporlar hazırlanmasını ülkelere tavsiye etmişti ve raporda
şaşılacak bir şey yoktu.


Geceden sabaha alınan kararlarla yönetilmeye
alışan Türkiye’de ise medya bu haberin üzerine adeta üşüştü. Hürriyet’ten Hande
Fırat haberi “nasıl oluyor da bu kadar biliyorlar” yorumuyla sosyal medya
hesabından paylaştı Yeniçağ’dan Aslan Bulut ise haberi şöyle değerlendirdi;
“8-10 yıl önce bir virüsün Güneydoğu Asya’da bir hayvan pazarından çıkacağını
bilmek için iki ihtimal var. Ya virüsü üreten sizsiniz ya da böyle bir virüsün nerede
ve kim tarafından üretileceğini bir istihbarat sonucu öğrendiniz!”




LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/korkunc-iddia-iktidar-salgini-bir-yil-onceden-biliyordu-273167h.htm