KOMPLO TEORİLERİ (TÜRKÇE & İNGİLİZCE)

DÜNYAYI YÖNETEN SAPIK SATANİST SİYASİLER, CEO’LAR


ÖZEL BÜRO NOTU :
İDDİALAR ÇOK VAHİM TABİ EĞER DOĞRUYSA. GENELLİKLE İSLAMCI SİTELERDE BU TÜRDEN
HURAFE BİLGİ ÇOKÇA BULUNUR, BU NEDENLE BU HABERİ OKUYUNCA TEMKİNLİ YAKLAŞTIK.
ÇÜNKÜ HABERE KONU OLAN “
FİONA BARRET’İN
İFŞAATLARINA DAİR BİR KAYNAKÇA BELİRTİLMEMİŞ HABERDE. VE HABER İÇERİĞİNDE DE
ÇOK ÜST DÜZEY KİŞİLERİN İSİMLERİ YER ALIYOR. BU NEDENLE BU HABERİ
“KOMPLO
TEORİSİ”
KATEGORİSİNDE YAYINLAMA KARARI ALDIK.
BİLGİNİZE.


Yenisöz yazarı
Can Kemal Özer ‘Dünyayı Sübyancı Satanist Sapkın Bir Çete Yönetiyor’ başlığıyla
yayınlana köşe yazısında önemli açıklamalarda bulundu.


Kaynak : https://www.parlamentohaber.com/dunyayi-yoneten-sapik-satanist-siyasiler-ceolar/


İşte o yazı:


Büyük bir cesaret örneği sergileyen
Avustralyalı kadın muhabir Fiona Barrett, Sidney’de geçtiğimiz aylarda
düzenlediği basın toplantısıyla, küresel sistemin hâkimi durumundaki kişilerin
sapkınlıklarını ifşa etti. Kendisinin de eski bir satanist ritüel kurbanı ve
uluslararası VIP sübyancı halkasının parçası olduğunu açıklayan gazeteci
Fiona, satanist çocuk tecavüzü şebekesinin ve uluslararası çocuk ticaretinin
varlığını ifşa etmekle kalmadı; pek çok işadamı, siyasetçi ve bürokratın da
ismini verdi.


KAÇIRILAN
ÇOCUKLARA TECAVÜZ EDİYORLAR


Gazeteci Fiona, çocuk kesme ve minik
çocuklara tecavüz fiillerine karışan bu hannas, eski ve yeni devlet başkanları,
başbakan, bakan, işadamı, tanınmış aktörler, ünlü kişiler, tanınmış hâkimler,
meşhur politikacılar ve papazlardan oluşuyor. Aynen ABD ve İngiltere’de olduğu
gibi, bu şebekenin Avustralya’da da tüm kilit kuruluş ve organizasyonların
başında yer aldığını söyledi. Bu beyanlar dünya çapında kaçırılan çocukların ne
amaçlı pazarlandığı ve kullanıldığı da netleştiriyor.


SÜBYANCILAR HIZLA
YAYILIYOR


Fiona, Avustralya’nın bir ‘sübyancı
cenneti
‘ olduğunu iddia ediyor ve ekliyor: Üvey ailem, bizzat
beni Sidney merkezli uluslararası bir çocuk kaçakçısı sübyancı halkasına teslim
etti. Bazı kurbanlar sokaktan kaçırılan çocuklar, bazıları doğum belgesi bile
alınmadan sırf bu iş için büyütülmekte, bazıları da nesiller boyu süregelen
istismar sisteminden gelmektedir. Bu sonuncular, gelecekte sistemin failleri ve
idarecileri olmaları umularak eğitilmektedir.


SİNDİRİP
SABREDEBİLECEKSENİZ OKUMAYA DEVAM EDİN


Haberi yayınlayan düşünce kuruluşu
editörü,” girişten sonra şunları kaydediyor: “Buradan sonra anlatılanları
sindirmek ciddi oranda olgunluk gerektirmektedir. Ancak dünyada gerçekten neler
olup bittiğine alaka duyuyorsanız okumaya devam edin.” Fiona, satanist ritüel,
tecavüz, işkence ve katletme dahil her şeyi gördü ve şunu söylüyor: “Tanık
olduğum ve deneyimlediğim suçları ifşa ettiğim için görmekte olduğum muamele,
bizzat yaşadığım orijinal istismarlardan çok daha kötü.”  Gerçekten dayanabilecek
bir güce sahipseniz devam edin. Zira hem tercümeyi yapan arkadaşım, hem de bunu
kaleme alırken ben dayanamadım. Tashihleri yapmak için bir kez daha dönüp
bakmaya yüreğim dayanmadı.


‘BENİ
DAHA İKİ YAŞINDA İSTİSMAR ETTİLER’


Avustralyalı gazeteci Fiona, iki yaşı
gibi erken bir yaşta istismara uğramaya başladığını söylüyor. O sahnelerin hiç
birinin gözünün önünden gitmediğinden söz ediyor. Sonraları, hâlâ daha küçük
bir kız çocuğuyken VIP partilerine bırakıldığını, meşhur politikacı, aktör ve
ünlülerin kokain içmesinin izlettirildiğini, tecavüz edildiğini, diğerlerinin
cinsel ilişkilerinin izlettirildiğini, sonra bir havuzda boğulmaya
çalışıldığını hatırlıyor. Sadece tecavüz edilip istismara uğraması değil, aynı
zamanda kişilik çözülmesi yoluyla kopuş sağlamak amacıyla sığır elektroşoku
gibi işkence formunda satanist ritüellere de maruz kalmış. Bu sübyancı çetenin
nasıl en üst seviyelere çıktığını, Canberra’daki Parlamento Binası’nda bile
sefahat âlemler düzenlediklerini anlatıyor.


İŞTE
O SAPIKLARDAN BAZILARI


Fiona Barrett, kendisine cinsel istismar
ve işkencede bulunanların bir bölümünün ismini tek tek veriyor. Ancak biz,
bütün pisliğin adı açıklanan sınırlı sayıda kişinin ismini vererek
çözülemeyeceğini, bildiğimizden, kişilerin isimlerinden ziyade unvanlarını
vermekle yetinmeyi yeğliyoruz.


Bunlar eski bir ABD başkanı, dünyanın en
ünlü televizyonunun patronu, Avustralya eski Başbakanları, CIA Ajanları,
Evangelist ve Katolik papazlar, çok bilinen Hollywood aktörleri, Yahudiliği ile
gurur duyduğunu söyleyen bir aktör, ünlü sporcular, eski bir Avustralya işçi
partisi başkanı, çok zengin işadamları, çeşitli nüfuzlu kimseler…


‘DÜNYAYI
SAPKINLARIN YURDUNA ÇEVİRMEK İÇİN UĞRAŞIYORLAR’


Dünyada çok sayıda nüfuzlu sübyancının
bulunduğunu ileri süren Barret, bunların güçleri ve dokunulmazlığı sayesinde
korunduklarını ve kimsenin ses çıkaramadığını söylüyor. Dünyayı sübyancı,
homoseksüel sapıkların yurduna çevirmek için çabaladıklarını kaydeden gazeteci
Barrett, batıda sapıkların önünün açıldığını, televizyon, radyo, gazete, müzik,
siyaset, ekonomi ve hukuk dünyasında öne çıkarıldığını kaydediyor.


SAPIKLIKLAR
CEMİYETİ: SKULLS AND BONES


Kendisinin uğradığı cinsel saldırı resim
ve görüntülerinin Bohemian Grove’da çekildiğini belirten Barrett, gizli amaçlar
ve yöntemler için 1880’lerde Kaliforniya’da kurulmuş, üyeleri, törenleri,
ritüelleri ve yaptıkları çok gizli tutulan bir cemiyet olan Skulls and Bones
gibi pek çok cemiyetin bulunduğunu da aktarıyor. Bir seferinde, pembe balon
şeklinde bir odada olduğunu ve tecavüze uğradığını aktaran gazeteci mağdur ve
ifşaatçı Fiona Barrett, diğer bir sefer de “Pofuduk Ayı Pikniği” diye
adlandırılan, çocukların hayvanlar gibi avlanıp tecavüz edildiği çocuk
tecavüz avı partisine katılmak zorunda kalmış.


CİZVİT
VE KATOLİK PAPAZLAR DA AYİNDE


Satanist sübyancı şebekesini ve
Bathurst’daki korkunç ritüeli ifşa eden Fiona Barrett, 1985’te Avustralya
Bathurst’taki Satanik Ritüel’e şahit olduğunu anlattı. Fiona, bazı Avustralyalı
ünlüler, yerel polisler ve Katolik cizvit okulu St. Stanislaus’dan rahiplerle
birlikte gerçek bir Satanist ayinine katıldığını anlattı. Bu ayini “Baal”,
“Lusifer”, “Satan”, “Sabahın oğlu” ve diğer mahlasları terennümle anılan
ünlülerin yönettiğini ifşa ediyor ve satanik tanrılarına tapınıldığını
belirtiyor.


‘HAMİLE
KADIN ÖLDÜRÜLDÜ’


Fiona, bilahare bir dairenin ortasındaki
hamile bir kadının seramonik bir şekilde öldürülüşüne tanıklık ediyor.
Sonrasında, doğmamış bebeği çıkarıp, bir bıçakla parçalara ayırıp, altın bir
tabağa konup, bir çeşit Kara  komünyon-şarap ekmek ayini yaptıklarına
tanık oluyor. (Fiona, bu noktada Katolik Kilisesi komünyonunun daha eski olan
bu satanik komünyona dayandığından bahsediyor.


HİPNOZLA
ROBOTLAŞTIRILAN ÇOCUKLAR


Bundan sonra, hipnotize edilerek
robotlaşmış bazı çocukların öne çıktığını, bunların tahminen zihin kontrolü
altında ya da tamamıyla sersemletilmiş olduğunu bildiriyor. Bruce Spence, bir
samurai kılıcıyla öne çıkıp her bir çocuğun kafasını uçuruyor. Sonra tüm
bunlardan cinsel olarak tahrik olmuş satanist güruh kanlı bir taşkınlığa başlıyor.
Hepsi birden kudurmuş gibi, kadının ve çocuğun adrenalinli kanını içiyor.
Satanistler insan kanındaki adrenaline bağımlı olup bununla kafayı bulurlar.
Son olarak Beazley, onu da koparılmış kafalardan bir ısırık almaya zorluyor…


‘NİÇİN
SATANİST SÜBYANCI ŞEBEKESİ DİYORUZ?’


Dünyada yaygınlaştırılmaya çalışılan
satanizmin, sübyancılığın da yaygınlaşmasına yol açtığı kaydediliyor. Fiona,
mülakatta, kendisine tecavüz edenlerden bazılarının “sıradan” sübyancılar
olduğunu, bazılarının ise satanizm denilen sapkınlığa mensup, karanlık tipler
olduğundan söz ediyor. Bunların sadece tecavüz etmediğini; aynı zamanda
işkence, kurban etme, ölü sevicilik ve yamyamlık gibi her türlü ahlaksızlığı ve
melaneti işlediklerini gözler önüne seriyor.


SATANİST
HİYERARŞİ VE YENİDÜNYA DÜZENİ PİRAMİDİ


Fiona, satanist hiyerarşi piramidinin
nasıl işlediğini şöyle anlatıyor: “En alt düzeyde sokak çeteleri var. Sonra
organize suç örgütleri ve mafya, sonra “elit klüp”e alınanlar, sonra bunların
üstünde “sıradan” sübyancılar, en üstte de tam anlamıyla satanist olan “VIP
elitler” var.”


En üste sadece kan bağı olanların
çıkabildiğini söyleyen Fiona, bu iblislerin 13 kadarının illüminati soyundan
geldiklerini söylüyor. Bu soylar ‘yarı tanrı’ olarak kutsanıyorlar. Bunların
aşağısında 300 kadar, büyük ihtimalle saf kana, yani “kraliyet” veya reptilian
DNA’sına sahip olmadıkları için asla en üst rütbeye ulaşamayanlar yer alıyor


Fiona, “OTO, free masonlar, scientology
tarikatı mensupları, Katolik Kilisesi, CIA, Avustralya Askeriyesi ve diğer pek
çokları aynı satanist şebekenin dallarıdır. Bu şebeke uluslararası çocuk
kaçakçılığı halkasının ve yenidünya düzeninin tam kalbinde yer almaktadır”
diyor.


DÜNYA SATANİST BİR SAPKIN MEZHEP TARAFINDAN
YÖNETİLİYOR


İnanılması
güç olsa da dünyayı, üyeleri ABD ve İngiltere başta olmak üzere çeşitli
ülkeleri mesken edinmiş güç merkezlerinin en üst düzeylerini işgal etmiş
satanist sapkın, aşağılık azınlık güruh yönetiyor. Bunlar insan değil, insan
suretine bürünmüş iblisten de aşağı sapıklar. Bakmasını bilmek şartıyla; yüz,
alın ve gözlerine baktığınızda bu hannası hemen tanımak mümkün.


Bunlar
birbirlerine suç bağıyla bağlılar. Gıdaları savaş, silah, terör, iftira,
tecavüz, katliam, soykırım yani kan. Bunlar bir gruba değil insanlığa
düşmanlar. Bizler gayet iyi bilsek de Fiona, bunların insan, çocuk ve kadın
hakları savunucusu göründüklerini, kadınları feministleştirme ve sapkınlığı
artırmak için çalıştıklarını, politika başta olmak üzere istihbarat, sinema,
medya, müzik, tıp, moda gibi alanları işgal ettiklerine dikkati çekiyor.


‘HATALI HAFIZA VAKFI’ İLE İKNA AYARI


Satanistler,
kurbanların ortaya çıkıp hikâyelerini anlatmasını engellemek amacıyla “Hatalı Hafıza
Vakfı
” adında sahte bir organizasyon kurmuşlar. Biri çıkıp olup
biteni aktarırsa, kamuoyunu anlatılanların gerçek olmadığına ikna için
uğraşıyorlar. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan Spotlight filmini izleyenler, bu
alçaklığın küçücük bir bölümünü görebilirler. Ama biz yine de, kimsenin filmi
bile olsa bunları izlemesini asla tasvip etmiyoruz.


Netice
itibariyle diyoruz ki, bu sapkınlık geçmişte de vardı. Ancak bu kadar yaygın
yahut modern ifade biçimiyle küreselleşmemişti. Bu zulümden, biz Müslümanlar da
mes’ulüz. Zira biz İslam’ı kendi hayatımızda yaşamadığımız gibi mübarek
mesajını da dünyaya aktarmayı beceremiyoruz. Çünkü bilmiyoruz. İçimizdeki
bazıları çıkmış, Hz Âdem ve Hz. Havva ile meşgul. İçimizden çıkmış, bu
yapılarla irtibatlı bir yapı, mahremleri kaydetti, ifşa etti. Çeşitli
kademelerdeki zaafları olan kimseleri tuzağa düşürmek için fahişeler temin
etti, kameraya aldı. Devletin sırlarını sattı, Müslümanları birbirine düşürdü.
Aileleri param parça etti. Devleti ele geçirme adına yapmadıkları kalmadı.
Sadece onlar mı, bugün o seviyede olmaya veya erişemese de İslam’ı kendi
cemaatinden ibaret sanan, İslam’ı yozlaştırmak için çabalayan sayısız odak
türedi. Sonra insan sormadan edemiyor, dünyaya İslam’ı kendi bile anlamamış bu
kitleler mi tebliğ edecek?


Ama
ümitsizlik yok. Bizim görevimiz kimseyi Müslüman etmek ve dünyayı kurtarmak
değil, İslam’ı öğrenmek, yaşamak ve anlatmak. Gerisi Allah’ın bileceği şeydir.


La
ğalibe İllallah! Yaşasın cehennem!