TELEGRAM


Batılı
ülkelerde yaşayan ve hapishaneye düşen bir çok Türk, devlet kurumlarınca
çeşitli testlerde kobay olarak kullanılıyor.



-Beyinler kontrol altına alınıyor



Ömer Özkaya’nın kaleme aldığı “CIA Belgelerine Göre Zihin Kontrolü
kitabında, uzun süre İsveç’te yaşayan bir Türk vatandaşına İsveç polisi
tarafından uygulanan “kobay muamelesi” teferruatlıca anlatılıyor. Özellikle
Batı gizli servisleri, hükümetlerin kontrolünde yürütülen “insana tam hakim
olma” projesini bütün acımasızlığı ile denemeye başladılar. Bu projede baş
kobaylar arasında Asya kıtası vatandaşları ile özellikle Türkler geliyor. -İşte
çok çarpıcı bir örnek



İbrahim Ariç uzun yıllar Almanya’da yaşamış. Çocukluk ve gençlik yılları
Almanya’da geçmiş. Ancak Almanya’da kaldığı süre içinde kamu memurları
tarafından işkencelere ve tıbbi deneylere tâbi tutulmuş. Haksız yere cezaevine
atılmış. Cezaevinde de yoğun şekilde deneyler geçmiş başından. Diyor ki
Ariç: “Sürekli olarak bilmediğim gerekçelerle çeşitli ilaç ve deney
uygulamalarına tâbi tutuldum. Hastanelerde zoraki ilaç denemelerine tâbi
tutulduğuma ilişkin belgeler, bulgular, tarafımdan tevsik edilmiş olup
arşivlenmiş şekilde hazırdır.”




Ömer Özkaya’nın kaleme aldığı “CIA Belgelerine Göre Zihin Kontrolü” kitabında,
insanların kobay olarak kullanılması ile ilgili ilginç örnekler vardı.



Özkaya, kitabında uzun süre İsveç’te yaşayan bir Türk vatandaşına İsveç polisi
tarafından uygulanan “kobay muamelesini” de teferruatlıca
anlatmıştı.



Sürekli olarak gelişen teknoloji ve elektronik çağın baş döndürücü hızla yeni
buluşlar ortaya koyması, “bu yeniliklerin” insanlar üzerinde denenmesi fikrini
de beraberinde getirdi.



Özellikle Batı gizli servisleri, hükümetlerin kontrolünde yürütülen “insana tam
hakim olma” projesini bütün acımasızlığı ile denemeye başladılar.



Bu projede baş kobaylar Asya kıtası vatandaşları ve özellikle Türkler.



İbrahim Ariç’in başından geçenleri “belgeleriyle birlikte” öğrenmemiş
olsaydım, belki de konunun ciddiyetini ben de fark etmeyecektim.



İbrahim Ariç uzun yıllar Almanya’da yaşamış. Çocukluk ve gençlik yılları
Almanya’da geçmiş. Ancak Almanya’da kaldığı süre içinde kamu memurları
tarafından işkencelere ve tıbbi deneylere tâbi tutulmuş.



Haksız yere cezaevine atılmış. Cezaevinde de yoğun şekilde deneyler geçmiş
başından.



Diyor ki Ariç: “Sürekli olarak bilmediğim gerekçelerle çeşitli ilaç ve deney
uygulamalarına tâbi tutuldum. Hastanelerde zoraki ilaç denemelerine tâbi
tutulduğuma ilişkin belgeler, bulgular, tarafımdan tevsik edilmiş olup
arşivlenmiş şekilde hazırdır.”



İbrahim Ariç’i kobay olarak kullanan Almanlar, daha sonra onun işe yaramayacak
hale geldiğini düşünerek 30.09.2004 tarihinde Türkiye’ye iade ederler.



Ariç başından geçen insanlık dışı olayları belgelemek için yoğun bir mücadeleye
başlar Türkiye’de.



Bu mücadele sonunda onu şok eden bir belge Şişli Etfal Hastanesi’nden gelir.



Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çektirdiği MR’da, beyninde bir
sinyal odağı olduğu tespit edilir.




Yanlış duymadınız, Almanlar kobay olarak kullandığı İbrahim Ariç’in kafasının
içine “sinyal odağı” yerleştirmişlerdir.



Hastanenin bu konudaki raporu şöyledir:





“539955 dosya nolu, 753937 protokol nolu 18.11.2004 müracaat 25.11.2004 netice
tarihli Kranium MR incelemesinde, sol frontal bölgede, subkortikal ak maddede
T2 ve Flair sekanslarda hiperinteks karakterde patolojik sinyal odağı
mevcuttur. Kortikal sulkus genişlikleri normal izlenmiştir.”



İnsanların kafalarının içine, vücutlarının değişik bölgelerine mikroçipler
yerleştirerek, insanı her yerde takip etme, kontrol altında tutma gibi
projelerin uzun zamandan beri denenmekte olduğunu biliyoruz.



Nitekim İbahim Ariç de bu projede kobay olarak kullanılmış, kafasının içine bu
kobaylık döneminde “sinyal odağı” yerleştirilmiş.



Tabii bunlar iddia! Ama hastane raporuyla belgelenmiş iddia.



Bütün bunlar doğru ise, Avrupa’nın değişik ülkelerinde yaşayan Türkler için çok
ciddi tehlikeler var demektir.



İsveç ve Almanya örneğinde olduğu gibi çeşitli sebeplerden dolayı cezaevine
düşen Türkler, burada değişik deneylere tâbi tutuluyor, kobay olarak
kullanılıyorsa çok vahim bir durum var demektir.



Belki de Avrupa’nın değişik ülkelerinde, Batı ülkelerinin “teknolojik–istihbarat”
amaçlı deneylerine tâbi tutulmuş ama bunu açıklayamayan, ruhi yönden çöküntüye
uğratılmış binlerce insanımız bulunmaktadır. Avrupa Birliği’ne girmeye
hazırlanan Türkiye için, birliğin kölelik olduğunu biliyorduk ama işin içinde
“kobaylık” olduğunu tahmin bile edemezdik.



Türkiye bu vahim olaylara dur demezse, Türkiye’yi güçsüz gören Batı ülkeleri
daha pek çok gencimizi kobay olarak kullanacak. 

LİNK : http://arsiv.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=5000458&tarih=2005-01-14



Aytıntılı Bilgi İçin Lütfen Tıklayın: http://elektromanyetiksavas.blogspot.com/