Atatürk,
Cumhuriyetimizi tarihten ders alarak kurdu

Yazarımız
Sinan Meydan yeni kitabı “Yüzyılın Kitabı-Yüzyılın Lideri”ni anlattı.
Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan Meydan, “Kitap, 1860’lardan 1960’lara
kadar olan süreci inceliyor. 100 yılın tarihini anlatıyor. Bu tarihi
incelediğinizde de Yüzyılın Lideri Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıkıyor”
dedi.

Sinan
Meydan, Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı bir tarihçi olarak uzun zamandır Türk
tarihinin özellikle son 200 yılını yakın mercek altına alıyor… Kitapları büyük
ilgiyle takip edilen Meydan’ın, İnkılap Yayınevi’nden çıkan son kitabı
“Yüzyılın Kitabı- Yüzyılın Lideri” tarihin dünden bugüne nasıl tekerrür
ettiğini objektif bir biçimde ortaya koyuyor. ‘Ders almayan toplumlarda tarih
tekerrür eder’ diyen Meydan’la yeni kitabını konuşmak üzere buluştuk. Ama hangi
konuyu irdelesek yollar hep Mustafa Kemal Atatürk’e çıktı. İşte o söyleşi:

 

HEM
DİN İLE HEM DÜN İLE TOPLUM UYUŞTURULUYOR

 


Kitap için ‘Geçmişle uyuşturmak için değil ‘uyandırmak için’ yazdım demişsiniz…

Kitabın
sloganı bu. Yazarken de hep bunu düşündüm. Kast ettiğim şey Türkiye’de
özellikle son 15 yılda maalesef ‘dincilik’ yapıldığı gibi bir de ‘düncülük’
yapılıyor. Dini kullanan çevreler kendi siyasi emelleri doğrultusunda dini
istismar ediyorlar, buna biz ‘dincilik’ diyoruz. Buna benzer şekilde özellikle
son 15 yıldır tarih de istismar ediliyor. İktidar, kendi siyasi anlayışı
doğrultusunda yeniden bir tarih yazıyor. ‘Din istismarı’ ile ‘dün istismarı’
diyorum ben buna. ‘Dincilik’ ve ‘düncülük’ diye iki kavramdan söz ediyorum. Ve
toplum maalesef hem “dinle” hem “dünle”, yani “tarihle” uyuşturuluyor. Yani
İslam dini son din, hakikaten ‘oku’ diye başlayan bir din, fakat maalesef
siyasal İslamcıların elinde İslam dini istismar aracı haline getirilmiş durumda.
Tarih ise ders alındığı sürece topluma fayda sağlayabilecek bir bilim dalı.
Fakat Türkiye’de maalesef tarih, bir bilim olmanın ötesinde, bazı çevrelerce
adeta bir ‘uyuşturucu’ olarak kullanılıyor. Ben de bu nedenle son kitabımda
“tarih ile uyuşturmak” tabirini kullanıyorum.

ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE OSMANLI SÖMÜRÜLDÜ

 


Nasıl yapılıyor?

Mesela
II. Abdülhamid üzerinden yapılıyor. Abdülhamid tarihsel bağlamından koparılarak
bugünkü siyasal iktidarın kendi politikalarını meşrulaştırmak için kullandığı
bir araç haline getiriliyor. Böylece aslında sadece tarih çarpıtılmıyor, aynı
zamanda Abdülhamid’e de saygısızlık ediliyor. Böylece toplum tarihle
uyuşturuluyor. Yani tarih kullanılarak, çarpıtılarak toplum yanlış
yönlendiriliyor. Ben başka bir şey yapmaya çalıştım bu kitapta; din ve tarihle
toplumu “uyuşturmak” yerine tarihle toplumu “uyandırmayı” planladım.
Dolayısıyla çıplak gerçekleri yazdım. Tabii gerçekler rahatsız edici oluyor
zaman zaman, çünkü insanlar alıştıkları ya da bildikleri şeylerin –uydurma ve
yalan da olsa- sorgulanmasını pek istemiyorlar. Fakat rahatsız edici olmayı da
göze alarak toplumu “uyandırmayı” gerekli görüyorum. Mesela II. Abdülhamid
döneminin “Payitaht Abdülhamid” dizisinde anlatıldığı gibi olmadığını
yazıyorum. “Gerçek II. Abdülhamid öyle değildi, böyleydi diyorum”. Bunu
söylerken tabi belgelerle ve gerçek bilgilere dayanıyorum. Örneğin, Abdülhamid
döneminde Osmanlı iliklerine kadar sömürülüyordu. II. Abdülhamid döneminde her
bakımdan bağımlı bir imparatorluk söz konusuydu. Osmanlı’nın maliyesi
yabancıların kontrolündeydi. Osmanlı borçlarını ödeyemiyor ve 1878 yılında
artık iflas ediyor. Osmanlı’nın bütün gelirlerine Batılı alacaklı ülkeler el
koyuyor. Abdülhamid tahta çıktığında borçlu bir ülke devralıyor. 1881’de
Düyun-u Umumiye Teşkilatı kuruluyor. Tütün dâhil, Osmanlı’nın neredeyse tüm
gelir kaynakları bu teşkilata bırakılıyor. “Tarihle uyandırmak” derken
kastettiğim şey bu yalın, soğuk ve rahatsız edici gerçekleri ortaya koymak.
Uyandırmak için bazen rahatsız etmek gerekir. Ben bu kitapta biraz bunu
yapıyorum.

 

– Kitapta Abdülhamid dönemiyle
bugünü kıyasladığınız bir çok bölüm var…

 

Aslında
YÜZYILIN KİTABI’nda SÖZCÜ’deki yazılarımın boşluklarının doldurdum. Kitap
bugünün tarihsel arka planını ortaya koyuyor. 1860’lardan 1960’lara kadar olan
süreci inceliyor. 100 yılın tarihini anlatıyor. Bu tarihi incelediğinizde de
Yüzyılın Lideri Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıkıyor. II. Abdülhamid dönemi de
bu 100 yıllık sürenin 33 yılı ve önemli bir parçası. Bazı çevreler, bugün
yaşadığımız sorunların tek sorumlusu olarak Mustafa Kemal Atatürk’ü ya da İsmet
İnönü’yü gösteriyor. Cumhuriyetin kuruluş yılları, sanki bugünkü sorunlarımızın
temel kaynağıymış gibi sunuluyor. Ben başka bir şey iddia ediyorum; bugün
Türkiye’nin yaşadığı birçok sorunun kaynağının 1860’lara, 1880’lere gittiğini
söylüyorum. Bir de 1946’dan sonraki döneme bakın diyorum. Türkiye’nin
bağımsızlığını bu dönemlerde kaybettiğini belirtiyorum. Özellikle Adnan
Menderes dönemini masaya yatırıp incelemek gerektiğini yazıyorum. İkili
antlaşmaları görün diyorum. Ama bundan kaçıyorlar. Tarihle yüzleşiyorlar, ama
sadece İnönü’yle, Atatürk’le; erken Cumhuriyet dönemiyle yüzleşiyorlar. Üstelik
bu yüzleşmeleri de bilimsel değil yalan, çarpıtma ve iftiralara dayalı.

“İSYANIM YANDAŞ TARİHÇİLERİN
ECDATPERESTLİĞİNE”



Meydan, “Özellikle son 15 yıldır tarih istismar ediliyor. İktidar, kendi siyasi
anlayışı doğrultusunda yeniden bir tarih yazıyor. İsyanım yandaş tarihçilerin
ecdatperestliğine” dedi.

 

ATATÜRK,
TOPLUMU TARİHLE UYANDIRDI

 


“Ders almayan toplumların tarihi tekerrür eder” demiştiniz. Biz hiç mi ders
almadık?

 

Maalesef
almadık. Atatürk ve İnönü, Cumhuriyeti kuran o bir avuç insan, tarihten çok iyi
dersler aldılar. Onlar, Osmanlı’nın nasıl battığını çok biliyordu. Atatürk
toplumsal hastalıkların farkındaydı. Atatürk’ün yazdıklarını okuyun,
konuşmalarını inceleyin, orada tarihi çok iyi bildiğini görürsünüz.
Cumhuriyet’i kurarken de Osmanlı’yı hasta eden virüsleri, mikropları çok iyi
bildiği için çok dikkatli…

 


Şu anda tam tersi ‘ecdada geriye dönüş’ söylemleri var…

 

Burada
geçmişe bir özlem, bir romantizm var. Ancak romantizmle ülke kurtarılamaz.
Tarih bir bilim dalıdır, eğer ders alırsanız işe yarar. Önünüzü görmenizi
sağlar. Ama bugünkü siyasetçilerin tarihe bakışı gerçek tarihi değil
de kendi ideolojilerine uygun tarihi kabul etmek. İşte bu tür “uyuşturan
tarihin” hiçbir faydası yoktur. Atatürk toplumu tarihle uyandırmıştı. Türk
Tarih Kurumu’nu kurdu. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni kurdu. Tarih
Kurultayları düzenledi. Bilinmeyen Türk tarihini ortaya çıkardı. Ayrıca
Türkleri aşağılayan Batı merkezci tarihe Atatürk karşı çıktı. Çok daha ilginci,
evet Osmanlı tarih yaptı, ancak Osmanlı tarihini bile Cumhuriyetin yetiştirdiği
Halil İnalcık gibi tarihçiler yazdı.

 

O DİZİ GERÇEKLERİ ANLATMIYOR

 

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihi
Payitaht Abdülhamid dizisinden öğrenin demişti…

TRT’deki Payitaht Abdülhamid
dizisi maalesef II. Abdülhamid’i gerçek boyutlarıyla anlatmıyor. Yani maalesef
orada, kitaptaki tabirimle “kaba bir düncülük” yapılıyor ve toplum Abdülhamid
ile kandırılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1800’lü yılları Abdülhamid’in
iktidarda olduğu yıllar, Osmanlı’nın her bakımdan “bağımlı” olduğu
yıllar,  ama dizide sanki bağımsız bir devletin dünyaya meydan okuyan bir
padişahından söz ediliyor. Ayrıca Abdülhamid dönemi 30 yıl boyunca devam eden
koyu bir istibdat (baskı) dönemidir. Basına sansür uygulanıyor. 3-5 kişi bir
araya gelemiyor. Üstüne üstlük donanma Haliç’te çürütülüyor. Dahası, hiç toprak
kaybetmedi denilen II. Abdülhamid döneminde iki Türkiye kadar toprak
kaybediliyor.

 

 Kitap için bir isyan
diyorsunuz. Neye isyan?

Yandaş
tarihçilerin ecdatperestliğine… Bakın, bugün Türkiye’de yandaş gazetecilik gibi
yandaş tarihçilik de var. Bu yandaş tarihçilerin sarayı memnun edecek biçimde
tarih uydurmalarına isyan ediyorum.

 İsmini kızınız koymuş kitabın…
















































































İki
kızım var: Biri 7 yaşında İdil Maya, diğeri 3.5 yaşında İlay Melek. Kitap
hazırlığı aşamasında hem eşim hem kızlarım bu sürecin bir parçası durumundalar.
İlkokula başlayan İdil Maya, okumayı öğrendi. Kitaba isim ararken herkese
danışırım. Kızım “baba madem yüz yılı anlatıyorsun, o zaman bu kitabın adı
Yüzyılın Kitabı olsun’ dedi. Önce gülüp geçmiştim, ama sonra doğru bir isim
olduğuna karar verdim. Okurlar da beğendi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet