KİTABI BURADAN
SATIN ALABİLİRSİNİZ.

Sayın
Yetkili,


SAĞLIĞIN
KARANLIK YÜZÜ isimli kitabım Sınırsız Kitap Yayın’dan yayınlanmıştır. Kitap
için Özel Büro’ya bir bilgilendirme mail’i attım fakat geri döndü. Kimin bu
işlerle ilgilendiğini bilmiyorum. Bu nedenle size göndermek istedim. Sizin
mailleriniz bana geliyor. Yeniçağ gazetesinden Arslan Bulut kitap hakkında bir
yazı yazdı.


Kitap
ve blog adresleri ve yazılar konusunda size bilgi vereyim.


Sağlık
ve sigorta sistemi ile ilgili sorun ve konuların tartışılabileceği “Sağlığın
Karanlık Yüzü” isimli bir facebook grubu ve benzer konularda daha uzun yazı ve
videoların yer aldığı www.https://sagliginkaranlikyuzu.blogspot.com/  bloğunu oluşturdum. Yeni yazılar ve videolar
bu blogda yer almaktadır. Önceki yazıların yer aldığı


www.herkesicinsağlik.blogspot.com  ve 
www.herkesicinsağlik.wordpress.com İsimli bloglar da vardır.


Sağlığın
Karanlık Yüzünde hem sağlıkta dönüşümden önce hem de dönüşümden sonra uygulanan
sağlık sisteminin anlaşılması için öncelikle dönüşüm öncesi sağlık sistemi ve
uygulamaları ‘vaka hikâyeleri’ yöntemi ile anlatılmıştır. Konuların vaka
hikâyeleri ile anlatılmasının amacı herkese anlaşılmaz ve karmaşık gelen
konuların yaşanmış örnek ve yorumlarla anlatılarak anlaşılmasının
sağlanmasıdır.


Sağlık
sistemi deyince toplum hekim ve hasta arasında olan ve hastanelerde verilen bir
hizmeti anlamaktadır. Soruna böyle yaklaşıldığı zaman ‘sistem’ anlaşılamaz.
Hatta her ülkede hastaneler, hekim ve hastalar olduğu için bütün Dünyada
uygulanan sağlık sisteminin birbirinin aynı olduğu; sağlık sisteminin siyasi ve
ekonomik sistemler dışında “bilimsel yöntemle ve bir bilim adamı olarak
gösterilen hekimler” tarafından ‘matematik bir kesinlik ve doğrulukla’
uygulanan ve işletilen bir sistem olduğu sanılmaktadır.  Sağlık sistemi böyle bir sistem değildir: Ben
böyle bir sistem görmedim.


Bu
sistemin ön planında ABD’nin emperyalist küreselleşme stratejilerine uygun
olarak ülkelerde uygulanacak sağlık sistemlerini belirleyen DTÖ, Dünya Bankası,
OECD, İMF gibi küresel örgütler vardır. Türkiye cephesine baktığımız zaman
siyasi partiler, siyasi iktidarlar, Sağlık Bakanları, Çalışma Bakanları, SSK
Genel Müdürleri, TTB ve Tabip Odası yöneticileri Vali, Kaymakam gibi yerel
yöneticiler, Sağlık Müdürleri, başhekimler, Devlet, Özel, SSK, Askeri
hastaneler ve Kızılay hastaneleri; hastane yöneticilerinin yönetme ve
hekimlerin çalışma tarzı, diğer sağlık çalışanlarının durumu, hastanelerin
açılması, onarımları, işletilmesi, çalışanların maaşlarının ödenmesi, ilaç
pazarlaması ve ilaç firmaları ile hekimlerin ilişkileri,  muayenehanecilik sistemi ve özellikleri;
sağlık sisteminin gelişimi ve tarihçesi, tıp eğitimi gibi konular ve tabii ki
sistemin merkezinde olan vatandaşın durumu da anlatılmaktadır. Çünkü bu işler
neticede vatandaş için; daha doğrusu vatandaşın kesesinden yapılan harcamaları
arttırmak için yapılmaktadır.


Kitapta
bazı Avrupa ülkelerinde sistemin işleyişinden de örnekler verilmiştir.


Kitabı
basit bir anı kitabı gibi değil de ‘bir sistemin anlatıldığını’ bilerek okuyan
kişiler sağlık sisteminin hiç de bilimsel ilkelere göre, hasta veya insan
yararına, kusursuz ve düzgün işleyen bir sistem olmadığını aksine, arkasında
Dünya Bankası gibi ABD’nin küresel egemenlik örgütlerinin olduğu, her seviyede
ilgili kişilerin ve çalışanların bu kirli ilişkilerde kendilerine verilen
rolleri oynadıkları kirli, mafyatik, nitelikli dolandırıcılık ve soygun sistemi
olduğunu görecektir. Bu kişiler toplum karşısında, TV ve basında yüzlerine
masum-temiz bir maske geçirmektedir. 
Maskenin arkasında gizlenen yüzü bilmeyen bir kişi bunların işini doğru
dürüst yapan, saygıdeğer,  temiz kişiler
olduğu sanır. Sağlığın (sağlık sisteminin) bir de bilinmeyen, bilinmek ve
görülmek istenmeyen, değiştirilmek istenmeyen karanlık bir yüzü vardır. Kitapta
bu karanlık yüzü, işleyişi anlatılmaktadır.


Sistemi
anlatmak için kullanılan vaka hikâyelerinde herkes kendisini ilgilendiren bir
şeyler bulabileceği gibi, bazı tıbbi bilgileri de öğrenebilir. İsteyen kişi,
beğendiği herhangi bir maskeyi takarak kendi durumunu da sorgulayabilir.


Kovid-19
salgını münasebeti ile Türkiye’nin sağlık sistemi bütün toplumu aldatacak bir
şekilde övülmektedir. Bu sistemin Atatürk’ün kurduğu sistemin devamı olan
kamucu bir sistem olduğu propagandası yapılmaktadır. Sağlık haberciliği yalan
haberciliğin en fazla uygulandığı bir habercilik şeklidir. Bu şekilde toplu
yönlendirilir, aldatılır, belli bir hedefe doğru yönlendirilir. Basın ve
TV’lerde maalesef sağlık ile ilişkili konularda doğru haberlere rastlamıyoruz.


ABD’nin
Küreselleşme denen bir Dünya düzeni hayâli vardır. Bu hayâl neoliberal
siyasetler olarak pazarlanmış ve tüm ülkelere dayatılmıştır. Küreselleşme,  her ülkede devletin yaptığı bütün işlerin
özelleştirme ile tasfiye edilerek devletin veya ulus devletin tasfiyesi
demektir. Bu yöntemle sömürgeleşen ülkeler küreselleşmeyi bir medeniyet projesi
sanmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm bunun sağlık alanında uygulamasıdır. Bu uygulama
ABD’nin Atatürk’ten öğrenip; ‘bu baya iyiymiş’ diyerek bütün dünyaya uygulatmak
istediği bir sistem değildir. Bu uygulama: 10 Devletin sağlık alanında
tasfiyesi ve Devlete sadece düzenleyici görev verilmesi, 20 ABD emperyalizmi
tarafından düzenlenen işletim sistemi ile tıp kartelinin çıkarlarına uygun bir
sağlık piyasası oluşturulması, 30 Sağlık kuruşlarının özelleştirilmesi ve bu iş
tamamlanıncaya kadar mülkiyeti Devlete ait olan sağlık tesislerinin
işletmesinin SGK sistemi vasıtası ile oluşturulan sağlık piyasasına dâhil
edilmesidir. Devletin elinde gibi görülen sağlık tesislerine de kartelin
ürünlerinin daha fazla satılması ve pazarlanması görevi verilmiştir. Bu amaca
ulaşmak için tıbbi hizmet, tedavi, girişim, ürün ve cihazların satılması ve
pazarlanmasında diğer komisyonculuk işlerinde olduğu gibi kâr payı
dağıtılmaktadır.


Şu
anda Türkiye’de uygulanan sağlık sistemi Atatürk tarafından kurulan sistemin
devamı olan kamucu bir sistem değildir. Bu bizzat Dünya Bankası tarafından
kurulmuş ve yönetilmekte olan bir sistemdir. Milli bir sistem değildir. En son
Başak şehir Şehir Hastanesinin açılışı vesilesi ile Sağlıkta Dönüşümün bu son
uygulaması da tüm halka kamucu bir uygulama olarak yedirilmiştir. Başak şehir
Şehir Hastanesi bir devlet hastanesi ve yatırımı değildir. Bu hastane Dünya
Bankası ile ticari ortaklığı olan uluslararası Rönesans Holding’in Japon ortağı
ile yap-işlet-devret yöntemi ile yaptığı hastanelerdir. Bu gibi hastanelerin
milletin sırtına bindirdiği yük sıradan bir özel hastaneninkinden fazladır.
Çünkü şehir hastanelerinde hastaneye gelir ve kâr garantisi de verilmektedir.
Hastane belirlenen geliri sağlayamazsa aradaki fark Orhangazi köprüsünde olduğu
gibi devlet tarafından ödenecektir. 


Başak
şehir Şehir Hastanesinin açılması ile devam eden Şehir Hastaneleri sistemine ve
sağlık sistemine tekrar dönersek: Türkiye’de uygulanan sağlık sistemi ABD ve AB
ülkelerinde ve diğer birçok Dünya ülkesine göre nasıldır? Onlardan ileri midir?
Diye sorarsak, cevabı şudur: Evet bu sistem Dünya Bankası tarafından nasıl
kurulduysa ona göre işletilen bir sistemdir. Çıktı düzenlendiği sisteme
göredir. Bu hiçbir siyasi partinin karşı çıkmadığı, hemen hemen hiçbir
muhalefeti olmayan, bir saat gibi düzenli işleyen bir ticari soygun sistemidir.
Hem Dünya Bankası hem de onun küresel aktörleri, işbirlikçileri ve basını bu
sistemi çok başarılı bulmaktadır. Bu tiyatro sahnesinde herkes nedense maymun
rolünü oynamak istediği için sağlık sistemimizin daha bir süre böyle tıkır
tıkır sorunsuz işleyeceğini söyleyebiliriz. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet