KİTAP – DERGİ – FİLM – BELGESEL – DİZİ – SİTE – PROGRAM TAVSİYELERİ & ANALİZLERİ

KİTABI BURADAN
SATIN ALABİLİRSİNİZ.

Kitabın Adı: Rothschild Hanedanlığı

Kitabın Yazarı : John Coleman

Kitabı Tercüme Eden: Mert Akcanbaş

Yayıncı Kuruluş : Destek Yayınevi

Kitabın sayfa sayısı : 146 sayfa

Kitap ile ilgili bilgi: 

Yahudi bir
aile olan Rothschild ismini mutlaka para ve güç geçen bir yerde duymuşsunuzdur.
Çünkü bu ailenin ismi artık bu tür otoriter kavramlarla bütünleşmiş bir
gizemdir. Rothschild hakkında bir çok teori vardır. Ama kimse bu inanılmaz
büyüklükte devletleri ve ülkeleri yöneten gücü bulacak kadar serveti nasıl elde
etiler? Uydurma ve paran fabrikalar koca ülkeleri parmağında oynamaya yeter mi?
Kimisine göre illimunetinin ta kendileri kimine göre dünyanın derin devleti.
İşte Rothschild ailesinin sırlarla dolu hayatlarına bir nebze bile olsa
ışık tutacak bir eser “Rothschild Hanedanlığı”

Rothschild Hanedanlığı Hakkında

Birçok
insanın aklında Rothschild ismi “büyük
servet” anlamını çağrıştırsa da bu servetin getirdiği gücü kavrayan çok
az kişi bulunur. Rothschildler
servetlerini rahat yaşamak için değil bütün ulusların güç odaklarını yönetmek
böylece günümüze kadar ulusları kontrol etmek için kullanmışlardır. Bazı
tarihçiler Rothschildler’in kendi tarihlerini ve gücü ele geçirme serüvenlerini
uydurduklarını söyleseler de bu ailenin varlığının dünya tarihinde önemli
değişikliklere yol açtığı, Avrupa ülkelerinin ekonomik ve politik hayatında
önemli değişikliklere neden olduğu aşikârdır. Buna karşın Rothschild ailesinin
bu inanılmaz güç ve servet tutkusunun kaynağı bilinmemektedir. Avrupa’nın,
İngiltere’nin, hatta bütün dünyanın gizli yöneticisi olan bu ailenin güç
düşkünlüğünü anlamak için onların beyinlerinden geçenleri tahmin etmekten ve
avantajlı yanlarını bulmaktan başka bir yolumuz bulunmamaktadır.

 

Alman filozof Nietzsche Günün Şafağında adlı
eserinde şöyle der: “Gelecek yüzyıl, Yahudilerin akıbetlerini belirlediklerine
şahit olacağız. Çok açık ki onlar zarlarını attılar ve Rubicon’u geçtiler.
Onlar yeni yüzyılda ya Avrupa’nın efendisi olacaklar ya da daha önce Mısır’ı
kaybettikleri gibi Avrupa’yı da kaybedecekler. Eğer çok açgözlüce
davranmazlarsa, Avrupa bir gün olgun bir meyve gibi ellerine düşecektir.”

 

​Dr. John Coleman

ROTHSCHILD HANEDANLIĞI

ÖNSÖZ

Rothschild ailesinin hikâyesi genelde bir
baba ve beş oğlunun yarattıkları büyük servet sayesinde istenmedikleri
aristokrasiye giriş öyküsü olarak kabul edilir. Bazıları Mayer Amschel Rothschild’in
kontrolüne bırakılan büyük serveti bir “fırsat” olarak görürken bazıları ise
Mayer’in kendisine emanet edilen serveti kendi çıkarına kullanarak emanete
hıyanet ettiğine inanır.

Ne denirse densin Mayer Amschel’e emanet
edilen servetin onu eskicilikten dünyanın güç merkezine taşıdığı açıktır. Mayer
Amschel Rothschild’in yaşadığı dönemde medeni hukuk Yahudilerin yaşadıkları
toplumla aralarına kalın bir duvar çekmektedir. Hatta o dönemde Yahudi
olmayanların bile sınıf farkı yüzünden yönetici aristokrasiye girmeleri
olanaksızdır.

Rothschild hanedanının inanılmaz macerasına
başladığı Frankfurt’ta sınıf ayrımı kesin çizgilerle belirlenmişti. Mayer
Amschel Rothschild az eğitimli, soyadı olmayan ancak dinine çok bağlı, inançlı
bir adamdır. Aile Frankfurt Yahudi gettosunda sıradan bir burjuva evinde
yaşamını sürdürür.

Bazı eleştirenlerin “kurnaz” olarak
değerlendirdiği Mayer Amschel Rothschild kendisini aşağılayan aristokrasinin
tepesine ulaşabilmesini bazılarının “iyi talih” (ya da bakış açısına göre “kötü
talih”) dediği Hessen prensiyle tanışmasına borçludur. Bu tanışma olmasa Mayer
Amschel paçavralar içinde yaşayan çulsuz bir eskici olmaya devam edecektir.
Yahudilerin aşağılandıkları Frankfurt ve Avrupa’da Mayer Yahudi kökenini hiçbir
zaman saklamamış tam tersine Yahudi olmaktan her zaman gurur duymuştur.

O zamanlar Avrupa’nın en medeni ülkesi olan
İngiltere’de bile Yahudi karşıtlığı çok keskindir. İngiltere’deki önemli
kişiler ve eğitimli insanlar bile Yahudilere hakaret edilmesine karşı
değillerdir. Örneğin Lord Gladstone, Disraeli’ye “Rothschild’lerin çömezi” diye
hitap eder, ona “açgözlü Yahudi” derdi. Wilberforce Piskoposu Edward Freeman
ise Disraeli’ye “Doğu Yahudisi” diye hitap etmekteydi. Bismarck’ın kendisine
“İbrani büyücüsü” dediği Disraeli’ye Carlyle ise “Aptal Yahudi Oğlanı” ismini
takmıştı.

Bu örnekleri 18. ve 19. yüzyıllarda güç ve
parayı ellerinde tutan eğitimli insanlar arasında bile Yahudilere karşı nasıl
bir önyargının var olduğunu göstermek için verdim. Bazı tarihçiler
Rothschild’lerin kendi tarihlerini ve gücü ele geçirme serüvenlerini
uydurduklarını söyleseler de bu ailenin varlığı dünya tarihinde önemli
değişikliklere yol açmış, Avrupa ülkelerinin ekonomik ve politik hayatında
–kendileri kabul etmese bile– önemli değişikliklere neden olmuştur.

Birçok insanın aklında Rothschild ismi “büyük
servet” anlamını çağrıştırsa da bu servetin getirdiği gücü kavrayan çok az kişi
bulunur. Rothschild’ler servetlerini rahat yaşamak için değil bütün ulusların
güç odaklarını yönetmek böylece günümüze kadar ulusları kontrol etmek için
kullanmışlardır. Rothschild’ler kendi dünyalarında diğer insanlardan izole
şekilde yaşamayıp dünyadaki milyonlarca insanın hayatını etkilemişlerdir.
Örneğin Lionel Rothschild kendisini ender bulunan biri gibi görmektedir ve belki
de bu doğrudur. Kardeşleri gibi kendisi de çok zengindir ancak ne kadar zengin
olduğu konusunda hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Rothschild ailesinin serveti
hakkında bir şeyin düzeltilmesi gerekirse bu da Rothschild’lerin
zenginliklerini bulundukları ülkelerde yarattıkları enflasyonlara borçlu
olmalarıdır. Aile enflasyon zengini değildir ve bu ailenin güç, servet
tutkusunun kaynağı bilinmemektedir.

Avrupa’nın, İngiltere’nin hatta bütün
dünyanın gizli yöneticisi olan bu ailenin güç düşkünlüğünü anlamak için onların
beyinlerinden geçenleri tahmin etmekten ve avantajlı yanlarını bulmaktan başka
bir yolumuz bulunmamaktadır. Örneğin ailenin inanılmaz yükselişinde
İrlandalılarda olan güzel konuşma ve görünüş avantajları yoktur. Tam tersine
aile çirkin ve kaba bireylerden oluşmaktadır. Mayer Amschel Almanca ile Lehçe
karışımından oluşan kaba bir Yiddiş dili kullanmaktadır.

Bu adamın çocuklarına sağladığı eğitim temel
sinagog okulu eğitiminden öteye geçememiştir ve “Aydınlanma” hareketinin tüm
Avrupa’yı kapladığı bu çağda Frankfurt Yahudilerine entelektüel düşünce
yasaktır.

Mayer Amschel Talmud’un öğretilerine gerçek
bir şekilde bağlı kalmış ve çocuklarını da öyle eğitmişti. Şöhret ve zenginlik
Mayer’in yaşam tarzını değiştirmemiş, kendisi ve oğulları zenginliklerinin
zirvelerinde bile elbiselerini yırtılana kadar giymeye devam etmişlerdir.

Aile hakkında British Museum’da pek çok
iğrenç ve aşağılayıcı belge bulunmaktadır. Örneğin bir marck’ın kendisine
“İbrani büyücüsü” dediği Disraeli’ye Carlyle ise “Aptal Yahudi Oğlanı” ismini
takmıştı.

Bu örnekleri 18. ve 19. yüzyıllarda güç ve
parayı ellerinde tutan eğitimli insanlar arasında bile Yahudilere karşı nasıl
bir önyargının var olduğunu göstermek için verdim. Bazı tarihçiler
Rothschild’lerin kendi tarihlerini ve gücü ele geçirme serüvenlerini
uydurduklarını söyleseler de bu ailenin varlığı dünya tarihinde önemli
değişikliklere yol açmış, Avrupa ülkelerinin ekonomik ve politik hayatında
–kendileri kabul etmese bile– önemli değişikliklere neden olmuştur.

Birçok insanın aklında Rothschild ismi “büyük
servet” anlamını çağrıştırsa da bu servetin getirdiği gücü kavrayan çok az kişi
bulunur. Rothschild’ler servetlerini rahat yaşamak için değil bütün ulusların
güç odaklarını yönetmek böylece günümüze kadar ulusları kontrol etmek için
kullanmışlardır. Rothschild’ler kendi dünyalarında diğer insanlardan izole
şekilde yaşamayıp dünyadaki milyonlarca insanın hayatını etkilemişlerdir.
Örneğin Lionel Rothschild kendisini ender bulunan biri gibi görmektedir ve
belki de bu doğrudur. Kardeşleri gibi kendisi de çok zengindir ancak ne kadar
zengin olduğu konusunda hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Rothschild ailesinin
serveti hakkında bir şeyin düzeltilmesi gerekirse bu da Rothschild’lerin
zenginliklerini bulundukları ülkelerde yarattıkları enflasyonlara borçlu
olmalarıdır. Aile enflasyon zengini değildir ve bu ailenin güç, servet
tutkusunun kaynağı bilinmemektedir.

Avrupa’nın, İngiltere’nin hatta bütün
dünyanın gizli yöneticisi olan bu ailenin güç düşkünlüğünü anlamak için onların
beyinlerinden geçenleri tahmin etmekten ve avantajlı yanlarını bulmaktan başka
bir yolumuz bulunmamaktadır. Örneğin ailenin inanılmaz yükselişinde
İrlandalılarda olan güzel konuşma ve görünüş avantajları yoktur. Tam tersine
aile çirkin ve kaba bireylerden oluşmaktadır. Mayer Amschel Almanca ile Lehçe
karışımından oluşan kaba bir Yiddiş dili kullanmaktadır.

Bu adamın çocuklarına sağladığı eğitim temel
sinagog okulu eğitiminden öteye geçememiştir ve “Aydınlanma” hareketinin tüm
Avrupa’yı kapladığı bu çağda Frankfurt Yahudilerine entelektüel düşünce
yasaktır.

Mayer Amschel Talmud’un öğretilerine gerçek
bir şekilde bağlı kalmış ve çocuklarını da öyle eğitmişti. Şöhret ve zenginlik
Mayer’in yaşam tarzını değiştirmemiş, kendisi ve oğulları zenginliklerinin
zirvelerinde bile elbiselerini yırtılana kadar giymeye devam etmişlerdir.

Aile hakkında British Museum’da pek çok
iğrenç ve aşağılayıcı belge bulunmaktadır. Örneğin bir belgede
Cherep-Spiridovich, Mayer Amschel’in iç çamaşırlarını hiç değiştirtmediğini,
eriyip gidene kadar aynı iç çamaşırlarını giydiğini

söylemektedir. John Reeves, Demanchy ve
Spiridovich adlı yazarlara göre ise 1770’lerden beri çıkan savaşlar ve dökülen
kanların en az yarısında bu ailenin rolü vardır.

Chicago Tribune editörü gibi diğerleri de
aileden şüphelenmekte ancak adını koyamamaktadırlar. Chicago Tribune 22 Temmuz
1922’de şöyle yazmaktadır:

“Bizim devlet adamlarımız onların yanında
çocuk kalıyor. Dünya olaylarında bize birçok defa yer teklif edildi. Bizim
kucağımıza bırakıldı ama aptallıktan reddettik.”

Asıl soru şudur: “Biz mi reddettik yoksa bir
güç bizim inisiyatif almamızı engelledi mi?” Alman filozof Nietzsche Günün
Şafağında adlı eserinde şöyle der:

“Gelecek yüzyıl, Yahudilerin akıbetlerini
belirlediklerine şahit olacağız. Çok açık ki onlar zarlarını attılar ve
Rubicon’u geçtiler. Onlar yeni yüzyılda ya Avrupa’nın efendisi olacaklar ya da
daha önce Mısır’ı kaybettikleri gibi Avrupa’yı da kaybedecekler. Eğer çok
açgözlüce davranmazlarsa, Avrupa bir gün olgun bir meyve gibi ellerine
düşecektir.”

Nietzsche konusunda uzman olanlar filozofun
Rothschild’lerden bahsettiğini söyleseler de kanıtları yoktur. Ancak bu
sözlerin ünlü ailenin durumuna benzediği açıktır.

Rothschild ailesinin sırlarının birçoğunun
gizli kalacağı ve hiçbir zaman açığa çıkmayacağı konusunda hemen herkes
hemfikirdir. Bu gizliliğin getirdiği bezmişlik Fransız devlet adamı
Lamartine’in sözlerinden anlaşılmaktadır:

“Her tür boyunduruğu kırmak istiyoruz ama
bize ağırlık yapan ancak görünmeyen bir boyunduruk var. Bu nereden geliyor?
Kimse bilmiyor ya da kimse söylemiyor. Gizli cemiyetler üyesi bizler bile bu
sırrı bilmiyoruz.”

Fransız Dışişleri Bakanı G. Hanotouks 1878’de
bu gizli eli şöyle tanımlamaktadır:

“Politikayı yöneten ve diplomasi kartlarını
dağıtan gizli güç.”

Aslında bu sırların birçoğu Disraeli’nin
romanı Coningsby’de Rothschild’lerin yaptıklarıyla ilgili olarak açıklanır.
Disraeli birçok gerçeği kurgu gibi gizlese de kitaptaki Sidonia karakterinin
Lionel Rothschild olduğuna şüphe yoktur. Coningsby’de ailenin faaliyetleri
kurgu şeklinde anlatılır:

“On dokuz yaşındayken Sidonia amcasıyla
Napoli’de yaşamaktaydı ve babasının bir akrabasıyla Frankfurt’a uzun bir gezi
yapmıştı. Paris ile Napoli arasında Sidonia iki yıl geçirdi. Onun aklına girmek
imkânsızdı. Samimiyeti sadece kesin olarak yüzeyseldi. Her şeyi
gözlemlemekteydi ama tartışmalardan çekinmekteydi. Duyguları olmayan bir
adamdı.”

Karl Rothschild Napoli’de, Mayer Amschel ise
Frankfurt’ta yaşamışlardır. Bu yüzden Sidonia’nın Lionel Rothschild olduğunu
tahmin etmek pek de zor değildir. Böylece, Coningsby’nin Rothschild’lerle
ilgili yazılmış en isabetli ve doğru kitap olduğunu söyleyebiliriz.

KİTAP HAKKINDA AÇIKLAYICI NOT

Eserimde kullandığım referans ve kaynaklar
metin içinde yazılmışlardır. Bunu okuyucunun uzun ve ayrı dipnotlarıyla
uğraşmasını önlemek için yaptım.

Kitabımdaki bu özellik Victoria dönemi
yazarların sıkça kullandıkları ve okuyucuların metni anlamaları açısından
işlerini kolaylaştıran bir yöntemdir. Umarım sizler de geleneksel dipnot tarzı
yerine kullandığım yöntemi pratik bulursunuz.










































































































































































Kitabım hakkında diğer bir önemli nokta ise,
eserin Yahudi karşıtı ya da Yahudi düşmanı bir belge olmayışıdır. Bu kitap
Yahudiliğini saklamayan bir aile hakkında yazılmıştır. Kitabı ailenin
Yahudiliğinden bahsetmeyerek yazmak Zulu Kralı Çaka hakkında bir kitap yazıp bu
kişinin zenci olduğunu belirtmemeye benzer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir