Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Kitabın
adı : DÜNYA BASININDA ATATÜRK


Kasım 1938


LİNK : http://www.dr.com.tr/kitap/dunya-basininda-ataturk/nuri-m-colakoglu/prestij-kitaplari/ataturk-prestij/urunno=0000000282301


Hazırlayan: Nuri M. Çolakoğlu


Hürriyet


(…)


Sayfa 25:


1929 bunalımının en önemli
göstergesi halkta büyük paniğe açan New York borsasının çökmesiydi.


(…)


Sayfa 28:


Atatürk döneminde başlayan İtalya
karşısında güvenlik arayışları, onun ölümünden sonra, İkinci Dünya Savaşı’na
gelen günlerde, Türkiye’yi İngiltere ve Fransa ile ittifak ile ittifak yapmaya
kadar götürecektir.


(…)


Sayfa 31:


Çankaya için işte adaylar:


Atatürk’ün “devre dışı” olduğu 1938
kışı itibariyle Türkiye’de 3 güç odağı vardı: Ordu, parti ve Dolmabahçe…
(Yani Ata’nın yakın çevresindeki “mutat
zevat”
)


Bu 3 odakta, 4 “veliaht” adayının ismi
zikrediliyordu:


İsmet İnönü


Mareşal
Fevzi Çakmak


Celal Bayar


Fethi Okyar


(…)


Sayfa 33:


“Saray
entrikası”
, Cumhuriyet’in saraylarında bile
bitmemişti.


(…)


Sayfa 35:


İsmet
Paşa’nın intikamı


 


İsmet Paşa o gün hatıra defterine şöyle
yazacaktı:


“Meclis
çılgın bir halde 24 saat güç sabretti.


Bütün
memleket, radyolar başında bekledi.


Müttefiken
beni reisicumhur ilan ettiler.


İktidarda
olmayan, hatta iktidar mevkiindekilerin sevmedikleri birinin, bir çekilmiş
adamın getirilmesi, rıza ile serbest oyla yapılmış hakiki bir intihab olarak
tarihe geçecektir.”


(…)


Sayfa 47:


The Sunday
Times


İngiltere, 13 Kasım 1938


 


“Boz
Kurt”
nasıl bir insandı?


Kumarbaz, zevk ve sefahate düşkün
bir isyancı mıydı?


(…)


Sayfa 56:


Evening
Standard


İngiltere, 11 Kasım 1938


 


Kemal öfkeliydi.


Ucuz başarılarından dolayı
Enver’den nefret ediyordu.


Enver’in bu göz alıcı parlaklığı,
Kemal’in son derece önemli gördüğü sorunlarla adeta alay eder gibiydi ve Kemal
bu nedenle ondan tiksiniyordu.


Enver övünerek “Makedonya’da arkamda yalnızca birkaç
yüz adamla isyan çıkardım, bütün ordu birliklerini yenilgiye uğrattım ve
yüzlerce yıllık bir hiyerarşinin doksanlık adamlarını katıksız hapse mahkum
ettim”
diyordu.


Düşman tehdidini sürdürdüğü
müddetçe ve Almanlar Türklerin kendilerini yapması gereken işi halletmek için
ülkeye çağırdığı sırada, Kemal bunu beyhude palavralar olarak görüyordu.


Ama iktidarda olan Enver’di.


Kemal’i
Sofya’ya Askeri Ateşe olarak gönderdi.


Sıkıcı bir işti.


Kemal
teselliyi içki ve kadınlarda aradı.


Ardından 1914 yılında Türkler
Almanya’nın yanında yer aldı.


Kemal
komutanlık istedi ama nazikçe reddedildi.


(…)


Sayfa 61:


Napolyon, “Fransa tacını hendekte buldum ve onu kılıcımın ucunda kaldırdım”
demişti.


(…)


Sayfa 67:


Evening
Standard


İngiltere, 15 Kasım 1938


 


O da diğerleri gibi Kemal’in
fedaisi Osman Ağa tarafından boğularak öldürülmüştü.


Osman cinayeti Kemal’in emriyle
işlediğine yemin etti ancak Kemal, Osman’ı kınadı.


Osman, Kemal’i kaçırmaya
çalışarak karşılık vermek istediyse de başaramadı ve öldürüldü.


Osman’ın arkadaşları da muhalefet
sıralarına geçtiler.


Mırıldanmalar artarken İran
sınırındaki dağlık arazide yaşayan Kürtler ayaklandı. Ağızlarındaki nakarat, “Ankara’nın gavuru aşağı, Padişahımız ve
Halife çok yaşasın”
sözleri idi.


(…)


Sayfa 69:


Daily
Express


İngiltere, 11 Kasım 1938


 


Atatürk Türk
Kadınlarını Özgür Kıldı


Hepsini
Okula Gönderdi


İktidara
Gelince Peçeler Kalktı!


(…)


Sayfa 72:


Daily
Express


İngiltere, 11 Kasım 1938


 


Atatürk Genç Kızlara “Makyaj” Yapmalarını
Söyledi!


1922 – 1938 Türk Kadını, Atatürk’ün Emriyle Geleneksel
Peçeden Avrupa Kıyafetine Nasıl Geçti.


Haremleri ve
Peçeyi Kaldırdı.


 


Altı yıl önce, herkes gibi ölümlü
olduğunu fark etti.


Devrin İngiliz Büyükelçisi Sir George Clerk‘e, ölümden bahsetmişti.


“Ölürsem” demişti, “yerimi
alacak binlerce insan var.”


George diplomatik bir incelikle
yanıtladı; “Ekselansları binlerce
kez abartıyor.”


(…)


Sayfa 75:


Daily Herald


İngiltere, 11 Kasım 1938


 


Türkiye’nin
Yeni Hakimi Kim
Olabilir?!


Mareşal
Fevzi Çakmak


Celal Bayar


General
İsmet İnönü


(…)


Sayfa 84:


Daily Sketch


İngiltere, 11 Kasım 1938


 


Şaşırtıcı bir kişiliğe sahipti.


Düşmanları – 15 yıl içinde kendisine sekiz suikast girişimi yapıldığına
bakılırsa pek çok düşmanı vardı – onu Cengiz
Han
‘ın, Timurlenk‘in ve Nadir Şah‘ın torunlarından biri, zalim ve vicdansız bir “Boz Kurt” olmakla
suçlamıştır.


Ama Kemal Atatürk’ün bu
reformları başka bir yolla gerçekleştirmesi mümkün değildi.


(…)


Sayfa 91:


The
Economist


İngiltere, 19 Kasım 1938


 


İngilizler’e bu kadar sıcak
bakıldığı bir dönemde, müttefikleri Fransızlar da onlardan aşağı kalır durumda
değildi.


Fransa da ilgili bir görünüm
içerisine girdi.


Fransa’nın
dezavantajı, Fransız mandası olan İskenderun’da topraklarını geri isteyen bir
grup Türk’e hükmetmesiydi.


(…)


Sayfa 93:


London
İllustrated News


İngiltere, 19 Kasım 1938


 


Büyük Britanya’ya karşı büyük bir
hayranlığı vardı ve İngiliz – Türk dostluğunu ilerletti.


The Daily
Telegraph’ta belirtildiği gibi o zamanın 8. Edward’ı, İngiliz hanedanından
Türkiye’yi ziyaret eden ilk kişi olan Windsor Dükü 1936’da Türkiye’ye
geldiğinde Atatürk elinden tutarak İstanbul’a ayak basmasına yardımcı oldu.


(…)


Sayfa 99:


The New York
Times


ABD, 11 Kasım 1938


Yemek
tadıcısı vardı!


 


Kendisine hizmet eden Muhammed
Mouhi, günde iki saat çalışarak yılda 15.000 dolar kazanıyordu.


Muhammed’in
görevi Atatürk için hazırlanan tüm yemekler ve içeceklerin tadına iyice
bakmaktı.


Bu işlem bittikten sonra yemekler
bir saat kadar sıcak bir masada tutulurdu. Eğer Muhammed bu süre zarfında ölmezse, diktatör yemeğini yer, içeceğini
içerdi.


(…)


Sayfa 101:


The New York
Times


ABD, 11 Kasım 1938


 


Bu zafer onu
Almanya’da büyük kahraman haline getirdi ancak hikaye 1917 yılında Komite
Yıllığı’nda yayınlanıncaya kadar Enver olayların İstanbul’a sızmasına engel
oldu.


(…)


Sayfa 106:


The New York
Times


ABD, 12 Kasım 1938


 


İnönü, “Bizim görevimiz Türkiye’nin ne anarşiye ne de baskı rejimine
sürüklenmesini sağlamak olacaktır. Milletimiz geçmişte sayısız kahramanlık
örnekleri verdi. Şanlı ordunun desteğiyle, gerekirse, gelecekte de yeni
kahramanlık örnekleri verecektir.”


(…)


Sayfa 109:


NY Herald
Tribune


ABD, 11 Kasım 1938


Türkiye’yi
Bağımsızlaştıran ve Çağdaşlaştıran Kemal Atatürk Öldü


(…)


Sayfa 109:


NY Herald Tribune


ABD, 11 Kasım 1938


 


Sekiz doktor, son Osmanlı
padişahını attığı mermer Dolmabahçe Sarayı’nda hasta yatan Atatürk’ün
iyileşmesi için gece gündüz çalışmaktaydı.


Oniki saat
komada kaldıktan sonra, bu sabah 9:05’te karaciğer sirozundan hayata veda etti.


(Standart Doğu Zaman Dilimi’ne
göre sabah 2:05)


Bir zamanlar Selanikli bir köylü çocuğu olan bir adamın
naaşı, fakir bir köy iken yeniden dirilttiği milletin başkenti haline getirdiği
Ankara’da inşa edilecek bir anıt mezarda yatacak.


Ankara’da yapılacak cenaze töreni
için ise henüz bir tarih saptanmadı.


Cumhurbaşkanı
Atatürk
bundan üç yıl önce, aile ve yer
isimlerini millileştirdiği sırada Arapça kökenli ismi olan Mustafa’yı bir
kenara atıp, “kusursuz”
anlamına gelen “Kemal” yerine
de “tahkim edilmiş yapı”
anlamına gelen “Kamal” adını
almıştı.


Ancak bundan birkaç ay sonra, resmi evrakları imzalarken Kemal adını
yeniden kullanmaya başladı.


O günden beri “Kemal” adı Atatürk’ün ilk adı olarak kabul edilir.


(…)


Sayfa 112:


NY Herald
Tribune


ABD, 11 Kasım 1938


 


480 harf
kombinasyonu olan Arapça yazının yerine, 26 harflik çağdaş Latin alfabesini
getirdi
ve kırk iki yaşının altındakiler
için okuma yazma öğrenmeyi mecburi
kıldı.


(…)


Sayfa 113:


NY Herald
Tribune


ABD, 11 Kasım 1938


 


Müslümanlar
ve Hristiyanlar için kutsal yer olan Ayasofya’yı müzeye dönüştürdü.


Kur’an’ı
yeni Latin alfabesine göre Türkçe’ye çevirerek yayınlattı.


(…)


Sayfa 116:


NY Herald
Tribune


ABD, 11 Kasım 1938


Çelik
iradeli Adam İnönü


 


Tıpkı selefi gibi, yeni
Cumhurbaşkanı da başarılı bir asker, yetenekli bir diplomat ve sert bir
yönetici, İnönü’nün meşhur poker
tutkusu, Doğu ile Batı’nın kesiştiği yerde stratejik bir konuma sahip olan
Türkiye’nin, Avrupa’nın değişken şartları içinde uygulayacağı politikaları
belirleyecek bu adam için önemsenmesi gereken bir karakter
özelliği.


(…)


Sayfa 117:


The
Washington Post


ABD, 11 Kasım 1938


Modern
Türkiye’nin Kurucusu Atatürk Öldü


 


Atatürk’ün devletin başında
olduğu 15 yıllık dönemde 13 yıl Başbakanlık yapan ve “askeri muhasip” olarak bilinen General İsmet İnönü‘ye seçilmesi en muhtemel kişi gözüyle
bakılıyor.


Atatürk bir defasında İnönü için “O benim vicdanımdırher zaman uyanık ve tetiktedir, yanlış bir
şey varsa hemen farkeder ve beni eleştirir”
demişti.


(…)


Sayfa 119:


The Washington Post


ABD, 11 Kasım 1938


 


Gerçekten de
Atatürk’tü,
yani “Türkler’in Ata’sıydı.”


O, dünyanın
icraatlarını gurur ve tatminle anacağı tek diktatördü.


(…)


Sayfa 126:


The
Washington Post


ABD, 13 Kasım 1938


Hem İngiliz
hem Nazi yardımı aldı.


 


Üç büyük devlet için de
Türkiye’nin dış siyaseti büyük önem taşıyor.


Türkiye,
Rusya’nın Karadeniz üzerinden Akdeniz’e açılan çıkışını kontrol altında
tutuyor.


Dış dünyaya açılan bu pencere, Pasifik’te Sovyetler’e karşı ortaya
çıkan Japon tehdidi nedeniyle iyice önemli
hale geliyor.


İngiltere,
Türkiye’yi
İtalya’nın batısındaki en güçlü
ülke olarak görüyor ve İmparatorluğun Akdeniz ve Süveyş Kanalı’nın doğusundan
Hindistan’a kadar uzanan topraklarında Türkiye’yi bir can simidi olarak kabul ediyor.


Boğazlar’ın üzerine kurulmuş bu
ülke Almanya’nın Berlin – Bağdat
hattındaki muhtemel hedeflerinin karşısında duruyor.


Alman hükümeti Reich’ın Yakın
Doğu’da yapacağı en barışçıl harekat için bile Türkiye’nin dostluğu vazgeçilmez
unsur.


Bağımsız Balkan devletleri
sayesinde Alman baskısını çok yakınında hissetmeyen Türkiye için Naziler’in
doğu yönündeki ilerlemesi çok da acil bir tehlike olarak gözükmüyor.


Öte yandan Almanya, Türkiye’nin ihracatının yarısını
elinde tutuyor
ve bu ticareti keserek ülkenin ekonomisine en azından
geçici olarak büyük bir darbe vurabilir.


(…)


Sayfa 127:


The Washington Post


ABD, 13 Kasım 1938


 


Eski Osmanlı
İmparatorluğu’nun batı sınırındaki Selanik kentinde doğdu. Babası, Adolf
Hitler’inki gibi, geleceğin diktatörü daha bir çocukken ölen, düşük rütbeli bir
gümrük memuruydu.


Babasının
hedefi ileri zekalı bu çocuğun ticaret hayatına girmesiydi.


Annesi ise
onun din görevlisi olması için dua ediyordu.


Mustafa
bunların ikisini de yapmadı.


(…)


Sayfa 128:


The Washington
Post


ABD, 13 Kasım 1938


Fırsatçılık Politikası İzledi


Gevşek ittifaklar


İngiliz yardımından yararlandı


Naziler’den de yardım aldı


Savunmasını inşa etti.


(…)


Sayfa 128:


The
Washington Post


ABD, 13 Kasım 1938


 


Bu değişimin arkasındaki güç,
Çanakkale Boğazı’ndaki muharebeden sonra Mustafa Kemal Paşa sözcüğü “general” rütbesini temsil
ediyordu ancak artık ona “Fatih”
anlamına gelen Gazi unvanıyla hitap
ediliyordu.


Kemal’in
Cumhurbaşkanı olmasının ardından,
iyi eğitimli bir Millet Meclisi tarafından
“Türkler’in Atası”
anlamına gelen Atatürk soyadı verildi.


(…)


Sayfa 149:


Volkischer
Beobachter


Almanya, 11 Kasım 1938


Atatürk’ün
halefi üzerine tahminler


 


10 Kasım 1938, Londra


Evening
Standard
isimli gazete Kemal Atatürk’ün ölümü üzerine İngiltere ve
Türkiye arasındaki ilişkilerin kötüleşebileceğiyle ilgili kaygılarını ifade
etti.


(…)


Sayfa 167:


Berliner
Tageblatt


Almanya, 15 Kasım 1938


 


Atatürk’ün
Yedi Adı


Tarihi dönüm noktalarının
getirdiği isim değişiklikleri


Ankara – 14 Kasım


 


Yeni Türk Devletinin, ölümü ülke
sınırları dışında da üzüntü yaratan kurucusu ve liderinin ilk adı sadece Mustafa idi.


Arapça “olgun” anlamına gelen “Kemal” adı kendisine henüz okul sıralarında iken,
okulun en iyi öğrencisi olduğu için verildi.


Çanakkale Savaşları’ndan sonra
adı “Mustafa Kemal Paşa”
oldu, yani adına “general”
rütbesi eklendi.


1921’de
Yunanlıları yenip Türkiye’yi kurtardığında adına vatanı düşmanlardan kurtaran
kahramanlara verilen eski bir Türk ünvanı
olan “Gazi” kelimesi eklendi.


10 yıl sonra askeri yeniden
yapılanma sırasında “Paşa”
unvanını bırakarak sadece “Gazi
Mustafa Kemal”
olarak anılmaya başlandı.


1934’te
Türkiye’de ilk kez Batılı anlamda soyadı uygulaması başladı.


Türkiye’nin önderinin adı artık “Mustafa Kemal” idi.


Türkiye dışında fazla riayet edilmemiş olan yedinci isim
değişikliği ise vefat eden liderin yaşamının son yıllarında Arapça “Kemal” adının Türkçesi olan
“Kamal” ismini
kullanmasıydı.


(…)


Sayfa 185:


Münchner
Neueste


Almanya, 10 Kasım 1938


Atatürk’ün “Halefi” İnönü mü olacak?


(…)


Sayfa 189:


Münchner
Neueste Nachrichten


Almanya, 10 Kasım 1938


 


Kemal
Atatürk, Moğollar’ın büyük kaanlarının ruhlarını taşımaktaydı; onlardan farkı
ise modern bir anlayışa sahip olması ve imkanlarının sınırlarının çok iyi
farkına varmış olmasıydı.


O, halkı
milliyetçi düşünceyle yapılandırma akımının Ön Asya’da savaş sonrasında çıkan
ilk temsilcisiydi.


Onun
taşıdığı, ruhtan ve verdiği mücadeleden önce Tahran ve Kabil, sonrasındaysa tüm
Arap alemi etkilendi.


Onun yeni
Türkiye’yi soktuğu yol, ölümünden sonra ülkesi tarafından asla terk
edilmeyecektir.


Edmund Schopen


(…)


Sayfa 199:


Le Figaro


Fransa, 12 Kasım 1938


 


Meclis
Başkanı, oturuma katılanları Mustafa Kemal’in anısına 5 dakikalık saygı
duruşuna davet etti.


Meclis’te ve
dinleyiciler arasında heyecanın zirveye tırmandığı o anda salonu kadın ve erkek
hıçkırıkları kaplamıştı.


(…)


Sayfa 202:


Le Matin


Fransa, 12 Kasım 1938


Atatürk’ün
Halefi Sovyet Düşmanı


Almanya ve
İtalya’ya Yaklaşması Beklenebilir


(…)


Sayfa 232:


Neue Zürcher
Zeitung


İsviçre, 10 Kasım 1938


 


Kemal Paşa,
29 Ekim 1923’te cumhuriyeti ilan etti.


Gazi aynı
zamanda cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı oldu.


İsmet Paşa
da ilk kabineyi oluşturan isim oldu.


 


Kemal Paşa’nın temel hatlarıyla kafasında tasarladığı sivil hayata yönelik
tüm reformlar
takip eden yıllarda adım adım gerekleştirildi.


 


Bunların arasında en önemli
tarihler olarak halifeliğin
kaldırılması
ve yeni anayasanın
oluşturulması
(1924), tekke ve
zaviyelerin kapatılması, fesin kaldırılıp yerine şapka zorunluluğu getirilmesi
ve
Avrupai takvim ve saat ölçülerinin
kullanılmaya başlanması
(1925), İsviçre
Medeni Kanunu’nun, İtalyan Ceza Yasası’nın
ve Alman Ticaret Kanunu’nun kabul edilmesi (1926), din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması
ve Latin Alfabesi’nin kullanılmaya
başlanması
(1928), modern
okulların açılması
(1929), kadınlara
oy hakkı tanınması, geniş demiryolu ağlarının inşa edilmesi
(1930), halkevlerinin açılması (1932), İstanbul’daki üniversitenin yeniden
organizasyonu
ve Ankara’daki
Ziraat Yüksek Okulu’nun açılması
(1933), Soyadı Kanunu (Türkiye Büyük Millet Meclisi Gazi’ye “Türkler’in Babası” anlamına
gelen Atatürk soyadını verdi;
Arapça olan Kemal ismini ise
kendisi Türkçe’de “sağlam
kale”
anlamına gelen Kamal ile
değiştirdi), dil ve müzik reformu (1934)
sayılabilir.


(…)


Sayfa 232:


Neue Zürcher
Zeitung


İsviçre, 10 Kasım 1938


 


Mustafa
Kemal, Ekim 1927’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı altı gün süren
konuşmasında bağımsızlık savaşının ve Cumhuriyet’in ilk yıllarının hesabını
verdi;
bu konuşma Almanca’ya da çevrilmiştir,
çeviri kısmı iki cilt olup, ayrıca bir cilt de dökümandan oluşmaktadır.


(…)


Sayfa 238:


Journal de
Geneve


İsviçre, 14 Kasım 1938


 


Çalışmalarım
sırasında, ayağımdan yaralanmıştım.


Kazanın
haberini alan Atatürk, bana hala çok dokunaklı gelen bir nezaket örneği
gösterip, tedavi olmam için Ankara’ya gidebileyim diye bir uçağı emrime tahsis
ettiğini bildirdi.


Adıyaman’da
sadece bir göz doktoru vardı.


Eugene Pittard


(…)


Sayfa 246:


La Tribune
Des Nations


İsviçre, 24 Kasım 1938


 


Gene
öğreniyor ve daha da büyük bir şaşkınlığa düşüyoruz ki,
1915’te Çanakkale’de yarattığı müthiş savunma ile tanınan Mustafa
Kemal, 1917 yılı sonunda birkaç yıldan beri general rütbesini taşımaktayken,
vazifeylen gönderildiği Berlin’de,
imparatorun Veliaht Şehzade Vahdettin onuruna verdiği bir akşam yemeğinde,
Almanya İmparatoru II. Wilhelm tarafından kendisine direkt olarak sorulan

(ne büyük şeref) bir soruya şöyle
cevap vermiştir:


 


“Haşmetmeap,
kanımca Türkiye Almanya’nın yanında savaşa girdiği gün kendi ölüm fermanını
imzalamıştır.


Onun yanı
İngiltere’nin yanı olmalıydı.”


 


Masaya genel bir şaşkınlık hakim
olmuştur.


Biraz ağır işiten II. Wilhelm,
cevabı anlamamış görünüp, gülümseyerek durumu idare eder.


Ancak Kemal akşam evine döndüğünde, Konstantinopol’den gelen ve görevine son
veren bir telgraf bulur.


(…)


Sayfa 254:


Neue Frerie
Presse


Avusturya, 11 Kasım 1938


 


Atatürk’ün
rahatsızlığı ilk defa 31 Mart tarihinde resmen ilan edilmiş,
kendisinin Ocak ve Şubat aylarında geçirdiği ağır bir gripten
dolayı dinlenmekte olduğu açıklanmıştı…


(…)


Sayfa 262:


Wiener
Zeitung


Avusturya, 12 Kasım 1938


İran’da
ulusal yas!


Ulusal yas
bir ay sürecek!


(…)


Sayfa 280:


El Diluvio


İspanya, 11 Kasım 1938


 


İstanbul – 10. – Türkiye
Cumhuriyeti’nin Başkanı Kemal Atatürk saat dokuzu beş geçe, “derin koma”dayken öldü. -
Fabra


(…)


Sayfa 296:


Kathimerini


Yunanistan, 11 Kasım 1938


 


Türkiye’de yenilikçi düşünceleri
yayan Vatan Cemiyeti’ni orada kurdu.


Daha sonra, o yıllarda Sultan’ın
totaliter yönetimini devirme hareketlerinin merkezi olan Selanik’e gitmeyi
başardı.


1908 Jön Türk devriminin
hazırlanması esnasında Kemal, Selanik’ten ayrılmak zorunda kaldıysa da, 1907’de
tekrar Selanik’e geldi.


(…)


Sayfa 320:


Lietuvos
Aidas


Litvanya, 13 Kasım 1938


 


Şurası
kesindir ki, Kemal huzur içinde yatabilir.


Eskiden Türkler bir şey
kaybettiklerinde iç çeker ve “Kısmet…”
diye geçiştirirlerdi.


Uğradıkları kaybın kaderleri
olduğunu ve ellerinden bir şey gelmeyeceğini düşünürlerdi.


Demekki kader, kaybettikleri o
şeye sahip olmalarını istemiyordu…


Türkiye şimdi Kemal’i kaybetti
ama hiç kimse “Kısmet…”
demiyor.


Demiyor zira Türkiye, Kemal’den kısmet diye bir şeyin
olmadığını, kadere teslim olmanın aptallık olduğunu, kısmet mefhumunun
lüzumsuzluğunu öğrendi.


Türkiye’nin yeni Latin
alfabesiyle yazılan lügatında artık “kısmet”
kelimesine yer yok.


Kemal “kısmet”e duyulan itikadın yerine, yeniden doğan ülkesinin
ruhuna ve yılmadan çalışmanın getireceği mükafata inanmayı koydu.


Türkiye onun
izinde yürüyecektir.


Henry Gris


(…)


Sayfa 328:


Prager
Ubenzeitung


Çekoslavakya, 10 Kasım 1938


 


Kemal
Paşa’nın adı ilk kez,
yaşıtı olan Talat ve Enver
paşalarla birlikte Jöntürk hareketinin bir üyesi olarak sultanın anayasayı yürürlüğe koymak zorunda kaldığı 1908 devriminde
duyuldu.


(…)


Sayfa 331:


Vecernik


Çekoslovakya, 12 Kasım 1938


 


Türkiye’de her şey birbirini
izliyor:


İki gün
içinde yeni Cumhurbaşkanı ve yeni Hükümet!


(…)


Sayfa 360:


Politika


Yugoslavya, 13 Kasım 1938


 


İngiliz biyografi yazarı Yüzbaşı
Armstrong, Süleyman’ın bayrağındaki amblemden esinlenerek onu “Bozkurt”a benzetmişti.


(…)


Sayfa 389:


Pravda


Yugoslavya, 11 Kasım 1938


 


Saat 24’te şifahen yapılan
açıklama şöyleydi:


“Saat
20:00’den sonra hasta şuurunu kaybetti ve durumu giderek kötüleşmekte,
harareti: 37,6, nabzı: 132, teneffüsü: 33.”


(…)


Sayfa 390:


Pravda


Yugoslavya, 11 Kasım 1938


 


İstanbul, 10 Kasım


Türkiye
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk, Orta Avrupa saatiyle 09.08, İstanbul
saatiyle 10.08’de vefat etti.


(…)


Sayfa 389:


Pravda


Yugoslavya, 11 Kasım 1938


 


Mustafa
Kemal Paşa, Tanrı ile ilgili bu tartışmaları
kendine özgü
bir tarz ile ve mantıki bir biçimde cevaplandırdı:


“Allah’ın
elinin hepimizin elinden kudretli olduğu şüphe götürmez.


Yalnız şu da
bir gerçektir ki, her şeyi sonsuz rahmet sahibi Yüce Yaratıcı’dan beklememeli
insan.


Bu tevekkül
değildir, insan önce karşısına çıkan sorunlarla kendi başına uğraşmalı,
çalışmalı, elinden geleni yapmalı, sonra beklemelidir.”


(…)


Sayfa 389:


Pravda, SSCB


11 Kasım 1938


 


Dünya Savaşı’ndan önce Çanakkale
cephesinde, daha sonra Suriye’de Alman generallerinin Türkiye’nin iç işlerine
karışmasına karşı çıkmış, hatta Almanlar’ın sömürgecilik politikasını protesto
maksadıyla istifa ederek bir süre görevden ayrılmıştı.


Ancak, Alman generali
Falkenhayn’ın Suriye’den çıkarılmasından sonra Mustafa Kemal orduya geri
dönmüştü.


(…)


Sayfa 389:


Montreal
Daily Star


Kanada, 11 Kasım 1938


 


General
İnönü Türkiye’nin Yeni Cumhurbaşkanı


Demir Yumruklu Asker ve
Atatürk’ün Silah Arkadaşlarına Görev Verildi!


Politikalar Devam Ediyor!


(…)


Sayfa 389:


El Tiempo


Kolombiya, 11 Kasım 1938


 


Atatürk’ün
heyecanlı ve düzensiz hayatı
– Kendinden her konuda ölçülü
olmasını isteyen doktor tavsiyelerini daima hafife alırdı – Günde 150 sigara
içerdi – Güzel hanımlara zaafı vardı – Dört
ay hasta yattı.


(…)


Sayfa 389:


El Tiempo


Kolombiya, 12 Kasım 1938


 


Başbakan
Celal Bayar,
hükümette iki değişiklik yaptı.


Rüştü Aras’ı
görevden alarak Dışişleri Bakanlığı’na Şükrü Saraçoğlu’nu, İçişleri
Bakanlığı’naysa, Şükrü Kaya’yı görevden alarak eski Sağlık Bakanı Refik
Saydam’ı atadı.


(…)


Sayfa 457:


La Nacion


Arjantin, 11 Kasım 1938


 


Mustafa
Kemal soyunu saklı tutmuştur.


Kimi Arnavut, kimi Bulgar – Sırp
kökenli olduğunu iddia eder.


Çoğunluk Selanik’te, bir
ticarethane açan eski bir gümrükçünün oğlu olarak doğduğunu kabul eder.


Bir belgede 1881 olarak geçiyor
ve tıpkı Napolyon’un Brienne Okulu’ndaki gibi çocuksu kavgalarından söz
ediliyor.


(…)


Sayfa 478:


El Mercurico


Brezilya, 11 Kasım 1938


 


Çanakkale Savaşı’nda böyle
söylemişti…


“Şimdi
dinlen artık, sen tohumlarını attın.”


(…)


Sayfa 481:


The Havana
Post


Küba, 11 Kasım 1938


 


Türkiye’nin
Yeni Cumhurbaşkanı Dışişleri Bakanı’nı Görevden Aldı


13 yıl boyunca Türk dış
politikasını yönlendiren Aras bu yeni düzenlemeyle devre dışı bırakılmış oldu.


(…)


Sayfa 486:


Port Of
Spain Gazette


Trinidad, 13 Kasım 1938


 


Cumhurbaşkanı’nın
vefatından beri, halka açık tüm kahve ve restoranlar akşam 10’da kapanmakta
olup alkol satışı yasaklandı.


(…)


Sayfa 504:


The Japon
Times


Japonya, 12 Kasım 1938


Kendi
Boşanması İçin Kararname Çıkarttı


(…)


Sayfa 518:


The
Statesman


Hindistan, 11 Kasım 1938


Çift Kişilik


 


H. C. Armstrong “Kemal’in Hayatı” adlı
kitabında, onun çift kişilikli olduğunu
iddia etmektedir.


Kemal, kitapta bir yandan cesur,
buyurucu, bir liderden ziyade ülkesine yön veren ve batmış ülkesine güneşte bir
yer bulan biri, öte yanda ise kumarbaz ve içkici, aşırıya kaçmaktan zayıflamış
sağlığı, insanlara ve fikirlere karşı vefasız, nezih kadınlara korku veren ve
karşıtlarına karşı acımasız biri olarak tarif ediliyor.


(…)


Sayfa 526:


The Herald


Avustralya, 11 Kasım 1938


En Asil Türk
Vefat Etti


(…)


Sayfa 531:


Evening Post


Yeni Zelanda, 11 Kasım 1938


 


Resmi İngiliz Savaş Tarihçisi
onun hakkında şöyle diyor:


“Tarihte
nadiren bir tümen komutanı, kişisel çabalarıyla üç farklı sahada başarıya
ulaşmıştır, sadece bir çarpışmanın gidişatını değil, aynı zamanda bir savaşın
sonucunu ve bir milletin kaderini etkilemiştir.”


(…)


Sayfa 534:


Dominion


Yeni Zelanda, 11 Kasım 1938


 


Şu anda
açıkça görebiliyoruz ki, Kemal Atatürk olmasaydı, modern Türkiye diye bir şey
de olmayacaktı.


Ülkesini,
dünya ülkeleri arasında, halkının asırlarca rüyasında bile göremediği bir
konuma taşıdı.


Ulusal
sınırlar dışında kalan birtakım toprakları elinde tutmanın bir kudret değil
zafiyet kaynağı olduğunu görecek kadar bilgeydi.


Ulusunu,
diğer ülkelerin ittifak yapmak ve teveccühünü kazanmak için uğraştığı önemli
bir ulus haline getirdi.


1923 yılında evlendi, fakat
birkaç yıl içinde boşandı ve o tarihten sonra, “Avrupa’nın en erişilmez resmi şahsiyeti” olarak yalnız
yaşadı.


Yıllarca şiddetli karın ağrıları
çekti ve doktorlar bunun muhtemelen aşırı içkiden ileri geldiğini kendisine
söylediler.


Ama tüm hatalarına rağmen ve bu
hataları aza indirmek için uğraşacak en son kişinin kendisi olduğunu kabul
etsek bile, yine de geriye inkar edemeyeceğimiz tek şey kalır: Aynı anda hem uçuk bir hayalperest hem de
bildiğini okuyan soğukkanlı bir zafer mimarıydı
ülkesinin kurtarıcısıydı.



Kitap
Analiz?!


Gazi, II. Dünya Savaşı’nın “mek parmak” öncesinde
ölüyor!


I. Dünya Savaşı sonrasında
yaptığı reformlar ile dünya’nın gözünde büyüyor!


“Atatürk” oluyor!


Kitapta, Atatürk’ün ölümü üzerine
dünya basınında çıkan haber ve yorumlar derlenmiş.


Bu kapsamda, o yazıların içinden
birkaç pasajı buraya aldım, “kim
ne demiş, neden demiş, niye demiş”
net olarak anlaşılsın, diye!


 


Demem o ki:


1. Atatürk ölümlü olduğunu
biliyor!


Küresel aksta, Birinci Dünya
Savaşı sonrası oluşan statüko, aynen kendi hükümeti’nde de var!


Ankara “kilit”!


İnönü istifa edip II. Dünya
Savaşı öncesinde nadasa çekiliyor!


İngilizler”in deyişi ile Gazi, İnönü’yü kendisinin yerine hazırlıyor!


 


2. Aynı Batı medyası Atatürk için
“diktatör” derken,
haber/analizlerinde, Osmanlı’yı parçalayan özne’nin altını çizmeyi ihmal
ediyor!


Demokrasinin ne olduğunu bilmeyen
bir topluluğa, halkoylaması ile demokrasi getirmeye kalkışacak olursanız, “ümmet, tebaa, vatandaş”
hilafet artı saltanat’ı mı seçer yoksa laik birey olmayı mı?!


 


3. Babası gümrük memuru, yani
dikkatli, titiz aynı zamanda pragmatist!


Gazi de öyle!


Günlük yaşamda eğlenmeyi, içmeyi,
kağıt oyunlarını seviyor!


Yalnızlığın
içinden geliyor!


Ölümü sonrasında yazılan
yazılardan da anlaşılacağı üzere, dönemin Batı basını, onun insani zaafları ile
ilgili değil!


Yani putlaştırmaya gerek yok!


Lider de
olsa insan insandır!


İçmeyi seven bir önder’in
ölümünde “içki yasağı” koymak,
büyük bir çelişki olsa gerek!


Dönemin bürokrat kafasının nasıl
çalıştığını net olarak ortaya koyuyor! Fransızlar’ın söylediği gibi (Victor
Hugo), “Bir insanı değiştirmeye
karar verdiğinizde iş’e onun ninesinden başlayın!”


Gazi’nin uygarlık yol’undaki
değişim çabalarını “kalıcı
kılmak”
ise Laik Türkiye’ye inanan milyon’da bir’lerin görevi!


 


4. Gazi, yemeklerini tattıracak kadar suikastler konusunda dikkatli!


Ne var ki, II. Dünya Savaşı
öncesinde küredeki yeni tabloyu doğru okuyamayınca içkisine binaen siroz’dan
(tıbbi suikast) ölüyor!


Basına sızdırılan sigara tüketim
rakamları ise bir hayli uçuk!


Yerini alan
İsmet Paşa’nın ilk icraatı ise Gazi ile arasının açılmasına neden olan
ve I. Dünya Savaşı’nın statükosunu seslendirip “güvenlik zafiyeti” yaratan iki Bakan’ı değiştirmek oluyor!


Dış ve İçişleri Bakanları
koltuklarını kaybediyor.


Türkiye savaş’ın dışında kalıyor!


 


5. Atatürk’ün öldüğü açıklanmadan önce ABD, Avrupa ve Rusya, kimin
Cumhurbaşkanı olacağı konusunda fikir sahibi!


Yani, Ankara günlük politikayla uğraşırken, 1935’ten 1939’u gören bir bakış
derinliği var!


Gazi, çöken
statükonun devam edeceğini zannederken, İsmet Paşa Almanlar’ın ciddi
olduklarının farkında!


Bu realiteye
göre Ankara’ya konuşlanmış!


Celal Bayar her zaman olduğu gibi
kazanan saf’ta ve her yeni oyun’un içinde!


 


6. Vecernik’in yazdığı gibi “Türkiye’de her şey birbirini izliyor:
İki gün içinde yeni Cumhurbaşkanı ve yeni Hükümet!”


O gün de öyleydi bugün de böyle!


Ne var ki, önceden hazırlık
yapıldı ise en büyük yangın’dan da az hasarla çıkmak mümkün!


 


7. “Ekselansları binlerce kez abartmıyor” ya da Ultra Türk, Atatürk!


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış