KİTAP – DERGİ – FİLM – DİZİ – WEB SİTESİ – PROGRAM TAVSİYELERİ & ANALİZLERİ

Bezmialem Valide Sultan 


Arzu Terzi


Şevketlû
Mehâbetlû Nûrum ve Nûr-ı âlem-yân Canımdan ve Ciğerimden Kıymetlim Gözüm
Efendim şeklinde oğluna hitap eden Sultan Abdülmecid’in annesi, Sultan II.
Mahmud’un eşi ve Sultan II. Abdülhamid, Sultan V. Murad, Sultan Reşad ve Sultan
Vahdettin’in babaanneleri Bezmiâlem Valide Sultan’ın hususi hayatı…


* Bezmiâlem Valide
Sultan Osmanlı haremine nasıl girmişti?


* Kadınefendiliği
sırasında Osmanlı haremindeki statüsü nasıldı ve Sultan Abdülmecid’den başka
çocukları var mıydı?


* Bezmiâlem Valide
Sultan’ın manevi dünyasının özellikleri nelerdi?


* Valide Sultan’ın
eğitim alanındaki hizmetleri ve öğrencilere desteği nasıldı?


* Valide Sultan’ın
hususi kütüphanesinde ne tür kitaplar bulunurdu?


* Bezmiâlem Valide
Sultan’ın mutfağında pişen yemeklerin çeşitleri, kullanılan malzemelerin ve
sofra takımlarının özellikleri nelerdi?


* Osmanlı
Devleti’nde en çok vakıf yaptıran Valide Sultan olma özelliğini nasıl
kazanmıştı?


* Bezmiâlem Valide
Sultan’ın özel yaşantısındaki zevkleri ve tercihleri nelerdi?


* Padişah-Valide
Sultan özelinde anne-oğlu arasındaki ilişki nasıldı? Sultan Abdülmecid annesine
neden bu kadar düşkündü?


* Bezmiâlem Valide
Sultan’a nasıl bir cenaze töreni yapılmıştı?


Prof.
Dr. Arzu Terzi, Bezmiâlem Valide Sultan adını verdiği ve yukarıdaki soruları
cevaplandırdığı bu çalışmada, Osmanlı arşiv vesikalarını kaynak alıyor, elde
ettiği tüm bilgi ve verileri tablolarla güçlendiriyor ve akıcı diliyle yine
okurunun karşısına çıkıyor.


İlk
defa her yönüyle örnek bir hanımın, Bezmiâlem Valide Sultan’ın hayat hikâyesi…






Kitaptan Alıntılar



• O, dünya durdukça halkına hizmet vermesi için
kurduğu hastahanesi, açtığı ibadethaneleri, mektepleri, çeşme ve sebilleriyle,
hayatı boyunca ihtiyaç sahiplerine yardımları ve ihsanlarıyla devletin
başındaki bir validenin aynı zamanda halkının da anası olduğunu gösteren
muhteşem bir örnekti.


• Bu nihaî vakfına eklediği son madde ise “Nûr-ı aynı
oğlu Sultan Abdülmecid’in ömrünün ve saltanatının hayırla devamının”, yapılan
duâda zikredilmesiydi. Bir annenin evlâdı için yaptığı dua böylece
ebedileşiyordu.


• Bezmiâlem Valide Sultan özellikle Padişah’ın
memleket içindeki seyahatleri sırasında saray ve devlet işleriyle ilgilenmiş,
gerektiğinde devlet ve hükümet erkânıyla sürekli olarak görüşmelerde bulunmuş,
gerektiğinde valilere ziyafet vermiştir.


• Ayrıca oğlunun istediği gibi gureba
hastahanelerinin yaygınlaştırılması fikrini de benimseyen valide sultan,
hayatının son yıllarında Mekke’de bir Gureba-yı Müslimin Hastahanesi inşasını
da başlatmıştır.


• Valide sultan, genç padişah Sultan
Abdülmecid’in sürekli olarak sayıları artan harem halkı ve bunların israf
uçurumuna doğru giden masraflarını hayatta olduğu müddetçe dizginlemeye
çalışmıştır.


• Bezmiâlem Valide Sultan’ın validelik makamına
gelmesinden sonra sürekli halkla iç içe olması, ihtiyacı olanlara yardımda
bulunması, devamlı olarak her alanda art arda kurduğu hayır eserlerini halkın
karşılıksız kullanımına sunması, halk gözünde valide sultanın mevkiini günden
güne arttırmıştır.


• Dilekçe sahipleri sadece Müslümanlar değil
gayrımüslim Osmanlı tebasından da vatandaşlardı. Çünkü Bezmiâlem Valide Sultan
bütün Osmanlı tebasının validesiydi.


• Bezmiâlem Valide Sultan sahip olduğu
gelirlerinin önemli bir kısmını kurduğu vakıflarının akarât kısmını
oluştururken sarf etmiştir.


• Sultan II. Mahmud dönemi sarayında sofra âdâbı
ve beslenme alışkanlıklarının değişime uğradığı, alaturka yanında alafranga
usullerinin de kullanılmaya başlandığı görülür.


• Dönemin seyyahlarının aktardığı bilgilere göre
yemeklerini Avrupa usulü yemek masasında sandalyeye oturarak yiyen ilk padişah
II. Mahmud’dur.


• 1837 yılında saray mutfaklarında çalışan
Hüseyin Bey batı usulü yemek pişirme yöntemlerini öğrenmek üzere Viyana’ya
gönderilir.


• Osmanlı sarayının temel besin maddesi ettir.


• Genel itibariyle pastırma ve sucuk yapımı
dışında Osmanlı saray mutfağına dana eti pek girmezdi.


• Validenin mutfağında yer alan hububata gelince;
asırlar boyunca Osmanlı sarayında en çok rağbet gören tahıl pirinçtir.


• Özellikle tatlılar için bal ve pekmez yerine bu
dönemde daha çok şeker kullanıldığı tespit edilmektedir.


• Bütün baharat ve çeşniler içinde baş sırayı en
çok kullanılan tuz alır. XIX. yüzyılda Osmanlı saray mutfaklarında Eflak’tan
getirtilen tuz tercih edilirdi.


• Sahip olduğu konumu, ağırladığı üst düzey
misafirleri gereği Bezmiâlem Valide Sultan’ın sofrasını süsleyen, değeri yüksek
ve her yıl zekâtını verdiği altın ve çoğunluğu gümüşten oluşan mücevherli sofra
takımları da mevcuttur.


• Bezmiâlem Sultan, valide sultanlık makamına
gelmesiyle her yıl düzenli olarak umre ve hac ziyaretlerini vekâleten
yaptırmıştır.


• Valide sultan Peygamber Efendimiz’in sakal-ı
şerifini (Lihye-i Saâdet) daima yaşadığı mekânlarda özel kutusu içinde muhafaza
etmiştir.


• Vakfiyesinde her yıl Ramazan ve Kurban
Bayramlarının arefe günlerinde cami imamları ve türbedarlar eşliğinde Lihye-i
Şerif’in çıkarılarak gelen halka ziyaret ettirilmesi şart koşulmuştur.


• Valide sultan adına her sene kurban bayramından
önce İstanbul’da bulunan tekkelere, türbelere, medrese çalışanları ve
öğrencilerine, karakollara, ihtiyaç sahiplerine, saraylı hanımlara ve kendi
hizmetinde çalışanlara kurbanlık koç dağıtılırdı.


• Valide sultanın kurban bayramında İstanbul’da
dağıttırdığı sekiz yüz yedi kurban için harcanan meblağ 113 kese 314 kuruştu.


• İlme ve eğitime gönül veren bir validenin
kurduğu kütüphaneye Bosnevî Hasan Efendi’nin kitaplarını bırakması, validenin
ilme verdiği değerin ilim çevrelerince bilindiğinin göstergesi olmalıdır.


KİTABI BURADAN SATIN
ALABİLİRSİNİZ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir