Halid ÖZKUL : GİZLİ ORDULAR


İnsanoğlu sistematik yapısı gereği
ihtiyaçlarını karşılamak için kendisini ve çevresini tanımak zorundadır. Bu
durum ekosistemde değişiklikler meydana getirmiş, bu değişiklikler ışığında
sosyologlar insanları çeşitli kategorilere ayırarak incelemiştir.
  Hareketliliği ve doğaya olan uyumu neticesinde, barbarlık yaşayış
tarzından, uygar hayat tarzına kadar ki serüven süresince gelişim kat etmiştir.
Hâkim olma güdüsü, insanın doğayı sömürüsüne yol açmıştır. Kitapta
sömürgeciliğin tarihi gelişimi ele almıştır.


KLASİK SÖMÜRGECİLİK AYRACI


-Antik Sömürgecilik-koloniler
Dönemi: M.Ö. V. yy. -MS. XIII. yy.


Sömürgecilik, Anadolu-İon,
Grek-Helen’i denizci tüccar ve seyyahların ve yerleştirmesiyle başlar. Başta
düzensiz topluluklar halinde, sonradan kavimler halinde göçler devam etmiş,
sosyo-ekonomik yapı değişime uğramıştır. Aristoteles’e göre, deniz kıyısında
yaşayanlar orta sınıfın, egemenliğini ovada çitçilik ile uğraşanlar oligarşiyi,
dağda yaşayanlar halk egemenliğini savunmuşlardır. Ünlü düşünürler Aristoteles,
Sokrates, Platon fikirleriyle bu döneme yön vermişlerdir. Zamanın tek hâkimi
Roma imparatorluğunda hiyerarşik düzen insanların konumuna göre çeşitli
sınıflardan oluşuyordu. Güç, senato ve meclise olan hâkimiyetle orantılıydı.
  Savaşlar yaparak yayılan imparatorluk topraklarında büyük köle
kitleleri ortaya çıkmıştır. İnsanlık tarihinin ayaklanma ve özgürlük fikri ilk
belirtilerini göstermeye başlamış imparatorlukta, sosyal, siyasal, ekonomik
yapı zamanın bilginlerinin fikirleri ve fetih hareketleriyle değişime
uğramıştır. Bu değişim inanç sistemlerinin iç dinamiğini oluşturan
tarikatçılığı da beraberinde getirmiştir.


HAÇLI SEFERLERİ: Türklerin
İslamiyet’i kabulü ve hızla yayılmaları, Kudüs faktörü, tüccarların uzak doğu
ticaretini ele geçirme heveslerinden dolayı, papalık önderliğinde doğuya sekiz
haçlı seferi düzenlenmiş fakat başarılı bir sonuç alınamamıştır.


ENGİZİSYON: 1109 yılında papa İnnecentius
tarafından Katolik Hıristiyanlığın menfaatlerini koruma amacıyla kurulan din
menşeli, yaptırım gücü yüksek yargı yapılanmasıdır.


TEMPLER-KNİGTS; TAPINAK ŞÖVALYELERİ TARİKATI: Aziz Bernard tarafından kurulan, üyeleri katı bir eğitimden
geçirilen, dini-askeri bir tarikattır. Haç kavramını ve Hz. İsa’nın çarmıha
gerilme hadisesini reddederler. Kadınlarla ilişki yasak olmakla birlikte,
tarikatta şehitlik kavramı ön plana çıkarılmıştır. Tarikat üyeleri katıldığı
haçlı seferlerindeki başarısızlıklarından dolayı Kıbrıs’a sığınmışlardır.


-Keşifçi-Sömürgeci Rönesans
Dönemi: XIII. yy. -XV. yy.


Haçlı seferleri sonucunda
Avrupalı tüccarlar doğunun değerli kaynaklarını tanımış, ticaret yavaş yavaş
doğu akidenize kaymaya başlamıştır. Coğrafi keşiflerle ticaret güzergâhları
kısalarak kapitalizmin tohumları atılmıştır. Avrupa’da meydana gelen
Fransa-İngiltere yüzyıl savaşları, uluslar arası sömürgecilik yarışının ilk
belirtileridir. Savaşlar sonunda bunalan ve yoksulaşan Avrupa halkı, çeşitli
ayaklanmalarla tepki vermişlerse de klise ve soyluların engeline
takılmışlardır.   Engizisyon mahkemeleri değişim destekleyicisi devre
dışı bıraktıklarından dolayı, ayaklanmalar sonuçsuz kalmıştır. Bu kaos
döneminde kentlere olan göçle birlikte sosyo-ekonomik düzen değişmiş, tüccarlar
sermaye birikimini artırmıştır. Banka ve maden ocaklarının işletmeciliği
dönemin palazlanma kapıları olmuştur. Krize giren işçi ve köylüler ise
toparlanma evresine girmişlerdir.


 -Fetihçi-Sömürgeci
Hanedanlar Dönemi: XV. yy. -XVII. yy.


İspanyol ve Portekizliler XIV.
yy. ‘da sonlarında yeni ada ve kıtaların keşfiyle istila politikalarını
arttırmışlardır. Colombo’nun Amerika’yı keşfi ve kıtalararası ticaret,
kapitalist düşüncenin gelişimini hızlandırdı. İtalya’da hümanizm kaynaklı
Rönesans hareketi bütün Avrupa’ya yayıldı. Dogmatik düşünceler eski gücünün
yitirmeye başladı. Martin Luther’in Büyük reform Yapıtı’nı yayınlayarak,
paylaşımcı düşünce sistemi yerine özel mülkiyeti savunmuş, günahların sebebi
olan Türklerin ve Alman’ların yok edilmesini savunan bir tutum sergilemiştir.


Martin Luther, kilisenin kutsanma
klişesine karşı çıkarak, yeni bir Hıristiyanlık ve klise öğretisiyle
fikirlerini yaymaya başladı. Lutherci fikirlere karşı, kiliseyi güçlü kılmak
isteyen başta İgnoci De Loyola,2540 yılında Cizvit tarikatını kurdu. Amacı
halkın uyanışını engelleyip masonluğu zengin kıtalara yaymaktı. Kilise ve
feodalite arasındaki egemenlik yarışı iç karışıklıkları da beraberinde
getiriyordu. Britanya’da meydana gelen iki gül savaşı kilise ve aristokrasiye
karşı bir başkaldırının tezahürüydü. Artık burjuvazinin gücü Avrupa’da
hissedilmeye başlandı. Siyasi kargaşayla birlikte değerli madenlerin
işletilmeye başlanması iş gücünün önemini arttırmış, kölecilik yeniden
hortlamıştır. Artık iyice şişmeye başlayan Avrupa ekonomisinde ülkeler dengeyi
kurma telaşı içine kapılmışlardır.


-İlkel Sermayeci Savaşlar Dönemi:
XVII. yy. -XIX. yy.


Kentleşmeyle birlikte üretimin,
artması ticaretin seyrini değiştirmiştir.   Geleneksel işgücünden,
makine kullanımına (seri üretime) olan geçiş hızlanır.   Lonca
sistemini yok eden bu geçiş yeni para politikasına yön verecek olan güçlü bir
burjuvazi doğurdu. Bu dönemde İspanya, Portekiz, Hollanda; sermaye, hammadde
hegomanyasını elinde bulunduran devletler olarak göze çarpar. Uluslararası
krizlerden karlı çıkmasını bilen, dinde şeffaf bir dönem geçiren Hollanda
ekonomisi en parlak dönemini yaşamıştır. Amsterdam borsası dönemin en büyük
borsasıdır.  1618-1648 tarihleri arasında meydana gelen otuz yıl savaşlarından
etkilenen Avrupa’da, nüfusunun hızla azalması, siyasi buhranlar sonucu
ekonomide çöküş hızlandı.


İNGİLİZ DEVRİMLERİ: İngiliz
devrimlerinin fitilinin ateşleyen etkenlerin başında, kralın tanrısal haklarına
karşı ulusun haklarını savunan püritencilik düşüce taraftarlarıdır.
  Kamu düzeninin bozulması, ağır vergiler, kilise destekli kralın
keyfi uygulamaları, parlamentonun güçlenmesini öngören ayaklanmaları da
beraberinde getirdi. Henry VII. zamanında meydana gelen ilk iç savaşla
birlikte; bütün mahkemeler, adalet divanı  v.b.   kurumlar
kaldırılmış parlamento feshedilmiştir.


Parlamentoyu, soyluların kurduğu
Cavalier partisi ile işçi ve köylülerin kurduğu parlamento partisi
oluşturuyordu. Parlamentocular 1463’te Cromwel’in önderliğinde ülke genelinde
güçlerini hissettirdiler. Cromwel kralın yetkilerini kısıtlayıp, Lordlar
kamarasını kaldırdı. İlk İngiliz anayasasıyla birlikte tek kişi egemenliği
zayıflamaya başladı.   Kısa süreli bir fetret döneminden sonra,
hanedanın Katolikleşme sorununa karşı karaya ayak basan Hollandalıların
baskısıyla meşruti monarşiye geçildi.


XVII.   ve XVIII.
  yy.  ’da kilise öğretilerine karşı olan dinsel hoşgörüyü esas
alan Avrupalı bazı aydınlar Türk casusunun gizli mektupları adı altında bir
bildiri yayınlamışlardır. Bu bildiri ateizm tartışmalarının yapıldığı bir
ortamda çıkmış, XVIII.   yy mason düşünürlerine ilham kaynağı
olmuştur. Masonlu gizli örgütler şeklinde, doğuş yeri olan İngiltere’den
Avrupa’ya yayılmaya başlamıştır.


FRANSIZ İHTİLALİ: Ünlü
düşünürlerin eşitlikçi fikirlerinin etkisinde kalan, yoksulluktan ve kilise
dayatmacılığından iyice bunalan Fransız halkı 1789 yılında Paris’te
Bastielle’yi basar. Yasama meclisi kurulur. Hürriyet, Eşitlik, demokrasi
kavramları devrimin yapı taşları olur. İhtilal karşıtı kral ve meclise karşı
çeşitli ayaklanmalar baş gösterir. Amaçları doğrudan demokrasi olan
ihtilalcılar başarırlı olur.   Fransız ihtilalı kişi ya da kişiler
egemenliğine karşı bir baş kaldırır olup, insanın en asli kabiliyet ve
haklarının kullanımına vesile olmuştur.


MODERN SÖMÜRGECİLİK AYRACI


-Eski Sömürgeclik-Mandaterizm
Dönemi: 1870/1900-1954


Bu dönemin en büyük özelliği,
emekçi kesimin kapitalist güce karşı global bir örgütlenme içine girmesidir.
Emperyalist güç odakları, ülkeler arası politik dengesizliklerden yararlanarak
palazlanmaya başladılar. Çanakkale savaşları, Türk istiklal savaşı sömürgeci
ülkelere karşı başarı sayılsa da, dünyanın zengin kaynaklarını elde etmeye
çalışan mali oligarşinin hızlı ve yıkıcı yayılımını engelleyememiştir.


-Yeni Sömürgecilik-Vietnam
Dönemseli: 1954-1973


Ülkeler, doğrudan müdahale
yerine, soğuk savaş sistemi denemeleri yapmaya başladı. Bu amaçla 1973 yılında
emperyalist güç odakları, bir araya gelerek, üç kıtasal komisyon anlamına gelen
Trilateral Commission’u kurdular.


-Post-Modern Sömürgecilik-Yeni
Kuşak Dönemseli: 1973-1989


Amerikan küresel egemenliğine
karşı, Kıbrıs barış harekâtı ve başarısı, Vietnam bozgunu, karşı konulmaz güç
düşüncesini zayıflatmıştı. Fakat ABD ve İslami ülkelerin desteğiyle komünist
rejimler devrilmiş ABD tek süper güç olarak sivrilmiştir.  Teknolojide
hızlı ilerlemelerle birlikte azalmaya başlayan iş gücü gereksinimi, sermaye
birikimini arttırma düşüncesi, rekabet, yeni pazar bulma endişesi, ekonomik
politikalarda çeşitli sorunları da beraberinde getirmiştir.


UYGAR SÖMÜRGECİLİK SOSYAL EMPERYALİZM AYRACI


-Neo-Mandaterizm-Yeni Dünya
Dönemseli: 1989-2005


Bu dönem, ABD-AB’nin, Avrupa,
balkanlar ve orta Asya’yı paylaşım politikaları ve Rusya-Çin-Hindistan’ın
Şanghay antlaşması ile oluşturdukları koalisyonun yayılımcı özelliklerini
yansıtır. ABD dünyanın beyin göçü veren birinci ülkesi konumundaki Hindistan’ı
yanına çekmeye çalışmışsa da başarılı olamaz. Görünürde insan hakları ve
demokrasi çığırtkanlığı yapan Avrupa ve Amerika İsrail’in keyfi uygulamalarını
hiçbir şekilde denetler.


-Post-Mandaterizm-Post-Faşizm
dönemseli: 2005-2020


Tekelci kapitalist ülkeler
ekonomik problemlerine siyasal müdahalelerle çözüm bulamamaları kaotik bir
dönem geçirmelerine neden olmuştur. Bunu bertaraf etmek için hammadde
kapasitesi yüksek ülkeleri, medya aracılığıyla ve insan hakları naralarıyla
himaye etmeye çalışmışlardır. IMF ve Dünya bankası aracılığıyla, borcunu borçla
kapatan sürekli sancı çeken, iktisadi-sosyal problemler yaşayan ülkeleri baskı
altında bırakmışlardır. ABD, askeri ve siyasi gücünü kullanarak peyderpey dünya
enerji kaynaklarını ele geçirecek, yeni strateji ve taktiklerle dünya
hükümranlığını ilan edecektir. Amaç yenidünya düzenini kendi gayeleri
doğrultusunda oluşturmaktır. Fakat Rusya-Çin-Hindistan ülkeleri sürekli gelişim
gösterecektir. Oligarşik sermayenin en büyük korkusu, proloteryanın yeniden
uyanışı ve hak iddia etmesidir.


ROUND TABLE İNTERNATİONAL


Temel amacı Britanya
imparatorluğunu güçlü bir konuma getirmeye çalışan gizli bir yapılanmadır.
Örgüt yapı olarak bir iç çember bir de dış çemberden oluşur. Söz sahipleri bir
lider üç cuntadır. Liderleri Rhodes, cuntaları ise Stead,Brett ve Alfred
Milner’dir. Dernekte bir de kabul edilmişler çemberi bulunur. Bunlar
Britanya’nın seçkin kişileridir. Yardımcılar derneği adı altında bir de dış
çember oluşturuldu.  Dış çember farklı ulusların toplamından meydana
gelir. Örgütün ilk hayali Güney Afrika’yı Britanya’nın bir federasyonu
yapmaktı. Round Table’ın lideri konumundaki Rhodes, örgütün yönetim kadrosunu
tamamen ırkçı, şövenist kişilerden oluşturdu. Round Table tipi gizli örgütlerde
temel politika sömürür yoluyla elde edilen kaynakların az bir kısmının halkı
yatıştırmak amacıyla kullanılmasıdır.  Bu da olası bir iç savaş ve kaos
ortamını ortamını engeller.


Kaynak yaratarak işbirlikçi
yakınlarına burs olanağına sunan örgüt, devşirme yöneticilerini hedef ülkelerin
kilit noktalarına yerleştirir. Erkek üyeleri İngiltere’nin üst düzey varlıklı
kimseleridir. Üyeler Oxford, Cambridge üniversitelerinden seçilir.
  Temel felsefe, bütünüyle İngilizce konuşan bir dünya yaratmaktır.
Merkezi Londra’da olup, ayda iki yada dört kez akşam yemeklerinde buluşurlar.
Davetlere sadece erkekler çağırılır.  İnançlara ve politik düşüncelere
bağlılık esastır. Masonik örgütler gibi yardım kisvesi altında uluslar arası
masalar kurmuşlardır.


ROYAL İNTUTİE OF İNTERNATİONAL AFFAİRS(KRALİYET ULUSLAR ARASI
MESELELER ENSTİTÜSÜ):
Arthur Goteberg ve George Parkin
tarafından 1919’da kuruldu. İlişkileri Round Table’ın aksine çok gizli tutar.
Britanya’nın derin devlet yapılanmasıdır.


LİONS CLUP: 1917 yılında Melun Jones fikri
önderliğinde kurulmuş masonik bir örgüttür. En az iki asil üye referansıyla
başvurur kabul edilir. Hürriyet, zekâ/ulusumuzun güvenliği parolasını şiar
edinmişlerdir.


ROTARY CLUP: Masonik bir erkek kulübü olarak
1905’te kurulmuştur.   Kuruyucusu Poul Percy Harris’tir. 1911’de
Rotarion adlı bir dergi çıkarılmış, dergide Winston Chucill,Albert
Ainstein,Sinclair Lewis,toplumda tanınmış masonlar yazı yazmışlardır. Yapılan
bağışlarla Rotary vakfı kurulmuş, bağışlar vergiden muaf tutulmuştur. 1980
yılında rotary vakfına bağışta bulunan Turgut Özal’a Poul Harris üyeliği ünvanı
verilir.


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER: 1920
yılında kurulan Milletler Cemiyetinin bir devamı niteliğindedir.  1945
yılında ABD’nin San Francisco şehrinde 51 ülkenin katılımıyla kuruldu.
 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul etti. Bu bildirge
veto sahibi beş ülkenin, hammadde potansiyeli yüksek ülkelere karşı kullandığı
güçlü bir kozdur.  Mason Rockefeller ailesi BM’lerin en büyük destekçisi
ve sponsorudur. BM süper güç olarak gösterilen ülkelerin bir kuklası görüntüsü
çizer.   Uygulamaları, oluşan olumsuz dünya sorunlarına seyirci
kalması, bu durumun en büyük göstergesidir.


COUNCİLON FORİGN RELATİON-DIŞ İLŞKİLER KONSEYİ


1921 yılında Round Table’nin
üyelerinin etkisiyle New York’ta Albay Edward Mandal House öncülüğünde
kuruldu.  Bu gizli oluşum, iktisadi, sosyal, uzmanlarından yararlanarak
ABD’nin uluslar arası alanda güçlü kılmayı hedefler. CFR, menfaatleri için her
türlü aracı kullanmayı mubah sayar. CFR herkesin üye olabileceği gizli bir güç
olup, devletin üst düzey kurumlarında adamlarını bulundurmak için çaba harcar.
CFR, 1930 yılı itibariyle ABD’nin en büyük sermaye güçlerini elinde
bulunduruyordu.   ABD’nin içte ve dışta palazlanması için her türlü
örgütü devlet eliyle kurdu. Örgüt dünya pazarlarını elinde bulundurmak için
sürekli savaş halini benimseyen bir tutum sergiler. Ülkenin medya, siyaset,
ekonomi alanlarının en seçkin şahısları CFR üyesidir. Dwight Eisenhower,
Richard Nixon, F.D. Roswelt, Robert Mc Namara, George Marshall, Arthur Goldner
gibi statülerinin en başarılı kişileri CFR üyesidir. Genel olarak CFR; dış
siyaset için yeni oluşumlar meydana getirmek, uluslararası kabiliyetli lider ve
uzmanları örgütün ulusal yapısına kazandırmak, küresel güç dengelerini kendi
menfaatleri doğrultusunda yön vererek güçlenmeyi hedefler.


BİLDERBERG GROUP


1954 yılında Hollanda’da kuruldu.
Kurucuları hızla yayılan kominist rejime karşı güçlü bir batı bloğu kurmayı
hedefledi. Prens Bernard başkanlığında toplanılsa da gerçek yöneticileri,
Rokefeller,Kuhn Loebcie Ford,Worburg,Rothchild,Otto Wolf gibi küresel
sermayenin elit kesimini oluşturan,mason kökenli  güçlü kişilerdir. ABD ve
Avrupa harici üye kabul edilmez. Toplantılar güvenlik sorunu nedeniyle değişik
zamanlarda yapılır.  Toplantının yapıldığı ülke güvenlikten sorumlu
tutulur. Bilderbeg üyeleri, ihtiyaçları için gerekli her şeyi kendileriyle
getirirler. Gizlilik prensibi ve güvenlik sorunu nedeniyle grup dışında davetli
kabul edilmez.


Bilderberg Group, çok uluslu
şirketlerin mali çıkarları için, dinamik parasal değerler üzerinde değişmez
kurallarını kabul ettirirler. Bu gizli oluşum kendini milletler üstü bir
yapılanma olarak gördüğünden, ulusal devletlerin egemenlik güçlerinin
kısıtlanması kuralını uygulamak için çalışmalarını sürdürürler. Temel hedefleri
arasında; uluslararası bir ordu, ekonomide birlik, gümrük kavramının olmadığı,
mali sorunların uluslararası açıdan ele alındığı kurallar silsilesi bulunur.


IBRD(ULUSLAR ARASI KALKINMA BANKASI): 1946’da kuruldu. Merkezi Washington’dur. Amaçları gelişim
düzeyleri yüksek olan ülkelere piyasalar ölçüsünde borç vererek ülkeleri yarı
sömürge haline getirmektir. 1990 yılında 159 üye sayısına ulaştı.


IMF(ULUSLARARASI PARA FONU): 1945’te
kuruldu. Merkezi Washington’dur. Dünya mali piyasalarının açığını borç vererek,
dengelemeye çalışır. Borç verdiği ülkelerin ulusal ekonomik hareketlerini
gözetler, önerilerde bulunur.


IMF içinde her ülkenin mali gücü
ölçüsünde kotası bulunur.  Kotası yüksek olan ülkeler, ABD, Japonya,
Britanya, Fransa, Almanya, dünya ekonomi stratejilerini kendi menfaatlerine
göre yönlendirir. Borç alan ülkeler kalkınma politikalarını, IMF’ın verdiği
programa göre ayarlar. IMF yarı sömürge ülkeler için denizdeki yılan
konumundadır.


GATT(GÜMRÜK VE TİCARET GENEL ANTLAŞMASI): 1949’da Cenevre’de kuruldu. Üye ülkelerin gümrük politikaları
arasındaki dengeyi sağlamak amacıyla kuruldu. Uluslararası iktisadi
hareketliliklerden yararlanarak, ticareti yönlendirme görevi üstlenir. Eşit
ticaret prensibini kabul eder.


G-7(8)+G-20 ÜLKELERİ: Dünya
ticaretinin söz sahipleri olan ABD, Japonya, Britanya, Fransa, Almanya, Kanada,
İtalya, Hollanda, İsveç, Belçika tarafından G-10 ülkeleri olarak kuruldu.
Amaçları Pazar güçlerin artırarak IMF ile olan para politikalarını istikrara
kavuşturmaktır. Hollanda, İsveç, Belçika’nın gruptan çekilmesi ile G-7 ülkeleri
kurulmuş, Rusya’nın katılımıyla G-8 dünya zenginleri örgütü halini almıştır.
ABD tarafından 1972 yılında G-20 yirmiler grubu kuruldu. Yirmiler grubu
görünürde üye gerçekte pragmatik devletlerin kaliteli müşterileriydi.


TRİLATERAL COMMİSSİON (ÜÇ TARAFLI KOMİSYON)


1973 yılında Davit Rockefeller,
Marx Kharstam, Gerorge S. Franklin tarafından kuruldu. İlk toplantısını 1975 yılında
Tokyo’da yaptı. ABD, Pasifik Asya, Avrupa ticaretinin güçlü sermaye sahipleri
tarafından yapılandırıldı. Üyeler bu üç bölge arasında orantılı olarak
seçilmiştir. Bü üç bölge arasında siyasi, ekonomik ilişkilerin kurulması
hedeflenir. Örgütün akıl hocalığını Miton Fredman, teorisyenliğini ise Zbigniew
Brezezinski yapar. Üyeleri Avrupa, Japonya irtibatlı ABD’nin en seçkin
şahıslarıydı. Avrupa ve Japonya’nın hızlı yükselişiyle birlikte, ABD – Japonya
– Avrupa ekonomik hegomanyasında, üç taraflı (trilateral) bir dünya düzeni
fikri oluşturuldu. Çünkü ABD kendi merkezi liderliğinde, dünyaya meydan okuması
için bu iki bölgenin olağan dışı gelişimlerini kullanmak zorundadır. Bu
işbirliğinde amaç, barışa ve ekonomik istikrara öncülük ederek mutlu bir dünya düzeni
kurmaktı. Çok uluslu bir ticaret sistemini benimseyen bu organize güç, dünyanın
dinamik dengelerinin % 60’nı denetleme gücüne sahiptir. Bunu IMF ve dünya
bankası kozlarını kullanarak uygulamaya geçirir. Komisyon üyeleri bulundukları
ülkelerin hükümetlerinde görev alamazlar.


WTO (Dünya ticaret örgütü): 1995
yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde kuruldu. Şimdiye kadar yapılmış diğer
ticaret antlaşmalarından daha kapsamlı bir içeriğe sahiptir. Örgütün amacı çok
taraflı ticaret antlaşmalarına yön vererek, milli ekonomik görüşmeleri
denetleyebilmektir. Gelişmekte olan üye ülkelerin alım satımlarını kontrol
altında tutar. Global ekonomik politika yapan örgütlemelerle işbirliği
halindedir. Tarım, ticaret, hizmet alanlarının yanında, fikir ticareti ve
mülkiyetinde içine alır.


THE ORDER-SKULL BONES-SOCİETY(KAFATASI VE KEMİK TOPLULUĞU
TARİKATI):
1856’da W. Russel ve Alphonso
Taft tarafından kuruldu.   Merkezi Yale Üniversitesidir. Her yıl 15
üye kabul edilir. Üyeler ABD’nin en kilit notalarına getirilir. 500-600 üyesi
yaşamaktadır ve an aktif kısmı bu rakamın çeyreğidir. Amaçları beyaz ırktan
gelen anglo – sakson, Protestanların dünyaya hâkim olmalarıdır. Üyeleri ABD’nin
seçkin ailelerinden seçilir. Ülke içinde tüketim araçlarının çoğunu elinde
bulundururlar.


KU-KLUX-KLAN: 1867’de Amerika’daki iç savaşta
iç savaşta yenilen toprak sahiplerinin zencilere karşı kurduğu, aşırı katı
eğilimleri olan bir oluşumdur.   Amaçları siyahların yönetime
katılımını engellemektir. 1877’de kapatıldıysa da,1915’te tekrar kuruldu. Şövalyelik,
beyaz ırkın üstünlüğü, kadın hakları, Yahudi karşıtlığı gibi düşünceleri
prensip edinmişlerdir. Bu örgüt demokrasinin hızlı gelişimine binaen, başlayan
kamuoyu baskısından dolayı eski gücünü yitirmiş.


Son olarak, dünyanın ezilmiş
halklarının özgürlüklerini gasp eden, kapitalist zihniyetin hangi metotları
kullandığını çok iyi kavramamız gerekir. Artık bilek gücüne dayanan fetihçi
hareketlerle bir ülkeyi egemenlik altına alma sistemi yok olmuştur.
  Güçlü devletler yayılımcı politikaları gereği yumuşak karın diye
tabir edilen uluslararası ekonomik zaafları irdelemeye başlamışlardır. Bu durum
gelişme düzeyi yüksek bir ülkenin, hammadde kapasitesi yüksek fakat işletim
kapasitesi düşük ülkelere müdahaleyi kolaylaştırmıştır.


Güçlü sermaye sahipleri ülkeler bunu
sadece mali alanla kısıtlamamış, sömürüyü sosyo-kültürel yapıda da
düşünmüşlerdir. Kültürel yozlaşma, gelenek, ananelere olan bağlılığın azalması,
dıştan kültürel duyarsızlaştırmanın sonucudur.  Bu da artık bazı
kesimlerin özgürlük kavramını sorgulama noktasına getirmiştir.
  Fakat öz benliğini kavramış, her alanda üretici konumunda bulunan
özgür toplumun bireyleri küresel sermayenin metotlarının iyi irdelenmesi
gerekir. Yenidünya düzenini önce kendi menfaatleri doğrultusunda çizen küresel sermaye
sahipleri, bunu başarmak için ilk önce bulundukları ülkelerin hükümetlerini ele
geçirmeyi daha sonra tüm dünyaya yayılmayı amaç edinmişlerdir.


Global gücün önde gelen kesimi
gerçekte dünyanın çok az bir kısmını oluşturan Yahudi lobiciliğin çok uluslu
şirketleridir. Yahudiler süper güç olarak adlandırılan ABD’nin ordu, medya,
siyaset sahasının tümünü yönlendiren bir lobi gücünü elinde bulundururlar.
 Bu güç sayesinde istedikleri örgütlenmeleri devlet eliyle kurup
palazlanmaya başlayan çok uluslu şirketler; IMF, Dünya Bankası, WTO, gibi
yapılanmaları da kontrol altında tutmuşlardır. Sistemlerini Yahudi lobisinin
yörüngesinde oluşturan çok uluslu şirketler; CFR,  Bilderberg Group,
Trilateral,Round Table gibi gizli oluşumlarında arkasında bulunur.  Burada
ölçüt uluslararası şirketlerin yayılımcı politikalarıdır. Çünkü küresel sermaye
doyum sınırını aşmış, denetlemez bir konuma gelmiştir. Bu durumdan sıyrılmak
için ulusal şirketlerin, ücretli köleleri konumundaki ülkelerin öz
kaynaklarının farkına varıp, üretici bir sistemi benimsemiş olmaları gerekir.
Yoksa dışa bağımlı bir ülke iç dinamiklerini denetleyemez bir konuma gelir, iç
buhranlar siyasi istikrarsızlıklar yaşar.