Dünya çapında özel harp maksatlı kurulan
gizli örgütlerinin kuruluşları 2. Dünya Savaşının bitip, soğuk savaşın başladığı döneme
denk gelir.

Gizlice yapılan bu savaşın temelinde
Amerika ve İngiltere başta olmak üzere Batı Avrupa’nın Komünizm korkusu
vardı. Çünkü savaştan sonra Doğu Avrupa ülkeleri Sovyetler Birliği’nin
kontrolü altına girmiş, Afrika, Latin Amerika ve Asya’nın birçok yerinde
üçüncü dünya olarak nitelendirilen ülkelerde komünizm yanlısı hareketlilik baş göstermiş ve
buülkelerde komünizm yanlısı yönetimler işbaşı yapmaya başlamıştı.
Batıya göre düşman ikinci dünya savaşındaki Nazilere göre daha tehlikeli ve
sinsiydi ve aynı şekilde karşılık bulmalıydı. Amerika bu mücadeleyi örtülü
istihbarat örgütleri ve oluşturulacak gizli ordularla yapmayıseçti.  Bu
amaçla Merkezi Haber Alma Örgütü’nü (CIA) ve Ulusal Güvenlik
Konseyi’ni (NSC) oluşturdu.

Gizli ordular fikri temelde Nazi
istihbaratının Sovyetler Birliği birim başkanlığını yapan General Reinhard
Gehlen’e aitti. Almanya’nın Sovyetler’e yenileceğini anlayan Gehlen’e göre
Komünizmle ancak Amerika baş edebilirdi ve 1945’te Amerika’ya teslim oldu.
Gehlen uyguladığı yöntemlerle Sovyetlere ait ciddi ve değerli bilgiler
elde etmişti ve bunları zamanı geldiğinde tekrar kullanmak üzere
Avusturya Alplerinde özel muhafazalar içinde toprağa gömmüştü. Artık
Komünizme karşı yarım kalan savaşına devam edebileceğine göre
bunları tekrar çıkarabilirdi. Öyle de yaptı ve Amerika’nın
hizmetine sundu. Amerikalılar Sovyetlerin çalışma şekilleri, teşkilatlanma
yapıları gibi konularda elde edilen bilgilerden o kadar etkilendiler ki
 Gehlen’i  Komünizm’e karşı çalışması için Batı Almanya’ya
gönderdiler. Hatta kuracağı gizli ordu Amerika tarafından finanse
edilecekti. Gehlen’in gizli ordusunda eski silah arkadaşları da görev
aldı. Bu gizli ordu daha sonra CIA ya model oluşturdu. Amerika ve İngiltere
Demir Perde olarak tabir edilen ve Winston Churchill’in Baltık Denizi’ndeki
Settin’den Adriyatik’teki Trieste’ye kadar diye tabir ettiği hattın kendi
taraflarındaki askeri imkanları hatta NATO’yu bile yeterli görmüyordu.
Bunun sebebi ise Demir Perde ülkelerinin neredeyse dünyanın üçte birine
yayılmış olmasıve onların askeri imkan ve tekniklerinin daha üstün
olmasıydı. Bu durum Amerika ve İngiltere’yi çeşitli tedbirler almaya
zorladı.

Önce  Sovyetler Birliği’ne coğrafi
olarak yakın olan stratejik öneme sahip müttefik ülkelere Trumman doktrini
çerçevesinde parasal ve askeri yardımlar yapıldı, bu ülkelerin başında
Sovyetlerin sıcak denizlere inmesini engelleyebilecek önemli iki ülke olan
Türkiye ve Yunanistan geliyordu, Amerika adına bu ülkelerin kaybedilmesi
felaket doğurabilirdi ve olmaması için her türlü çaba
gösterilmeliydi.  Ülkelerin önemine ve komünizme olan
duyarlılıklarına göre ya seçilen askeri personellerine Amerika’da özel harp eğitimi
verildi veya  Amerika’dan bu ülkelere askeri danışman, uzman personel
gönderildi ve bunlar bizzat Komünizme karşı gizli operasyonlar düzenledi.
 En sonunda bu faaliyetler NATO bünyesinde de kendine yer buldu ve birliğe üye
olan bütün ülkeler zorunlu olarak kendi özel harp dairelerini kurdu.

Amerika Türkiye’de önemli bir komünist
tehlike görmediği için Türk subaylarını Kendi kamplarına götürerek orada eğitti.
Türkiye’den Amerika’ya giden subaylar aşırı milliyetçilerin arasından
seçiliyordu. Bunların arasında Alparslan TÜRKEŞ’te vardı. Özel harp eğitimini
alan ilk subay ise Turgut SUNALP oldu. Türkiye ikinci dünya savaşının ardından
beliren soğuk savaş esnasında Sovyetler Birliği tehdidine karşı kurulan
NATO’ya üye olmak istemiş fakat talebi kabul edilmemişti. Bu sırada Kuzey
Kore’nin Güney’e saldırması üzerine BM’nin asker gönderme çağrısına NATO
üyeliği adına bir umut olarak Amerika’dan sonra ilk Türkiye yanıt verdi.
Kore’ye gönderilen askerlerin içinde özel harp eğitimi alanlar da vardı.
Buradaki amaç öğrenilen teknikleri pratiğe dökülmesi Amerika ile Türkiye
arasında koordinasyon sağlanabilmesi ve özel harp teknikleri ile ilgili
deneyim kazanılmasıydı. Türkiye Kore’de ağır kayıplar vermiş fakat amacına
ulaşarak NATO’ya 19 Eylül 1951 yılında kabul edilmişti. Türkiye böylece
NATO’nun ek protokolüne de imza atarak komünistlerle mücadele edecek gizli
birörgütün kurulmasını da kabul etti. Türkiye’nin  gizli ordusunun
adı kağıt üzerinde Seferberlik Tetkik Kurulu idi, teçhizat ve diğer
giderleri Amerika tarafından karşılanıyordu. Dairenin ilk başkanlığına ise
Albay Daniş KARABELEN atandı. Dairenin bünyesinde görev yapacak eğitimli
askeri personel yetiştirilmesi için ilk olarak İzmir Menteş daha
sonra Eğridir dağ komando ve Çankırı gerilla okulu açıldı.
Ancak örgüt sadece askeri unsurlardan oluşmuyordu. Beyaz kuvvetler olarak
adlandırılan siviller de dairede görev yapıyordu. Bunların kaydı kod isimlerle
yapılır kimse birbirini gerçek adıyla tanımaz ve görev verilene kadar normal
hayatlarını sürdürürlerdi. Ayrıca dairenin en etkili unsurları beyaz
unsurlardı.

Daire genişledikçe Kars İstanbul
ve İzmir’de bölge başkanlıkları kuruldu. Özel harp dairesi Amerika’lı
Teorisyenler ve askerlerin hazırladıkları askeri yönergeleri bire bir temel
alan eylem metotlarını kullandı. Bu metotlar arasında suikastlar, şuursuz
ve seçilmiş terörizm yöntemleri yer alıyordu. Daire bu yöntemleri
kullanılarak halk arasında komünizm ve sol akımlara karşı nefret uyandırma
sonucuna ulaşmaya çalıştı. 

Nato üyesi ülkelerde gizli orduların
kuruluşunda kendi istihbarat örgütleri de görev aldı, ancak Türkiye’de ise
istihbarat servisi MAH (Milli amele Hizmeti) Özel Harp Dairesi’nin kuruluşunda
görev almadı ve daire tamamen silahlı kuvvetler bünyesinde kuruldu.
Ancak NATO üyeliğinden sonra Amerika MAH’ı kendi başına bırakmak istememiş ve
bu kurum ile de ortak çalışmalara başlamıştı. Dönemin başbakanı Adnan
MENDERES’in 3 Eylül 1953 yılında MAH’ın başındaki Naci PERKEL’in Amerika ile
uyumlu çalışmaması nedeniyle görevinden alınarak yerine Tümgeneral
Behçet TÜRKMEN’i ataması ile MAH gittikçe Amerika kontrolüne girmişti.
Tümgeneral Behçet TÜRKMEN’in başkanlığı sırasında personelin maaşları CIA
tarafından ödeniyor ve karşılığında iç istihbarat bilgileri
alınıyordu. Yıllık yaklaşık 1,5 Milyon Lira karşılığında ülkenin tüm
sırları CIA’ya veriliyordu.

Kıbrıs sorununun gündeme geldiği
yıllarda Yunanistan adada Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Birliği(EOKA)’ni kurdu.
EOKA’ya karşı özel harpçiler adaya giderek Kara Çete, 9 Eylül, Volkan ve
en sonunda Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruldu. Örgütün liderliğine
Yarbay Rıza VURUŞKAN getirildi. Bu örgütün tüm silah ve parasal
gereksinimleri Özel Harp Dairesi tarafından gizlice karşılandı. Tüm bu
faaliyetler Amerika’dan bile gizlenmişti. TMT Kıbrıs’ta özel harp tekniklerini
kullandı ve Özel Harp Dairesi personeli adada sivil halkı örgütleyip
silahlandırmaya çalışıyordu, adaÖzel Harpçiler için staj alanına dönmüştü. Bu
sırada Türkiye’de Rumlara karşı halkın kışkırtılmasını ve bu sayede
sorunun savaş yoluyla çözülerek başarının iç politikada
kullanılmasını amaçlayan Özel Harp Dairesi Atatürk’ün Selanik’teki evinin
bombalanmasını düzenleyerek bunu başardı. Bunun hemen arkasından 6-7
eylül’de İstanbul’da Gayrimüslimlere karşı ayaklanma başlatarak çok
sayıda Rum ve ermeni kökenli Türkiye vatandaşının can veya mal kaybına uğramasına
sebep oldu.

27 Mayıs 1960 tarihinde Türkiye’de ilk
askeri darbe yaşandı.Adnan MENDERES, Celal BAYAR ve Özel Harp Dairesi’nin
en büyük destekçisi Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü ZORLU tutuklanarak
Yassıada’ya gönderildi. Daire başkanı Daniş KARABELEN ve birçok subay
emekliye sevk edildi. Emekliye ayrılan subayların yerine yenileri atanmadı ve
Milli Savunma Bakanlığından daire için ayrılan para da kesildi. Bunun sebebi
ise dairenin asıl işi olan komünizmle mücadeleden uzaklaşarak Menderes’in
istihbaratörgütü olarak çalıştığının düşünülmesiydi. Daire özellikle
Kıbrıs’taki faaliyetleri açısından maddi sıkıntı içine düştü. Başbakan müsteşarı olan
Alparslan TÜRKEŞ ile örgütün Lojistik daire başkanı Yarbayİsmail
TANSU’nun görüşmelerinden sonra daireye subaylar atandı ve para kaynağı serbest
bırakıldı. Bunda en büyük etken TÜRKEŞ’in Özel Harp Dairesi’ne uzak bir
isim olmaması ve Komünizm düşmanıolması idi. Ancak TÜRKEŞ ülke
yönetiminin sivillere devrine karşı olması sebebiyle darbeyi gerçekleştiren
Milli Birlik Komitesi tarafından bu görevden alınarak Hindistan’a sürgüne
gönderildi ve dairedeki tasfiye hareketine kaldığı yerden devam edildi.
TMT başkanı Albay Rıza VURUŞKAN da dahil on subay daha ihraç edilerek
yerlerine 27 Mayıs’çı subaylar atandı. Bu sırada Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden
daireye aktarılan paralar tekrar kesildi ancak Amerika’nın verdiği paralarda
aksama olmadı.

27 Mayıs darbesinin ardından MAH’ın
Amerika’nın kontrolüne geçtiğinin anlaşılması üzerine Milli Birlik
Komitesi, teşkilatı yasal kimliğe kavuşturmak için gerekli çalışmaları başlattı.
Konu ile ilgili Devlet Planlama Teşkilatı Başkanı Şinasi OREL
tarafından bir komisyon kuruldu. Komisyon özellikle CIA ve Sovyetler Birliği
istihbarat örgütü KGB üzerinde araştırmalar yaptı. Özel
komisyon Milli istihbarat Yasa tasarısını hazırlayarak Meclise sundu.
Tasarı 6 Temmuz 1965’te yürürlüğe girdi. Böylece MAH tarih olmuş tüm
işlev ve kadrosu MİT’e geçmişti.

Özel Harp Dairesi’de 27 Mayıs sürecini
çok sancılı yaşamıştı. Daireye personel atanmamış ödenekler kesilmiş Milli
Birlik Komitesinin atadığı üç başkan ise daireyle ilgilenmemişti.
Ancak zamanla 27 Mayıs darbesini yapanlar tasfiye edildi. Yeni bir döneme
girilmiş ve bu dönemde komünizm yine hedef alınmıştı. Çünkü Türkiye’de
sendikal hareket başlamış komünist görüşü benimseyen Türkiye İşçi
Partisi Kurulmuş ve öğrenciler arasında sol fikirler yayılmıştı.
Genelkurmay Başkanı Cevdet SUNAY bir genelge yayınlayarak Komünizmle
Mücadele Metotları’nın askeri okullarda ders olarak okutulmasınıistedi. Aynı
zamanda ülkenin her yerinde komünizmle mücadele dernekleri açılmaya başladı. 10
Ekim 1965 seçimi sonunda Süleyman DEMİREL Başbakan oldu ve MİT ile Özel
Harp Dairesi’nde önemli değişiklikler yapıldı. Dairenin ödenekleri
artırılıp yeni kamplar açıldı. Böylece daire eski ihtişamlıgünlerine kavuştu.

Tuğgeneral Cihat AKYOL başkanlığa
gelmesinden iki yıl sonra tümgeneralliğe terfi etti. Bu terfi ile başka bir
göreve atanması gerekiyordu. Ancak Genel Kurmay Başkanlığı Türkiye’nin
koşul ve ihtiyaçları gözönüne alınarak dairenin büyütülmesini kararlaştırdı.
1952’de küçük bir birim olarak kurulan Özel Harp Dairesi atık tümen seviyesine
yükselmişti.

TÜRKEŞ sürgüne gönderilmesinden iki
yıl sonra 1963 yılında tekrar Türkiye’ye döndü. Geride kalan ekibinin tasfiye
edildiğini ve ordu içindeki arayışlarının da önünün tıkalı olduğunu
görmesi üzerine iktidara siyaset yoluyla ulaşmaya karar verdi. Önce
yeni bir parti kurmayı planladı ama daha sonra arkadaşlarıyla
birlikte mevcut bir partiye girerek yönetimi ele geçirmeye karar verdi. Parti
ise cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi idi. Türkeş ve arkadaşları 31
Mart 1965 tarihinde partiye girdi. Adalet Partisinden iki milletvekilini
koparıp partiye heyecan getirdi ve saygı kazandı. TÜRKEŞ ve arkadaşlarıPartiye
girmelerinden beş ay sonra parti içi dengeleri değiştirdi. Bu nedenle
parti Genel başkanı Osman BÖLÜKBAŞ istifa etti yerine geçen Ahmet OĞUZ’da
17 Haziran 1965’te TÜRKEŞ ve arkadaşlarının parti huzurunu bozduğunu
belirterek genel başkanlıktan ayrıldı. 1 Ağustos 1965’te TÜRKEŞ CKMP’nin
genel başkanı oldu. TÜRKEŞ parti proğramına Müslümanlığı aldı,
yeni ideolojiyi Türk İslam sentezi olarak belirledi ve kendisini başbuğ ilan
etti. Sola karşı militan gençlik örgütlenmesine gidildi
ve Ülkü Ocaklarıkuruldu. 8-9 şubat 1969 Adana kongresinde ise
partinin adı Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi. Özel Harp
dairesi ilk başkanı olan Daniş KARABELEN’in tavsiyesi üzerine
komando kampları açıldı. Bu kamplarda gençlere silah kullanma Judo taş ve
sopa kullanma eğitimi veriliyordu.  Bu tarihten itibaren Üniversite ve
sokaklarda sol- sağ çatışmaları artmış ve huzur
ortamı sarsılmaya başlamıştı.

12 Mart 1971 günü Türkiye’de Ülkedeki
anarşi ortamı, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar gerekçe
gösterilerek  tekrar darbe yapıldı. Ordu kendi içinde de sola yönelik bir
tasfiye hareketine girişti. Amaç ülkeyi anti-komünist yapıya göre
düzenlemekti. Darbeden sonra ilk olarak MİT müsteşarıFuat DOĞU görevden alındı.
Cihat AKYOL daire başkanlığından alınıp MİT in başına getirilmek istendi ancak
buna askerlerin karşı çıkması ile tasfiye edileceğini anlayan Cihat
AKYOL kıtaya çıkmak istediğini belirtti ve isteği kabul edilerek Trakya
Tümen Komutanlığına tayin edildi. Yerine ise Tuğgeneral Kemal YAMAK atandı.
Kemal YAMAK, Cihat AKYOL’un çizgisini aynen sürdürdü. Cihat AKYOL gibi pratik
olmasının yanı sıra işin teorik bölümüne de hakimdi. 30 Mart 1972 tarihinde
Kızıldere’de THKP-C örgütü üyesi Mahir ÇAYAN ve arkadaşlarının ölü olarak
ele geçirildiği operasyon Kemal YAMAK’ın  başkanlık döneminde gerçekleşti.

14 Ekim 1973 tarihinde yapılan seçimler
sonrası CHP-MSP koalisyonu kurularak Ecevit Başbakanlık koltuğuna oturdu.O
tarihe kadar özel harp dairesi ihtiyaçlarına binaen Amerikan Askeri yardım
kuruluşu(JUSMMAT)’dan her yıl bir milyon dolar alıyordu. Ancak
ortaya çıkan bir anlaşmazlık sonucu o yıl para alınamamıştı. Daire ise
Genel kurmay Başkanlığı’na bu paranın örtülü ödenekten karşılanmasıteklifini
götürmüştü. Örtülü ödenek ise Başbakanın tasarrufunda olduğu için
teklif Bülent ECEVİT’in karşısına kadar çıkmıştı, Ecevit Özel Harp
Dairesi ile ilk kez bu şekilde tanışmıştı. ECEVİT ödenek karşılığı daireyi
kontrol altına almayı planlamıştı ancak görüşmeler sırasında dairenin
Kıbrıs’ta Rum EOKA’ya karşı faaliyet yürüttüğünü öğrenmesi üzerine
bu konunun üzerine gitmeyi Kıbrıs harekatısonrasına ertelemek zorunda
kaldı. Türk silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’a çıktı. Harekat
sırasında Genel Kurmay Başkanlığı Özel Harp Dairesinden bilgi alamıyordu.
ECEVİT daireninüzerine gitmediği ve daireye verdiği bir milyon dolar nedeniyle
büyük pişmanlık yaşadı. Bunun üzerine bu görevi Genel Kurmay İstihbarat
Daire Başkanlığı üstlendi.

Dairenin başına Kemal YAMAK’tan sonra Tuğgeneral
Sabri YİRMİBEŞOĞLU getirildi, iki yıl sonra ise yerine Tuğgeneral Atilla ERDOĞAN
dairenin başına geçti. Sivil unsurların aktif olarak çeşitli eylemler
düzenlediği yıllar Atilla ERDOĞAN’ın başkanlık yıllarına denk gelir. Özel Harp
Dairesi’nin sivil unsurları 1977 yılı 1 Mayıs olayları ve daireye sıcak
bakmayan Bülent ECEVİT’e yönelik suikast girişimlerinden sorumlu tutuldu. Özel
Harp Dairesi 1977 ve 1978 yıllarında da iki kez darbe girişiminde bulundu ancak
başarılı olamadı. 1978 Aralık ayında Kahramanmaraş’ta ve daha
sonra Çorum’da Alevi-Sünni çatışmaları Özel harp Dairesinin
sivil unsurları tarafından körüklendi. Bu olaylar öncesinde CIA’nın
Ankara’daki şefi Alexander PACK her iki ilde de bulunmuş ve halka
Alevi ve Sünnilik üzerine kışkırtıcı sorular sormuştu.  Bu
olaylar sonucunda her iki kesim de büyük zararlar gördü ve uzun yıllar sürecek
anlaşmazlık ve kavgaların tohumları atılmış oldu.

Bütün bu olaylar darbeye çağrı niteliğindeydi.
 12 Eylül 1980 günü sabahı Türk silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. 50
kişi idam edildi 650 bin kişi gözaltına alındı. 30 kişi gözaltında öldü.
Meclis feshedildi, siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri kapatıldı.

1973 Yılından itibaren ASALA terör
örgütü çeşitli ülkelerdeki Türk elçiliklerine karşı silahlı saldırılar
düzenliyordu. 1982 yılına gelindiğinde toplam 19 Türk öldürülmüş 140’ı
aşkın bombalama eylemi gerçekleşmişti. ASALA’ya karşı mücadele
kararı alınmış ve bu görev MİT’e verilmişti. Avrupa’daki
operasyonların Özel Harp Dairesi’nin sivil unsurları tarafından
yapılması kararlaştırıldı. İlk ekibin içerisinde Abdullah ÇATLI
ve arkadaşları görev aldı. İkinci ekipte Sabah KETENE ve arkadaşlarıLübnan’daki
ASALA karargahlarına yönelik ise MİT ve DAİRE’ nin askeri unsurlarının
karışımından oluşan bir ekip daha kuruldu, Avrupa’daki ekipler ses getirecek
kayda değer bir eylem yapamadan yurda döndüler ÇATLI ise Fransa’da uyuşturucu
kaçakçılığından tutuklandı.

1980 darbesi sonrasında Özel Harp
Dairesi’nin hareketli günleri geride kaldı ve daire yapısında önemli değişiklikler
yapılarak Amerikan Özel Kuvvetleri benzeri operasyonel
görevler üstlenebilecek birlikler kuruldu. 13 Ekim 1980 tarihinde
Münih İstanbul seferini yapan THY uçağı Diyarbakır’a kaçırıldı.
Korsanların niyeti uçağı İran’a götürmekti. Korsanların rehineleri serbest
bırakmaması üzerine operasyon kararı alındı. Operasyon ise dairenin ekiplerince
gerçekleştirildi. Bu dairenin ilk legal operasyonuydu. Bu olaydan sonra daire
bünyesinde bu tür ekiplerin sayısının artırılması kararı alındı Amerika’ya yeni
subaylar gönderildi. Bunların içinde Korkut EKEN ve Eşref HATİPOĞLU da vardı.

Türkiye’nin Özel Harp Dairesi’ni PKK’ya
karşı güçlendirmeye çalıştığı yıllarda Avrupa’da gizli ordular
çözülme sürecine girmişti. İlk deşifre olan gizli ordu ise İtalyan
gizli ordusu Gladyo idi. Karıştığı tüm suikastler ve yer
altı cephaneliklerinden çoğu ortaya çıkarılmıştı. Daha sonra
Yunanistan, Almanya, Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, Hollanda,
Danimarka, ve Lüksemburg’ta gizli örgütler açığaçıkarıldı. Türkiye’de bu tartışmayı Bülent
ECEVİT başlattı. Başbakanlığı döneminde kendisinden istenen bir milyon
dolar ve daireden aldığı brifing ile ilgili medyaya çeşitli
açıklamalar yaptı. Tartışmaların büyümesi üzerine Daire basın açıklaması
yapmak zorunda kaldı. 3 Aralık 1990 günü Genel Kurmay Harekat Başkanı Korgeneral
Doğan BEYAZIT ve dairenin yeni başkanı Tuğgeneral Kemal YILMAZ
gazetecilerin karşısına çıktı.Basın açıklamasında dairenin kontrgerilla
olmadığı, faili meçhul cinayet ve suikastler ile dairenin ilgisinin bulunmadığı,
ortaya atılan iddiaların sadece kargaşa ortamı yaratma amaçlı olduğu
anlatılmaya çalışıldı ve daire tarafından Kıbrıslı soydaşlarımızı koruma
amaçlı kurulan TMT’nin desteklendiği vurgulandı.

Ordu PKK’ya karşı aktif kullanılan
daireyi kapatmak yerine yeniden düzenlemeye gitme yoluna seçti. Dairenin
adı 1991 Eylül ayında özel Kuvvetler komutanlığı olarak değiştirildi.
Özel Kuvvetler komutanlığı üç ana yapıya ayrıldı. Birinci yapı sivil
unsurlar Seferberlik Tetkik Kurulu olarak adlandırıldı. İkinci
yapı ise MAK(Muharebe arama Kurtarma) adı altında
yapılandırıldı görevi savaşve işgal durumunda geri örgütlenmeyi sağlamak. üçüncü yapı ise
Bordo Bereliler olarak adlandırıldıAmerikan Özel Kuvvetleri örnek alınarak oluşturuldu. Özel
Kuvvetler Komutanlığına alınan askerlerin eğitimi üç buçuk yıl
sürüyor ve hem asker hem de istihbaratçı olarak yetiştiriliyor.

Kurulduğu günden 1994 yılına kadar değişen
tek şey dairenin adı oldu. Daire Uğur MUMCU’nun öldürülmesi ile yeni
yapılanmaya girdi. Özellikle sivil unsurlar yeniden yapılandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet