• ASYA DOSYASI /// Ümit ALPEREN : Çin-Vietnam İlişkilerinde Güney Çin Denizi Sorunu
  • Yayın Tarihi : 18 Şubat 2019 Pazartesi
  • Kategori : KITALAR & BÖLGELER : UZAKDOĞU & ASYA & AFRİKA & PASİFİK


Ümit ALPEREN : Çin-Vietnam İlişkilerinde Güney Çin Denizi Sorunu

Soğuk Savaş’ın bitmesiyle normalleşmeye başlayan Çin-Vietnam ilişkileri son dönemde derinden sarsılmıştır.(1) İlişkilere zarar veren gelişmeler arasında 2009 yılından itibaren Güney Çin Denizi’nde enerji rezervlerinin ortaya çıkarılması ve Çin’in BM Deniz Hukuku Konvansiyonu’nu gerekçe göstererek Güney Çin Denizi’nin yüzde 80’ninde hak iddiasında bulunması sayılabilir.

Aslında Güney Çin Denizi’ndeki toprak paylaşımı sorunları sadece Çin ve Vietnam arasında değil Çin, Tayvan, Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Endonezya olmak üzere bölgedeki yedi devlet arasındadır. Fakat sorun yoğun olarak Çin-Vietnam arasında yaşanmaktadır. Çin-Vietnam arasında 2012 yılının ikinci yarısında yaşananlara bakıldığında, Temmuz 2012’de Vietnam Ulusal Meclisi Güney Çin Denizi’ndeki Vietnam’ın deniz sınırını, Çin’in egemenlik iddia ettiği Paracel ve Spratly Adalarını içine alacak şekilde belirlediğini duyurmuştur.(2) Vietnam’ın bu hareketine karşılık Çin, Paracel ve Spratly adalarını kurduğu Sanşa eyaletine bağladığını ilan etmiştir. Çin’in bu adaları Sanşa eyaletine bağlaması Vietnam ve Filipinler tarafından şiddetli bir şekilde diplomatik olarak protesto edilmiştir.(3) Son olarak Aralık 2012 tarihinde Vietnam, Çinli balıkçı teknelerinin Tonkin Körfezi yakınlarında Vietnam’a ait Petro Vietnam deniz yatağı arama aracının sismik kablolarına zarar verdiğini iddia etmiş ve bu yüzden Çin-Vietnam ilişkileri tekrar gerilmiştir.(4) Vietnam bu durumu egemenlik haklarının ciddi bir şekilde çiğnenmesi olarak gördüğünü belirtmiştir.

Çin-Vietnam ilişkilerindeki gerilimler doğrudan iç politikaya da yansımakta ve her iki ülkede de milliyetçi duyguların yükselmesine neden olmaktadır. Çin ve Vietnam içerisinde milliyetçi tepkilerin yükselmesi iki ülke arasında çözüme yönelik müzakerelerin önünü tıkamaktadır. Her ne kadar Çin-Vietnam ilişkilerindeki sorunlar Güney Çin Denizi merkezinde ortaya çıkıyor olsa da iki ülke ilişkilerinin tarih ve coğrafya kombinasyonu içerisinde merkez-çevre ülke bağlamı içerisinde geliştiğini belirtmekte fayda vardır. Ayrıca bu durumun günümüzde iki ülkeyi sık sık sorunlarla karşı karşıya getirdiği görülmektedir. Bu çalışmada, Çin-Vietnam ilişkilerinin tarihsel süreçte ortaya çıkardığı Çin karşıtlığından beslenen Vietnam milliyetçiliği ve coğrafyanın Çin-Vietnam arasındaki Güney Çin Denizi sorununa nasıl etki ettiği üzerinde durulacaktır.

Çin-Vietnam İlişkilerine Kısa bir Bakış: Asimetrik Güç İlişkisi

Tarih boyunca Çin’in, sınır komşusu Vietnam’a göre coğrafi ve demografik olarak büyük, askeri ve ekonomik olarak da güçlü konumu Çin-Vietnam ilişkilerinde jeopolitik bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Çin, Vietnam’ı ailesinin bir parçası olarak görürken Vietnam tarih boyunca Çin’den farklılığını vurgulama ihtiyacı hissetmiştir. 1800’lü yılların sonuna kadar Çin-Vietnam ilişkilerinin Çin İmparatoru’nun üstünlüğünü esas alan vergi/haraç sistemi (tributary system) (5) üzerine inşa edilmiştir. 1949 yılında Çin Sosyalist Devrimi’nin başarılı olmasıyla beraber Çin-Vietnam ilişkilerine ideoloji faktörü eklenmiş ve bundan sonraki süreçte iki ülke ideoloji-ulusal çıkar ekseninde bir ilişki geliştirmiştir.

1949-1978 döneminde Çin-Vietnam ilişkilerinde ortak güven ve yardımlaşma ön plana çıkmaktadır. Çin, Demokratik Vietnam Cumhuriyeti’nin Fransa’ya ve ABD’ye karşı mücadelesini desteklemiştir. Vietnam’ın Fransa’ya ve ABD’ye karşı mücadelesinde önemli bir rol oynayan Ho Şi Minh Çin-Vietnam ilişkilerini “yoldaşlık artı kardeşlik” olarak tanımlamıştır. Fakat 1970’lerle birlikte Çin’in, Vietnam’ın önemli bir ekonomik kaynağı olan SSCB’ye (küresel hegemonya, ABD ve SSCB) karşı mücadele çağrısına olumsuz yanıt vermesi ve SSCB’ye yakınlaşması Çin-Vietnam ilişkilerini bozmuştur.

1978-1990 dostluğunun düşmanlığa dönüştüğü bu dönemde Vietnam SSCB ile yakınlaşmıştır. Vietnam 1978 yılında Çin ile yakın ilişkileri bulunan Kamboçya’yı işgal etmesi sonucu 1979’da Çin-Vietnam arasında sınır savaşı yaşanmıştır. Aslında Çin-Vietnam ilişkileri ideolojik bir zeminde oturduğunda dahi bir tarihsel etkiden bahsedilebilir. 1946 yılında Viet Minh’ler Fransızlara karşı tampon bölge oluşturulması için Milliyetçi Çin’e müsaade ettiğinde ileride Mao Zedong ve Zhou Enlai ile çok yakın ilişkiler kuracak olan Ho Şi Minh “Aptallar, Çin’in burada kalmasının ne demek olduğunun farkında değil misiniz, tarihinizi hatırlamıyor musunuz?” ifadeleri ile Viet Minh’leri Çin’e karşı uyarmıştır.(6) Her ne kadar 1949 Devrimi sonrasında Çin ile iyi ilişkiler kurmuşsa da Vietnam’ın Çin ile ilişkilerinde tarih ve coğrafya faktörlerinin her zaman farkında olduğu görülmektedir.

Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile birlikte 1991-2007 yılları arasında Çin-Vietnam ilişkileri de hızlı bir iyileşme sürecine girilmiştir. Çin-Vietnam arasındaki ikili ilişkiler; “on altı altın kelime” adıyla bilinen prensipler temel alınarak dostane komşuluk, her alanda istikrarlı ve uzun dönem işbirliği, gelecek vizyonu ile ticaretin artırılması, sınır sorunlarının çözümü yönünde gelişmeye başlamıştır. Fakat 2008 yılının sonlarında Vietnam’ın Çin’in yükselişi konusundaki şüpheleri ve Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki sert politikasından dolayı ilişkiler yeniden kötüleşmeye başlamıştır.

2008 yılından itibaren Güney Çin Denizi’nde Vietnam’ın egemenlik iddiasında bulunması Çin’in meydan okuması ile karşılık bulmuştur. Bundan sonraki süreçte Çin-Vietnam ilişkilerinin geleceğinin iki değişmez olarak tarih ve coğrafyaya, iki değişken olarak da Çin’in politikasına ve büyük güçler arasındaki değişen ilişkiye bağlı olduğu görülmektedir.

Güney Çin Denizi Merkezli Sorunun Yeniden Ortaya Çıkmasının Nedenleri

Çin-Vietnam ilişkileri Paracel ve Spratly adalarında egemenlik iddiasında bulunma ve Güney Çin Denizi etrafında şekillenmektedir. 1974 yılında Çin, Güney Vietnam’ın kontrolünde olan Paracel adalarına ait 30 adacığı, kumsalı ve kayalığı ele geçirmiştir.(7) Malezya ve Filipinler kendi kıyılarına yakın adalarda egemenlik iddiasında bulunurken Çin, Vietnam ve Tayvan Spratly adalarının tamamında egemenlik iddiasında bulunmaktadır. Çin, 1992 yılında bir yasa geçirerek bütün Güney Çin Denizi’nde egemenlik iddiasında bulunmuştur.(8) 2012 yılı itibariyle bütün Paracel adaları Çin’in kontrolü altındadır. Spratly adalarının 29’u Vietnam’ın, 8’i Çin’in, 8’i Filipinler’in, 5’i Malezya’nın, 2’si Brunei’nin ve 1’i Tayvan’ın kontrolü altındadır.

2009 yılında kısmen de ekonomik nedenlerden dolayı Güney Çin Denizi’nde gerilim yükselmeye başlamıştır. Güney Çin Denizi’nde mevcut olan enerji miktarı tam olarak bilinememesine rağmen Çinli kaynaklar 213 trilyon varil petrolün varlığından bahsederken ABD’liler 1994’de yaptıkları bir araştırmada buradaki petrol miktarını 28 milyon varil olarak hesaplamışlardır.(9) Vietnam’da ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar nedeniyle Vietnam Hükümeti buradaki petrolü bir can simidi olarak görmektedir. Ayrıca uzmanlar da Güney Çin Denizi’nin deniz yatağında büyük miktarlarda petrol ve gaz rezervinin bulunduğunu bildirmektedirler. Güney Çin Denizi’nin petrol ve gaz zenginliği soruna taraf olanların da antlaşmalarının önünde bir engel olarak durmaktadır.

Çin Denizi’nin petrol ve gaz açısından çevre ülkelerin iştahlarını kabartmasının yanında bu bölge Doğu Asya’da gelişen ticaret nedeniyle de önemli bir deniz ticaret yolu olmuştur. Bu deniz ticaret yolunda hiçbir sorunla karşılaşmamak ekonomisi ihracata bağımlı olan Çin için neredeyse hayati önemdedir. Ayrıca Orta Doğu’dan Çin’e gelen petrolün güzergâhı da Güney Çin Denizi’nden geçmektedir. Malaka İkilemi (10) yaşayan Çin’in buna ek olarak Güney Çin Denizi ikilemi de yaşamak istemeyeceği açıktır. Ayrıca Güney Çin Denizi’ne kıyısı olan ülkelerin birçok vatandaşı da geçimlerini Güney Çin Denizi’ndeki sorunlu bölgede yaptıkları balıkçılıkla sağlamaktadır.

Güney Çin Denizi’nde tansiyonu yükselten diğer bir sorun ise, yukarıda bahsedildiği üzere Çin ve Vietnam arasında tarihten gelen asimetrik ilişkiden dolayı Çin’in askeri deniz gücünü artırması Vietnam başta olmak üzere çevre ülkeleri tedirgin etmektedir. Çin askeri deniz gücünü modernleştirmek ve yaymak için özellikle son yıllarda büyük yatırımlar yapmaktadır. 2009’dan itibaren Çin donanması Güney Çin Denizi’nde herhangi bir bildirim yapmadan devriyelerini artırmıştır. Bundan dolayı da Çin donanması ile bölgedeki balıkçılar ve enerji araması yapan gemiler arasında sıkça sorunlar yaşanmaktadır.

Çin donanması ve bölgedeki diğer unsurlarla yaşanan bu sorunlar küçük çaplı da olsa devletler arasında krize dönüşmektedir. Ayrıca 2008 yılı Aralık ayında Çin Milli Savunma Bakanı sözcüsünün “Çin’in uçak gemisine ihtiyacı var” açıklamasından yaklaşık dört yıl sonra Çin’in ilk uçak gemisi Liaoning ismiyle deniz kuvvetlerine katılmıştır. Robert Kaplan 2005 yılında yazdığı bir yazısında, Çin’in dizel ve nükleer enerji ile çalışan denizaltılara yatırım yapmasını Çin’in Pasifik’ten de öte etkisini artırma isteği olarak değerlendirmiştir.(11) Çin’in donanmasını güçlendirmesine karşılık Vietnam da yaklaşık 3,2 milyar dolar değerinde Rus denizaltıları ve savaş uçağı satın almıştır.(12) Ayrıca Vietnam ve diğer bölge ülkeleri ABD donanmasını kendilerine destek olabilecek ve Çin donanmasını bölgede dengeleyebilecek yegâne güç olarak görmektedir. Bu durum Güneydoğu Asya ülkelerinin Çin’e karşı ABD’yi dengeleyici güç olarak görmelerine neden olmaktadır.

Tarafların Güney Çin Denizi Sorununa Diplomatik Yaklaşımları

Güney Çin Denizi’ndeki duruma uluslararası hukuk açısından bakıldığında, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni Tayvan haricindeki bütün bölge ülkeleri imzalamıştır. Fakat Güney Çin Denizi’ndeki sorun taraf olan ülke sayısının çok olması ve egemenlik iddiası olan devletlerin mahkemeye başvuru için ortak rızalarının bir araya getirilemeyişi Uluslararası Adalet Divanı’na ya da Deniz Hukuku Uluslararası Mahkemesi’ne başvurunun gerçekleşmesinin önüne engel olarak çıkmaktadır. Ayrıca bölgenin en güçlü ülkesi olan Çin, sorunun çözümü için uluslararası mahkemeye başvuruya karşı çıkmaktadır.

Çin ve Vietnam arasında mevcut olan asimetrik güçten dolayı izledikleri ve tercih ettikleri diplomatik yollar da değişmektedir. İki ülkenin Güney Çin Denizi sorununda izledikleri diplomatik araçlar birbirini nasıl algıladıklarını göstermesi açısından da ilgi çekicidir. 1990 yılından itibaren Vietnam, Güney Çin Denizi sorununu çok taraflı hale getirerek bölgesel forumlara ve örgütlerin gündemine getirmeyi ve soruna taraf olan diğer güçlerin de bu sürece etkin olarak katılmaları yönünde bir politika takip etmektedir. Ayrıca Vietnam, Güney Çin Denizi sorununu “uluslararasılaştırma” çabası ile başta ABD olmak üzere diğer küresel güçlerin de soruna müdahil olmasını istemektedir. Fiili olarak Vietnam, Rus Gazprom şirketi ve Hindistan’a ait enerji şirketleri ile ortaklık yaparak Güney Çin Denizi’nde petrol ve gaz aramaktadır.

Vietnam’ın özellikle Hindistan ve Rusya gibi büyük ülkelerle enerji alanında işbirliği yapmasının bir diğer sebebi ise kriz esnasında bu ülkeleri de arkasına alarak Çin’e karşı güçlü bir pozisyon oluşturmak istemesidir. Aralık 2012’de kablo kesme olayından sonra Hintli bir Amiral Hindistan’ın Petro Vietnam ile olan antlaşması dâhil Güney Çin Denizi’ndeki çıkarlarını koruyacağını belirtmiştir.(13) Vietnam’ın sorunu uluslararasılaştırma politikası özellikle Pasifik bölgesine yeniden dönmek isteyen ABD için bir fırsat da oluşturmaktadır. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Cam Rah Bay ve üç Vietnam limanını ziyaret ederek Vietnam’a destek vermiştir. Hanoi’nin izlediği bu politika ile Güney Çin Denizi sorununa diğer güçlerin de katılması halinde iki ülke arasındaki asimetrik güç ilişkisinde Vietnam lehine bir düzelme olacaktır.

Çin sahip olduğu asimetrik güç ilişkisini ve ekonomik-askeri gücünü Güney Çin Denizi sorununda kullanmak istemektedir. Çin, sorunun uluslararasılaşmasından ve çok taraflı hale dönüşmesinden ziyade iki taraflı görüşmelerle çözülmesi yönünde görüş bildirmektedir.

Vietnam ile Çin’in diplomatik başarısı kıyaslandığında Vietnam’ın dünyada kendi lehine kamuoyu oluşturmada daha başarılı olduğu söylenebilir. Vietnam ASEAN’ın dönem başkanlığını üstlendiğinde Güney Çin Denizi’ndeki sorunu sıkça gündeme getirmiş ve başta Filipinler olmak üzere üye ülkelerin de desteğini almıştır. Ayrıca Çin donanmasının, Güney Çin Denizi’nde balıkçı teknelerine, enerji arama faaliyetlerine vs. müdahale ettiğinde (küçük bir olay da olsa) Vietnam yaşananları dünya kamuoyuna hızlı ve yüksek perdeden duyurmaktadır. Fakat diğer yandan Çin elinde bulundurduğu ekonomik gücü Vietnam’a karşı diplomatik bir araç olarak da kullanmaktadır. Çin-Vietnam arasındaki ticaret hacmi 2011’de 36 milyar dolar iken ABD-Vietnam arasındaki ticaret hacmi 22 milyar dolarla sınırlı kalmıştır. Ayrıca Vietnam istatistik verilerine göre, ülkenin ABD ile olan ticaretinde 2012’nin ilk iki ayında Vietnam aleyhine 1,85 milyar dolar ticari açık gerçekleşmiştir.(14) Çin-Vietnam arasındaki büyük ticaret hacminin yanı sıra Vietnam’da Çin yatırımları her geçen gün hızla artmaktadır. Çin’in sahip olduğu bu asimetrik güç ilişkisinden olsa gerek, Ekim 2011’de Çin-Vietnam arasında karşılıklı sorunların barışçıl çözümünde ikili görüşmelere başlamayı ve krizlerin önüne geçmek için iki taraflı yeni bir hat (hotline) kurulmasını öngören bir antlaşma imzalanmıştır.(15)

Sonuç

Çin-Vietnam ilişkilerinde bir sorun alanı oluşturan Güney Çin Denizi sorunu bağlamında Paracel ve Spratly adaları kısa ve orta vadede çözümden oldukça uzak durmaktadır. Yukarıda da bahsedildiği üzere bu çözümsüzlüğün en büyük nedeni bu iki ülke arasında geçmişten günümüze var olan tarih ve coğrafya olgusudur. Günümüzde Çin elinde bulundurduğu ekonomik ve askeri güçten tarih algısı ile birlikte maksimum düzeyde istifade etmek istemektedir. Diğer yandan Vietnam dünyadaki mevcut konjonktürden maksimum düzeyde faydalanarak Çin ile arasında olan asimetrik gücü minimuma indirmenin çabası içerisindedir. Bu noktada da Vietnam için Çin’i dengeleyecek olan güç ABD olarak belirmektedir. Aynı zamanda Vietnam bu sorunu  “uluslararasılaştırma” ve “çok taraflı hale getirme” gayreti içerisindedir. Fakat Vietnam rasyonellikten de uzaklaşmamaktadır. Ayrıca dünya kamuoyunun dikkatini çekebilmek adına ülke içerisindeki Çin karşıtı hissiyattan beslenen milliyetçi duyguları kullanması, Vietnam’ın içerideki ve dışarıdaki milliyetçileri karşısına almamak için müzakere masasında sert tutum takınmasına neden olmaktadır. Çin karşıtı hissiyattan beslenen Vietnam milliyetçiliği tarihte merkez-çevre ilişkisi üzerinde yükselen Çin milliyetçiliğine de neden olmaktadır. Bu iki taraftaki güçlü milliyetçi duygular hem Çin’in hem de Vietnam’ın çözüm için ileri adım atmalarını engellemektedir.

Çin-Vietnam arasında, Güney Çin Denizi’nde çözümsüzlük bir gerçeklik olarak durmasına rağmen bu sorunun sıcak bir çatışmaya dönüşmesi de uzak bir ihtimaldir. Sıcak bir çatışma, Çin’in “sorumlu büyük güç” (responsible great power) ve “Çin’in barışçıl yükselişi/gelişimi” imajını onarılmaz bir şekilde yaralayabilir. Ayrıca bölge ülkelerinin tarihsel belleğinde yer alan Çin’in üstünlüğüne dayanan vergi/haraç sistemi (tributary system) bölge ülkelerinin gündemine reel olarak gelmesi bölgede Çin karşıtı duyguların hızlı yükselişine neden olabilir. Bunların yanı sıra Çin’in askeri ve ekonomik gücünün Güney Çin Denizi’nde başarılı operasyon yapabilecek kapasiteye ulaştığını söylemek güçtür. Diğer yandan ABD’nin bir sıcak çatışma anında Vietnam’ın yanında yer almasa da diplomatik ve dolaylı askeri yardımlar yapacağı yüksek ihtimal olarak görülmektedir.