• BALKANLAR DOSYASI : Kosova’da ABD Fırtınası
  • Yayın Tarihi : 15 Mayıs 2020 Cuma
  • Kategori : KITALAR & BÖLGELER : BALKANLAR & KAFKASLAR & ORTADOĞU & KÖRFEZ

Kosova’da ABD Fırtınası

Yazan  Gözde Kılıç Yaşın

22 Nisan 2020

Kosova’da Albin Kurti hükümeti, kurulduktan 51 gün sonra koalisyon ortağının verdiği gensoru önergesiyle düşürüldü.

Balkanlarda siyasi hayat çalkantılıdır, seçim sonuçlarına itirazlar, erken seçimler, gizli anlaşmalar, büyükelçiliklerden gelen direktifler eksik olmaz. Bu nedenle iki ay önce 3 Şubat 2020’de, 120 vekillik parlamentodan 66 oyla güvenoyu alan Kurti’nin 25 Mart’ta gece yarısı yapılan oylamada, sadece 35 oy çıkarabilmesi normal görülebilir. Hatta temsili demokrasi esaslarıyla da uyumludur. Ama arka planında devletin egemenlik haklarını, tam bağımsızlık esaslarını ilgilendiren bir dizi sebep bulunuyorsa konunun aslında sadece Kosova’yı ya da sadece Balkanların devlet geleneği zayıf ülkelerini ilgilendirmediğini söyleyebiliriz.

Elbette karşılıklı bağımlılık ve bağlılıkların etkisiyle günümüz devletlerinde “egemenlik hakkı”, klasik anlamından farklı bir uygulamaya sahip. Ancak bazıları için tek yönlü bağımlılık aşırı belirgin. Geleneğiyle bağı koparılmış devletler, çeşitli kancalarla iradesi sakatlanmış siyasilerin yönetimindeki milletler, ekonomik kriz batağındaki ülkeler bunların başında geliyor. Bazı devletler sınırlarına çekilip ulusal menfaatlerini ön plana çıkarabilirken dünyanın başka coğrafyalarında “bağımlı bağımsız devletler”in sayısı artıyor. Bu da devletler arası ilişkilerde aranan egemen eşitlik ilkesini zedeliyor. Aynı zamanda anlamını büyük ölçüde yitiren demokrasi de kıymetini kaybediyor. Oy kullanmanın yasal zorunluluk olmadığı ülkelerde sandığa gidiş oranının yüzde 50’lerin altına düşmesinin en büyük nedeni de bu zaten. Sandık sonuçlarına güvenilmiyor, seçilenlerin vatandaşın ihtiyaçlarını merkeze alacağına ve ulusal çıkar esaslı hareket edeceğine inanılmıyor.

Balkanlar zaten devlet, kurumlar, vatandaşlık bağı gibi pek çok açıdan yeniden dizayn edilmek istenen bir coğrafya. Makedonya, Bosna Hersek ve Kosova yeni devlet modellerinin denendiği ülkeler. Bir anlamda laboratuvar görevi görüyorlar. Kosova ise zaten daha başında “uluslararası gözetim altında” olacak bir bağımsızlığı kabul etmişti. Sırbistan’ın “görülmedik denli genişlikte özerklik” teklifini kabul etmeyen Kosova’nın Batı’dan gelen “görülmemiş denli dar bir egemenlik” teklifini kabul etmesi, kuşkusuz önceliğini Sırbistan’dan kurtulmaya vermiş olmasıyla ilgili. BM Güvenlik Konseyinin 1244 sayılı kararıyla Sırbistan’ın toprak parçası kabul edilen Kosova’ya –BM gözetiminde 8 yıl süren müzakerelerde taraflar ortak çözümde uzlaşamadığı için- bağımsızlık ışığı yakılmıştı. Ancak bu koşullu bir bağımsızlık olacaktı. Hazırlanan Ahtisaari Planı anayasasının ve bağımsızlık bildirgesinin bir parçası olacaktı. Kosova Anayasası uluslararası sivil temsilciler danışmanlığında hazırlandı; seçim sonuçları uluslararası yetkililer tarafından onaylanarak geçerlilik kazanıyordu; NATO gücünü biraz daraltarak Kosova’daki varlığını sürdürüyor; AB güvenlik ve yargı misyonunu üstlenen EULEX ile Kosova’da görev yapıyor; BM Kosova’yı zaten istese de terk edemiyor; AB ve BM tarafından atanan temsilci de uyuşmazlıklarda son sözü söylemek üzere Priştina’da bulunuyordu. Bağımsız bir devlet olarak kendisine bir bayrak ve millî marş seçme hakkı vardı ancak bunu “çok etnikli” yapısına uygun biçimde yani millî sembollere yer vermeksizin gerçekleştirebilecekti. Millî sembollerin bulunmayacağı millî bir bayrak, ülke sembolü ve marş. Her türlü kanun ve yönetmeliğin Batı’nın önerdiği Anayasa’ya uygunluğunu yine Batı denetliyor. Kosova zaten 1999 NATO bombardımanından Şubat 2008’e dek Sırbistan yönetiminde değildi; Kosova’nın egemenlik hakları, uluslararası örgütlerce kullanılıyordu. Bağımsızlık ilanından sonra da Kosova’nın seçilmiş yetkililerince uluslararası örgütler nezaretinde kullanılıyor. Kosova, teknik anlamda 193 BM üyesi ülkenin 117’si tarafından tanındı. Ancak tanıyan devletlerin Kosova’nın bağımsızlık deklarasyonuna eklemli Ahtisaari Planı’na bağlılık sözüyle bu tanımayı gerçekleştirdiği göz ardı edilmemelidir. Rusya, Çin, Sırbistan gibi asla tanımama kararlılığında olanlar nedeniyle BM üyesi olamayacak ve tanıyanlarınca da “denetimli bağımsızlığa” mahkûm edilmiş bir devlet söz konusudur.

Balkanlara yerleşen denetim elbette yeni çatışmaları engellemek amacında. Çünkü bölgesel işbirliği çok zayıf ve anlaşmazlıkları çatışmalara çevirebilecek damarlar varlığını koruyor. Ancak öte yandan ana egemenler arasındaki çekişmeler, bu öncelikli amacın arkasındaki nüfuz alanı yaratma amacının varlığını da açık ediyor. Yani ilgili aktörler bölgede sadece istikrar ve barış değil, yönlendirilebilecekleri ve güç dengesinde kendi pozisyonlarını kuvvetlendirecek bir süreç peşindeler. Yerel aktörler gibi bölge dışı aktörler de adımlarının arkasına müttefiklerine dahi söylemedikleri hedefleri yerleştiriyorlar. Gerçi bu çağda hiçbir şey gizli kalmıyor; garip olanı ise infial yaratabilecek sırlar, gizli anlaşmalar, yasaklı para alışverişleri, saklanmış hedefler açığa çıktığındaki sessiz kabulleniş… Açık ki devletlerle birlikte insanlarının da iradesi eritiliyor, manipüle ediliyor, yönlendiriliyor. Zaten insandan başlar her şey. İnsan yoksa devlet yoktur. Toplumların maruz kaldığı psikolojik savaş bu yazının konusu değil ama olsaydı da bahsettiğimiz akıl almaz durumun sadece birazını izah edebilirdi. Kuşkusuz ki dayatılanı kabul etmek istemeyenler de var. Bunların bir kısmı, sistemin yasal olanakları içerisinde uyanış ve değişim yaratmaya çalışan aktivistler. Albin Kurti bu nedenle bölgenin önemli bir karakteri.

Albin Kurti: Aktivist Siyasetçi

Albin Kurti, siyasetçi olmaktan çok “yapabiliriz” inancı aşılayan eski bir aktivist. Siyasete girdikten sonra da bu ruhunu kesinlikle korudu. 1997’de Sırp yönetimini hedef alan “şiddet içermeyen” öğrenci hareketlerinin organizatörüydü, 98-99’da “savaş esiri” olarak hapisteydi; 2005’te artık mesele Sırbistan değildi. Kurti de etrafındaki protestocularla Sırbistan’dan bağımsızlığını kesin olarak elde edip de Batı güdümünde kalan Kosova’nın tam bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Kosova’nın kendi kaderini tayin hakkının tanınmasını istiyordu, Vetëvendosje- Self Determinasyon Hareketini kurdu. Bu bir aktivasyona yönelik “toparlanma hareketi” idi, barışçıl protestoların hedefinde artık BM adına ülkeyi yöneten UNMIK[1] ve AB adına onun yerine geçmeye hazırlanan EULEX[2] vardı. Vetëvendosje, kendi misyonunu “Siyasi kutuplaşma ve şiddete başvurmayan demokratik çatışma” olarak tanımlıyordu. UNMIK’e atfen hazırladıkları “UNMIKistan” ve “UNMIKolonialism” gibi “esprili” pankartlara bazen EULEX’in araçlarını hedef alan zarar verici eylemler aldı. Ancak Kurti’nin bu eylemlerin sorumlusu olarak yargılanması, Vetëvendosje’ya duyulan sempatiyi arttırdı. Hareket partileşti ve 12 Aralık 2010 seçimlerinde yüzde 12,66 oranında oyla meclise üçüncü parti olarak girdi. Daha geniş kesime hitap etmenin yollarını buldukça oylarını arttırdı. Özellikle ülkedeki diğer etnik kimlikleri yok sayan ürkütücü millîyetçi tavrını törpülemesi gerekiyordu. Arnavutlukla birleşmek için referandum yapılması hedefinden vazgeçmese de sosyal politikalar, işsizlik, eğitim, sağlık konularındaki eksikler ve yolsuzluklara yönelmesi gücünü arttırmasında etkili oldu. 2017 seçimlerinde yüzde 27,49 oranındaki oyuyla sandıktan ikinci parti (32 sandalye kazanarak) çıktı. Birinci parti ise Ramush Haradinaj liderliğinde seçim koalisyonu yapan 12 partilik bir gruptu (yüzde 33,74 oy ve 39 sandalye kazandı). 8 Ekim 2019’daki erken seçimde birinci parti çıkan Vetëvendosje yüzde 26,27 oy alarak 29 sandalye kazandı. Albin Kurti’nin seçimin ikinci partisi olan LDK (Kosova Demokratik Birliği-28 sandalye) ile koalisyon hükümeti kurması 4 ay sürdü. Hükümetin ömrü ise iki ay…

Albin Kurti, halkların kendi kaderini tayin etmesi gerektiğine inanan bir siyasetçi. Sömürgeci olarak tanımladığı sadece Sırbistan olsa da emperyalizm karşıtı bir duruşu olduğu imajı veriyor. Ahtisaari Planının Anayasanın parçası olmasına, ülke için öngörülen bayrağa, kimliklerinin yok sayılmasına, egemenlik haklarının tam kullanılamamasına karşı ve geçmiş yönetimleri de bunları kalıcılaştırdıkları için eleştiriyor. Yunanistan’da Çipras’ın başa geçtiği dönemdeki heyecan ve beklentinin çok daha fazlası Albin Kurti Başbakan olduğunda yaşandı. Seveni-sevmeyeni, yolsuzlukla mücadelesini, elçilik binalarından gelen emirleri, Sırbistan’la normalleşme konusunda AB’nin verdiği ödevleri, ekonomi, işsizlik, eğitim, sağlık konularını nasıl idare edeceğini merakla bekledi. Yunanistan’da Çipras, hiçbir vaadini gerçekleştiremedi, gerçek siyasi karakterini gösteremedi; ülkenin ulusal çıkarlarıyla başkalarının çıkarlarını bağdaştırmak zorunda kaldı. O güne dek Yunanistan’ın asla kabul etmediği “Makedonya” tabirini içeren bir ismi, komşusunun kullanmasını tanıyan bir anlaşmayı işin içine spekülatör ve renkli devrimci George Soros’un karıştığını bile bile gerçekleştirdi. Albin Kurti kısa sürede siyasileri ve mafyayı birleştiren yolsuzluklara karşı mücadelesini başlatabildi ama Sırbistan’ın Kosova’yı tanımasını sağlamak normalleşme sürecini masada iki eşit taraf olarak yürütmek hedefine yaklaşamadı bile. Kurti Sırbistan’a aralarında bir sınır olduğunu hatırlatma ve Kosova’nın ayrı bir devlet olduğunu kabul ettirme amaçlı konulan yüzde 100’lük gümrük vergisini kaldırmak istemeyince ABD, Kosova’daki askerini çekmekle tehdit etti. Hâlbuki tam tersinden bakılsa ABD’ye yabancı topraklardaki ikinci büyük üssünü kurma imkânı veren Kosova’ydı. Ama bakılmadı. Albin Kurti, ABD’nin taleplerine daha az dikkat edip AB üzerinden çözüm geliştirmeye denedi ama iki cephede de bu hamle ters tepti.

Albin Kurti’nin Düşürülmesi

LDK lideri İsa Mustafa’nın Kurti hakkındaki gensoru önergesini gündeme getirme nedeni, Kurti’nin İçişleri Bakanı Agim Veliu’yu kendisine danışmadan görevden almasıydı. Ancak İsa Mustafa’nın oylama sonrasındaki ilk açıklamasında Kurti yüzünden Kosova’nın ana müttefiki tarafından yaptırıma uğradığını ifade ettiğini[3] unutmamak gerekir. Mustafa, başlangıçta bir anlaşma yapmışlarsa da derin anlaşmazlıkları olduğunu ve İçişleri Bakanının görevden alınmasının ikincil konu olduğunu söyledi.

Öncelikli konu herhalde ana müttefikin tepkisinin çekilmesiydi. Zira Kurti, oylamaya geçilmeden önceki meclis konuşmasında, Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Vuciç arasındaki ABD’de yapılan toprak değişimi konulu bir anlaşma nedeniyle kendisini devre dışı bırakmak isteyenin Thaçi olduğunu söylemişti. Thaçi’nin kendisine gidip ABD’de imzalamayı önerdiği gizli anlaşmanın varlığını ispatlayacağını da sözlerine eklemişti. Ertesi gün 26 Mart’ta ABD Dışişleri internet sayfasında ABD Başkanının Kosova-Sırbistan diyalogu Özel Elçisi Richard Grenell, ABD Kosova Büyükelçisi Philip Kosnett ve ABD Batı Balkanlar Özel Elçisi Matthew Palmer’in ortak açıklaması yayınlanarak Grenell’in böyle bir gizli planı görmediği ve duymadığı söylendi.[4] Açıklamada “ABD Hükümeti’nin Kosova ile Sırbistan arasında hava, demiryolu ve karayolu bağlantılarını yeniden kurmak için son anlaşmaları desteklemeye odaklanması, ekonomiyi iyileştirmeyi ve ekonomik momentum yaratmayı amaçlıyor. Bu ivmenin karşılıklı tanımaya yol açacak bir diyalog sürecine yeni bir enerji vereceğine inanıyoruz.” ifadesine de yer verildi. Ertesi gün Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi, anlaşmayı yalanlayan açıklama için teşekkür etti ve “Sırbistan’la diyologu sürdürmek ve BM üyeliği için gereken karşılıklı tanımayla nihai çözüme ulaşmada ABD’nin desteğini kullanmalıyız” dedi. LDK lideri İsa Mustafa da ortak açıklamadan ikna olmuş olsa gerek ki facebook hesabından Kurti’ye seslenerek “Kendi yetersizlikleri nedeniyle ABD’yi suçlayanlar, (ABD) dostumuzdan özür dilemeli” dedi. Hâlbuki yine LDK’den olan Savunma Bakanı Anton Quni, oylamadan hemen önce Albin Kurti’ye gümrük vergisini düşürmesi karşılığında güven oylaması taleplerini geri çekmeyi teklif etmişti.[5] Vetëvendosje Yönetim Kurulu Başkan Vekili Besnik Bislimi ise ABD’li diplomatların ortak açıklamasında yer alan “ABD, anayasaya uygun kurulacak herhangi bir hükümetle işbirliği yapacaktır.” ifadesini alıntılayarak “Kosova’daki birçoğunun yaydığı gibi herhangi bir siyasi varlığa karşı (Vetëvendosje) herhangi bir pozisyonları yok.” deme[6] gereği duydu. Vetëvendosjeli Meclis Başkan Yardımcısı Arberie Nagavci de kendilerinin “Amerikan karşıtı” olduklarına dair propaganda yayan diğer partileri suçladı. İşte, ABD’nin ne dediği, ne istediği bu kadar önemli… “Kosova, ABD Büyükelçiliğinden yönetilir” sözünü sır verirmişçesine değil de kanıksanmış, sıradanlaşmış olay gibi söyleyen Kosovalılar, benzer durumlarla çok karşılaşmış olmalı…

Eski Başbakandan Miras

Kosova-Sırbistan görüşmelerinde dümen 2013’te Almanya’ya bırakıldı, Brüksel Anlaşmasının belirlediği hedeflerde ilerleme sağlanmışsa da müzakereler uzun zaman önce durakladı. Kosova ve Sırbistan arasında arazi değişimi ilk kez gündeme gelmiyor. Kosova’nın kuzeyinde Sırpların yaşadığı bölgeyle Sırbistan’ın güneyindeki Preşova Vadisinin değişimi, Ağustos 2018’te arazi düzenlemesi, bölgesel düzenlemeler gibi ifadelerle gündeme geldi. Almanya Şansölyesi Merkel, Balkanlardaki tüm taşları yerinden oynatacak böylesi bir yaklaşımı kesin bir dille reddetti; sınırlar asla değişmeyecekti. Çünkü tek bir taş yerinden oynadığında tüm Balkanlar domino taşı gibi AB’nin üzerine devrilecek sorun ve tartışmalarla çalkalanırdı.[7] Zaten AB’nin hazırda (ABD’nin de onayladığı) başka bir çözüm projesi vardı: Kosova’nın kuzeyinde yerleşik Sırpların hakları “Sırbistan’dan hiç ayrılmamış gibi olacakları şekilde” güncellenmekteydi.[8] Ahtisaari Planı’nın öngördüğü düzenlemelerde sıra Sırp Belediyeler Birliği’nin kurulmasına gelmişti. (Bu bir anlamda Kosova’nın içinde ayrı bir devletçik kurulmasıdır. Kosova içinde bir Kosova, sonuçta Kosova da bir yönüyle böyle devlet oldu.) Arazi değişimi gündeme gelince ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Kosova ve Sırbistan’ın anlaşması durumunda ABD’nin karşı çıkmayacağını söylemişti.[9] O dönem Kosova Başbakanı Ramush Haradinay’dı, Kosova’nın bölünmesi anlamına gelecek böylesi bir anlaşmayı kesin bir dille reddetti. Aynı zamanda 22 Kasım 2018’de Sırbistan’dan gelecek mallara yüzde yüz gümrük vergisi de koydu. Sırbistan Kosova’yı tanıyana dek de vergiyi kaldırmayacağını söyledi. Sonra ne oldu? Haradinay, Lahey’deki (Hollanda) Kosova Özel Mahkemesi tarafından “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Evet, Haradinay Kosova Kurtuluş Ordusu’nda komutanlık yapmış eski bir gerilla. Ama Lahey’deki savaş suçları mahkemesinde iki kez yargılanmış ve ikisinde de delil yetersizliğinden beraat etmişti.[10] Ama yeni yargılama savaş suçlarıyla değil, savaş sırasında ve sonrasında işlenmiş organ kaçakçılığı, sadece organları için insanların öldürülmesi, insan ticareti gibi suçlarla ilgili. 12 Aralık 2010’da UÇK’nın işlediği bu tür suçlarla ilgili yayınlanan Dick Marty raporundan[11] beri de bu mahkeme gündemdeydi ve mahkeme 2016’da kuruldu. Raporda Thaçi’yi de suçlayan ifadeler bulunuyor. İşte Haradinay yeni yargılama için 19 Temmuz 2019’da başbakanlıktan istifa etmek zorunda kalınca Albin Kurti’yi iktidara getiren 8 Ekim erken seçimlerine gidildi. Bu arada belirtelim ki Kurti, UÇK’nın savaşçısı olmamış ikinci başbakandı.

ABD Balkanlara Hızlı Döndü

Özetlersek Kurti’nin düşürülmesinde üç ana sebep vardı: 1-İçişleri Bakanını görevden alması, 2-Sırbistan’a uyguladığı gümrük vergisini düşürmemesi, 3-Sırp Belediyeler Birliği’ni işler hale getirmemesi. Son ikisi Sırbistan’ı Kosova’nın bağımsızlığını tanımaya zorlamak için getirildi.[12] Haradinay’ın mirası ama Albin Kurti de benimsiyor. Zaten Albin Kurti bunları yıllardır savunuyordu. Haradinay getirdi ve Kurti de ancak karşılıklılık esası uyarınca kaldıracağını söyledi. İkisinin de iktidarına mâl oldu. Kurti’nin Başbakanlık makamındaki Kosova bayrağını kaldırıp Arnavutluk bayrağını asması ve tebrik ziyaretine gelen büyükelçileri bu bayrakla karşılamasının yarattığı diplomatik krizi de hatırlamak gerekir. Kural dışı oynayacağının belirtileriydi bunlar.

Bu arada ABD, bir süreliğine Balkanlara ilgisini kaybetmiş görünüyordu lakin ABD Başkanı Trump bir ay arayla Balkanlar için iki ayrı özel temsilci atadı. Üstelik biri (Richard Grenell) sadece Kosova-Sırbistan görüşmeleri için atanmıştı,[13] demek ki Almanya’ya tanınan süre dolmuş. Diğer diplomat, ABD’nin Batı Balkanlar Özel Temsilcisi olarak atandı ve belki de AB’nin 24 Mart 2020’de (Korona virüsü paniği ortamında) Arnavutluk ve Makedonya’yla üyelik müzakerelerine başlamaya hazır olduğunu açıklamasında bunun etkisi olmuştur. Zîra Ekim 2019’da özellikle Fransa, bu iki ülke için üyelik müzakerelerinin açılmasına kesinlikle karşı çıkıyordu ve Macron, Rusya ve Çin’in Balkanlardaki etkisinin artmasına sebep olmakla suçlanmıştı. Yunanistan-Makedonya isim anlaşmasına tarafları zorlayan akıl da yine Rusya ve Türkiye’nin önünü kesme saikiyle hareket ediyordu. Bu çerçevede Balkanlardaki siyasi gelişmeler sadece bölge ülkelerini etkilemiyor, Kosova-Sırbistan müzakereleri de öyle. ABD, Balkanlara geri döndüğüne göre Almanya’nın (AB’nin) öngördüğünden farklı bir anlaşma metnini Kosova ve Sırbistan’a önerebilir mi? Önerebilir. Maksadı pozisyon belirlemekse yapar. Adı “taraflar anlaştı” olur ya da Annan Planı, Ahtisaari Planı gibi isim verilir ama olacaksa olur.

Yolsuzluk ve Kaçakçılıkla Mücadele

Albin Kurti için güven oylaması başlatılmasına sebep gösterilen koalisyon ortağı LDK’nin vekili (Podujeva eski belediye başkanı) Agim Veliu’nun İçişleri ve Kamu Yönetimi Bakanlığı görevinden alınması konusuna da değinmek gerekir. Bakanın görevden alınma gerekçesi, Korona virüsü ile ilgili yaptığı açıklamanın halkta panik ve endişeye neden olması şeklinde açıklandı. Çünkü Veliu, saat başı vakaların arttığını söylemiş ve Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi’nin olağanüstü hâl ilan edilmesi gerektiği yönündeki sözlerini desteklemişti. Öte yandan Albin Kurti, bazı siyasileri, belediye başkanlarını yakından ilgilendiren yolsuzluk ve özellikle Kosova’nın kuzeyinde yine üst düzey siyasilerin de adının karıştığı uyuşturucu ticaretine karşı mücadele başlatmıştı. İçişleri Bakanının samimi desteğini gerektiren bu hamlede Kurti hayal kırıklığına uğramış olabilir… Güven oylamasının yolsuzlukla mücadelenin ciddiyetiyle de ilgisi olduğunu, belirtmeye gerek var mı? En azından sokaktaki algı böyle oldu. Bu husus Albin Kurti’ye güveni arttıracak ve bir sonraki seçime de daha fazla oy olarak yansıyacaktır.

Sonuçta Albin Kurti hükümeti, kurulduktan 51 gün sonra, koalisyon ortağının talebiyle yapılan güven oylaması sonucunda düşürüldü. 117 milletvekilinin katılımıyla yapılan oylamada 82 evet, 32 red ve 1 çekimser oy kullanıldı. Vetëvendosje’nin 29 oyuna 3 LDK’li vekilin oyu eklenmişti. Tek çekimser oyun sahibi de Kosova Demokratik Türk Partisi lideri Fikrim Damka’ydı. Korona virüsü nedeniyle erken seçim beklenmiyor. Yeni hükümeti kurma görevini kime vereceği konusunda Cumhurbaşkanı Thaçi, Kosova Anayasasına göre tamamen serbest. Hiçbir parti tek başına hükümet kurma yeterliliğinde değil. Hükümet krizleri de istenmiyor. Bu nedenle Thaçi’nin koalisyonu yürütebilecek bir isim seçmesi gerekecek. Ancak teknokrat bir hükümet kurulmasının da yolu açık.

Albin Kurti düşürüldü. Ama bir açıdan bazı isimlere muhalefette olmanın daha çok yakıştığını söyleyebiliriz. Albin Kurti gibi bir isim Kosova’nın AB ve NATO, hatta BM üyeliği için devletin egemenliğinden feragat anlamına gelen adımların atılmasına karşı çıkan eylem ve söylevleriyle ülkesine daha fazla hizmet etmiş oluyor. Başbakan kalsaydı/kalınca eninde sonunda bu adımları atmak zorunda kalacaktı. “Karşılıklılık ülkeler arasında yol gösterici prensiptir ve Kosova egemen bir ülkedir!” sözlerini çiğneyecekti. Çünkü aslında Başbakanlığına seçildiği devlet, onun karşı çıktığı Ahtisaari Planının bir parçası.[14] İdealinde haklı olsa da uluslararası siyaset, dengeler, sistem, küresel güçlerin beklenti ve dizaynları farklı bir gerçeklik sunuyor. Tek başına iktidara gelmesi elbette mümkün. Hakkında muhtemelen bir yerde saklanan suç dosyaları da yok. Güven oylamasını kaybedince “Çünkü kimsenin bahis atı değil.” denildi. Bir gün birinin bahis atı olur mu bilmiyoruz ama güçlü şekilde iktidara da gelse eninde sonunda Kosova’nın bağımsızlık iradesine iliştirilmiş kısıtlama, şartlar ve kendisinden öncekilerin “taviz”leriyle bağlı olacak.

Kurti yıllar önce konuştuğumuzda[15] “Kosova sorun değildir. Sırbistan sorundur. Sırbistan’ın değil de Kosova’nın sorun olduğu tanımı üzerinden giderseniz, Sırbistan sorunun çözümü olacaktır. Müzakerelerin başlatılmasına bu nedenle son derece kızgınız ve karşıyız. Çünkü bunun yanlış bir yöntem olduğunu düşünüyoruz. Biz, Sırbistan sorundur ve anti-demokratik UNMIK bunun parçasıdır; Kosova insanı da çözümdür, diyoruz. Bu en önemli farkımız.” demişti. Evet, ilk düğme yanlış iliklendi ama şimdi başa dönmesi mümkün değil. Süreci anlatırken de “1995’deki iki an Arnavutlar ve Kosova için çok önemlidir. İki olay, iki gerçeği ortaya çıkardı: 1- Eğer savaşmazsanız, ciddiye alınmazsınız, Dayton bunun göstergesidir. 2- Yugoslav ordusu yenilebilir, Hırvatistan’ın yaptığı gibi. Bu iki fenomen Kosova toplumunun tüm halet-i ruhiyesini değiştirdi.” İşte Albin Kurti, halkın isterse süreci tersine çevireceğine inanırken bu tespitine dayanıyor. Ama kaybedecek fazla şeyi kalmayan halkın direnci ile iyi-kötü düzenini oturtmuş bir halkın direnci, eşit olmuyor. Üstelik Arnavutlar, Sırbistan’a karşı savaşabilir ama ezeli düşmanlarına karşı güvenlik sağladığına inandıkları ABD, AB ve BM’yi illa ki dost olarak görür. Albin Kurti de dâhil. Kurti’nin ulaşmak istediği hedeflerin önünde de gerçekte Sırbistan değil bölgede istikrar ve barış sağlamak adına belirlenmiş kurallar duruyor. Kosovalılar, bu kurallara karşı çıkmanın ülkeye gelecek mali, askeri, siyasi desteğin kesilmesine sebep olmasından korkuyor. Bu nedenle Kurti’yi iktidara daha güçlü taşıyacak olan dış ilişkileri ve bağları etkileyecek politikaları değil ülke içindeki yönetim sorunlarını ve siyasi ahlâksızlıkları çözecek formülleridir.

Bu makale, Diplomatic Observer dergisinin April 2020/146 sayısında “The US Storm Over Kosova” başlığıyla yayınlanan makalenin geniş halidir.

[1] Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu, BM Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararıyla 10 Haziran 1999’da kuruldu. BM Sekreterinin atadığı Özel Temsilci yöneticidir.

[2] Avrupa Birliği Hukukun Üstünlüğü Misyonu, polis ve yardı kurumlarını desteklemek için Şubat 2008’de kuruldu. Yetkili gücü 503 kişidir. Kosova polisine, EULEX polisi destek verir. EULEX hakim ve yargıçları, 2018’e dek Kosova adalet sisteminin parçasıydı. Görülen davaları izlemeyi sürdürüyor.

[3] Isa Mustafa reagon për herë të parë pas rrëzimit të qeverisë Kurti, ,https://www.tpz.al/2020/03/25/isa-mustafa-reagon-per-here-te-pare-pas-rrezimit-te-qeverise-kurti/, 25 Mars 2020

[4] Joint Statement of Special Presidential Envoy Richard Grenell, Ambassador Philip Kosnett, and Special Representative for the Western Balkans Matthew Palmer on Kosovo, https://www.state.gov/joint-statement-of-special-presidential-envoy-richard-grenell-ambassador-philip-kosnett-and-special-representative-for-the-western-balkans-matthew-palmer-on-kosovo/

[5]Aslında Kurti, güven oylamasından bir gün önce Sırbistan’a uyguladığı vergide bir değişikliğe gitti ve sadece hammadde üzerindeki yüzde 100 gümrük vergisini, 1 Nisan’dan itibaren yürürlüğe girecek şekilde kaldırdığını ve tüm konularda karşılıklılık uygulanacağını açıkladı.

[6] US Dismisses Kurti’s Claims About Secret Land Swap Talks, Balkan Insight, 27 March 2020

[7] Detaylar için bkz Gözde Kılıç Yaşın, Kosova-Sırbistan Müzakereleri: Arazi Değişimi Seçeneği, Diplomatik Gözlem, Eylül 2018; ayrıca Gözde Kılıç Yaşın, Kosova -Sırbistan görüşmeleri: Ordu, Vergi, Sınır Düzenlemesi Kıskacında İstikrar, Diplomatik Gözlem, Şubat 2019

[8] Kosovalı Sırplar Ahtisaari Planı’yla Belgrad’la doğrudan iletişim, Sırbistan belediyeleri ile işbirliği, yüksek öğretim ve sağlık konularında kendi belediyelerinde doğrudan karar verebilme, Sırbistan Millî Eğitim müfredatını takip etme haklarını elde etmiş, belediyelerde 5 bin nüfusa ulaşıyorsa kendi bayraklarını çekme, kendi anadilini resmi dil olarak kullanma, kamu kurumlarında nüfusları oranında yer alma gibi haklarla donatılmıştı, Sırp Kilisesi de özerkleşmişti.

[9] https://www.b92.net/eng/news/politics.php?yyyy=2018&mm=08&dd=24&nav_id=104932

[10] Yargılandığı mahkeme, savaş suçları için kurulan uluslararası bir mahkemedir. Ama şimdi çağrıldığı mahkeme yine Lahey’de olsa da Kosova kanunlarına göre yargılama yapan ayrı bir yer. Masraflarını AB’nin karşıladığı bu özel mahkeme, 1998-99’daki savaş ve sonrasında işlenen insan ticareti, organ kaçakçılığı, mala-servete el koyma, sivil öldürme, etnik azınlıklar ve siyasi rakiplere karşı işlenen suçları ele alıyor.

[11] Dick Marty’nin raporu için bkz. https://assembly.coe.int/CommitteeDocs/2010/20101218_ajdoc462010provamended.pdf) Doğrusu raporda Kosova’nın mevcut Cumhurbaşkanı Thaçi’nin Haradinay’dan daha tehlikeli ve suçların merkezinde olduğu ifade edilmekteydi. Bu yüzden bazı Kosovalılar yargılanma korkusu nedeniyle Thaçi’nin “İplerinin dışarıda olduğunu” söylemektedir.

[12] Sırbistan, Kosova’nın İnterpol’e katılma isteğini engelleyince Haradinay karşılık olarak gümrük vergisini getirmişti.

[13] Grenell, ABD Başkanının Kosova-Sırbistan diyalogu Özel Elçisi olarak Eylül 2019’da, Matthew Palmer de ABD Batı Balkanlar Özel Elçisi olarak Kasım 2019’da atandı. Gözde Kılıç Yaşın, 2020’de Balkan Siyaseti ve Yeni Arayışlar, Diplomatik Gözlem, Ocak 2020

[14] Ahtisaari Planı, Kosova Devletinin kuruluş anlaşmasıdır ve Anayasasıyla bağımsızlık bildirisinin parçasıdır ama Kosova da Ahtisaari Planının bir parçasıdır.

[15] Gözde Kılıç Yaşın, Bağımlı Bağımsızlıktan Tam Bağımsızlığa Kosova: Lëvizja Vetëvendosje!, 2023 dergisi, Ocak 2012