DİĞER KONULAR & ÖYKÜLER & HİKAYELER

Köpekli Hasan Baba Mezarı Mısır
Tarlası-Edirnekapı şehitliği

İstanbul’da köpeklerin de sahibi var

 İstanbul’da başıboş gezen
köpeklerin bir zamanlar sahibi olduğunu biliyor muydunuz? Evet, Köpekçi Hasan
Baba Hasan Baba, 19. yüzyılın ikinci yarısında sokaklarda yaşayan ve kendisine
kayıtsız şartsız itaat eden bir köpek sürüsüyle gezen, ebu-l kilab (Köpeklerin babası) lakaplı, renkli
bir kişilikti. Sokak köpeklerini beslemesiyle tanınır, başkasının hakkına göz
diken köpeklere üç gün sürüden uzaklaşma cezası verirdi.”  Köpekçi Hasan
Baba, aslında bir hak aşığıdır. Kendi manevi sırlarını gizlemek için köpeklerle
dost edindiği rivayet edilir. Zira sır tutmak dünyada en zor emanetlerden
biridir. Hele manevi bir sırsa bunu ifşa etmeden yaşamak biraz maharet ister.
İşte manevi sırlarını kapatmaya uğraşanlardan biri de Köpekçi Hasan Baba’dır…
İşte O’nun sırları:

 

HALK İÇİNDE “HAK İLE”



Bundan çok değil  yüz sene
evvel İstanbul’da yaşayan ve Fatih Cami-i şerifinin Karadeniz kapısında yatıp
kalkan Köpekçi Hasan Baba İstanbul’un tanınmış meczuplarındandır. Meczup
dediysek sakın “deli” sanmayın. Ya da engelli demeyin. Dedik ya manevi sırrını
kapatmak için bu role sığınmış kişler diyoruz onlara. Hasan Baba, uzun boylu,
kılık kıyafetli bir adamdı. Daima yanında beş altı sokak köpeğiyle gezdiği için
“Köpekçi Hasan Baba” diye anılırdı.  Sokak köpeklerinin her semtte, her
mahallede sınırları vardı. Bu hududa, başka semtlerin köpekleri tecavüz
edemezlerdi. Ederlerse kavga kıyamet kopardı. Buna rağmen Hasan Baba’nın
herhangi bir semtten çağırıp o gün için yanına aldığı köpeklere, başka
mahalleden hiçbir köpek ses çıkaramazdı. Hasan Baba bazen bütün bir mahallenin
köpeğini yanına alır, onlarla İstanbul’u dolaşırdı.

 

İSTANBUL’U
TEFTİŞE KÖPEKLERLE ÇIKIYOR



Hasan Baba, İstanbul’u her gün
teftiş ederdi. Onu tanıyanların verdiği bilgiye göre, O aslında İstanbul’u
manen teftişe çıkar. Nerede ne var ne yok, kim ne yapıyor bakardı. İstanbul’a
zarar gelmesini önleyen manevi bir paratonerdi aslında Hasan Baba. Hasan Baba,
zamanında bütün meczubların reisi gibi idi. Kendisine bir şey sorulduğu zaman
yanlış kafiyeli cümlelerle cevap verirdi. Ve ehemmiyet verdiği mes’ele olursa:
”Yazın” der ve sözlerini yazdırırdı.

 

SORULAN
SORULARA ŞİFRELİ CEVAPLAR



1897’de Yunanistan‘la harp
ihtimali kamuoyunu meşgul ettiği sırada Hasan Baba, Melami Şeyhi Terlikçi Salih
Efendi’nin Veznecilerdeki dükkanına gelir. Dükkandakiler sorarlar:

 

-Hasan Baba harp olacak mı?

– Olacak ya… der, yazın.

Dükkanda bulunan Maliye Muhasebe Kaleminden Cemil Bey kalemi
kağıdı alır. Hasan Baba söyler:

-Acele ile muharebe. Tarik tarik yürümekle. Beşir’lerle beşaret
müşirlerle reşadet. Kalayları, alayları. Meydana çıkararak nişadırların dayanur
nı mı?

-Bu ne demek Hasan Baba?

-Dayanabilir mi düşman demektir. Kaç satır oldu?

-Onsekiz satır oldu.

-Onsekizbin alem hürmetine. Say ondokuzu. Al eline çık topuzu.

Ondokuz gün sonra Yunanistan’la harp başlamış ve pek kısa zamanda
Yunanistan yenilmiş, ezilmiş bitmişti.

CANI
KELLE PAÇA İSTEMİŞ



Kazasker Muhittin Efendizade İsmet
Molla merhum gayet titiz bir adamdı. O kadar ki evde sofraya oturmaz, yemeğini
ayrı yerdi. Bir gün Molla bey’in canı paça yahnisi istemiş. Pişirmişler, ayrı
sahanla önüne getirmişler, tam yiyeceği sırada kapı çalınmış. Hasan Baba
girmiş:

 

-Molla, demiş sen, bu gün paça pişirttin. Çoktandır canım
istiyordu.

İsmet Molla, ister istemez:

-Buyurun Hasan Baba! Demiş

Karşılıklı sahanın başına geçmişler. O zaman elle yenildiği için
Hasan Baba elle yemeğe başlamış, hatta arada bir lokma da İsmet Mollaya
uzatırmış. Bu fıkrayı dinleyenler Molla bey’e sormuşlar:

-Ne yaptınız? Yediniz mi?






























































– Eşekler gibi yedim. Yemeyeyim de
ne halt edeyim? Hem de Hasan Baba’yı kızdırmamak için ufacık bir iğrenme
hareketi yapmamak şartıyla yedim. Meczublar yıkarlar, fakat yapamazlar.
İrşat vazifesi verilmez. Bazı meselelerde keşifleri ne ise olduğu gibi
söylerler.


Biz bu fotoğrafı çekerken etrafta
köpekler de bize eşlik ediyordu. Her ziyarette mutlaka köpek görürsünüz

KÖPEKLER
SÖZÜNDEN ÇIKMIYOR



Hasan Baba köpeklere:” Gelin!”
diye emir verdiği vakit, civarda ne kadar köpek varsa akın akın huzuruna gelir,
o da onlara küfe ile ekmek getirir, doğrar ve yedirirmiş. Hiçbir köpek
diğerinin yiyeceğine el uzatmazmış. Bir gün nasıl bir köpeğin ağzındaki lokmayı
diğer bir köpek kapmış. Köpekçi Hasan Baba hemen köpeğin kulaklarını çekerek:
”Yolsuzsun üç gün huzuruma çıkmayacaksın” diye tekdir etmiş. O vakit bu işe
tesadüfen şahit olan oradaki sıra kasaplardan meraklı bir kasap da köpeğe boya
ile derhal bir marka vurarak “bakalım hakikaten üç gün bu köpek huzura
gelmeyecek mi?” diye dikkat etmiş. Cezalı köpek hakikaten üç gün ağacın dibinde
yatmış, diğer köpekler ekmeklerini yedikleri halde onların yanına dahi
yaklaşmamış, nihayet dördüncü gün o da Hasan Baba’nın huzuruna çıkarak nasibini
almış.

 

İstanbul’daki azınlıklar bir kilise yaptırmak isterler. Fakat
Sultandan bir türlü müsaade alamazlar. Meseleyi bir gün Köpekçi Hasan Baba ‘ya
söylerler. Hasan Baba bir kağıda şu satırları yazar:

“Sultanım! Yaptırmazsan kilisayi darıltırsın İsa ile Musa’yı”

Ve hemen ruhsat çıkar.

Hasan Baba’nın kabri Edirnekapı mezarlığında Savaklarda Otakçıbaşı
sokak 9 numaralı evin karşısındadır. Kabrinin üzeri açık, etrafı 30 santim
kadar duvarla çevrilidir. Başucunda iki, ayak ucunda bir olmak üzere üç adet
kabir taşı vardır. Kabir taşındaki kitabede:

YA HU

Fatih cami-i şerifi
imamının arkasında

Kırk yıl beş vakti
eda eden meşhur

Köpekçi demekle
maruf kutbül-arifin

Hasan Efendi Hazretlerinin ruh-u şerifleri



İçin El-Fatiha. Sene: 1315.































LİNK : http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/kose-yazarlari/meral-olcay/kopekci-hasan-baba/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir