ELLİ
YIL

Süleyman Çelik (scelik44@gmail.com

Elli yıl önce, 23 Kasım 1967’de
evlendik biz…

Kasım 1967; Kıbrıs’ta Rumlar,
gene Türkleri katletmeye
başladılar…

1964’deki katliamda, Amerika’nın engellemesiyle müdahale
edememiştik.

Amerika
ve NATO gene bizi oyalamaya çalışıyor ama kamuoyu baskısı çok fazla,
Hükümet kendisini müdahale zorunluluğunda hissediyor…

Ordu alarma geçti, yeni atamalar yapıldı, birlikler kaydırıldı…

23 Kasım günü, 24 saat içinde
atanmış olduğum İstanbul Gümüşsuyu Asker Hastanesine katılmam emredildi…

Oysa 3 ay önce nikah günü alınmış,
düğün salonu tutulmuş, tüm hazırlıklar yapılmış…

Ama yapacak bir şey yok; kuaförde
olan nişanlıma durumu bildirdim, “Kıbrıs’ı fethedip sonra gelip seninle
evleneceğim, sevgilim!”
dedim ve düğünü iptal etmek üzere Orduevine gittim…

Beni dinleyen Orduevi Müdürü,
“nasıl yardımcı olabilirim” diye düşünmeye başladı; THY’na telefon etti, 24
Kasım sabah saat 7.30’da İstanbul’a uçak olduğunu öğrendi…

Bana, “tüm hazırlıklarını
yapmışsın, düğünü iptal etme, akşam düğününü yapar, sabah uçağı ile İstanbul’a
gider ve 24 saat içinde görevine başlamış olursun
” dedi…

Bu koşullarda evlendik; soğuk bir
Ankara akşamında başlayan düğünden çıktığımızda, Ankara karlar altındaydı…

Şimdi rahmetli oldu, kendisini
sevgiyle anıyorum; henüz öğrenci olan Atacan Güner arkadaşımız, bir akrabasının
arabası ile gelmiş düğüne; “abi gelin arabasını gönder, ben sizi götüreceğim
dedi.

Diğer arkadaşlar da doldu arabaya;
kaç kişi olduğumuzu anımsamıyorum, 8-10 kişi vardık, sanırım…

Önce bir tur atalım
denildi ve Çankaya’ya çıkılmaya karar verildi; zincir falan hak getire,
lastiklerin de kabak olması olası…

Ama biz o halde Cinnah yokuşunu
çıktık, tepeden Ankara’yı seyrettik, karda oynadık, eğlendik ve kayarak da olsa
çıktığımız yolu indik, patinaj yapa yapa gece yarısını epey geçe eve geldik…

Arkadaşların tanıklığında imam
nikahımız da kıyıldı, biraz daha şamata yaptıktan sonra onlar gittiler…

Sabah beşte, buzlanmış Ankara’da
zar zor bulduğum bir taksiyle Zafer Meydanı’na gidip oradan THY servisine
bindim, Esenboğa’ya kadar uyudum ve uçağa bindim, İstanbul’a kadar uyudum…

Ancak iki hafta sonra, bir hafta
sonu kaçamağı yaparak karımı bir kez daha görebildim…

Düğünümüz, balayımız hepsi bu
kadar…

*
* *

Yıllar önce, bir arkadaşımın bilge
bir Anadolu kadını olan annesi ile rahmetli eşi hakkında konuşuyorduk. Şimdi
kendisi de rahmetli oldu, ışıklar içinde yatsın; “teyze nasıl geçti
evliliğiniz?”
dedim. 50 yıla yakın sürmüş evliliğini, güzel Ege şivesiyle,
tek bir tümceyle anlattı: “ne deyim ki oğul” dedi, “dün evlendiiik,
bugün öldü!..”

Bizim evliliğimiz de teyzemin
dediği gibi geçti; “dün evlendik, bugün baktık 50 yıl olmuş!..”

Emekli olduğum son 6 yılı
saymazsak, evlilik sonrası yaşamımız da düğünümüz gibi, hep yoğun koşuşturma ve
mücadelelerle geçti…

Nedeni benim, bugün de hala devam
ettiği gibi, hep öğrenci olmam…

Küçüklüğümden beri merak ve
öğrenme isteğimi gidermek için elime ne geçerse hep okuyordum.

Zamanla bu alışkanlığa dönüştü ve
bu alışkanlıkla, mesleğimi daha iyi yapabilmek için okumayı sürdürdükçe
İngilizce öğrenme gereksinimi çıktı karşıma…

Türkçe kaynak kısıtlı olduğu gibi
okullarda öğrendiğim Fransızca ile yararlanacağım kaynaklar da yetersizdi; İngilizce öğrenmek için akşamları
Nişantaşı’ndaki İngiliz Kültür
Merkezi’ne gitmeye başladım…

Akademik
kariyer

yapmak aklımda yoktu; Cumhuriyet’ten önce okulun ne olduğunun bilinmediği bir
köylü çocuğu idim. Cumhuriyet’in
sağladığı olanaklarla okumuş ve fırsat
eşitliklerinden yararlanarak üniversiteyi bitirmiştim. Bu bile bizim
için hayaldi, akademik kariyer yapmak hayalimizi aşıyordu!..

Yani Atatürk yalnız vatanı
kurtarmamış, aynı zamanda bizi kulluktan
kurtarıp özgür yurttaş yapmış ve
kolejlerde okuyan burjuva çocukları ile aynı haklara sahip olmamızı sağlamıştı;
minnettarlığımız buradan gelir…

Akademik kariyer aklımda yoktu ama
okudukça, daha disiplinli bilgi
edinebilmek için doktora yapmak
gerektiğini anladım ve İstanbul
Üniversitesi’nde, dışarıdan doktora yapmaya başladım; bir yandan iş, bir
yandan doktora: bu hafta sonlarını da dolduran yoğun bir çalışma
gerektiriyordu…

1971’de 12 Mart Faşizmi geldi. Faşistler, kendileri okumadığı gibi
okuyanlara da potansiyel suçlu olarak bakarlar. Biz cezalandırıldık, Erzincan’a
sürüldük; doktoramı dondurdum. Rejim normale dönünce GATA’ya girdim, uzmanlık eğitimi aldım.

Tekrar İstanbul’a gidiş, doktorayı tamamlama; ardından
kazanılan bir bursla İngiltere Nottingham
Üniversitesi’nde 2 sene
araştırmacı olarak çalışma olanağı bulma, yurda dönüş doçent, ardından profesör
olma; askerlikten ayrılma ve Ondokuz
Mayıs Üniversitesi’ne geçerek Samsun’a gelme…

*
* *

Bu yoğun koşuşturma ve hızlı
çalışma temposu içinde işlerimi yaparken yükselmek için kimseye yalakalık
yapmadım. Tersine her zaman, her koşulda doğru bildiklerimi söylemekten
çekinmedim. Bunun karşılığında birçok bedel
de ödedim. Hiçbir zaman bireysel mutluluk peşinde koşmadım; önceliğim,
toplumsal mutluluk/ tüm insanların mutluluğu oldu…

Evlendikten sonra ilk yılımızda kızımız oldu. Bir çocuğumuz daha olsun istiyorduk ama yoğun tempoda çalışmaya
başlayınca, uygun zamana ertelemeye
başladık. Canım kızım da küçükken bir kardeşi olmasını çok istiyordu. Ancak
erteleye erteleye, bir de baktık ki artık
geç olmuş; ondan sonra ne o istedi ne de biz. Olsun! O evlenince bir
oğlumuz oldu, ardından da yakışıklı ve akıllı bir torun sahibi olduk, mutluyuz…

Yaşamımda en büyük yardımı, her
zaman sevgili eşimden gördüm.
Büyük bir özveriyle, her koşulda bana sürekli destek oldu. Kendisine
minnettarım. O olmasaydı, bir yere varamazdım.

Aynı şekilde canım kızım da yaşından büyük
olgunlukla özverilerde bulundu ve beni hep destekledi. Şimdi iyi bir eş ve
harika bir anne olan kendisiyle gurur duyuyorum.














































































İşte böyle, bir baktık 50 yıl
olmuş, darısı herkesin başına…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet