ÖZET


Stratejik bir öneme sahip olan Kırım yarımadası, Soğuk Savaş
sonrasında Ukrayna sınırları içinde yer almıştır. Ukrayna, muhtelif sebeplerden
dolayı Kırım’a özerk bir statü tanımıştır. Öte yandan Kırım’da değişik etnik
gruplar yaşamaktadır. Bunlardan biri de Kırım Tatar Türkleridir. Yarımadanın
yerli halkı olan Kırım Tatar Türkleri, ulusal azınlık statüsüne sahiptir. Son
dönemde Kırım’da yaşanan gelişmeler sonrası Ukrayna, Kırım Tatar Türklerine
yerli halk statüsü de vermiştir. Bu makalede, Kırım’ın ve Kırım Tatar
Türklerinin statüsü incelenecektir. Ayrıca Kırım’ın Rusya Federasyonu
tarafından ele geçirilmesi sürecinde Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi ve
Ukrayna makamları tarafından alınan bazı kararlar da hukukî açıdan
değerlendirilecektir. 


Anahtar Kelimeler:
Kırım, Kırım Tatar Türkleri, özerklik, ulusal azınlık, yerli halk statüsü,
kendi kaderini tayin etme hakkı  


THE STATUS of CRIMEA and the
CRIMEAN TATAR TURKS after the COLD WAR


ABSTRACT


Crimea peninsula, is of strategic importance, has been located in
Ukraine after the Cold War. Ukraine gave an autonomous status due to the
various reasons. On the other hand different ethnic groups are living in
Crimea. One of them in these groups is Crimean Tatar Turks. Crimean Tatar
Turks, the indigenous people of the peninsula, hold the status of national
minority. After the recent developments in Crimea, Ukraine has also given the
status of indigenous people to Crimean Tatar Turks. This paper looks into the
status of Crimea and the Crimean Tatar Turks. Moreover, in the process of
Russian Federation’s invasion of Crimea, some of the resolutions and the
decisions taken by the Verkhovna Rada of the Autonomous Republic of Crimea and
the authorities of Ukraine will be evaluated in terms of law.
    


Key Words:
Crimea, Crimean Tatar Turks, autonomy, national minority, the status of
indigenous people, right to self determination


GİRİŞ


Karadeniz’in kuzey kıyılarında yer alan Kırım, tarih boyunca pek
çok milletin egemenlik mücadelesine sahne olmuş bir yarımadadır. Bu yarımada
üzerinde, uzun yüzyıllardır Kırım Tatar Türkleri[1]
de yaşamaktadır. Bizans İmparatorluğu devrinde Kısmen Hazar Türklerinin
egemenliğinde kalan Kırım’da önce Peçenek Türkleri, XI. yüzyılın ortalarından
itibaren de Kuman/Kıpçak Türkleri hâkim olmuşlardır. 1240 yılından başlayarak
Altınorda Devleti’nin bölgeye hâkim olmasıyla birlikte Kıpçak Türklerinin
değişik boylarına mensup kitleler, Kırım’da Türk hâkimiyetini pekiştirmiştir.
Altınorda Devleti’nin tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte devletin
toprakları bölünmüş ve Türk hanlıkları kurulmuştur. Ortaya çıkan Türk
hanlıkları içerisinde en büyüğü Kırım Hanlığı’dır.[2]
15. yüzyılın ortasında kurulan bu hanlık, 1475-1478 yılları arasında devam eden
iç çekişmeler ve Osmanlı Devleti’nin müdahalesi neticesinde Fatih Sultan Mehmet
döneminde Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır. Kırım’daki Osmanlı-Türk hâkimiyeti,
1769-1774 Türk-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile son
bulmuştur. Bir süre bağımsız kalan Kırım Hanlığı, Çariçe II. Yekaterina’nın
1783’te aldığı bir kararla işgal edilmiş ve Rus Çarlığı’nın bir parçası hâline
gelmiştir.[3]


Kırım’daki Türk hâkimiyetinin son bulduğu 1783 yılı itibarıyla
savaş esirleri dışında, Kırım’da meskûn bir Rus kitlesi bulunmamaktadır. Bu
tarihten itibaren Rus idareciler, bölgeye bir Rus göçü başlatarak Kırım’ı, Rus
coğrafyasının bir parçası hâline getirme stratejisi uygulamışlardır. 1917’ye
kadar çoğunluğunu Rusların teşkil ettiği, yirmi (20)’den fazla millete mensup
göçmenin Kırım’a yerleşmesiyle birlikte çoğunluk, Kırım’ın bu yerli olmayan
kitlesinin eline geçmiştir. Öte yandan Kırım’daki yerli Türkler, Rus
hâkimiyetinin ilk yüzyılı içerisinde aşama aşama “ak topraklar” olarak tabir
ettikleri Osmanlı Devleti’ne göç etmeye başlamışlardır. Özellikle 1853-1856
yılları arasında cereyan eden Kırım Savaşı sonrasında başlayan göçler esnasında
asgari 200.000 kişilik bir kitle, Türkiye’ye göç etmiştir. Bu göçler de
demografik yapının Kırım Tatar Türkleri aleyhine işlemesinde, önemli bir rol
oynamıştır. Kırım Savaşı gerçekleşen göçlerle birlikte Kırım Tatar Türkleri demografik
üstünlüklerinin yanı sıra yarımadadaki ekonomik etkinliklerini de kesin olarak
kaybetmişlerdir. [4]


Rusya’da 1917’de gerçekleşen Bolşevik İhtilâli sonrasında bir grup
milliyetçi tarafından Kırım Tatar Özerk Cumhuriyeti kurulmaya çalışılmış ancak
bu teşebbüs, Bolşevikler tarafından akamete uğratılmıştır. 1917’de yaşanan
dönüşüm neticesinde Bolşevikler 1921’de, özerk statüde bir Kırım Cumhuriyeti
kurmuşlardır. Kısa bir süre oluşan özgürlükçü bir ortam eliyle Kırım Tatar
Türkleri kültürel olarak bir canlanma dönemi yaşamışsa da 1920’lerin sonundan
itibaren durum değişmiş ve özellikle Kırım Tatar Türklerinin aydın sınıfı,
ölümle veya sürgünle cezalandırılmıştır.[5] Özerk Kırım Cumhuriyeti, 1917 Bolşevik
İhtilâli ile birlikte kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)
döneminde idarî olarak Rusya Sovyet Federalist Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC)’ne
bağlanmış, 1954’te SSCB lideri Hruşyov’un bir hediyesi olarak Ukrayna’ya katılmıştır.[6]


SSCB döneminde Kırım ile ilgili önemli bir gelişme de İkinci Dünya
Savaşı esnasında, SSCB lideri Stalin’in emriyle Kırım Tatar Türklerinin
yarımadadan sürülmesidir. Kırım’ın Alman işgalinden kurtulmasının ardından
18.05.1944’te başlayan, üç gün süren ve Almanlarla işbirliği yapma gerekçesine
dayanan bu uygulama neticesinde Kırım’daki Türk varlığı zorunlu göçe tâbi
tutulmuş ve Kırım Tatar Türklerinin yerine, ağırlıklı olarak Ruslar olmak üzere
muhtelif Slav toplulukları iskân edilmiştir. Yarımadanın demografik yapısını
kökten değiştiren bu uygulama, Soğuk Savaş döneminde kısmen geri alınsa da
Kırım Tatar Türkleri, SSCB’nin dağılmasıyla birlikte oldukça zor şartlar
altında Kırım’a geri dönmüştür. Buna rağmen, Kırım’a geri dön(e)meyen yerli
Türklerin sayısı oldukça fazladır. Sürgün edilip Kırım’a geri dönemeyen yerli
Türklerin sayısı, Kırım’a geri dönen yerli Türklerin nüfusuna eş değer bir
orandadır.[7] Dolayısıyla Kırım’ın günümüzdeki
demografik yapısı, Rus Çarlığı döneminden başlayan değişik uygulamalar ve
1944’teki sürgün sebebiyle tarihî gerçeklerle uyumlu olmayan, yapay bir durum
arz etmektedir. Kırım Tatar Türklerinin nüfusu şu anda yaklaşık 250.000’dir ve
bu sayı, Kırım nüfusunun % 12’sine tekabül etmektedir.[8]
  


SSCB’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını ilân eden
cumhuriyetlerden biri de Ukrayna’dır. Bağımsız bir devlet statüsüne kavuşan
Ukrayna sınırları içinde Kırım da yer almıştır. Bu makalede, SSCB sonrası
dönemde Ukrayna’nın içinde yer alan Kırım’ın ve Kırım Tatar Türklerinin statüsü
ele alınacaktır. Ukrayna Anayasası, Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası ve yine
Ukrayna iç hukukunun bir parçası olan Ulusal Azınlıklar Yasası temelinde yapılacak
bu inceleme, güncel gelişmelere ışık tutması bakımından önem taşımaktadır.
Bilindiği üzere, son günlerde yaşanan hızlı gelişmeler neticesinde Kırım
yarımadası, RF tarafından ilhak edilmiştir. Bu ilhak sürecinde bazı parlamento
kararları ortaya çıkmıştır. Ukrayna Anayasası ve uluslararası hukuk açısından
irdelenmeye muhtaç olan bu kararlar da bu çalışma çerçevesinde değerlendirmeye
tâbi tutulacaktır. Öte yandan şu anda fiilen Rusya’nın egemenliği altında olan
Kırım’ın ve Kırım Tatar Türklerinin statüleriyle ilgili olarak RF yetkili
organlarının aldığı kararlar ve yaptığı uygulamalar, çalışmanın konusu dışında
tutulmuştur.    


1. SSCB SONRASI KIRIM’IN STATÜSÜ


1.1. Ukrayna Anayasası’na Göre
Kırım’ın Statüsü


Çalışmamızın giriş kısmında da ifade edildiği üzere SSCB’nin
dağılması ve Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan etmesi üzerine Kırım, Ukrayna
toprakları içinde kalmıştır. Ukrayna Anayasası’na[9]
göre Kırım, özerk bir cumhuriyet statüsündedir.[10]
Ukrayna Anayasası’nın “Kırım Özerk Cumhuriyeti” başlıklı X. Bölümü’nde bu
statünün çerçevesi çizilmiştir. 134. maddeden başlayıp 139. maddeyi de içine
alan bu bölüm ve Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin zikredildiği diğer ilişkili
maddeler, aşağıda incelenecektir.


1.1.1. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
Ukrayna Toprak Yapısı İçindeki Yeri


Kırım Özerk Cumhuriyeti, “Ukrayna’nın Toprak Yapısı” başlıklı IX.
Bölüm’de açıkça zikredilmiştir. İki maddeden oluşan bu bölümün ilk maddesi olan
Ukrayna Anayasası’nın 132. maddesinde, Ukrayna’nın toprak yapısının Ukrayna
devlet topraklarının birliğine ve bölünmezliğine dayandığı belirtilmiştir.
Ayrıca bu maddede bölgelerin kendi tarihî, ekonomik, ekolojik, coğrafî ve
demografik özellikleri ile etnik ve kültürel geleneklerinin dikkate alındığı
ifade edilmiş ve dengeli sosyo-ekonomik gelişme ilkelerine dayanıldığına vurgu
yapılmıştır. Bu maddenin devamı niteliğindeki 133. maddede, Ukrayna’nın idarî
ve toprak yapısının Kırım Özerk Cumhuriyeti’nden, bölgelerden, şehirlerden,
şehir bölgelerinden, yerleşim merkezlerinden ve köylerden oluştuğu
belirtilmiştir. İlk fıkradaki bu yapısal sınıflandırmanın ardından 133.
maddenin ikinci fıkrasında, bahsi geçen sınıflandırma somutlaştırılmıştır.
Sayma yoluyla belirtilen bu yapıda, ilk zikredilen birim Kırım Özerk
Cumhuriyeti’dir.[11]


IX. Bölüm’deki bu yapılanmanın ilk izlerine, “Kırım Özerk
Cumhuriyeti” başlıklı X. Bölüm’ün ilk maddesinde rastlanmaktadır. X. Bölüm’ün
ilk maddesi olan 134. maddede, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin Ukrayna’nın ayrılmaz
bir parçası olduğu belirtilmiştir. Maddede ayrıca Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
Ukrayna Anayasası ile belirlenmiş sınırlar dâhilinde, yetkisi içerisinde kalan
konularda karar verebileceği ifade edilmiştir.


IX. Bölüm’deki maddeler ile 134. maddeye bakıldığında, Ukrayna
topraklarının birliği ve bölünmezliği vurgusu dikkat çekmektedir. Ayrıca
Ukrayna sınırları içinde yaşayan vatandaşlar arasındaki farklılıkların göz ardı
edilmediğinin belirtilmesi, Ukrayna’nın türdeş (homojen) olmayan yapısının
anayasal güvenceye sahip olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. 132. maddede
yapılan bu tespitlerin ardından 133. maddede idarî yapılanmanın çerçevesi
çizilmiş ve bu yapı, somutlaştırılmıştır. Sayma yoluyla tek tek belirtilen
illerin dışında açıkça zikredilen ilk birim, Kırım Özerk Cumhuriyeti’dir.
Maddeye genel olarak bakıldığında Ukrayna’nın toprak yapısının Kırım Özerk
Cumhuriyeti ve diğer idarî birimlerden oluştuğu sonucu çıkmaktadır. Bu da Kırım
Özerk Cumhuriyeti’ni ayrıcalıklı kılan bir durumdur. Öte yandan 134. madde ise
132. ve 133. maddelerin Kırım Özerk Cumhuriyeti açısından yarattığı sonucun bir
eseridir. Tanınan bu ayrıcalık karşılığında, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin de
Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekilmiş ve anayasal
çerçeveyle belirlenmiş konularda sınırlı bir karar verme yetkisine sahip olduğu
ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden çıkan netice, Ukrayna Devleti’nin Kırım
Özerk Cumhuriyeti’ne, çerçevesi Ukrayna Anayasası’nda belirlenmiş olan bölgesel
bir özerklik tanımış olmasıdır.


1.1.2. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
Organları


1.1.2.1. Yasama Organı


Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin yasama organı, Ukrayna Anayasası’nın
135. ve 136. maddelerinde belirtilmiştir. Bu maddelere göre Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nin yasama organı, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’dir. 136.
madde uyarınca bu organ aynı zamanda, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin temsil
kurumudur.


Ukrayna Anayasası’nın 135. maddenin 2. fıkrasına göre Kırım Özerk
Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin normatif yasal tasarrufları, Ukrayna
Anayasası’na ve yasalarına aykırı olamaz. Ayrıca bu yasal tasarruflar, Ukrayna
Anayasası ve yasaları dışında Ukrayna Cumhurbaşkanı ve Ukrayna Bakanlar Kurulu
kararlarıyla da uyumlu olmak zorundadır.


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin oluşumu ise 136.
maddede belirtilmiştir. Maddeye göre Yüksek Meclis üyeleri, eşit ve gizli oyla
yapılan seçimle belirlenir. Seçimler, tek derecelidir. Seçilen
milletvekillerinin görev süresi ise beş (5) yıldır. Bununla birlikte, Yüksek
Meclis’in feshi hâlinde, milletvekillerinin görevi de kendiliğinden son bulur.
Beş yılda bir düzenli olarak yapılan seçim, Ekim ayının son Pazar günü
gerçekleştirilir.


Ukrayna Anayasası’nda Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin yasama organı
olarak belirtilen Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin yetkileri, oluşumu
ve işleyişi 136. maddenin 5. fıkrasına göre Ukrayna Anayasası ve yasaları ile
yetkisi dâhilindeki konularla ilgili olarak Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek
Meclisi tarafından belirlenir. Sınırlı bir yetkiye sahip olan bu organ, 135.
maddenin 2. fıkrasına göre yine aynı zamanda Ukrayna Cumhurbaşkanı ve Bakanlar
Kurulu kararlarına yani Ukrayna merkezî hükümeti yürütme organlarına da aykırı
hareket etmemekle yükümlüdür.


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi ile ilgili bir diğer önemli
husus ise bu organın Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni temsil eden kurum
olmasıdır. Bu durumda, aşağıda ele alınacak olan Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
yürütme organına ve bu organı temsil eden makama Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni
herhangi bir şekilde temsil görevi verilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla
Yüksek Meclis, Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni temsil tekeline sahiptir.


1.1.2.2. Yürütme ve Yargı
Organları


Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin yürütme organı, Ukrayna Anayasası’nın
136. maddesinde belirtilmiştir. Bu maddenin 4. fıkrasına göre yürütme organı,
Kırım Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi’dir. Bakanlar Konseyi’nin başkanı,
Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın onayı alınarak Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi
tarafından tayin edilir ve yine aynı şekilde görevden alınır.  


Ukrayna Anayasası’nın 136. maddesinin 5. fıkrasına göre Kırım
Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi’nin yetkileri, oluşumu ve işleyişi, Kırım
Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi gibi Ukrayna Anayasası ve yasaları ile yetkisi
dâhilindeki konularla ilgili olarak Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi
tarafından belirlenir. Bunun dışında Bakanlar Konseyi, 135. maddenin 2. fıkrası
uyarınca Ukrayna merkezî hükümeti yürütme organlarını oluşturan Ukrayna
Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Konseyi kararlarına da aykırı hareket etmemekle
yükümlüdür.


Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin ayrıca belirlenmiş yargı organları
bulunmamaktadır. Ukrayna Anayasası’nın 136. maddesinin 6. fıkrasına göre adlî
meseleler, Ukrayna mahkemeleri birleşik sistemi tarafından yürütülür. 


1.1.3. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
Yetkileri



Kırım Özerk Cumhuriyeti’ne tanınan yetkiler, 138. maddede
düzenlenmiştir. Maddede on bent hâlinde belirtilen hususlar şu şekildedir:


– Kırım Özerk
Cumhuriyeti Yüksek Meclisi milletvekili seçimlerini düzenlemek, oluşturulan
seçim komisyonunu onaylamak,


– Yerel referandumları
düzenlemek ve gerçekleştirmek,


– Kırım Özerk
Cumhuriyeti’ne ait mülkleri idare etmek,


– Ukrayna’nın merkezî
vergi ve bütçe politikası çerçevesinde Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin bütçesini
hazırlamak, onaylamak ve uygulamak,


– Sosyo-ekonomik ve
kültürel gelişim, doğanın akılcı (rasyonel) kullanımı ve ulusal programlara
uygun olarak çevrenin korunması amacıyla Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
programlarını hazırlamak, onaylamak ve hayata geçirmek,


– Tatil mekânlarını
belirlemek ve tatil yerlerinin sıhhî koruması için bölgeler oluşturmak,


– Vatandaşların hakları
ve özgürlükleri ile ulusal uyumun korunmasına, yasal düzeni ve kamu güvenliğini
korumayı teşvik etmeye katılmak,


– Kırım Özerk
Cumhuriyeti’ndeki resmî dil ile ulusal dillerin ve kültürlerin kullanılmasını
ve gelişmesini sağlamak, tarihî anıtları kullanmak ve korumak,


– Sınırdışı edilen
kişilerin dönüşü amacıyla devlet programlarının geliştirilmesine ve gerçekleştirilmesine
katılmak,


– Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nde veya belirli bölgelerinde acil bir durum ve ekolojik bir acil
durum bölgesi kurulması girişiminde bulunmak.


Yukarıda bahsedilen konular dışında, Ukrayna Anayasası’nın 138.
maddesinin son bendine göre Kırım Özerk Cumhuriyeti’ne, Ukrayna yasaları
tarafından başka yetkiler de verilebilir.


Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin yetki kullanabileceği normatif konular
da Ukrayna Anayasası’nda sayma yoluyla belirtilmiştir. Ukrayna Anayasası’nın
137. maddesine göre Kırım Özerk Cumhuriyeti, tarım ve ormancılık; toprak ıslahı
ve madencilik; kamu işleri, el sanatları ve ticaret; hayır işleri; şehir inşası
ve mesken idaresi; turizm, otelcilik ve fuarcılık; müzeler, kütüphaneler,
tiyatrolar, diğer kültürel kuruluşlar, tarihî ve kültürel yapıtlar; kamu
taşımacılığı, yollar ve su kaynakları; avcılık ve balıkçılık ile sağlık ve
hastane hizmetleri konularında yasal düzenlemeler yapabilir. Aynı maddenin son
fıkrasına göre Ukrayna Cumhurbaşkanı, bu konulardaki düzenlemelerin Ukrayna Anayasası’na
ve yasalarına aykırı olması gerekçesine dayanarak Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
söz konusu düzenlemelerini askıya alabilir. Ancak Ukrayna Cumhurbaşkanı, eş
zamanlı olarak bu düzenlemelerin anayasaya aykırılığı iddiasıyla Ukrayna
Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak zorundadır.   


1.2. Kırım Özerk Cumhuriyeti
Anayasası’na Göre Kırım’ın Statüsü


Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası[12],
21.10.1998 tarihinde Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nde kabul edilmiş
ve Ukrayna Yüksek Meclisi’nin 350-XIV sayılı ve 23.12.1998 tarihli kanunuyla
onaylanmıştır. Buna göre Kırım’ın statüsü, Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası
uyarınca aşağıdaki gibidir.


1.2.1. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
İdarî Statüsü ve Sınırları


Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın 1. maddesinin 1. bendine
göre Kırım Özerk Cumhuriyeti, Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Ukrayna
Anayasası’na ve yasalarına dayanarak yetkilerini kullanır. Aynı maddenin 2.
bendine göre Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin ve Kırım Özerk
Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi’nin yetkileri, oluşumu ve çalışma usulü Ukrayna
Anayasası ve yasaları çerçevesinde belirlenir.


Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin sınırları, Kırım Özerk Cumhuriyeti
Anayasası’nın 7. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 1. bendine göre 20.01.1991
tarihinde mevcut olan ve Ukrayna Anayasası ile sınırların belirlenmesine
ilişkin yasa aracılığıyla kabul edilmiş sınırlar esas alınmıştır. Bu sınırların
değiştirilmesi ise maddenin 2. bendi aracılığıyla mümkün kılınmıştır. 7.
maddenin 2. bendine göre Ukrayna Anayasası hükümleri çerçevesinde Kırım Özerk
Cumhuriyeti vatandaşlarının katılacağı bir referandum ve Kırım Özerk
Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin alacağı karar yoluyla sınırlarda değişikliğe
gidilebilir.    


Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın idarî statüsüyle ilgili olan
1. maddedeki ifadeler, Ukrayna Anayasası’nın daha önce ele aldığımız
hükümlerinin tekrarlanmış hâlidir. Her iki metinde de vurgulandığı üzere Kırım
Özerk Cumhuriyeti, Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu bağlamda Ukrayna
toprakları, bölünmez bir bütün olarak kabul edilmiş ve toprak bütünlüğünün
bozulması engellenmiştir. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin sınırları için ise aynı
hükme varmak mümkün değildir zira Kırım Özerk Cumhuriyeti vatandaşlarının
katılacağı referandum ve Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin alacağı
karar yoluyla sınırların değiştirilebilmesinin önü açıktır. Ancak bu
değişikliğin hayata geçirilmesi, Ukrayna Anayasası çerçevesinde mümkündür ki bu
da Kırım Özerk Cumhuriyeti sınırlarında yapılmak istenen değişikliğin merkezî
idarenin onayına bağlı olduğu anlamına gelmektedir.  
       


1.2.2. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
Organları


Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın 1. Bölümü’nde, Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nin organları belirtilmiştir. Bu bölümün 1. maddesinde Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nin yasama ve yürütme organları belirlenmiştir. Maddenin 3. bendine
göre Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin yasama organı, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek
Meclisi’dir. Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni temsil yetkine haiz olan Kırım Özerk
Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin aynı zamanda denetim görevi de bulunmaktadır.


Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin yürütme organı, Kırım Özerk
Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi’dir. Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın 1.
maddesinin 3. bendine göre yürütmeye ait yetkiler bu organda toplanmıştır.
Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde yargı organı ise Kırım Özerk Cumhuriyeti
Anayasası’nın 39. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nde adlî meseleler, Ukrayna Anayasası ve yasaları temelinde ve bu
düzenlemelere bağlı bir şekilde yürütülür. Ayrı bir yargı organı yapılanmasına
gidilmemiştir.


Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın 1. maddesinin 4. bendine
göre yasama ve yürütme organı olarak belirlenen Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek
Meclisi ve Kırım Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi, kuvvetler ayrılığı
ilkesine göre faaliyet gösterirler. Kırım Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi,
Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin denetimindedir ve yine bu organa
karşı sorumludur. Aşağıda, bu organlar incelenmiştir.    


1.2.2.1. Yasama Organı


 Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nda 21. madde ile 41.
madde arasındaki hükümleri ihtiva eden ve Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
organlarının görevlerini ve yetkilerini düzenleyen 3. Bölüm’de ele alınan ilk
organ, yasama organıdır. Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın 3. Bölümü’nün
ilk maddesi olan 21. maddeye göre Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni temsil yetkisine
haiz olan Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi, 22. madde uyarınca yüz (100)
üyeden oluşur. Beş (5) yıllık bir süre için seçilen bu milletvekilleri tek
dereceli bir seçim sonucunda görev alırlar. Eski parlamentonun yetkileri,
seçilen yeni üyelerin ilk oturumu gerçekleştirmesiyle sona erer. Bunun dışında,
Ukrayna Anayasası’nda yer alan şartların oluşması hâlinde Ukrayna Yüksek
Meclisi tarafından da Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin yetkilerine
son verilebilir.


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi üyesi olmanın şartları, 23.
maddede düzenlenmiştir. Buna göre Ukrayna’daki milletlerin mensuplarından
herhangi biri, oy hakkına sahip olmak, 18 yaşını doldurmuş olmak ve son 5
yıldır Ukrayna sınırları içinde yerleşik olmak koşullarıyla Kırım Özerk
Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nde milletvekili seçilebilir. Maddede getirilmiş bir
başka kısıtlama ise kasten cürüm işlemekle ilgilidir. Kasten cürüm işleyip de
ilgili yasadaki şartlar uyarınca cezası kaldırılmamış veya sicil kaydından
düşülmemiş kişilere seçilme hakkı tanınmamıştır.    


1.2.2.2. Yürütme Organı


Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın 3. Bölümü’nde ele alınan
ikinci organ, yürütme organı olan Kırım Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi’dir.
35. maddenin 1. ve 2. bentlerine göre yürütme yetkilerine sahip olan Bakanlar
Konseyi, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi tarafından oluşturulur. Kırım
Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin görev süresine paralel olarak kurulan
Bakanlar Konseyi, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’ne karşı sorumludur.
Ayrıca 35. maddenin 3. bendi uyarınca Bakanlar Konseyi, Ukrayna Anayasası’nda
ve yasalarında belirtildiği ölçüde, yürütme erkine sahiptir.


1.2.2.3. Yargı Organları


Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin yargı organları, 3. Bölüm’de 39.-41.
maddeler arasında düzenlenmiştir. 39. maddenin 1. fıkrasına göre Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nde adlî meseleler, Ukrayna Anayasası ve yasaları temelinde ele
alınmaktadır. Maddenin 2. fıkrasında Ukrayna mahkemelerinin Kırım Özerk
Cumhuriyeti Anayasası’nın, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin ve Kırım
Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi’nin ilgili hükümlerini uygulayacakları belirtilmiştir.


Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası’nın 40. maddesi, Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nde bulunan mahkemelerle ilgili bir hükmü ihtiva etmektedir.
Maddeye göre Kırım Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde görev yapan mahkemeler,
Ukrayna’nın birleşik adlî sistemi içinde yer alırlar. Bu maddeyle bağlantılı
olarak 41. maddede de Kamu Savcılık makamı düzenlenmiştir. Kırım Özerk
Cumhuriyeti Kamu Savcılık makamı ve organlarının kurum yapısı ve faaliyetleri,
Ukrayna Anayasası ve yasaları tarafından belirlenecektir.


2. SSCB SONRASI KIRIM TATAR
TÜRKLERİNİN STATÜSÜ


Soğuk Savaş sonrasında bağımsızlığını ilân eden Ukrayna devleti
sınırları içinde, Ukrayna vatandaşı olarak yaşayan Kırım Tatar Türklerinin
statüsü iki döneme ayrılmaktadır. Kırım Tatar Türkleri, 20.03.2014 tarihine
kadar Ukrayna iç hukuku çerçevesinde azınlık statüsüne sahip bir topluluktur.
20.03.2014 tarihinde ise Ukrayna’nın yasama organı olan Ukrayna Yüksek Meclisi,
aldığı bir kararla Kırım Tatar Türklerini yerli halk olarak tanımıştır. Bu
karar, RF’nin Kırım’ı ele geçirmesinden sonra alınmış bir karar olması
münasebetiyle dikkat çekicidir. Aşağıda, Kırım Tatar Türklerinin bahsettiğimiz
statüleri değerlendirilecektir.


2.1. Azınlık Statüsü


2.1.1. Uluslararası Hukukta
Azınlıklar


Bilindiği üzere uluslararası hukuka göre azınlık kavramının
tanımıyla ilgili genel bir mutabakat yoktur. Uluslararası belgelerde[13]
herhangi bir tanımlamaya gidilmemesi, konunun hassas olmasından ve siyasî bir
yöne sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Öte yandan devletler de bağlayıcı bir
tanım yapmaktan çekinmişler, siyasî zeminde ayrılıkçı taleplerle karşılaşmamak
için çekingen davranmışlardır. Bu sebeple kollektif haklardan ziyade, şahsî
haklar çerçevesinde bir yaklaşıma sahip olmuşlardır. Devletlerin bu konudaki en
önemli hassasiyeti, azınlık kavramıyla kendi kaderini tayin hakkı (self
determinasyon) arasında bariz bir ayrıma gitmek olmuştur.[14]
Özellikle ulus devlet niteliğindeki devletler açısından azınlıklar, bir
istikrarsızlık unsuru olarak görülmektedirler. Bu sebeple devletin temel
niteliklerini zedeleyerek ulus devletleri zayıflattığı düşünülen azınlıklarla
ilgili olumsuz algı, çekingenliğin bir başka sebebini teşkil etmektedir.[15] 
 


Azınlık kavramının tanımıyla ilgili belirsizlikle birlikte yapılan
tanımlar içinde bugüne kadar en çok öne çıkanı, İtalyan uzman Francesco
Capotorti’ye aittir. Birleşmiş Milletler (BM) Azınlıkların Korunması ve Ayrımcılığın
Önlenmesi Alt Komisyonu raportörü olan Capotorti’nin yaptığı tanıma göre
azınlık, sayı itibarıyla bir devletin nüfusunun geri kalanından az ve yine
nüfusun geri kalanından etnisite, din veya dil açısından farklı özelliklere
sahip olan; zımnen de olsa bu özelliklerini korumaya dönük bir dayanışma
duygusu sergileyen ve egemen konumda bulunmayan bir gruptur. Capotorti’nin
tanımı nesnel ve öznel olmak üzere iki ana kıstasa ve beş alt kıstasa
dayanmaktadır. Nesnel kıstaslar, nüfusun geri kalanına göre etnisite, din ve
dil açısından farklı bir grubun varlığı; bahsi geçen bu grubun sayıca az
olması; söz konusu farklı grubun egemen bir durumda olmaması ve grup üyelerinin
ilgili devletin vatandaşı olmasıdır. Öznel kıstas ise grup üyelerinin
farklılıklarını koruma arzusudur.[16]


Azınlık kavramın içeriği, yukarıda belirtilen tereddütler
sebebiyle her devletin kendi iradesi doğrultusunda oluşturulmaktadır. Genel
olarak devletler, taraf oldukları antlaşmalarda veya kendi iç hukuk
düzenlemelerinde kavramın çerçevesini kendileri belirlemektedir.[17]
Bu değerlendirmeler çerçevesinde, Ukrayna da sınırları içinde yaşayan
azınlıkların tespitini, kendi iç hukuk düzenlemeleriyle gerçekleştirmiştir.
Ukrayna’da yaşayan azınlıkların statüleri, Ukrayna iç hukuku çerçevesinde iki
temel belgeyle düzenlenmiştir[18]. Bunlardan ilki Ukrayna Anayasası,
diğeri ise Ulusal Azınlıklar Yasası’dır. Buna göre Ukrayna’da yaşayan azınlıkların
statüsü ve Kırım Tatar Türklerinin durumu, aşağıdaki gibidir. 


2.1.1.1. Ukrayna Anayasası
Çerçevesinde Azınlıklar ve Kırım Tatar Türklerinin Durumu


Ukrayna Anayasası’nda azınlıklarla ilgili doğrudan düzenlemeler
10., 11., 53., 92. ve 119. maddelerde yer almaktadır. Söz konusu maddelerde
“ulusal azınlık” tabiri kullanılmış ancak bu tabirin içeriği açıklanmamıştır.
Ulusal azınlık kavramının açıklığa kavuşturulmamasının uluslararası hukukta bu
kavramın tam olarak tanımlanmamasından kaynaklandığı düşünülebilir.[19]


Ukrayna Anayasası’nda ulusal azınlık kavramının doğrudan
kullanıldığı ilk madde olan 10. maddenin 2. fıkrasında, Rusça’dan ve diğer
ulusal azınlıkların dillerinden bahsedilmiş ve bu dillerin özgür bir biçimde
gelişmesinin, kullanılmasının ve korunmasının güvence altında olduğu ifade
edilmiştir. Maddede ulusal azınlık dilleri, Rusça hariç olmak üzere, sayma
yoluyla belirtilmemiştir.[20] Bunun sebebi, 10. maddenin ilk fıkrasından
anlaşılmaktadır. Maddenin ilk fıkrasına bakıldığında, Ukrayna’nın resmî dilinin
Ukrayna dili olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, resmî dil dışındaki diğer
dillerin ulusal azınlık dili olduğu ve dolayısıyla Ukrayna dili dışında bir dil
konuşan toplulukların da ulusal azınlık olarak kabul edildiği görülmektedir.
Dolayısıyla Kırım Tatar Türkleri, Ukrayna Anayasası’nın 10. maddesine göre
ulusal azınlık statüsüne sahip olmaktadır. Uygulamada da Ukrayna’nın resmî
makamları, Kırım Tatar Türklerini ulusal azınlık olarak kabul etmektedir.[21]
 


10. maddeyle dil üzerinden yapılan tasnif ve getirilen örtülü
ulusal azınlık tarifi, 11. maddede ulusal azınlıklarla ilgili koruma
hükümleriyle devam etmektedir. Ukrayna Anayasası’nın 11. maddesinde ulusal
azınlıkların etnisiteye, kültüre, dile ve dine ait kimliğinin gelişmesini
teşvik edeceği belirtilmektedir. Maddeye bakıldığında ulusal azınlık tabirinin
tekrarlandığı ve azınlıkların sahip olduğu kimliklerin gelişmesi yönünde Ukrayna
devletinin çaba sarf edeceğinin ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda,
Kırım Tatar Türklerinin kimliğinin korunması ve geliştirilmesi yönünde, Ukrayna
resmî makamlarının yükümlülüğü bulunmaktadır.[22]


Ukrayna Anayasası’nın 53. maddesi, Ukrayna’daki ulusal
azınlıkların eğitim hakkını düzenlemektedir. Maddenin 5. fıkrasına göre ulusal
azınlık mensubu vatandaşların kendi dillerinde eğitim alma ve kendi dillerini
öğrenme hakkına güvence verilmiştir. Eğitim ve dil öğrenme hakkının devlete ve
halka ait okullarda gerçekleşebileceğinin ifade edildiği maddede, ulusal kültür
toplulukları aracılığıyla da bu hakların kullanılabilmesine imkân tanınmıştır.
Dolayısıyla ulusal azınlık statüsüne tâbi olan Kırım Tatar Türklerinin de bu
haklara verilen güvenceden yararlanması gerektiği açıktır.[23]


Ukrayna Anayasası’nda azınlıkların doğrudan zikredildiği bir diğer
madde, 92. maddedir. Madde genel olarak münhasıran yasayla düzenlenmesi gereken
konuları belirtmektedir. 92. maddenin 3. bendine göre ulusal azınlıkların
hakları da yasal düzenleme icap ettiren hususlardan biridir. Nitekim aşağıda
ele alınacak olan “Ulusal Azınlıklar Yasası”, Ukrayna Anayasası’nın bu amir
hükmünün bir sonucudur ve Kırım Tatar Türkleri de bu yasaya tâbidirler.


Ukrayna Anayasası’nda azınlıklarla ilgili son düzenleme, 119.
maddedir. Bu madde, Ukrayna’daki yerel makamların yükümlülüklerini
düzenlemektedir. Maddenin 3. bendinde, yerel makamların sosyo-ekonomik ve
kültürel gelişmeyi sağlamak amacıyla ulusal ve bölgesel programlar ile çevreyle
ilgili programları uygulayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda ulusal azınlıkların
meskûn olduğu yerlerde de yerel idarelere, ulusal azınlıkların millî ve
kültürel kimliğini geliştirmeye yönelik programları uygulamaya geçirme
yükümlülüğü getirilmiştir. Dolayısıyla Ukrayna’daki yerel makamların Kırım
Tatar Türklerinin millî kimliğini koruma ve kültürel gelişimini sağlamaya
yönelik programları uygulama yükümlülüğü söz konusudur.   
 


2.1.1.2. Ulusal Azınlıklar Yasası
Açısından Azınlıklar ve Kırım Tatar Türkleri


Ukrayna Anayasası dışında azınlıklarla ilgili ikinci temel
düzenleme, “Ulusal Azınlıklar Yasası”dır.[24]
Bu yasanın dayanağı, yukarıda da bahsedildiği üzere Ukrayna Anayasası’nın 92.
maddesidir. Bu maddenin 3. bendine göre ulusal azınlıkların hakları, yasal
düzenleme yapılması gereken konulardan biridir. Bu amir hükmün sonucunda Ulusal
Azınlıklar Yasası hazırlanmış ve yürürlüğe girmiştir. 25.06.1992 tarihli Ulusal
Azınlıklar Yasası, Ukrayna iç hukukunda ulusal azınlık kavramının tarif
edildiği ilk düzenleme özelliğini taşımaktadır[25].
 


Ulusal Azınlıklar Yasası’nın 1. maddesinin 1. fıkrasında
Ukrayna’nın hiçbir ayrım gözetmeksizin kendi vatandaşlarının siyasî, sosyal,
ekonomik ve kültürel haklarını ve özgürlüklerini güvence altına aldığı ifade
edilmiştir. Maddenin 3. fıkrasında ise 1. fıkradan hareketle ulusal azınlıklara
mensup bireylerin haklarının evrensel olarak tanınan insan hakları temeline
dayandığı belirtilmiştir.


Ulusal Azınlıklar Yasası’nda azınlık statüsünün hangi Ukrayna
vatandaşlarına ait olduğu, 3. maddeyle düzenlenmiştir. Ukrayna Anayasası’nın
aksine yasanın 3. maddesinde, azınlık kapsamına giren gruplar tarif edilmiştir.
Buna göre azınlıklar, Ukrayna vatandaşı olan ancak Ukrayn milletine mensup
olmayan kimselerdir. Batı Avrupa’daki devletlerin geleneksel bakış açısını
yansıtan bir anlayışın neticesi olan bu yasaya göre hâkim bir Ukrayn milleti
bulunmakta ve Ukrayna devleti, ulusal azınlık kabul ettiği bakiye nüfusun
haklarına güvence getirmektedir.[26] 3. maddedeki tanımlamayı değerlendiren
Yevtoukh, bu tanımı yeterli bulmamakta ve ulusal azınlık tabiri için gerekli
olan bütün kıstasları bünyesinde barındırmadığını ileri sürmektedir.[27]
Belitser ise bu tanımın diğer devletlerin düzenlemelerine göre daha kapsamlı
olduğunu; “Ukrayn olmama” esasına dayanan bu tanımda, Ukrayna’da yaşama
süresinin dikkate alınmaması sebebiyle bütün grupların ulusal azınlık kabul
edildiğini ifade etmektedir.[28]  


Ulusal Azınlıklar Yasası’nın 3. maddesindeki tanım esas
alındığında, yasanın ulusal azınlıkları sayma yoluyla belirtmeyi tercih
etmediği ve etnik olarak Ukrayn olmayan grupları, azınlık statüsü kapsamına
aldığı görülmektedir. Nitekim uygulamada da Ukrayna’daki diğer bütün etnik
gruplar ulusal azınlık olarak kabul edilmektedir.[29]
Bu durumda Kırım Tatar Türkleri, yasanın yaptığı nitelendirme kapsamına
girdikleri için ulusal azınlık statüsü içinde değerlendirilmektedir. Belitser
ve Shevel, ulusal azınlık olarak kabul edilen Kırım Tatar Türklerinin
Ukrayna’daki diğer azınlıklardan farklı olarak Kırım dışında bir anavatanı
olmadığına dikkat çekerek yasanın bu durumu dikkate almaması sebebiyle Kırım
Tatar Türklerinin diğer ulusal azınlıklara göre herhangi bir ayrıcalığa sahip
olmadığını ifade etmektedir.[30]  


Ukrayna Anayasası’nda belirtilmiş ve güvence altına alınmış ulusal
azınlıkların hakları, Ulusal Azınlıklar Yasası’nda ayrı ayrı düzenlenmiştir. 6.
maddeyle ulusal azınlıkların millî-kültürel haklarının güvence altında olduğu
ifade edilmiş ve ana dilini öğrenme ve kullanma; millî günlerini kutlama; millî
sembollerini kullanma; dinlerini yaşama; edebiyat, sanat ve kitle iletişim
alanlarında gerekli ihtiyaçlarını karşılama; millî-kültürel ve eğitim amaçlı
kurumlar kurma gibi haklara sahip oldukları belirtilmiştir. Ayrıca bu kanuna
aykırı olmayan herhangi bir etkinliğin de serbest olduğu ilave edilmiştir. Bu
bağlamda, Ulusal Azınlıklar Yasası’nın 7. maddesinden başlayan ve devam eden maddelerde,
Ukrayna Anayasası’nın çizdiği çerçeve ve verdiği güvence kapsamındaki haklarla
ilgili düzenlemeler mevcuttur.  Dolayısıyla 6. maddede ve devamında
yapılan düzenlemeler, Kırım Tatar Türklerinin bir ulusal azınlık olarak sahip
olduğu ve kullanabileceği hakları göstermektedir.


Ulusal Azınlıklar Yasası, ulusal azınlıkların haklarını yalnızca
Ukrayna iç hukukuyla güvence altına almamıştır. Yukarıda belirtilen 1. maddenin
3. fıkrası dışında, 4. maddede Ukrayna’nın imzaladığı uluslararası
antlaşmaların da ulusal azınlıkların hakları ve özgürlükleri açısından Ukrayna
devletini bağladığı ifade edilmiştir. Ayrıca 17. maddede, ulusal azınlıkların
haklarını ve çıkarlarını korumaya ve geliştirmeye yönelik olarak ikili ve çok
taraflı anlaşmalar yoluyla uluslararası işbirliğinin destekleneceği
belirtilmiştir. Bunun dışında 19. maddeyle Ukrayna devleti, başka bir taahhütte
bulunmaktadır. 19. maddeye göre Ukrayna’nın ulusal azınlıklarla ilgili olarak
yaptığı uluslararası anlaşmadaki düzenlemeler, Ukrayna iç hukukunda yer
almıyorsa uluslararası anlaşmadaki düzenlemeler geçerli ve öncelikli olacaktır.
Bu durumda, Ukrayna’nın ulusal azınlıklarla ilgili yaptığı ve kendi iç hukukuna
göre daha ileri düzenlemeler içeren uluslararası anlaşmalar, doğrudan doğruya
geçerli olacak ve öncelik kazanacaktır ki bu çerçevede Kırım Tatar Türkleri de
Ukrayna’nın imza attığı uluslararası belgelerde düzenlenmiş daha kapsamlı
haklardan yararlanabilecektir.     


2.2. Yerli Halk Statüsü


2.2.1. Uluslararası Hukukta Yerli
Halk Statüsü


Yerli halk statüsünün temelinde yerli halk tabirinin içeriği
yatmaktadır. Yerli halklar, bulundukları coğrafyada kadim dönemden veya eski
zamanlardan beri yaşayan (otokton sakinler) ve o bölgedeki devleti idare eden
gruplardan etnisite ve kültür açısından farklı özelliklere sahip gruplardır.
Ayrıca yerli halkların bir başka özelliği de ilgili coğrafyadaki hâkim kültüre
uyum sağlamakta zorlanmalarıdır.[31]
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında ise “yerli halk” statüsü, azınlık
kavramında olduğu üzere uzlaşılmış bir tanıma sahip değildir. Yerli halk
kavramı, açık ve kesin bir şekilde belirlenememiştir. Bu sebeple dar ve geniş
bir şekilde meseleyi açıklamaya yönelik tanımlar, “yerlilik şemsiyesi”ni tam
olarak tespit edememekte; tarafları tatmin edememektedir.[32]


Uluslararası uygulamaya bakıldığında, önemli bir kavram olarak
kabul edilen yerli halkların tanımlanmasıyla ilgili genel bir uluslararası
düzenleme de bulunmamaktadır. Bununla birlikte konuyu değerlendirme bakımından
iki değişik yaklaşım söz konusudur. Bunlardan ilki, pozitivist bakış açısıdır.
Pozitivist bakış açısına göre hukukî bir kategori olarak yerli halk kavramı,
kesin bir tanımlamaya ihtiyaç göstermektedir. Bu görüş sahipleri, tanımlamadan
hareketle her örneğin daha rahat değerlendirilebileceğini ileri sürmektedirler.
İkinci tür yaklaşım sahipleri ise yapısalcılar olarak adlandırılmaktadırlar.
Yapısalcılara göre kesin çizgilerle belirlenmiş tanımlamadan ziyade sürekli bir
statünün belirlenmesi daha uygundur. Uluslararası toplum tarafından kabul
görecek bu yaklaşımla birlikte somut örnekler üzerinden meselenin çözümü mümkün
olabilecektir. Bu iki yaklaşım karşılaştırıldığında yapısalcıların önerisinin
daha işler bir yapıya sahip olduğu düşünülebilir.[33]


Yerli halk statüsünün uluslararası hukuk açısından tanımlanmasıyla
ilgili en somut düzenleme, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 27.06.1989 tarihli
ve 169 sayılı Bağımsız Devletlerdeki Yerli Halklara ve Kabile Halklarına
İlişkin Sözleşme’dir.[34] 05.09.1991 tarihinde yürürlüğe giren bu
sözleşme, yerli halkların talepleriyle birlikte artan ilginin bir sonucu olarak
ortaya çıkmıştır.[35] Bu sözleşmenin 1. maddesinin 1/b
bendinde yapılan tanıma göre yerli halklar fetih veya sömürgeleştirme döneminde
ya da ilgili devletin sınırlarının belirlendiği zaman diliminde, söz konusu
ülkede veya coğrafî bölgede yaşayanlarla soydaş olan ve hukukî statüleri
dikkate alınmaksızın bazı ya da bütün sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasî
kurumlarını koruyan bir insan topluluğudur.      


Yerli halk kavramının tanımıyla ilgili tartışmalar bir yana
bırakılırsa gözlemlenen önemli bir husus, uluslararası hukukun yerli halkları
dikkate alıyor olmasıdır. Uluslararası hukukta, yerli halklara bir takım haklar
verilmekte; bir uluslararası hukuk aktörü olarak değerlendirilmekte ve
devletler ile diğer hukuk kişileri bazı yükümlülüklere tâbi kılınmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü ve BM
bünyesinde yapılan çalışmalar neticesinde yerli halkların bazı haklara sahip
olduğu kabul edilmektedir. Bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkan düzenlemelere
taraf olan hukuk kişileri açısından mutabakat sağlanan hususların önemli bir
kısmı bağlayıcı niteliktedir. Bağlayıcı nitelik taşımayan düzenlemeler ise
gerek iç hukuk gerekse uluslararası hukuk açısından bazı hukukî sonuçlar
doğurmakta ve böylece kavramın gelişimine yardımcı olmaktadır.[36]


Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 169 numaralı sözleşmesi, yerli
halkların hakları açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Bu
sözleşmeyle birlikte yerli halkların da diğer insanlar gibi temel haklara ve
hürriyetlere sahip olduğu teyit edilmiştir. Özel haklara sahip olmamakla
birlikte evrensel insan haklarının yerli halklar için de geçerli olduğu kabul
edilmektedir.[37] Öte yandan yerli halkların hakları
bakımından değerlendirilen bir başka husus, yerli halklarla azınlıkların
haklarının karşılaştırılmasıdır. Bulundukları devletin vatandaşları olarak
farklı kültürel özelliklere sahip ve nüfus olarak az olan, hâkim bir pozisyonda
olmayan yerli halkların en azından azınlık haklarına sahip olduğu kanaati
yaygındır. Nitekim Avrupa’daki yerli halklar, azınlık statüsünün sağladığı
haklar eliyle korunmaktadırlar. BM sistemi içinde ise yerli halklar ayrı bir
değerlendirmeye tâbi tutulmuşlar ve azınlık haklarının ötesinde, yaşam
tarzlarından ve kültürel kimliklerinden kaynaklanan daha ileri haklara sahip
oldukları yönünde bir kanaat hasıl olmuştur.[38]


BM bünyesinde yerli halkların haklarıyla ilgili en önemli
düzenleme, BM Yerli Halkların Hakları Beyannamesi’dir.[39]
BM Genel Kurulu’nda 13.09.2007 tarihinde alınan kararla kabul edilen bu
beyanname, yerli halkların haklarını ele almaktadır. Devletlere, bu hakları
koruma ve hayata geçirme yönünde yükümlülükler getiren bu beyanname, yerli
halkların kültürlerini ve kültürel haklarını korumaya yönelik hükümler de
barındırmaktadır. Beyannamede üzerinde durulan önemli bir hak da kendi kaderini
tayin hakkıdır. Yerli halkların kendi kaderini tayin hakkının olduğu ve bu hakka
bağlı olarak kendi siyasî statülerini belirleme, iç işleriyle ilgili konularda
özerklik, kendi siyasî, hukukî, iktisadî, sosyal ve kültürel kurumlarını kurma
gibi hakları bulunduğu belirtilmiştir. BM’nin beyannamedeki hakların hayata
geçmesi yönünde çaba sarf edeceğinin belirtildiği belgede, hakların
kullanılmasında cinsiyet ayrımı yapılmayacağı da ifade edilmiştir. Belgenin bir
diğer özelliği de BM tarafından kabul edilen beyannamedeki hakların asgari
standartları belirlemiş olmasıdır.


2.2.2. Kırım Tatar Türkleri ve
Yerli Halk Statüsü


Ukrayna iç hukuku açısından azınlık olarak kabul edilen Kırım
Tatar Türkleri, Ukrayna Yüksek Meclisi tarafından 20.03.2014 tarihinde yerli
halk olarak tanınmıştır[40]. RF’nin Kırım’ı ele geçirmesinden sonra
alınan bu karar, Kırım Tatar Türkleri tarafından yıllardır talep edilmekte
ancak tasvip görmemekteydi. RF’nin müdahalesini hukuka aykırı bulan ve işgal
olarak kabul eden Ukrayna’nın Kırım’ı fiilen kaybettikten sonra Kırım Tatar Türkleri
ile ilgili bu yönde bir karar alması dikkat çekicidir. Aşağıda öncelikle
Ukrayna Anayasası’nda yerli halk statüsüyle ilgili maddeler ele alınacak,
ardından Ukrayna Yüksek Meclisi’nin bahsi geçen kararı irdelenecektir.


2.2.2.1. Ukrayna Anayasası’nda
Yerli Halk Statüsü


Ukrayna Anayasası’nda yerli halklarla ilgili olarak üç madde
bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla 11., 92. ve 119. maddelerdir. Anayasanın 11.
maddesindeki hüküm uyarınca Ukrayna’daki bütün yerli halkların etnisiteye,
kültüre, dile ve dine ait kimliğinin gelişmesi devlet eliyle teşvik
edilecektir. Maddede ulusal azınlıklarla birlikte zikredilen yerli halkların
sahip olduğu kendine has unsurların gelişmesi yönünde Ukrayna devletinin gayret
göstereceği ifade edilmiştir. Bu durumda, Kırım Tatar Türklerinin azınlık
statüsü altındayken Ukrayna resmî makamlarının yerine getirmesi gereken
yükümlülüklerinin aynı şekilde devam ettiği ve Kırım Tatar Türk kimliğinin
korunması ve geliştirilmesi yönünde, Ukrayna devletinin sorumlu olduğu
anlaşılmaktadır.


Yerli halkların konu edildiği ikinci madde, Ukrayna Anayasası’nın
92. maddesidir. 92. maddede yasayla düzenlenmesi gereken konular yer
almaktadır. Bu bağlamda, maddenin 3. bendine göre ulusal azınlıklarla birlikte
yerli halkların hakları da yasal düzenleme gerektiren konulardan biri olarak
belirtilmiştir ancak Ukrayna iç hukukunda, azınlıklar için düzenlenmiş olan
Ulusal Azınlıklar Yasası benzeri, yerli halkların haklarını düzenleyen bir yasa
bulunmamaktadır. Aşağıda ele alacağımız 20.03.2014 tarihli Ukrayna Yüksek
Meclisi kararında da Ukrayna Anayasası’ndaki bu amir hükmün bir izdüşümü olarak
yasal düzenleme yapılacağı yönünde bir madde vardır. Bu durumda Ukrayna’nın
gerekli yasal düzenlemeyi yapma yükümlülüğü bulunmaktadır ancak bugüne kadar
böyle bir düzenleme yapılmadığı için bu yükümlülüğün yerine getirilmediği ve
ihmâl edildiği görülmektedir.  


Ukrayna Anayasası’nda yerli halklarla ilgili son düzenleme, 119.
maddede yer almaktadır. Bu maddede, Ukrayna’daki yerel makamların yerine
getirmesi gereken görevler bulunmaktadır. 11. ve 92. maddede olduğu üzere yerli
halklar, yine ulusal azınlıklarla birlikte zikredilmiştir. 119. maddenin 3.
bendine göre yerel makamlar, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişmeyi sağlamak
üzere ulusal ve bölgesel programlar ile çevreyle ilgili programlar
uygulayacaktır. Bu kapsamda yerli halkların oturduğu yerlerde yerel idareler,
yerli halkların millî ve kültürel kimliğini geliştirmeye yönelik programları
uygulamaya geçirme yükümlülüğü altındadır. Dolayısıyla Ukrayna’daki yerel makamların
bir yerli halk olarak Kırım Tatar Türklerinin millî kimliğini koruma ve
kültürel gelişimini sağlamaya yönelik programları hayata geçirme sorumluluğu
vardır.[41]    


2.2.2.2. Ukrayna Yüksek
Meclisi’nin “Yerli Halk Statüsü” Kararı


2.2.2.2.1. Kararın İçeriği


Yukarıda da bahsedildiği üzere Ukrayna Yüksek Meclisi, 20.03.2014
tarihinde aldığı bir kararla Kırım Tatar Türklerini, Ukrayna’nın yerli halkı
olarak kabul etmiştir. Dokuz maddeden oluşan kararın 1. maddesinde Yüksek
Meclis, Ukrayna’nın yerli bir halk olarak Kırım Tatar Türklerinin ve diğer
ulusal azınlıkların etnisite, kültür, dil ve din açısından sahip olduğu
özellikleri korumayı ve geliştirmeyi taahhüt ettiğini ifade etmiştir. Bu
maddeyle Kırım Tatar Türklerini yerli halk olarak kabul eden Ukrayna Yüksek
Meclisi, aynı kararın 3. maddesinde ise Kırım Tatar Türklerinin yetkili
organını da tanımıştır. Buna göre Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın yürütme
organı olan Kırım Tatar Millî Meclisi, Kırım Tatar Türklerinin yetkili organı
olarak kabul edilmiştir.[42]    


Ukrayna Yüksek Meclisi tarafından alınan kararın 2. maddesi ise
kendi kaderini tayin hakkıyla ilgilidir. 2. maddeye göre Ukrayna bir başka
taahhütte bulunarak egemen ve bağımsız Ukrayna’nın bir parçası olarak kabul
ettiği Kırım Tatar Türklerinin vazgeçilemez bir hak olarak sahip olduğu kendi
kaderini tayin hakkını koruma ve uygulama güvencesi vermiştir. 


Ukrayna Yüksek Meclisi tarafından alınan kararın uygulanmasıyla
ilgili olarak 4.-7. maddelerde yapılan düzenlemeler esas alınmıştır. 4., 5. ve
7. maddeyle Ukrayna Yüksek Meclisi, Ukrayna Bakanlar Kurulu’na üç görev
vermiştir. 4. maddeye göre Ukrayna Bakanlar Kurulu, Ukrayna’nın BM Yerli
Halkların Hakları Beyannamesi’ne katılma sürecini başlatmakla; 5. maddeye göre
Kırım Tatar Türklerinin yerli halk statüsünün tespitiyle ve onaylanmasıyla
ilgili gerekli yasal düzenlemeleri acilen yapmakla; 7. maddeye göre ise
Ukrayna’nın kararı hayata geçirmekle görevli makamlarıyla Kırım Tatar Millî
Meclisi arasında pratik işbirliği mekanizmalarını hazırlamakla
görevlendirilmiştir.


5. maddeyle getirilen yasal düzenlemeleri hazırlama yükümlülüğünün
çerçevesi, 6. maddede çizilmiştir. Bu maddeye göre Bakanlar Kurulu, gerekli
yasal düzenlemeleri yaparken Kırım Tatar Millî Meclisi’ne danışacak ve BM,
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Avrupa Konseyi ile yakın
işbirliği içinde bulunacaktır. Ayrıca Bakanlar Kurulu, yapılacak düzenlemelerin
uluslararası hukuk ve insan hakları standartları ile azınlıkların ve yerli
halkların haklarına ilişkin standartlara uygun olmasına dikkat edecektir. 


Ukrayna Yüksek Meclisi tarafından alınan kararın 8. maddesi ise
Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde, 16.03.2014 tarihinde yapılan ve aşağıda
değerlendirilecek olan referandumla ilgilidir. 8. maddeye göre Ukrayna
Anayasası’na aykırı olarak gerçekleştirilen bu referandum sonucunda, Kırım
Özerk Cumhuriyeti’nde Ukrayna vatandaşı olarak yaşayan değişik etnik grupların,
özellikle de Ukraynların, Rusların, Kırım Tatar Türklerinin, Ermenilerin,
Bulgarların, Yunanlıların, Karaimlerin ve Kırımçakların siyasî, sosyal ve
medenî haklarını kısıtlama girişimleri kınanmıştır.[43]


2.2.2.2.2. Kararın
Değerlendirilmesi


Ukrayna Yüksek Meclisi tarafından alınan bu karar
değerlendirildiğinde, bazı hususlar dikkat çekmektedir. Bunlardan ilki, Kırım
Tatar Türklerinin resmen yerli halk olarak tanınmış olmasıdır. Böylece ulusal
azınlık olarak kabul edilen Kırım Tatar Türkleri, Ukrayna iç hukuku açısından
farklı bir statüye tâbi kılınmıştır. Bu yeni statüyle birlikte Kırım Tatar
Türkleri, Ukrayna iç hukuku açısından ulusal azınlık olmaktan kaynaklanan
haklarını koruyarak daha ileri haklar elde etme yönünde hukukî bir zemin
kazanmış olmaktadır.


Ukrayna Yüksek Meclisi’nin aldığı kararda bir diğer dikkat çeken
husus, Kırım Tatar Millî Meclisi ile ilgilidir. Yasal bir statüsü olmayan Kırım
Tatar Millî Kurultayı ve onun yürütme organı olan Kırım Tatar Millî Meclisi,
Ukrayna Yüksek Meclisi’nin aldığı bu kararla birlikte resmî bir sıfat
kazanmıştır. Ayrıca Kırım Tatar Millî Meclisi, Kırım Tatar Türklerinin yetkili
organı olarak resmen tanınmıştır. Böylece Kırım Tatar Türklerinin
meselelerinde, Ukrayna devleti Kırım Tatar Millî Meclisi’ni yetkili muhatap
olarak kabul etmiş olmaktadır.


Ukrayna Yüksek Meclisi’nin aldığı kararda, yerli halk statüsünün
tanınmasının yanında bu statünün çerçevesi ve uygulamadaki durumu da konu
edilmiştir. 4.-7. maddeler arasında uluslararası hukuka, insan haklarına,
azınlık ve yerli halk kavramlarına atıf yapılarak uluslararası toplum
tarafından bu konularda kabul görmüş standartların esas alınacağı taahhüt
edilmiştir. Nitekim Ukrayna’nın BM Yerli Halkların Hakları Beyannamesi’ne
katılmak üzere Bakanlar Kurulu’nun görevlendirmesi; BM, AGİT ve Avrupa Konseyi
ile yakın işbirliği içinde hareket edeceğini beyan etmesi, bu taahhüdün
sonuçları olarak kararda yer almıştır. Ayrıca Ukrayna Anayasası’nın amir hükmü
doğrultusunda, Kırım Tatar Türklerinin yerli halk statüsünü düzenleyen yasal düzenlemelerin
gerçekleştirileceği de bir başka taahhüttür. Öte yandan bu düzenlemeler
yapılırken kararda, Kırım Tatar Türklerinin yetkili organı olarak kabul edilen
Kırım Tatar Millî Meclisi’ne danışılacağı ve işbirliği yapılacağı
belirtilmiştir. Böylece Ukrayna devleti, tek taraflı bir düzenleme
yapmayacağını ve yerli halk statüsünün çerçevesinin Kırım Tatar Türkleri ile
birlikte çizileceğini ilân etmiş olmaktadır.


Kararda dikkat çeken bir başka husus, 2. maddede Kırım Tatar
Türklerinin kendi kaderini tayin hakkıyla ilgili hükümdür. Bağımsız Ukrayna
devletinin bir parçası olarak Kırım Tatar Türklerinin kendi kaderini tayin
hakkının var olduğunun ifade edilmesi, bu hakkın korunmasının ve uygulanmasının
güvence altına olduğunun belirtilmesi, RF’nin Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni
topraklarına katmasının bir sonucu olarak Ukrayna Yüksek Meclisi’nin kararını
etkilemiş görünmektedir. Kararın 8. maddesinde Ukrayna’nın kendi anayasasına
aykırı kabul ettiği ve 16.03.2014’te Kırım’da gerçekleştirilen referandumun bir
sonucu olarak RF’nin sınırları içinde kalan Kırım Tatar Türklerinin ve diğer
grupların siyasî, sosyal ve medenî haklarının kısıtlandığına dikkat
çekilmektedir. Bu iddiadan hareketle Kırım Tatar Türklerinin kendi kaderini
tayin hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Burada, BM Yerli Halkların Hakları
Beyannamesi’ne yapılan zımnî bir gönderme bulunmaktadır. Öte yandan kendi
kaderini tayin etme hakkı, sömürge altında yaşayan topluluklarının bağımsız
devlete dönüşmesi sürecinde ortaya çıkan ve BM Antlaşması’nda ilke olarak yer
alan bir kavramdır. Daha sonra BM bünyesinde alınan kararlarla birlikte bir
taraftan bir hak mertebesine yükselen bu kavram, diğer taraftan uluslararası
toplum tarafından ülke bütünlüğüne aykırı olarak kullanılabilecek bir hak
olmaktan çıkmıştır. Yeryüzünde sömürge altında yaşayan toplum kalmadığı için
uygulamada başvurulabilecek bir hak niteliğine sahip değildir ancak bir
devletin kendi sınırları içinde yaşayan bir halkı baskı altında tutup zulme
varan uygulamalar gerçekleştirmesi hâlinde, bu hak gündeme gelebilmektedir.
Bununla birlikte, böylesi bir durumda bile bu hakkın kullanılabilmesi,
uygulamada güç görünmektedir.[44] Dolayısıyla Ukrayna Yüksek Meclisi
tarafından alınan kararda, kendi kaderini tayin etme hakkına atıf yapılarak RF
sınırları içine alınan Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Kırım Tatar
Türklerine, sömürgeleşme döneminin bitişiyle birlikte güçlenen bir hak ve BM
sistemi içinde yerli halkların haklarıyla ilgili olarak kabul edilen beyanname
hatırlatılmaktadır. Böylece bir yandan RF’nin Kırım yarımadasını topraklarına
katmasının mevcut uluslararası hukuk kurallarına ve uluslararası toplumun genel
kabullerine aykırı olduğu ve RF’nin Kırım’da yaşayan topluluklara baskı yaptığı
ileri sürülmüş olmakta; diğer yandan da RF’nin bu uygulamalarına karşı Kırım
Tatar Türklerinin bir yerli halk olarak sahip olduğu hukukî dayanağa dikkat
çekilmektedir.      


3. GÜNCEL GELİŞMELER IŞIĞINDA
KIRIM’IN ve KIRIM TATAR TÜRKLERİNİN DURUMU


Bilindiği üzere son dönemde Ukrayna sınırları içindeki Kırım Özerk
Cumhuriyeti, oldukça hızlı bazı gelişmelere sahne olmuş ve Kırım yarımadası, RF
sınırları içine dâhil edilmiştir. Kırım’ın RF tarafından ele geçirilmesi,
değişik aşamalardan sonra gerçekleşmiştir. Bu sürecin başlangıcı, Kasım 2013’te
Ukrayna’da başlayan siyasî krize dayanmaktadır. Söz konusu krizin 23.02.2014’te
Kırım yarımadasına sirayet etmesinin ardından Kırım Özerk Cumhuriyeti
Parlamentosu, 11.03.2014’te bağımsızlık bildirisi yayımlamış ve 16.03.2014’te
yapılan referandum sonucunda da RF’ye bağlanma kararı almıştır.[45] Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak
Ukrayna devletinin organları da cevabî nitelikte bazı kararlar yayımlamıştır.
Aşağıda, bu gelişmeler ele alınacak ve Ukrayna iç hukuku ile uluslararası hukuk
açısından bir değerlendirme yapılacaktır. 


3.1. Kırım Özerk Cumhuriyeti
Yüksek Meclisi’nin RF’ye Katılma Kararı


Ukrayna’da devam eden siyasî krizin Kırım’a yansımasının
sonuçlarından biri de Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin aldığı RF’ye
katılma kararıdır. Bu kararın ortaya çıkış süreci, Kırım Özerk Cumhuriyeti
Yüksek Meclisi’nin 27.02.2014 tarihli kararıyla başlamıştır. 27.02.2014
tarihinde üniformalı ve silahlı kişilerin Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek
Meclisi’ni ve Başbakanlık binasını ele geçirmesinin ardından toplanan Kırım
Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi, 25.05.2014 tarihinde referanduma gitme kararı
almıştır. Ancak sonraki aşamada, sadece Rus parlamenterlerin katıldığı bir
oturumda, referandum tarihi önce 30.03.2014 olarak belirlenmiş, daha sonra
16.03.2014 olarak değiştirilmiştir. Bu referandumda, Kırım’ın RF’nin bir
parçası olması ya da 1992 Anayasası’nda belirlenmiş daha geniş yetkilere sahip
bir statüde Ukrayna içinde kalması yönünde bir soru sorulması benimsenmiştir.[46]
Ancak bu kararla yetinmeyen Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi 06.03.2014
tarihinde tekrar toplanmış ve Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin RF’nin bir parçası
olması yönünde bir karar[47] daha alarak süreci hızlandırmıştır. Bu
kararda, 16.03.2014’te yapılacak olan referandumun sonucunun beklenmeyeceği de
ifade edilmiştir.  


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi tarafından verilen bu
kararlara karşılık Ukrayna devletinin organları da bazı kararlar almıştır. Söz
konusu kararlardan ilki, 28.02.2014 tarihlidir[48]
ve Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin 27.02.12014 tarihli kararı
üzerine Ukrayna Yüksek Meclisi tarafından alınmıştır. Buna göre Ukrayna Yüksek
Meclisi, Ukrayna’nın bağımsızlığını, egemenliğini, mevcut sınırlarını kabul
eden ve aşağıda ele alınacak olan 05.12.1994 tarihli Budapeşte Memorandumu’na[49]
atıf yapmıştır. ABD, İngiltere, RF, Kuzey İrlanda ve Ukrayna tarafından
imzalanan bu belgeyle birlikte Ukrayna’nın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün
garanti altına alındığı hatırlatılarak RF’den, Ukrayna’nın egemenliğine ve
toprak bütünlüğüne yönelik faaliyetlerine son vermesi istenmiştir. Ayrıca
belgede imzası bulunan diğer devletlere de çağrıda bulunularak gerekli
mekanizmaları harekete geçirmeleri talep edilmiştir.


Ukrayna Yüksek Meclisi, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin
06.03.2014 tarihli kararına karşı iki önemli karar daha almıştır. Bunlardan
ilki, 11.03.2014 tarihlidir ve Ukrayna Yüksek Meclisi, Kırım Özerk Cumhuriyeti
Yüksek Meclisi’nin bahsi geçen kararını değiştirmesini talep etmiştir.[50]
Ukrayna Yüksek Meclisi’nin aldığı bu kararda, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek
Meclisi’nin aldığı kararın Ukrayna Anayasası’nın 1., 2., 20., 73., 133., 134.,
137. ve 138. maddeleriyle çeliştiği; bu kararın dış politikayla ilgili olması
münasebetiyle Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin yetkisi dışında olduğu
belirtilmiş ve söz konusu kararın gözden geçirilmesi talep edilmiştir. Kırım
Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin 06.03.2014 tarihli kararının Ukrayna iç
hukukuna uygun bir hâle getirilmemesi durumunda ise Kırım Özerk Cumhuriyeti
Yüksek Meclisi’nin yetkilerinin feshedileceği ifade edilmiştir. Nitekim Kırım
Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin söz konusu kararı değiştirmemesi üzerine
Ukrayna Yüksek Meclisi, 15.03.2014 tarihli bir kararla Kırım Özerk Cumhuriyeti
Yüksek Meclisi’nin yetkilerini feshetmiştir.[51] 
 


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin kararlarına karşılık
olarak Ukrayna Anayasa Mahkemesi de 14.03.2014 tarihli bir karar almıştır.[52]
Bu karara göre Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin 06.03.2014 tarihli
kararı Ukrayna Anayasası’na aykırı bulunmuştur. Temyiz yolu kapalı olan ve
kesin nitelikteki bu kararda, referandumun gerçekleştirilmesi için oluşturulan
komisyonun faaliyetlerinin iptal edildiği belirtilerek Kırım Özerk Cumhuriyeti
Bakanlar Konseyi’nin referandumla ilgili bütün faaliyetleri ortadan kaldırmaya
yönelik eylemlerde bulunması gerektiği ifade edilmiştir. 


3.2. Kırım Özerk Cumhuriyeti
Yüksek Meclisi’nin Bağımsızlık Kararı ve Referandum


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi ve Akyar Şehir Konseyi,
11.03.2014 tarihinde aldığı bir kararla bağımsızlığını ilan etmiştir. Bir
bildiriyle yapılan bağımsızlık ilanında[53] BM Antlaşması, muhtelif uluslararası
belgeler ve Uluslararası Adalet Divanı’nın Kosova ile ilgili 22.07.2010 tarihli
danışma görüşü dayanak yapılmıştır.  16.03.2014 tarihinde yapılacak
referandumda RF’nin bir parçası olma kararının alınması hâlinde, Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nin Akyar şehri de dâhil olmak üzere, bağımsız ve egemen bir devlet
olarak ilân edileceği belirtilmiştir. Ayrıca RF’ye, bağımsız ve egemen bir
devlet olan Kırım Cumhuriyeti’ni RF’nin bir parçası olarak kabul etmesi için
antlaşma yapılması teklif edileceği de bu bağımsızlık ilânında ifade
edilmiştir.


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin ve özel statülü Akyar
Şehir Konseyi’nin bağımsızlık ilânı üzerine Ukrayna Anayasa Mahkemesi,
20.03.2014 tarihli bir kararla[54] Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi
ve Akyar Şehir Konseyi tarafından yayımlanan bildiriyi, Ukrayna Anayasası’na
aykırı bulmuştur.  Gerekçe olarak da bağımsız ve egemen bir devlet olan
Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne aykırı olan bu bildirinin Ukrayna Anayasası’nın
muhtelif maddelerine aykırı olduğu; bağımsızlık ilânının uluslararası hukukta
kabul edilmiş kendi kaderini tayin etme hakkıyla bağdaşmadığı ve böyle bir
kararın alınabilmesinin bütün Ukrayna düzeyinde yapılacak bir seçime bağlı
olduğu; Ukrayna Anayasası’nın bölgesel nitelikli bir bağımsızlık kararının
alınmasına imkân tanımadığı ifade edilmiştir.     


3.3. Değerlendirme


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi tarafından alınan
referandum kararı, bağımsızlık ilanı ve RF’ye katılma kararı ile Ukrayna Yüksek
Meclisi ve Ukrayna Anayasa Mahkemesi tarafından alınan kararlar Ukrayna
Anayasası ve uluslararası hukuk açısından değerlendirildiğinde, aşağıdaki
kanaatlere ulaşmak mümkündür.


3.3.1. Ukrayna Anayasası Açısından


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin aldığı kararların
Ukrayna Anayasası’na uygun olup olmadığını belirlemek için öncelikle Ukrayna
Anayasası’nda anayasal düzenle ilgili amir hükümleri belirlemek önem arz
etmektedir. Ukrayna Anayasası’nın 5. maddesine göre anayasal düzeni belirleme
ve değiştirme hakkı, münhasıran halka aittir ve bu hak hiçbir kişi tarafından
gasp edilemeyeceği gibi Ukrayna devleti, devletin kurumları ya da görevlileri
tarafından da gasp edilemez. Bu bağlamda, maddede bahsi geçen anayasal düzen
içindeki kurallar hiyerarşisinde yer alan hukuk kuralı ise Ukrayna
Anayasası’nın 8. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre Ukrayna Anayasası en
yüksek yasal güce sahiptir ve Ukrayna Anayasası’nda düzenlenmiş olan kurallar, doğrudan
etkiye sahiptir. 5. ve 8. maddenin getirdiği düzenlemenin bir başka yansıması
ise 68. maddededir. 68. maddeye göre herkes Ukrayna Anayasası’na ve yasalarına
uymak zorundadır. Dolayısıyla Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi tarafından
alınan kararların da bahsi geçen maddelerde belirtildiği üzere Ukrayna’nın
anayasal düzenine uygun olması gerekmektedir.


Ukrayna Anayasası açısından yapılacak değerlendirmede ele alınması
gereken ilk husus, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin Ukrayna’nın toprak
bütünlüğünü değiştirmeye yönelik olarak attığı adımlardır. Ukrayna
Anayasası’nın 1. maddesinde Ukrayna’nın egemen, bağımsız, demokratik, sosyal
bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş ve 2. maddesinde de Ukrayna’nın
egemenliğinin sahip olduğu toprakların tamamını kapsadığı ifade edilmiştir. 2.
maddenin son fıkrasında zikredilen bir diğer husus da Ukrayna’nın mevcut
sınırları içerisindeki topraklarının bölünemez ve ihlâl edilemez olmasıdır.
Ukrayna Anayasası’nın 2. maddesinde vurgulanan egemenlik ve toprak bütünlüğü
hususu, yine 17. maddede de tekrarlanmıştır. Ayrıca “Ukrayna’nın Toprak Yapısı”
başlıklı IX. Bölüm’ün 132. maddesi de Ukrayna devleti topraklarının birliğinden
ve bölünmezliğinden bahsetmektedir. Bu maddelerden çıkan sonuç, Ukrayna’nın
egemen bir devlet olarak toprak bütünlüğünün kendi anayasasının amir hükümleri
arasında yer almış olmasıdır. Dolayısıyla Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek
Meclisi tarafından alınan kararlar, Ukrayna’nın egemen bir devlet olarak
varlığına ve toprak bütünlüğüne halel getirdiğinden Ukrayna Anayasası’na
aykırılık teşkil etmektedir.


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin aldığı kararlar içinde
değerlendirilmesi gereken bir başka husus, referandum kararıdır. Bu çerçevede,
Ukrayna Anayasası’nın referandumla ilgili maddelerine bakıldığında 72. ve 73.
maddeler öne çıkmaktadır. 73. maddeye göre Ukrayna’nın topraklarının
değiştirilmesiyle ilgili konularda, Ukrayna’nın tamamında yapılacak bir
referandumla karar verilir. 72. madde ise Ukrayna sathında yapılacak
referandumun şartlarını düzenlemektedir. Buna göre kademeli bir referandum
talep etme yeter sayısı aranmaktadır. Mevcut bölgelerin (oblast) en az üçte
ikisinin talebiyle ve her bölgeden toplanan imza sayısının en az 100.000 olması
şartıyla oy hakkına sahip en az 3.000.000 Ukrayna vatandaşının isteğiyle
referandum düzenlenir. Şartların sağlanması hâlinde referandumu düzenleyecek
olan organ, Ukrayna Yüksek Meclisi veya Ukrayna Cumhurbaşkanı’dır. Nitekim
Ukrayna Anayasası’nın 106. maddesinin 6. bendinde zikredilen Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın
yetkileri arasında, Ukrayna sathında yapılacak referandumu ilân etmek ve
Ukrayna Anayasası’nın 85. maddesinin 2. bendinde belirtilen Ukrayna Yüksek
Meclisi’nin yetkileri arasında da Ukrayna sathında yapılacak referandumu
düzenlemek yer almaktadır. Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi tarafından
alınan referandum kararı değerlendirildiğinde ise ortaya farklı bir tablo
çıkmaktadır. Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin aldığı referandum
kararı, Ukrayna topraklarının bir bölümünü teşkil eden Kırım ile ilgilidir.
Yani Ukrayna’nın topraklarının değiştirilmesi söz konusudur. Bu durumda, 72. ve
73. maddeler çerçevesinde asgari imza şartlarının tamamlanmış olması ve bütün
Ukrayna sathında bir referandum düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak Kırım’da
16.03.2014 tarihinde gerçekleştirilen referanduma bakıldığında her iki maddede
belirtilen şartların karşılanmadığı görülmektedir. Bu durumda, Kırım Özerk
Cumhuriyeti Yüksek Meclisi tarafından alınan referandum kararı ve düzenlenen
referandum, Ukrayna Anayasası’na aykırılık teşkil etmektedir.[55] 
   


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi tarafından alınan
kararların Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin Ukrayna Anayasası ile belirlenen statüsü
açısından da değerlendirilmesi gerekmektedir. Ukrayna Anayasası’nın
“Ukrayna’nın Toprak Yapısı” başlıklı IX. Bölümü’nün 132. maddesi, yukarıda da
bahsedildiği üzere Ukrayna’nın toprak birliğine ve bölünmezliğine vurgu yapmış;
133. madde ise Ukrayna’nın idarî toprak yapısı içinde Kırım Özerk
Cumhuriyeti’ni de zikretmiştir. Ayrıca Ukrayna Anayasası’nın “Kırım Özerk
Cumhuriyeti” başlıklı X. Bölümü’nün 134. maddesi, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin
Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu; 135. maddesinin 2. fıkrası, Kırım
Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin yasal tasarruflarının Ukrayna Anayasası’na
ve yasalarına aykırı olamayacağını düzenlemiştir. Bunun dışında, 137. ve 138.
maddelerde düzenlenen Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin yetkileri arasında da
Kırım’ın statüsünün değiştirilmesi, Kırım’ın Ukrayna’dan ayrılıp bağımsız
olması, Kırım’ın bir başka devlete bağlanması gibi konularla ilgili herhangi
bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek
Meclisi tarafından alınan kararlar, Ukrayna Anayasası’nda Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nin statüsünü belirleyen maddelere de aykırılık teşkil etmektedir.


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin aldığı kararlar üzerine
Ukrayna Yüksek Meclisi’nin ve Ukrayna Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlar da
Ukrayna Anayasası açısından değerlendirilmeye muhtaçtır. Kırım Özerk
Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin 06.03.2014 tarihli ve Kırım Özerk
Cumhuriyeti’nin RF’nin bir parçası olması yönünde aldığı kararına karşılık
olarak Ukrayna Yüksek Meclisi, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin
yetkilerini feshetmiştir. Ukrayna Yüksek Meclisi’nin bu kararı, Ukrayna
Anayasası’nın 85. maddesi çerçevesinde alınmış bir karardır. Ukrayna
Anayasası’nda Ukrayna Yüksek Meclisi’nin yetkilerini düzenleyen 85. maddenin
28. bendine göre Ukrayna Anayasa Mahkemesi, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek
Meclisi’nin Ukrayna Anayasası’nı veya Ukrayna yasalarını ihlâl ettiği yönünde
bir karar verirse Ukrayna Yüksek Meclisi, görev süresi dolmadan önce Kırım
Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin yetkilerini feshedebilir. 85. maddenin 28.
bendine belirtilen yetkiye dayanarak yukarıda da ele alındığı üzere Ukrayna
Anayasa Mahkemesi, 14.03.2014’te, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin
06.03.2014 tarihli kararının Ukrayna Anayasası’na aykırı olduğu yönünde bir
karar almıştır. Bu karar üzerine Ukrayna Yüksek Meclisi de kendisine tanınan
yetkiyle 85. maddenin 28. bendindeki hükmü işletmiştir. Öte yandan Ukrayna
Anayasa Mahkemesi ise Ukrayna Anayasası’nın 150. maddesinin 1. bendine göre
Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin yasal tasarrufları hakkında, Ukrayna
Anayasası’na uygunluk açısından karar verme yetkisine sahiptir. Nitekim Ukrayna
Anayasa Mahkemesi’nin 20.03.2014 tarihli kararında, Kırım Özerk Cumhuriyeti
Yüksek Meclisi’nin ve Akyar Şehir Konseyi’nin bağımsızlık ilânının Ukrayna Anayasası’na
aykırı bulunması da yine Ukrayna Anayasası’nın 150. maddesinin 1. bendine
dayanmaktadır. Bu durumda Ukrayna Yüksek Meclisi’nin ve Ukrayna Anayasa
Mahkemesi’nin kararları, Ukrayna Anayasası’ndan kaynaklanan yetkilere
dayanmaktadır. Dolayısıyla söz konusu organların kararları, Ukrayna
Anayasası’na uygundur.      


3.3.2. Uluslararası Hukuk
Açısından


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin aldığı kararların
uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesinde öne çıkan ilk husus,
05.12.1994 tarihli Budapeşte Memorandumu’dur. Nükleer Silahların Yayılmasının
Önlenmesi Anlaşması’na[56] Ukrayna’nın katılmasına yönelik olarak
imzalanan bu memorandum ABD, RF, İngiltere, Kuzey İrlanda ve Ukrayna tarafından
imzalanmıştır. Söz konusu belgenin 1. maddesinde garantör devletler,
Ukrayna’nın bağımsızlığına, egemenliğine ve mevcut sınırlarına saygı
gösterileceğini teyit etmişlerdir. Ayrıca belgenin 2. maddesinde de Ukrayna’nın
toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına yönelik güç kullanımından
kaçınılması yönünde görüş birliğine varmışlardır. Bu durumda, Budapeşte
Memorandumu’nun Ukrayna’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi
Anlaşması’na katılması yönünde bir irade beyanı olmasının yanında, bir devlet
olarak Ukrayna’nın bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün
garanti altına alındığı uluslararası bir belge niteliğinde olduğu
anlaşılmaktadır. İmzacı devletler arasında RF’nin yer almış olması, doğal
olarak RF için de aynı yükümlülüklerin geçerli olması sonucunu doğurmaktadır.
Dolayısıyla Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi tarafından alınan kararlar
neticesinde Kırım’ın RF’ye katılması, RF’nin yükümlülüklerini ihlâl ettiği
anlamına gelmektedir. Bu sebeple Kırım’ın RF’ye katılması, uluslararası hukuka
aykırılık teşkil etmektedir.


Uluslararası hukuk açısından bir başka değerlendirilmesi gereken
husus, Uluslararası Adalet Divanı’nın Kosova’nın bağımsızlık ilânına ilişkin
danışma görüşüdür.[57] Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi
ve Akyar Şehir Konseyi tarafından 11.03.2014 tarihinde alınan bağımsızlık
kararında, Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği danışma görüşü temel
dayanaklardan biri olmuştur. Uluslararası Adalet Divanı’nın danışma görüşüne
konu olan Kosova meselesi, Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi ve Akyar
Şehir Konseyi’nin bağımsızlık ilânıyla mukayese edilemeyecek bir durumdur. Zira
Kosova, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti tarafından Kosova’daki Arnavut çoğunluğa
yönelik etnik temizlik hareketine karşı NATO’nun 24.03.1999-10.06.1999
tarihleri arasında gerçekleştirdiği askerî harekâtın akabinde, BM Güvenlik
Konseyi’nin 10.06.1999 tarihli ve 1244 sayılı kararıyla geçici uluslararası
yönetime bırakılmış bir bölgedir. Uluslararası toplumun çözüm çabalarının sonuçsuz
kalması üzerine 17.02.2008 tarihli bir bildiriyle Kosova’nın bağımsızlığını
ilân etmesi, değişik tartışmalara yol açmış ve BM Genel Kurulu da konuyu
Uluslararası Adalet Divanı’na taşımıştır. Uluslararası Adalet Divanı ise BM
Genel Kurulu’nun talebini dar bir şekilde yorumlayarak sadece bağımsızlık
bildirisini yorumlamış, bildiriyi sebeplerinden ve sonuçlarından ayrı bir
şekilde bağımsız bir işlem gibi ele almış, ayrılma hakkı ve kendi kaderini
tayin etme hakkı gibi meselelere ilişkin görüş beyan etmemiş, Kosova’nın devlet
niteliği kazanıp kazanmadığını irdelememiştir. Uluslararası Adalet Divanı,
uluslararası hukuk açısından bağımsızlık bildirisi yayımlaya yasak getiren
herhangi bir kuralın var olup olmadığı üzerinde odaklanmıştır.[58]
Bu sebeple Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi ve Akyar Şehir Konseyi
tarafından yayımlanan bağımsızlık bildirisinde yer alan danışma görüşü, tek
başına bir dayanak teşkil etme niteliğine sahip değildir.  


Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi ve Akyar Şehir Konseyi
tarafından ilan edilen bağımsızlığın kendi kaderini tayin etme hakkı kapsamında
düşünülüp düşünülemeyeceği de değerlendirilmesi gereken bir başka husustur.
Yukarıda belirtildiği üzere kendi kaderini tayin etme hakkı, sömürge altında
yaşayan topluluklarının bağımsız devlete dönüşmesi sürecinde ortaya çıkmış olan
bir kavramdır. BM Antlaşması’nda ilke olarak yer alan ve ilerleyen zaman
içerisinde BM bünyesinde alınan kararlarla birlikte bir hak seviyesine yükselen
bu kavram, ülke bütünlüğüne aykırı olarak kullanılamaz. Bu hakkın
kullanılabilmesinin tek yolu, bir devletin kendi sınırları içinde yaşayan bir
halkı baskı altında tutması ve zulme varan uygulamalar yapmasıdır. Ancak bu
şartların görecelik taşıması, bu hakkın kullanılabilmesini güçleştirmektedir.
Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin ve özel statülü Akyar şehrinin ahalisi bakımından
kendi kaderini tayin etme hakkı değerlendirildiğinde, bu yerleşim birimlerinin
sömürge niteliği taşımadığı açıktır. Öte yandan söz konusu yerlerde yaşayanlara
yönelik yaygın ve sistematik bir baskı ya da zulme varan uygulama da
kaydedilmemiştir. Tam tersine, Pehlivan’ın da belirttiği gibi ahalinin
sosyo-politik yaşama katıldığı, özerk bir cumhuriyete ve dolayısıyla pek çok
hakka sahip olduğu bilinmektedir.[59] Bu sebeple bağımsızlık ilânını, kendi
kaderini tayin etme hakkı kapsamında meşru kabul etmek mümkün değildir.  


SONUÇ


Tarih boyunca her zaman önemini muhafaza etmiş olan ve bu sebeple
ciddi çatışma alanlarından birini teşkil eden Kırım yarımadası, Soğuk Savaş’tan
sonra bağımsızlığını kazanan Ukrayna’nın bir parçası olmuştur. Üniter bir
devlet olan Ukrayna, muhtelif etkenlerden dolayı Kırım’a özel bir statü tanımış
ve Kırım, özerk cumhuriyet sıfatıyla Ukrayna idarî yapılanması içinde ayrı bir
yere sahip olmuştur. Söz konusu etkenlerden biri de Kırım’ın demografik
yapısıdır. Kırım’ın demografik yapısı içinde en önemli unsurlardan biri de
Kırım Tatar Türkleridir. Kırım’ın günümüzdeki renkli etnik yapısı içinde Kırım
Tatar Türkleri ayrı bir yere sahiptir zira Kırım’ın kadim sakini olmaları
münasebetiyle diğer etnik gruplardan daha kıdemli bir geçmişe sahiptirler.
Günümüzde yarımadanın % 12’sini teşkil etmeleri, bu gerçeği değiştirmez çünkü
Kırım’ın demografik yapısı, Rus hâkimiyetinin başladığı 1783’ten itibaren
sistematik bir şekilde değiştirilmiştir. Dolayısıyla Kırım’ın şu anki nüfus
dağılımı yapay olup tarihî ve kültürel gerçeklerle bağdaşmamaktadır.


Son dönemde yaşanan hızlı siyasî gelişmelere kadar Ukrayna tarafından
Kırım Tatar Türklerine tanınan statü, Ukrayna sınırları içinde yaşayan ve diğer
Ukraynca konuşmayan topluluklar için de geçerli olan ulusal azınlık statüsüdür.
Yarımadanın kadim halkı olan Kırım Tatar Türklerinin kendilerine yerli halk
statüsü tanınması talepleri uzun yıllar boyunca askıda kalmış, Ukrayna
makamları tarafından herhangi bir adım atılmamıştır. Ukrayna’da başlayan siyasî
krizin Kırım’a yansımasının ardından, Şubat 2014’te başlayan gelişmeler
neticesinde Kırım’ın RF tarafından ele geçirilmesi üzerine Ukrayna makamları,
Kırım Tatar Türklerinin bu talebini hatırlamışlar ve Ukrayna Yüksek Meclisi,
Kırım Tatar Türklerini Kırım’ın yerli halkı olarak kabul etmiştir. Bu kararla
birlikte Kırım Tatar Türklerinin yeni ve nihaî statüsü, yerli halk statüsü
olmuştur. Kırım’ın fiilen Ukrayna’nın egemenliğinden çıkması sonrasında alınan
bu karar, Ukrayna devletinin konuya yaklaşımını göstermesi bakımından dikkat
çekicidir.


27.02.2014’ten itibaren Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi
tarafından alınan kararlar neticesinde Kırım yarımadası, RF topraklarına
katılmıştır. Söz konusu kararların baskı altında alındığı ve Kırım’ın yasama
organının iradesini yansıtmadığı bilinmektedir. Öte yandan alınan kararlar,
Ukrayna iç hukuku ve uluslararası hukuk açısından değerlendirildiğinde hukuka
aykırı bir durum arz etmektedir. Bu kararlar neticesinde yapılan referandum da
doğal olarak hukuka aykırı bir nitelik taşımaktadır. Ukrayna’da devam eden kriz
sebebiyle Ukrayna merkezî hükümetinin Kırım’da yaratılan fiilî duruma
müdahalede yetersiz kalması, Kırım’daki ayrılıkçı güçlerin ve RF’nin Kırım’a
müdahalesini hukuka uygun ve meşru bir hâle getirmez. Bu noktada, uluslararası
toplumun yeterince iyi bir sınav veremediği görülmektedir. Uluslararası
hukuktaki en önemli kurallardan biri olan kuvvet kullanma yasağının ihlâl
edilmiş olmasına rağmen önemli ve etkin uluslararası hukuk kişilerinin
tepkileri ve uyguladıkları yaptırımlar cılız kalmıştır. Kırım’da yaşananlar,
uluslararası toplumun üyeleri açısından uluslararası hukuktan kaynaklanan
yükümlülüklerin bir kez daha sorgulanmasına yol açmıştır. Uluslararası hukuktan
kaynaklanan yasakların fiilî durum yaratabilen devletler açısından askıya
alınabildiği ve benzeri davranışların tekrarlanabildiği bir uluslararası toplum
görüntüsü, uluslararası hukukun itibarının azalmasına sebep olmaktadır.
  


Ukrayna’daki ayrılıkçı güçler ve RF tarafından gerçekleştirilen
bir dizi eylem neticesinde, Kırım’ın hukuka aykırı bir şekilde el değiştirmesi
her zeminde ve sıklıkla dile getirilmelidir. Gerek uluslararası toplumun güçlü
devletleri gerekse itibarlı uluslararası örgütler, her fırsatta Kırım’ın
ilhakını kınamalı ve Kırım’ın yeniden Ukrayna topraklarına katılması için RF
üzerinde baskı oluşturmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de uluslararası
hukuk çerçevesi içinde benzer bir tutum takınmalıdır. Uluslararası hukukun
ihlâl edilmesine yönelik olarak gösterilmesi gereken tepkiler ciddi seviyede ve
etkin olmalıdır zira bu husus, uluslararası toplum içinde uluslararası hukukun
itibarını korumak bakımından da önem taşımaktadır.   


KAYNAKÇA


Akgül, Hüseyin, Azınlık Kavramı, (İzmir: Akademi Kitabevi, 2003)


Akgül, Mehmet Emin, İdari Örgütlenme ve Siyasi Yönetim İlkesi Olarak Özerklik Kavramı,
(Ankara: Turhan Kitabevi, 2013)


Albayrak, Mehmet Akif, Yeşil Ada Kırım, (Ankara: Türk Dünyası Kültür ve Sanat
Derneği Yayınları, 2004)


Anaya, S. James, Indigenous Peoples in International Law, (New York:
Oxford University Press, 2000)


Arsava, Füsun, “Self-Determinasyon Hakkı ve Kosova”, Uluslararası
Hukuk ve Politika
, Cilt 5, No: 17


Aydıngün, İsmail, “Ne Doğu Ne Batı, Hem Doğu Hem Batı: Avrasya’nın
Geçiş Ülkesi Ukrayna”, içinde İsmail Aydıngün ve Çiğdem Balım, der., Bağımsızlıklarının
Yirminci Yılında Azerbaycan, Gürcistan ve Ukrayna, Türk Dilli Halklar-Türkiye
ile İlişkiler, II. Kitap
, (Ankara: Atatürk Kültür Merkezi, 2012)


Belitser, Natalya, “Indigenous Status” fort he Crimean Tatars in
Ukraine: A History of a Political Debate”, <http://www.iccrimea.org/scholarly/indigenous.html>


Benedikter, Thomas, Modern Özerklik Sistemleri, (Ankara: Nika Yayınevi,
2014), (Çevirenler: Hülya TÜRKER, vd.)


Bilgin, Ülkü, Azınlık Hakları ve Türkiye, (İstanbul: Kitap Yayınevi,
2007)


Capotorti, Francesco, Study on the Rights of Persons Belonging to Ethnic, Religious and
Linguistic Minorities
, (New York: United Nations Publication, 1979)


Çavuşoğlu, Naz, Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Azınlık Hakları,
(İstanbul: Su Yayınları, 2001)


Erol, Mehmet Seyfettin, “Ukrayna-Kırım Krizi Ya Da İkinci Yalta
Süreci”, Karadeniz
Araştırmaları
, Sayı 41, Bahar 2014


Fisher, Alan, Kırım Tatarları, (İstanbul: Selenge Yayınları, 2009),
(Çeviren: Eşref B. Özbilen)


Hablemitoğlu, Necip, Yüzbinlerin Sürgünü: Kırım’da Türk Soykırımı,
(İstanbul: Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 2004)


Hekimoğlu, Mehmet Merdan, Uluslararası İnsan Hakları Hukuku Açısından Azınlık Hakları ve
Türkiye
, (Ankara: Detay Yayıncılık, 2007)


International Labour Standarts Department, Understanding
the Indigenous and Tribal Peoples Convention, 1989 (No. 169)
,
(Geneva: International Labour Organization, 2013)


Kılınç, Doğan, Azınlık Hakları, (Ankara: Yetkin Yayınları, 2013)


Kingsbury, Benedict, “Indigenous Peoples in International Law: A Constructivist
Approach to the Asian Controversy”, The American Journal of International Law, Vol. 92,
No. 3, July 1998


Kırımlı, Hakan, Kırım Tatarlarında Millî Kimlik ve Millî Hareketler (1905-1916),
(Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu
Yayınları, 2010)


Kurat, Akdes Nimet, IV-XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve
Devletleri
, (Ankara: Murat Kitabevi Yayınları, 1992)


Kurubaş, Erol, Asimilasyondan Tanınmaya Uluslararası Alanda Azınlık Sorunları ve
Avrupa Yaklaşımı
, (Ankara: Asil Yayın Dağıtım, 2004)


Macklem, Patrick, “Indigenous Recognition in International Law:
Theoretical Observations”, Michigan Journal of International Law, Vol. 30, Fall
2008


Oguamanam, Chidi, “Indigenous Peoples and International Law: The
Making of a Regime”, Queen’s Law Journal, No. 30, 2004


Olçar, Kemal, Karadeniz Politikaları ve Türkiye-Ukrayna Stratejik İlişkileri,
(İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2007)


Oran, Baskın, Türkiye’de Azınlıklar, (İstanbul: İletişim Yayınları,
2006)


Öraz, Seçil, “The Struggle and the Response in Stalin’s
Deportation Policy: The Case of Crimean Tatars”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi,
Cilt. VI, Sayı. 2, Kış 2006


Özcan, Kemal, Kırım Türklerinin Varoluş Mücadelesi Kırım Dramı,
(İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılığı, 2010)


Özdal, Habibe, vd., Ukrayna Siyasi Krizinde Rusya ve Batı’nın Tutumu,
(Ankara: Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu, 2014)


Pehlivan, Oğuz Kaan, “Kırım Referandumla Ukrayna’dan Ayrılabilir
mi?”, 14.03.2014, <http://www.usak.org.tr/analiz_det.php?id=17&cat=365366677>


Resler, Tamara J., “Dilemmas of Democratisation: Safeguarding
Minorities in Russia, Ukraine and Lithuania”, Europe-Asia Studies,
Vol. 49, No. 1 (January 1997)


Samancı, Uğur, “Uluslararası Adalet Divanının Kosova’nın
Bağımsızlık İlanına İlişkin Danışma Görüşü”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
Cilt. 11, Sayı. 2, 2009, (Basım Yılı : 2011)


Shevel, Oxana, “Crimean Tatars and the Ukranian State: The
Challenge of Politics, the Use of Law, and the Meaning of Rhetoric”, <http://www.iccrimea.org/scholarly/oshevel.html>


Şahin, Mustafa, Avrupa Birliğinin Self-Determinasyon Politikası,
(Ankara: Nobel Yayın Dağıtım, 2000)


T.C. Dışişleri Bakanlığı Türk İşbirliği Kalkınma Ajansı (TİKA), Azerbaycan,
Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Türkmenistan,
Ukrayna Ülkelerinin Anayasaları
, (Ankara: Türk İşbirliği ve Kalkınma
Ajansı Yayını, 1999)


Terzioğlu, Süleyman Sırrı, “Türkmenistan’ın Azınlıklar Konusundaki
Siyaseti”, Avrasya
Dosyası, Türkmenistan Özel
, Cilt. 7, Sayı. 2, (Yaz 2001)


Terzioğlu, Süleyman Sırrı, Uluslararası Hukukta Azınlıklar ve Anadilde Eğitim Hakları,
(Ankara: Alp Yayınevi, 2007)


Terzioğlu, Süleyman Sırrı ve Özarslan, Bahadır Bumin, “Azınlıklar
Açısından Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri”, içinde Mehmet Seyfettin Erol ve
Ertan Efegil, der., Türkiye-AB İlişkileri: Dış Politika ve İç Yapı Sorunsalları,
(Ankara. Alp Yayınevi, 2007)


Yalçınkaya, Alâeddin, “Karadeniz Politikalarında Anahtar Bölge:
Kırım”, içinde Yıldırım TURAN, vd., der., Siyaset, Ekonomi ve Toplum Üzerine 3. Uluslararası Mavi Karadeniz
Kongresi: Uyuşmazlık Çözümü, İşbirliği ve Demokratikleşme, Konferans
Bildirileri Tam Metinleri
, (İstanbul: Gündoğan Yayınları, 2013)


Yevtoukh, Volodymyr, “National Minorities in Ukraine: Status,
Rights, Prospects”, <www.instesw.ebox.lublin.pl/ed/ftp/yevtoukh.pdf>


Гриневетцкий, Cергей Рафаилович и др, Геополитическое Казино
Причерноморья
, (Москва: Восток-Запад, 2009), (Grinevetskiy, Sergey
Rafailoviç, vd., Geopolitiçeskoye
Kazino Priçernomorya
, Moskva: Vostok-Zapad, 2009)


Сиборенко, Б. А., “Политическая история Крымского ханства”, в С.
Я. Козлов и Л. В. Чижова, Ответственные редакторы, Тюркские Народы Крыма,
(Москва: Наука, 2003), (Siborenko, B. A., “Politiçeskaya istoriya Krımskogo
hanstva”, içinde S. YA. Kozlov ve L. V. Çijova, Otvetstvennıye redaktorı, Tyurkskiye
Narodı Krıma
, Moskva: Nauka, 2003)


<http://www.coe.int>


<http://www.ccu.gov.ua>


<http://www.dunyabulteni.net>


<http://www.iccrimea.org>


<http://www.ilo.org>


<http://iportal.rada.gov.ua>


<http://www.minelres.lv>


<http://qtmm.org>  


<http://www.rada.crimea.ua>


<http://www.slovoidilo.ua>


<http://www.un.org>  


<http://www.vatankirim.net>


Bu makale, Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi’nde
(Cilt 10, Sayı 39, 2014, s. 97-135) yayımlanmıştır.


* Bu makale, “Kırım Davası” ile ilgili fedakârca çalışmalar yapan
rahmetli Mehmet Akif Albayrak’a ithaf edilmiştir.   


** Öğr. Gör. Dr., Hacettepe
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı. E-Posta:
ozarslan36@yahoo.com


[1] Kırım’da tarih boyunca, ağırlıklı
olarak Türklerin Kıpçak boyuna mensup pek çok grup var olmuştur. Günümüzde bu
bölgede yaşayan Türk topluluklarının ezici çoğunluğu Tatar Türkleridir. Tatar
Türkleri için yaygın olarak “Kırım Tatarları” tabiri kullanılmaktadır. Ukrayna
Anayasası’nda ve iç hukuk düzenlemelerinde de “Kırım Tatarları” şeklinde bir
isimlendirme yapılmıştır. Bu makalede ise “Kırım Tatarları” tabiri yerine
“Kırım Tatar Türkleri” ifadesi kullanılmıştır. Kırım Tatarları olarak bilinen
topluluk da Türklerin Kıpçak boyuna mensup bir etnik Türk grubudur. Dolayısıyla
“Kırım Tatarları” tabiri, etnik bir isimlendirmedir. Bu sebeple daha kuşatıcı
olması ve millî kimliği daha doğru ifade etmesi sebebiyle “Kırım Tatar
Türkleri” tabiri tercih edilmiştir. Ayrıca konunun Kırım’daki diğer Türk
grupları olan Ahıskalı Türkleri, Kırımçak Türklerini ve Karaim Türklerini
kapsamaması, böyle bir isimlendirmeyi zorunlu kılmıştır. Öte yandan, “Kırım
Tatar Türkleri” tabirinin kullanılmasının bir başka sebebi de Rusya Federasyonu
(RF) sınırları içinde yaşayan ve “Kazan Tatarları” olarak bilinen bir başka
Tatar Türk topluluğunun bulunmasıdır. RF sınırları içinde değişik bölgelerde
yaşayan ve ciddi bir nüfusa sahip olan Kazan Tatar Türkleri, bu makalenin
konusu dışında olduğu için makalede “Tatar Türkleri” tabiri yerine “Kırım Tatar
Türkleri” şeklinde bir kullanım tercih edilmiştir.   


[2] Akdes Nimet Kurat, IV-XVIII.
Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri
,
(Ankara: Murat Kitabevi Yayınları, 1992), s. 203-204


[3] Bkz. Б. А. Сиборенко,
“Политическая история Крымского ханства”, в С. Я. Козлов и Л. В. Чижова,
Ответственные редакторы, Тюркские Народы Крыма, (Москва: Наука, 2003), ст.
161-176 (B. A. Siborenko, “Politiçeskaya istoriya Krımskogo hanstva”, içinde S.
YA. Kozlov ve L. V. Çijova, Otvetstvennıye redaktorı, Tyurkskiye
Narodı Krıma
, Moskva: Nauka, 2003), s. 161-176; Mehmet Akif
Albayrak, Yeşil
Ada Kırım
, (Ankara: Türk Dünyası Kültür ve Sanat Derneği Yayınları,
2004), s. 23-24; Alan Fisher, Kırım Tatarları, (İstanbul: Selenge Yayınları, 2009),
(Çeviren: Eşref B. Özbilen), s. 15-26, 75-103


[4] Bkz. Hakan Kırımlı, Kırım
Tatarlarında Millî Kimlik ve Millî Hareketler (1905-1916)
, (Ankara:
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2010),
s. 5-17


[5] Bkz. Albayrak, 2004, s. 26-27;
İsmail Aydıngün, “Ne Doğu Ne Batı, Hem Doğu Hem Batı: Avrasya’nın Geçiş Ülkesi
Ukrayna”, içinde İsmail Aydıngün ve Çiğdem Balım, der.,
Bağımsızlıklarının Yirminci Yılında Azerbaycan, Gürcistan ve Ukrayna, Türk
Dilli Halklar-Türkiye ile İlişkiler, II. Kitap
, (Ankara:
Atatürk Kültür Merkezi, 2012), s. 256-257


[6] Bkz. Albayrak, 2004, s. 27, 29;
Cергей Рафаилович Гриневецкий и др, Геополитическое Казино Причерноморья, (Москва:
Восток-Запад, 2009), ст. 180-181 (Sergey Rafailoviç Grinevetskiy, vd. Geopolitiçeskoye
Kazino Priçernomorya
, Moskva: Vostok-Zapad, 2009, s. 180-181);
Kemal Özcan, Kırım
Türklerinin Varoluş Mücadelesi Kırım Dramı
, (İstanbul:
Babıali Kültür Yayıncılığı, 2010), s. 13-14, 129-141; Alâeddin Yalçınkaya,
“Karadeniz Politikalarında Anahtar Bölge: Kırım”, içinde Yıldırım Turan, vd.,
der., Siyaset,
Ekonomi ve Toplum Üzerine 3. Uluslararası Mavi Karadeniz Kongresi: Uyuşmazlık
Çözümü, İşbirliği ve Demokratikleşme, Konferans Bildirileri Tam Metinleri
, (İstanbul:
Gündoğan Yayınları, 2013), s. 119-120


[7] Bkz. Necip Hablemitoğlu, Yüzbinlerin
Sürgünü: Kırım’da Türk Soykırımı
, (İstanbul: Toplumsal Dönüşüm
Yayınları, 2004), s. 65-72, 91-94, 105-163; Albayrak, 2004, s. 28-31; Seçil
Öraz, “The Struggle and the Response in Stalin’s Deportation Policy: The Case
of Crimean Tatars”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, Cilt. VI, Sayı. 2,
Kış 2006, s. 411-422; Kemal Olçar, Karadeniz Politikaları ve Türkiye-Ukrayna Stratejik İlişkileri, (İstanbul:
IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2007), s. 377-413; Thomas Benedikter, Modern
Özerklik Sistemleri
, (Ankara: Nika Yayınevi, 2014), (Çevirenler: Hülya
Türker, vd.), s. 233


[8] Kırım’daki demografik yapıyla
ilgili olarak ayrıntılı bilgi için bkz. <http://www.vatankirim.net/yazi.asp?yaziNo=129>,
(Erişim Tarihi: 30 Nisan 2014) 


[9] Ukrayna’nın mevcut anayasası,
Ukrayna Yüksek Meclisi’nde 28.06.1996 tarihinde kabul edilmiş ve 01.02.2011 ile
19.09.2013 tarihlerinde iki defa değişikliğe uğramıştır. Ukrayna Anayasası’nın
tam metni için bkz. Ukrayna Anayasa Mahkemesi Resmî İnternet Sayfası, <http://www.ccu.gov.ua/en/doccatalog/list?currDir=12083>,
(Erişim Tarihi: 30 Nisan 2014). Ukrayna Anayasası’nın Türkçe metni için bkz.
T.C. Dışişleri Bakanlığı Türk İşbirliği Kalkınma Ajansı (TİKA), Azerbaycan,
Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan,
Türkmenistan,
Ukrayna Ülkelerinin Anayasaları
, (Ankara: Türk İşbirliği ve
Kalkınma Ajansı Yayını, 1999), s. 283-363


[10] Egemen bir devlet sınırları
içinde belirli bir topluluğa idarî düzlemde bazı yetkiler veren özerklik,
uluslararası hukuk açısından genel olarak uzlaşılmış bir tanıma sahip değildir.
Her devletin kendi egemenlik yetkisi kapsamında sınırlarını çizdiği özerklik
kavramı, Ukrayna’nın Kırım Özerk Cumhuriyeti’ne tanımış olduğu gibi genellikle
belirli bir bölgeyle sınırlıdır. İlgili devletin kendi anayasal ve yasal
düzenlemelerinin belirleyici olduğu özerklik, bu yönüyle bakıldığında
uluslararası müdahaleye kapalı olan ve bir devletin kendi iradesiyle hayata
geçen bir duruma işaret eder. Ayrıntılı bilgi için örnek olarak bkz. Mehmet
Emin Akgül, İdari
Örgütlenme ve Siyasi Yönetim İlkesi Olarak Özerklik Kavramı
,
(Ankara: Turhan Kitabevi, 2013), s. 5-39; Benedikter, 2014, s. 25-121


[11] Ukrayna Anayasası’nın 133.
maddesinin 2. fıkrasında göre Kırım Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde olmakla
birlikte Akyar (Sivastopol) şehri de sayma yoluyla belirtilmiştir. Bunun
gerekçesi ise aynı maddenin 3. fıkrasında ortaya çıkmaktadır ki bu fıkra
uyarınca Akyar şehri, Ukrayna’nın başkenti Kiev ile birlikte özel statüye sahip
bir şehir niteliğindedir.   


[12] Kırım Özerk Cumhuriyeti
Anayasası’nın tam metni için bkz. Kırım Özerk Cumhuriyeti Devlet Konseyi Resmî
İnternet Sayfası, <http://www.rada.crimea.ua/en/bases-of-activity/konstituciya-ARK>,
(Erişim Tarihi: 2 Mayıs 2014)


[13] Azınlıklarla ilgili
düzenlemelerin yer aldığı uluslararası belgelerle ilgili ayrıntılı bilgi için
örnek olarak bkz. Hüseyin Akgül, Azınlık Kavramı, (İzmir: Akademi Kitabevi, 2003), s.
17-47; Süleyman Sırrı Terzioğlu, Uluslararası Hukukta Azınlıklar ve Anadilde Eğitim Hakları,
(Ankara: Alp Yayınevi, 2007), s. 12-49; Mehmet Merdan Hekimoğlu, Uluslararası
İnsan Hakları Hukuku Açısından Azınlık Hakları ve Türkiye
, (Ankara:
Detay Yayıncılık, 2007), s. 160-202; Süleyman Sırrı Terzioğlu ve Bahadır Bumin
Özarslan, “Azınlıklar Açısından Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri”, içinde
Mehmet Seyfettin Erol ve Ertan Efegil, der., Türkiye-AB İlişkileri: Dış Politika ve İç Yapı Sorunsalları,
(Ankara: Alp Yayınevi, 2007), s. 287-291; Doğan Kılınç, Azınlık Hakları,
(Ankara: Yetkin Yayınları, 2013), s. 135-222  


[14] Naz Çavuşoğlu, Uluslararası
İnsan Hakları Hukukunda Azınlık Hakları
, (İstanbul:
Su Yayınları, 2001), s. 33-34


[15] Erol Kurubaş, Asimilasyondan
Tanınmaya Uluslararası Alanda Azınlık Sorunları ve Avrupa Yaklaşımı
,
(Ankara: Asil Yayın Dağıtım, 2004), s. 93


[16] Francesco Capotorti, Study on the
Rights of Persons Belonging to Ethnic, Religious and Linguistic Minorities
,
(New York: United Nations Publication, 1979), s. 96


[17] Terzioğlu ve Özarslan, 2007, s.
286


[18] Öte yandan Ukrayna’nın, kendi
sınırları içindeki azınlıklarla ilgili kabul ettiği bir uluslararası düzenleme
daha vardır. Türkmenistan ile imzalanan, “Türkmenistan ile Ukrayna Arasındaki
Dostluk ve İşbirliği Antlaşması”nda her iki devlet de kendi sınırları içinde
yaşayan azınlıkların haklarıyla ilgili bazı hükümleri kabul etmiştir ancak bu
antlaşmada, azınlıkların statülerine yönelik tanımlayıcı bir düzenleme yoktur.
Bu antlaşmayla ilgili olarak bkz. Süleyman Sırrı Terzioğlu, “Türkmenistan’ın
Azınlıklar Konusundaki Siyaseti”, Avrasya Dosyası, Türkmenistan Özel, Cilt. 7, Sayı. 2,
(Yaz 2001), s. 121-122


[19] Azınlıkların sınıflandırılmasında
kullanılan alt gruplardan biri de ulusal azınlıklardır. Ulusal azınlık kavramı,
azınlık kavramında olduğu üzere uzlaşılmış bir tanıma sahip değildir. Yaygın
olarak kabul edilen bir tanıma göre ulusal azınlık tarih, kültür ve dil
bağlarının olduğu etnik grubun egemenliği altındaki devletin sınırları dışında
ve başka bir devletin sınırları içinde yaşayan bir gruptur. Öte yandan ulusal
azınlık kavramı, bir devletin sınırları içinde yaşayan ve o devletle
vatandaşlık ilişkisi bulunan etnisite, din veya dil azınlıklarının hepsini
kapsayacak şekilde de kullanılmaktadır. Avrupa Konseyi bünyesinde yürütülen
çalışmalarda, bütün azınlıkları kapsayan bir kullanım söz konusudur. Avrupa
Konseyi bünyesinde kabul edilmiş en önemli belgelerden biri ve hukukî
bağlayıcılığa sahip ilk çok taraflı belge olan “Ulusal Azınlıkların Korunmasına
İlişkin Çerçeve Sözleşme”, böyle bir anlayışın ürünüdür. Bu sözleşmeyle ilgili
olarak belirtilmesi gereken önemli bir diğer husus da “çerçeve sözleşme
tekniği” sebebiyle doğrudan uygulanabilir bir belge olmaması ve sözleşme
hükümlerinin taraf devletlerin kendi iç hukuk düzenlemeleriyle hayata
geçirileceğinin taahhüt edilmesidir. Ayrıca adında geçmesine rağmen ulusal
azınlık tanımı yapılmamış ve bu tanım, sözleşmeye taraf olan devletlerin
yetkisine terk edilmiştir. Ulusal azınlık kavramıyla ilgili örnek olarak bkz.
Çavuşoğlu, 2001, s. 41-52; Akgül, 2003, s. 13; Kurubaş, 2004, s. 23; Baskın
Oran, Türkiye’de
Azınlıklar
, İletişim Yayınları, İstanbul 2006, s. 40-41; Ülkü
Bilgin, Azınlık
Hakları ve Türkiye
, Kitap Yayınevi, İstanbul 2007, s. 21-22;
Kılınç, 2013, s. 61-65. Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşme’nin
tam metni için bkz. Avrupa Konseyi Resmî İnternet Sayfası, <http://conventions.coe.int/Treaty/en/Treaties/Html/157.htm>,
(Erişim Tarihi: 15 Mayıs 2014)


[20] Rusça’nın ayrıca belirtilmesi ise
gerek tarihî sebepler gerekse demografik gerçeklerle açıklanabilir.


[21] Oxana Shevel, “Crimean Tatars and
the Ukranian State: The Challenge of Politics, the Use of Law, and the Meaning
of Rhetoric”, <http://www.iccrimea.org/scholarly/oshevel.html>,
s. 6, (Erişim Tarihi: 15 Mayıs 2014)


[22] Bu ifadelerden çıkan bir diğer
sonuç, Ukrayna Anayasası’nda ulusal azınlık tabirinin dolaylı olarak
çerçevesinin belirlenmiş olmasıdır. Etnisite, kültür, dil ve din odaklı azınlık
kimliklerinden oluşan bu çerçevenin yukarıda ifade edilen Avrupa Konseyi’nin
yaklaşımıyla paralel olduğu, azınlıkların tasnifinde kullanılan grupların
tamamını kapsadığı anlaşılmaktadır.


[23] Maddede dikkat çeken husus,
eğitim alma ve dil öğrenme hakkının devlet eliyle gerçekleşebileceği gibi halka
ait kuruluşlar aracılığıyla ve hatta bir kurum bünyesinin dışında kültürel
topluluklar vasıtasıyla da kullanılabilecek olmasıdır. Bu durumda Ukrayna
devleti ulusal azınlıklara birden çok seçenek sunmuş; ister resmî/gayrıresmî
kurumlar yoluyla bir müfredata bağlı olarak isterse ilgili azınlık grubunun
hayatın olağan akışı içerisinde kendiliğinden eğitim alma ve dil öğrenme
hakkının devlet güvencesi altında olduğunu taahhüt etmiştir.


[24] Ulusal Azınlıklar Yasası’nın tam
metni için bkz. <http://www.minelres.lv/NationalLegislation/Ukraine/Ukraine_Minorities_English.htm>,
(Erişim Tarihi: 20 Mayıs 2014)


[25] Volodymyr Yevtoukh, “National
Minorities in Ukraine: Status, Rights, Prospects”, <www.instesw.ebox.lublin.pl/ed/ftp/yevtoukh.pdf>,
s. 5 (Erişim Tarihi: 25 Mayıs 2014)


[26] Tamara J. Resler, “Dilemmas of
Democratisation: Safeguarding Minorities in Russia, Ukraine and Lithuania”, Europe-Asia
Studies
, Vol. 49, No. 1 (January 1997), s. 97-98


[27] Yevtoukh, s. 5


[28] Natalya Belitser, “Indigenous
Status” for the Crimean Tatars in Ukraine: A History of a Political Debate”,
<http://www.iccrimea.org/scholarly/indigenous.html>,
s. 5, (Erişim Tarihi: 25 Mayıs 2014).


[29] Yevtoukh, s. 6


[30] Bkz. Belitser, s. 5; Shevel, s.
6  


[31] Kurubaş, 2004, s. 20


[32] Chidi Oguamanam, “Indigenous
Peoples and International Law: The Making of a Regime”, Queen’s Law
Journal
, No. 30, 2004, s. 350, 352. Muhtelif tanımlarla ilgili
olarak bkz. Oguamanam, 2004, s. 351


[33] Benedict Kingsbury, “Indigenous
Peoples in International Law: A Constructivist Approach to the Asian
Controversy”, The
American Journal of International Law
, Vol. 92, No. 3, July 1998,
s. 414-415


[34] Sözleşmenin tam metni için bkz.
Uluslararası Çalışma Örgütü Resmî İnternet Sayfası, <http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—asia/—ro-bangkok/—ilo-jakarta/documents/publication/wcms_124013.pdf>,
(Erişim Tarihi: 10 Haziran 2014) 


[35] S. James Anaya, Indigenous
Peoples in International Law
, (New York: Oxford University Press,
2000), s. 47


[36] Patrick Macklem, “Indigenous
Recognition in International Law: Theoretical Observations”, Michigan
Journal of International Law
, Vol. 30, Fall 2008, s. 178-179


[37] International Labour Standarts
Department, Understanding
the Indigenous and Tribal Peoples Convention, 1989 (No. 169)
,
(Geneva: International Labour Organization, 2013), s. 3


[38] Kurubaş, 2004, s. 20-21


[39] Beyannamenin tam metni için bkz.
BM Resmî İnternet Sayfası, <http://www.un.org/en/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/RES/61/295&Lang=E>,
(Erişim Tarihi: 12 Haziran 2014)


[40] Kararın tam metni için bkz.
Ukrayna Yüksek Meclisi Resmî İnternet Sayfası, <http://iportal.rada.gov.ua/en/news/page/news/News/News/89899.html>,
(Erişim Tarihi: 15 Haziran 2014)


[41] Ukrayna Anayasası’nın amir
hükmünden kaynaklanan bu yükümlülükle ilgili olarak Ukrayna’nın Avrupa Konseyi
bünyesinde faaliyet gösteren Venedik Komisyonu’na sunduğu taslak bir yasa
bulunmaktadır. “Ukrayna’nın Yerli Halklarının Statüsüne Dair Taslak Yasa”
başlıklı bu düzenleme, henüz yürürlüğe girmemiştir. Taslak yasanın tam metni
için bkz. Avrupa Konseyi Resmî İnternet Sayfası, <http://www.venice.coe.int/webforms/documents/?pdf=CDL(2004)079-e>,
(Erişim Tarihi: 15 Haziran 2014)


[42] Birincisi 24.11.1917’de toplanan
Kırım Tatar Millî Kurultayı, Kırım Tatar Türklerinin millî iradesini yansıtmak
üzere kurulmuş bir yapılanmadır. 1944 sürgününden sonra Kırım’a dönmeye
başlayan Kırım Tatar Türkleri, 26.06.1991’de ikinci kez kurultay toplamışlardır.
Beş günlük bir çalışma neticesinde alınan bir kararla Kırım Tatar Millî Meclisi
kurulmuştur. Kırım Tatar Millî Kurultayı delegeleri tarafından seçilen otuz üç
(33) üyeden oluşmaktadır. Kırım Tatar Türklerinin en yüksek temsil ve yürütme
organı olan Kırım Tatar Millî Meclisi, yasal bir statüye sahip değildir ancak
Ukrayna Cumhurbaşkanı nezdinde danışma organı olarak faaliyet göstermektedir.
Ayrıntılı bilgi için bkz. Kırım Tatar Millî Meclisi Resmî İnternet Sayfası,
<http://qtmm.org/qt/umumiy-mal%C3%BCmat>
ve <http://qtmm.org/qt/qirimtatar-milliy-meclisi-aqqinda-umumiy-mal%C3%BCmat>,
(Erişim Tarihi: 15 Haziran 2014); Albayrak, 2004, s. 26, 31; Aydıngün, 2012, s.
261-262


[43] Ulusal azınlıklar arasında
Ahıskalı Türklerin sayılmaması dikkat çekicidir.


[44] Kendi kaderini tayin etme
hakkının kapsamıyla ilgili örnek olarak bkz. Mustafa Şahin, Avrupa
Birliğinin Self-Determinasyon Politikası
, (Ankara: Nobel Yayın
Dağıtım, 2000), s. 8-42; Füsun Arsava, “Self-Determinasyon Hakkı ve Kosova”, Uluslararası
Hukuk ve Politika
, Cilt 5, No: 17, s. 3-4, 7-13 


[45] Ukrayna’da başlayan ve Kırım’a
sirayet eden krizin kronolojik gelişimi için örnek olarak bkz. Mehmet Seyfettin
Erol, “Ukrayna-Kırım Krizi Ya Da İkinci Yalta Süreci”, Karadeniz
Araştırmaları
, Sayı 41, Bahar 2014, s. 2-5  


[46] Habibe Özdal, vd., Ukrayna
Siyasi Krizinde Rusya ve Batı’nın Tutumu
, (Ankara: Uluslararası
Stratejik Araştırmalar Kurumu, 2014), s. 6


[47] Karar metni için bkz. <http://ru.slovoidilo.ua/news/1332/2014-03-06/rada-kryma-reshila-vojti-v-sostav-rf-ne-dozhidayas-referenduma.html>,
(Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2014)


[48] 28.02.2014 tarihli Ukrayna Yüksek
Meclisi kararı için bkz. Ukrayna Yüksek Meclisi Resmî İnternet Sayfası, <http://iportal.rada.gov.ua/en/news/News/News/88714.html>,
(Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2014)


[49] Budapeşte Memorandumu’nun tam
metni için bkz. BM Resmî İnternet Sayfası, <http://www.un.org/en/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/49/765>,
(Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2014)


[50] Ukrayna Yüksek Meclisi’nin
11.03.2014 tarihli kararının tam metni için bkz. <http://iportal.rada.gov.ua/en/news/page/news/News/News/89193.html>,
(Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2014)


[51] Ukrayna Yüksek Meclisi’nin 15.03.2014
tarihli kararının tam metni için bkz. Ukrayna Yüksek Meclisi Resmî İnternet
Sayfası, <http://iportal.rada.gov.ua/en/news/page/news/News/News/89664.html>,
(Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2014)


[52] Ukrayna Anayasa Mahkemesi’nin
14.03.2014 tarihli kararı için bkz. Ukrayna Anayasa Mahkemesi Resmî İnternet
Sayfası, <http://www.ccu.gov.ua/en/doccatalog/list?currDir=238920>,
(Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2014)


[53] Bildirinin tam metni için bkz.
Kırım Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi Resmî İnternet Sayfası, <http://www.rada.crimea.ua/app/2988>,
(Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2014)


[54] Ukrayna Anayasa Mahkemesi’nin
20.03.2014 tarihli kararı için bkz. Ukrayna Anayasa Mahkemesi Resmî İnternet
Sayfası, <http://www.ccu.gov.ua/en/doccatalog/list?currDir=238920>,
(Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2014)


[55] Referandum kararının anayasal
ilkeler açısından uygun olup olmadığıyla ilgili olarak Avrupa Konseyi
bünyesinde faaliyet gösteren Venedik Komisyonu da 21.03.2014 tarihli bir görüş
beyan etmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nin başvurusu üzerine hazırlanan
rapora göre Ukrayna Anayasası, diğer Avrupa Konseyi üyelerinin anayasalarında
da olduğu üzere ülkenin bölünmezliği esas almakta ve yerel bir referandumla
Ukrayna’dan ayrılma kararı alınmasına izin vermemektedir. Bu sebeple Kırım
Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin aldığı referandum kararı, Ukrayna
Anayasası’na aykırı bulunmuştur. Öte yandan Venedik Komisyonu, Kırım’ın içinde
bulunduğu şartların Avrupa’nın demokratik standartlarına uygun bir referandum
yapılmasına elverişli olmadığı sonucuna da varmıştır. Ayrıntılı bilgi için bkz.
Avrupa Konseyi Resmî İnternet Sayfası, <http://www.venice.coe.int/webforms/documents/default.aspx?pdffile=CDL-AD(2014)002-e>,
(Erişim Tarihi: 7 Temmuz 2014)   


[56] Anlaşma metni için bkz. BM Resmî
İnternet Sayfası, <http://www.un.org/disarmament/WMD/Nuclear/pdf/NPTEnglish_Text.pdf>,
(Erişim Tarihi: 7 Temmuz 2014)


[57] 22.07.2010 tarihli ve “Kosova
Hakkında Tek Taraflı Bağımsızlık Bildirisinin Uluslararası Hukuka Uygunluğu”
başlıklı, Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği danışma görüşünün tam metni
için bkz. Uluslararası Adalet Divanı Resmî İnternet Sayfası, <http://www.icj-cij.org/docket/files/141/15987.pdf>,
(Erişim Tarihi: 10 Temmuz 2014)


[58] Ayrıntılı bilgi için bkz. Uğur
Samancı, “Uluslararası Adalet Divanının Kosova’nın Bağımsızlık İlanına İlişkin
Danışma Görüşü”, Dokuz
Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
, Cilt. 11, Sayı. 2,
2009, (Basım Yılı: 2011), s. 123-194


[59] Oğuz Kaan Pehlivan, “Kırım
Referandumla Ukrayna’dan Ayrılabilir mi?”, 14.03.2014, <http://www.usak.org.tr/analiz_det.php?id=17&cat=365366677>,
(Erişim Tarihi: 10 Temmuz 2014)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet