Cahit Armağan
Dilek
: Kıbrıs ikinci Girit oluyor
 

E-POSTA : cahitdilek@yahoo.com


Türkiye’yi yönetenler içeride ve dışarıdaki gelişmelerin nereye
gideceğini, Türkiye’nin geleceğini nasıl etkileyeceğini, hangi sonuçları
doğuracağını kavrayamıyor. Dış politikada olup bitenleri hep karşı tarafın
hainliği, düşmanlığı olarak dile getirip karşıdakileri suçlayarak işin içinden
sıyrılmak hedefleniyor.


Türkiye’nin çevresinde, etki ve ilgi alanında meydana gelen birçok
gelişme varken sadece bir tanesi gündeme getirilip diğerleri sanki bizi
bekliyormuş gibi hareket ediliyor. Halbuki diğer noktalarda atı alan Fırat’ı, Ege’yi, Doğu Akdeniz’i,
Karadeniz’i geçiyor.


Biz sırasıyla Menbic, İdlib, Fırat’ın doğusu, papaz kriziyle
meşgul edilirken Türkiye’nin batısından da kuşatıldığını önceki günkü yazımızda
yine hatırlattık. Yunanistan’ın
Girit’ten sonra Larissa, Volos ve Dedeağaç’ta da ABD’ye askeri üs önerdiğini
,
bunun Yunanistan’ı Ege’deki oldubittilerine son bir hamle yapmaya destek
olacağını Yunanistan’ın kara
sularını her an 12 mile çıkarabileceğini
yazdık.


Ege’de durum
böyle de Doğu Akdeniz farklı mı?
Tabii ki
değil. Hatta o bölgedeki kuşatma Kıbrıs’ı yutmayı da kapsayacak şekilde daha
ileri safhada.


Yunan-Rum şer ikilisi bunu yaparken bir ittifaklar zinciriyle
bölge ülkelerini, bölgesel ve küresel güçleri yanlarına alarak sağlam adımlarla
ilerliyorlar. Yunanistan-GKRY-Lübnan,
Yunanistan-GKRY-İsrail ve
Yunanistan-GKRY-Mısır
ittifakları bu zincirin halkaları.


10 Ekim‘de Girit‘te
artık kurumsallaşmış hale gelen Yunanistan-GKRY-Mısır
üçlü ittifakının altıncı zirvesi
yapıldı. Kurumsallaşmış dedik çünkü
bu üçlü ittifakın merkezi Girit’te olacak bir Daimi Koordinasyon Sekreterliği
kuruluyor.


Zirve sonrasında yayımlanan ortak bildiri uzun ve kapsamlı.
Hedefte Doğu Akdeniz’de kendi aralarındaki enerji iş birliği ve tabii ki Türkiye’yi işgalcilikle suçlayan, Türk
askerinin Kıbrıs’ı terk etmesini isteyen
ifadeler var. Çünkü hedef Türkiye’yi Kıbrıs’tan ve bölgeden
tamamen dışlamak, İskenderun ve Antalya körfezlerine yani kara sularına
hapsetmek, Rum/Yunan taleplerini içeren AB’nin yayımladığı deniz yetki alanları
haritasını kabul ettirmek.


Ortak açıklamada öyle ifadeler var ki Türkiye tamamen yok sayılıyor. Kıbrıs çevresinde ve Doğu
Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölgelerin (MEB) belirlenmesini kendi aralarında
ikili-üçlü mekanizmalarla halletmekten bahsediliyor. Kıbrıs sorununun BM çatısı
altında ve AB müktesebatı içinde çözümlenmesinin tek yol olduğu vurgulanıyor.
Yine Türkiye’nin taraf olmadığı BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin esas alınacağı
söyleniyor.


Zirvede Çipras’ın şu
sözleri yenilir yutulur değil:
“Bu bölgedeki
hidrokarbonların araştırılması ve çıkarılması Kıbrıs’ın (GKRY’yi kastediyor)
egemenlik hakkıdır ve uluslararası hukuka uygundur. Üçüncü ülkelerin buna yönelik tehditlerinin karşısındayız.
Kıbrıs’ta AB ve BM normlarına uygun bir çözüm istiyoruz bunun en öncelikli şartı işgal ordusunun Ada’dan
ayrılması ve garantörlük sisteminin son bulmasıdır.


Ortak bildiride yer almasa da Rum basını üçlü ittifakın Fransa’nın katılımıyla dörtlü
ittifaka genişlemesinde mutabık kalındığını
yazıyor. Geçen aylarda
basına yansıyan Fransız hava ve deniz kuvvetlerinin GKRY’deki üsleri kullanma
izni verildiği haberlerine bakılırsa bu gelişmenin an meselesi olduğunu
söyleyebiliriz.


Yine Rum basınında bu üçlünün “birine yapılan tehdit herkese yapılmış tehdittir”
konusunda anlayış birliğine varıldığı yazılıyor. Yaz aylarında bu ülkelerin
temsilcilerinin de olduğu bir konferansta Mısır büyükelçisinin “gerekirse Türkiye’ye karşı güç
kullanırız”
dediği hatırlanırsa Türkiye’ye karşı ittifakın ete kemiğe büründüğünü göremeyip somut karşı
hamle yapmamak ihanet olur.


Yazacak daha çok şey var ama özeti şu: Kıbrıs merkezli gelişmeler Girit’in elden çıkması sürecinde yaşananlarla
büyük benzerlik gösteriyor.
Rum-Yunan ikilisi Girit tecrübesiyle
Kıbrıs’ı yeni Girit yapıyor, Kıbrıs’ı ilhak ediyor.


Atatürk’ün Kıbrıs’a ilişkin sözlerini O’nun vasiyeti ve talimatı olarak görmeliyiz. Ata’nın vasiyetlerini
ihlal, mirasına ihanet etmemek gerekir.


Papazın oldubittilerle verilmesi bir şekilde telafi edilebilir
ancak Kıbrıs’ta ikinci bir Girit
faciası yaşanmasının telafisi olmadığı gibi bedeli Türkiye’nin bekası olur.

Kimsenin hele ki yönetenlerin ölüm uykusuna yatma hakkı yok!


Yapılması gerekenler çok. Olan bitenlerin farkına varalım.
Yunanların kıta sahanlığı kavramını yok sayma tuzağına düşmeyelim. Ege’deki adalar yanlış taraftadır.
Kara suyu kavramı üzerinden
çizilecek MEB haritaları Ege’yi Yunan gölü yapar, Meis Adası’nı Anadolu
Yarımadasının önüne koyar.
Onun için Türkiye kıta sahanlığı
üzerinden kendi MEB ilanını süratle yapmalı ve uygulamaya geçmelidir.


Kaynak Yeniçağ: Kıbrıs ikinci Girit oluyor 
– Cahit Armağan Dilek