Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Azerbaycan KKTC’yi tanırsa
ne olur ????


Milli Devlet gazetesi
yazarı Osman Kepenek, “Azerbaycan KKTC’yi tanırsa ne olur?” başlıklı
yazısında, ‘Bir Millet İkiDevlet’ sloganı etrafında ilerleyen ilişkilerin
boyutunun neden Akdeniz’in derin sularına inemiyor?” diye sordu.


Milli Devlet gazetesi yazarı Osman
Kepenek, KKTC’nin Türkiye harici hiçbir devlet tarafından tanınmamasının
Türk Dünyası’nın en önemli meselelerinden biri olduğunu belirtti. 


Kepenek, “25 yıldır, Dağlık
Karabağ’da hangi iş bizim lehimize gitmiştir de, Bakü-Lefkoşe hattında
yaşanacak bir sıcak temas bugüne kadar atılan adımları boşa çıkaracaktır. Türk
Dünyası daha ne kadar kaçak dövüşü akılcı politika zannedecek ve  acilen
alması gereken kararları geciktirecektir?” dedi.


“Azerbaycan KKTC’yi tanırsa Karabağ
bağımsızlık ilan eder, Kazakistan tanırsa dünya ile ilişkisi bozulur,
Kırgızistan’da kriz çıkar, Özbekistan’a turist gitmez gibi saçmalıklara Türk
Dünyası artık kulaklarını tıkamalı ve KKTC’yi bağımsız bir devlet olarak
tanımalıdır.” ifadelerini kullanan Kepenek, “Unutulmamalıdır ki
Sovyet tehdidi altındaki 1970’lerin Türkiye’si ABD’nin her türlü ambargosuna
rağmen Kıbrıs Harekâtını başarıyla gerçekleştirmiştir. Eğer Türkiye o gün o
iradeyi göstermeseydi bugün Kıbrıs’ta Türk varlığından bahsetmemiz mümkün
olmayacaktı. Adada teşekkül eden bağımsız bir Türk devletinin bulunması başta
Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere bütün Türk Dünyasının güvenliği noktasında da
hayati bir fonksiyona sahiptir.” dedi.


Osman
Kepenek’in yazısının tamamı şu şekilde;


Türk
Dünyasının en önemli meselelerinden biri KKTC’nin Türkiye harici hiçbir devlet
tarafından tanınmamasıdır. Yedi bağımsız Türk Cumhuriyetinden biri olan
KKTC’nin Türkiye dışındaki Türk Cumhuriyetlerince de tanınmaması senelerdir
tartışılagelen konular arasındadır. Doğu Akdeniz’deki enerji hamleleri, Kapalı
Maraş’ın yeniden iskân ve turizme açılma kararı, Türkiye ve KKTC hükümetlerinin
tam bir uyum içerisinde atmış olduğu adımlar, Rum tarafı başta olmak üzere pek
çok kesimi tedirgin ve rahatsız etmiştir. Bu süreçte, bölgede, hem KKTC’nin hem
de Türkiye’nin elini güçlendirecek geç kalınmış bir adımın atılma zorunluluğu
yeniden gün yüzüne çıkmıştır.


Bilindiği üzere Zürih ve
Londra anlaşmaları gereği Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’la birlikte Kıbrıs
adasının tamamında söz söyleme hakkına sahiptir ve adada garantör ülke
konumundadır. Garantör ülke yetkileri çerçevesinde de 1974 yılında Kıbrıs
adasına bir barış operasyonu düzenleyerek Kıbrıs Türklerine uygulanan katliamı
geç de olsa durdurabilmiştir. Diğer garantör ülkeler İngiltere ve Yunanistan bu
vahşete sessiz kalmak suretiyle garantörlük görevlerini yerine
getirmemişlerdir. Üstelik Türkiye’nin adaya beraber asker çıkarma teklifini de
reddederek başka hesapların peşine düşmüş ve neticede Türksüz Kıbrıs’ın
hayallerini kurmuşlardır. İki toplumun ortak anlaşması sonucu kurulan Kıbrıs
Cumhuriyetine son veren Rumlardır.


Kıbrıs Cumhuriyeti’nin
yönetim kademelerinden Türkleri milim milim uzaklaştıranlar Rumlardır.


Enosis hayalleriyle gözü
dönen ve adada tek bir Türk bırakmamak üzere toplu katliama girişen yine
Rumlardır.


Bütün bu hadiselerin
üzerine adaya asker çıkaran ve devamında bağımsız bir Türk devletinin teşekkül
etmesini sağlayan Türkiye Cumhuriyeti suçlu ilan edilmek istenmiştir ve bu
suçlama halen devam ettirilmektedir. Türkiye’nin hangi esaslar çerçevesinde
adada bulunduğu açık ve nettir. Ne var ki, bu kadar şeffaf bir olaylar
dizisinde bile Türk Dünyası senelerdir bocalamakta, başarılı bir sınav vermenin
çok ötesinde durmaktadır. KKTC, diğer Türk Cumhuriyetlerinden daha önce
kurulmuş bağımsız bir Türk devletidir. SSCB’nin dağılmasının ardından
bağımsızlıklarını ilan eden diğer Türk Cumhuriyetlerinin ilk önce tanıması
gereken ülke KKTC olması gerekirken bugünkü durum izaha muhtaçtır. Tanıma
hadisesini gerçekleştiremediğimiz gibi aradan geçen çeyrek asıra rağmen bir
arpa boyu yol kat edemedik.


Yazının başlığında sadece
Azerbaycan’ın adını zikretmemizin sebebi sürekli olarak “Bir Millet İki Devlet”
sloganı etrafında ilerleyen ilişkilerin boyutunun neden Akdeniz’in derin
sularına inemediği sualidir.


Yıllardır
Azerbaycan’ın KKTC’yi tanıma girişimlerinden bahsedilmekte, atılan bazı
adımların birileri tarafından engellendiğine dem vurulmaktadır. Bunu dile
getirenlerin en önemli tezi ise Bakü’nün KKTC’yi tanıması halinde, BM’nin de
işgal altındaki Karabağ’ı tanıyacağı söylemidir. Bilindiği gibi Azerbaycan
toprağı olan Karabağ uzun yıllardır Ermenistan’ın işgali altındadır. Bu işgal
sebebiyle Azerbaycan-Ermenistan arasındaki savaş 25 yılı aşkın süredir devam
etmekte, bölge ateşkes usulü ile kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır.
Zaman zaman yaşanan sınır ihlalleri ve sıcak çatışmalar ise savaşın hali
hazırda devam ettiğinin açık ifadesidir. Çuvaldızı kendimize batıracak olursak
ne hazindir ki Azerbaycan’ın azadlığı tam bir azadlık olamamış ve işgal
altındaki topraklarımız geçen çeyrek asıra rağmen Ermeni çizmesinden
kurtulamamıştır. Bu başta Azerbaycan olmak üzere bütün Türklük âlemi için bir
ayıptır. 25 yıldır halledemediğimiz meseleyi bugün KKTC’yi tanıma konusu
gündeme geldiğinde yeniden dile getirmek artık samimi değildir. Elçibey’in
veciz ifadesiyle “Kur’an okumakla domuz darıdan çıkmaz. Karabağ ancak silahla
azadlığa kavuşur.”


25 yıldır, Dağlık
Karabağ’da hangi iş bizim lehimize gitmiştir de, Bakü-Lefkoşe hattında
yaşanacak bir sıcak temas bugüne kadar atılan adımları boşa çıkaracaktır. Türk
Dünyası daha ne kadar kaçak dövüşü akılcı politika zannedecek ve  acilen
alması gereken kararları geciktirecektir?


Azerbaycan KKTC’yi
tanırsa Karabağ bağımsızlık ilan eder, Kazakistan tanırsa dünya ile ilişkisi
bozulur, Kırgızistan’da kriz çıkar, Özbekistan’a turist gitmez gibi
saçmalıklara Türk Dünyası artık kulaklarını tıkamalı ve KKTC’yi bağımsız bir
devlet olarak tanımalıdır. Unutulmamalıdır ki Sovyet tehdidi altındaki
1970’lerin Türkiye’si ABD’nin her türlü ambargosuna rağmen Kıbrıs Harekâtını
başarıyla gerçekleştirmiştir. Eğer Türkiye o gün o iradeyi göstermeseydi bugün
Kıbrıs’ta Türk varlığından bahsetmemiz mümkün olmayacaktı. Adada teşekkül eden
bağımsız bir Türk devletinin bulunması başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere
bütün Türk Dünyasının güvenliği noktasında da hayati bir fonksiyona sahiptir.
Velhasıl Türk devletlerinin KKTC’yi tanıması uluslararası hukuk kurallarına
aykırılık içermeyen, tamamen demokratik bir ülkenin resmen tanınması
hadisesidir. AB’nin, Kıbrıs Rum Yönetimini, Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatıyla adanın
tamamını temsilen birliğe alması ise tam bir hukuksuzluktur, kabul edilebilecek
bir yanı yoktur. Dolayısıyla AB’nin bu skandal kararına ses çıkarmayanların, AB
ülkelerine yaptırım kararı almayanların Türk Cumhuriyetlerinin bu kararı sonrası
da edecek tek kelimeleri olmayacaktır. Söyleyecekleri her harfe karşı Türklük
âleminin her köşesinden bin ses vererek haksızlıklarını yüzlerine vurmamız
artık farz olmuştur.


Kaynak Yeniçağ: Azerbaycan KKTC’yi tanırsa ne olur?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış