Anastasiadis hala hayal peşinde

Şubat ayında Kıbrıs Rum tarafında yapılacak olan
Cumhurbaşkanlığı seçimleri Anastasiadis’in aklını başından almış anlaşılan.
Alkolik olması nedeniyle kafası alkolsüz çalışmadığı için Kıbrıs müzakerelerinin
nasıl sonuçlanması gerektiği ve Kıbrıs’ın geleceği konusunda ütopik
düşünceleri, fikirleri var.

Avrupa Birliği’nde (AB) “Üniter Savunma Birliği” kurulması
hedefine yönelik ilk adım, Daimi Yapısal İşbirliği’ne (PESCO) katılıma dair
“Ortak Beyan”ın imzalanmasıyla hafta başında Brüksel’de atıldı. Bu Ortak
Beyan’a AB üyesi 23 ülke imzasını attı. Öncelik Kıbrıs Rum Yönetiminde ve
Yunanistan’da oldu. Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan, nefes bile almadan anında
bu işbirliğine katılımı imzaladılar.

Gerekçeleri de, güya Üniter Savunma Birliği yürürlüğe girdiği
vakit, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarih ve 186 sayılı kararı ile
Kıbrıs’ta meşru yapı olarak kabul devletin, yani Kıbrıs Rum Yönetiminin, 1960
Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına göre (EK I) Garantörlerin müdahale hakları ile
(Madde 4) ve aynı Anayasadaki Garantiler ve İttifak Anlaşmasına gerek
kalmayacağı. Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın iddialarına göre adadaki
meşru devletin bundan böyle garantörü Avrupa Birliği olacak(mış) ve adanın güvenliği
de Avrupa Birleşik Kuvvetleri tarafından sağlanacak(mış.) Bu nedenle de artık
Türkiye’nin garantörlüğüne ve adadaki Türk askerine gerek kalmayacak(mış.)

Rumların ve Yunanlıların hayal güçleri o denli zengin ve pembe
ki,  daha şimdiden “PESCO’ya katılımımız,
Güvenlik ve Garantiler konusunda Ankara’ya karşı elimize büyük bir koz verdi”
demeğe başladılar. Devamla da “Kıbrıs’ın güvenliğinin Türk askeri tarafından
garanti edilmesi talebi yok edildi. Adanın güvenliği, içinde bizimde yer
aldığımız AB Ordusu tarafından olacak” iddiasında bulunup, zil takıp
oynuyorlar. 

Sanırım kafaları biraz bulanık olduğundan, belki de biraz da
alkolün etkisiyle, Avrupa Birliği’nin savunma planlamasında birincil rolün,
Türkiye’nin de içinde en büyük 2. Ordu olarak yer aldığı NATO’da olduğunu
unutmuşlar veya hiç akıllarına gelmemiş. Belki de böylesi bir gerçeğin
akıllarına gelmemesi daha iyi olur düşüncesi ile yok farz etmişler NATO’da
Türkiye’nin varlığını ve rolünü.

Hiçbir zaman ve hiçbir koşulda Türkiye’nin, bir asır önce
Girit’te, “Avrupa Büyük Devletlerinin” Girit’te yaşayan Türk halkının
hayatının, malının, mülkünün ve geleceğinin garantisini sağlayacakları
taahhüttü ile Girit’ten Türk askerinin çekilmesi ve müşterek Avrupa Birliği
Ordusunun Girit’e ayak basması sonrasında on binlerce Giritli Türk’ün katliamı
ile sonuçlanan tuzağa bir kez daha düşmeyeceğini unutmuşa benziyorlar.       

Rumların ve Yunanlılar bu pespembe hayaline,  KKTC’nin 34’üncü kuruluş kutlamaları
çerçevesinde Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen törende konuşma yapan
Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, gereken yanıtı verdi.

Akdağ’ın törende “Crans
Montana’daki görüşmelerin, Rum Yunan ikilisinin uzlaşmaz ve gerçeklerden uzak
tutumu sebebiyle sonuçsuz kalmasının ardından, 2008 yılında başlayan müzakere
süreci sona ermiştir. Bu durum Rum tarafının adadaki yönetimi, Kıbrıs Türkleri
ile paylaşmaya niyetinin olmadığını bir kez daha göstermiştir. Rum tarafı
arkasına aldığı Avrupa Birliği’nin yandaş tutumlarıyla şımarık bir çocuk gibi
davranmayı artık bırakmalıdır
” sözleri, artık müzakereler sayfasının
önemini kaybettiğini, sürdürülse bile kerhen olacağını ve Kıbrıs konusunun
başka bir kulvara girmek üzere olduğunu ortaya koymakta.

Prof. Dr. Ata
ATUN

KKTC
III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

e-mail:
ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org 












































Facebook:
AtaAtun1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet