Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


NERİMAN CAHİT :
“ARAPLARA SATILAN KIBRISLI TÜRK KIZLARI”


Kıbrıs 1974’ den bugüne ikiye
bölünmüş bir ada. Kim ne derse desin Kıbrıs kapanmayan yaralarla dolu.
Kapanmayan yaralar bir yana Kıbrıs’ ın bir de az bilinen eski yaraları var.
Bunlardan biri Araplara satılan Kıbrıslı Türk kızları.


Kıbrıs tarihinin bu az bilinen
sayfalarına ışık tutanların başında emekli edebiyat öğretmeni ve yazar Neriman
Cahit geliyor. Neriman Cahit hiç bilmedikleri diyarlara hem de satılarak
gönderilen kızların öykülerini topladı ve “Araplara Satılan Kızlarımız” adlı
bir kitapta yayımladı. Bu öyküler ayrımcılığın yoksulluğun ve acımasızlığın
öyküleri; nice çocuk gelinin öyküsü gibi.


FİLİSTİNLİLERE SATILAN KIZLAR


1920 ile 1950 yılları arasında
Kıbrıs bir İngiliz sömürgesiyken yaklaşık 4 bin Türk kızı Filistinli Araplara
anne babaları tarafından satıldı. Bu kızların çok azı geri dönebildiler. Geri
dönemeyenlerin çoğu evlerinin köylerinin memleketlerinin özlemi ile yaşadılar
ve kaderlerine küstüler.


MÜTHİŞ BİR SUSKUNLUK


Neriman Cahit kitaba varan süreci
şöyle anlatıyor: “Ben yıllardır bu kızları merak ediyordum. Öğretmenlik
yaptığım köylerde çalıştığım kadın örgütlerinde hep izlerini sürmeye çalıştım.
Fakat müthiş bir suskunluk vardı. Bu kızlar 11-12 yaşında henüz sek sek
oynarken aileleri tarafından para karşılığı taliplileri hiç araştırılmadan
neyin nesi oldukları bilinmeden Araplarla evlendiriliyordu. Dr. Haşmet Gürkan’
ın araştırmacı yönü çok güçlüdür. Bir yazısında bu kızlardan bahsediyordu. Hep
ona sorular sorardım. Bir gün bana: Sen bu işin peşini bırakmayacaksın. Ama
lütfen meselenin adını doğru koy; ‘Biz bu kızları sattık’ dedi. ”


TARİHLE YÜZLEŞMEK


Neriman Cahit tarihle yüzleşmek
gerektiğine inanıyordu: “Ben bir ilkokul öğretmeniyim. Bu kızları yazmak benim
topluma olan borcumdu. Bu konuyu konuşmalıydık. Bu kızlar çok büyük acılar çekmişler
ve hâlâ çekiyorlar. Ve Kıbrıslılar onları unutmayı tercih etmiş. Haklarını
korumamış. Mesela onların da miras hakkı var. Ama bunu kimse gözetmemiş. O
dönemde Kıbrıs İngiliz sömürgesiydi. Köylü çok fakirdi kuraklık vardı. Ve
tefeciler köylünün kanını emiyordu. Kadınlar için bir eğitim söz konusu
değildi. Şehirli üst tabakadan ailelerin kızları Kur’an bilirdi. O kadar. ”


SATIŞ VE TİCARET


Yoksulluktan kurtulmak belki de
kızlarının yoksulluktan kurtulması umuduyla kimi köylüler çocuklarının para
karşılığı ellerinden alınmasına ve evlenmek üzere Filistin’ e götürülmesine
izin verirler. Baf Limasol Larnaka gibi kıyı bölgelerinden 10-15 yaşındaki
kızlar vapurlarla bir bilinmeze doğru yola çıkar.


Köylü kızların satılması bir süre
sonra Araplara kız bulmak için acente gibi çalışan simsarların ortaya çıkmasına
da yol açmış. Bu kişiler ev ev dolaşarak çoğunlukla sarışın renkli gözlü
kızları bulmaya çalışırlar; satılan kızlar için hem anne babalardan hem de
kızları satın alanlardan komisyon alırlarmış.


Simsarların ille de erkek olduğu
sanılmamalı. Gündüzleri kadınlara geceleri de erkeklere hizmet veren Tantin
Hamamı’ nı işleten Pembe ve kızı Fatma kadın simsarlara bir örnek.


Damat adayları anne babalara çoğu
zaman bir doktor bir mühendis olarak tanıtılsa da damatların sözleri çoğu zaman
doğru çıkmaz. Satılan kızların çoğu gittikleri yerde büyük bir yoksulluk ile
karşılaşırlar. Kimisi kuma durumuna düşer.


KARA HABERLER


Neriman Cahit kızların haberlerinin
Kıbrıs’ a gelişini şöyle anlatır: “50’ lere doğru Türk toplumu bu kızlarla
ilgili birçok şey öğrendi. Filistin bölgesindeki savaşlara İngilizler Türk
askerlerini de götürdüler. Askerler boş zaman bulunca genelevlere giderler.
Geneleve giden Rum ve Türk askerleri orada Kıbrıslı bir kıza rastlıyorlar. Kız
ağlamaya başlıyor. Nereli ve kim olduğu anlaşılıyor. İnanır mısınız oradaki
askerlerden birinin kardeşi çıkıyor. Meğer kocasının üç karısı varmış.
Bizimkini akşam geneleve getiriyor sabah gelip alıyormuş. Bu kızlar arasından
geneleve düşenlerin sayısı az değil. Gariptir bazıları Kıbrıs’ a dönmeyi
başardı ama kimse sahip çıkmadığı için genelevlerde çalıştılar ömürleri orada
geçti. ”


AMAN NE OLUYORUZ?


Filistin’ e götürülen kızların kötü
durumda olduğunu duyanlardan biri de İngiliz ordusuyla birlikte Filistin’ e
giden tercüman Mustafa Bitirim’ dir. Bitirim Kıbrıs’ a döndükten sonra 1943
yılında “Biz Kızlarımız ve Araplar… Aman Ne Oluyoruz” adlı 16 sayfalık bir
broşür yayınlar.


Bitirim kendisine durumu anlatan
asker mektuplarını da yayınlar. Bu askerlerin arasında Kıbrıs Rumlar da vardır.
Ama durum Filistin’ in işgaline dek değişmez. O yıllarda İsraillilerin
saldırılarından kaçan Filistinlilerin çoğu Ürdün’ e ve çevredeki ülkelere
sığınır. Kıbrıslı kızların karşısına bir de sürgün hayatı çıkar. Nice
Filistinli gibi onlar da kamplarda yaşamaya başlarlar. Bazıları zaman zaman
Kıbrıs’ a gelmeyi ve aileleriyle bağlantı kurmayı başarsa da zamanla tüm
ilişkiler kopar.


ÜRDÜN ZİYARETİ


Neriman Cahit günün birinde Ürdün’
de yaşayan Kıbrıslı Emel Muhareb’ le tanışır ve hemen Ürdün’ e artık neredeyse
90’ lı yaşlarının sonlarına gelen Kıbrıslı kızlarla tanışmaya gider. Neriman
Hanım ziyaretini şöyle anlatır: “İsrail zulmünden kaçıp Ürdün’ e sığınan
aileleri bulduk. Kıbrıslı kızlara çocuklarına torunlarına ulaştık. Gördüklerime
duyduklarıma inanamadım! Her şey çok acıydı… Filistinliler kamplarda inanılmaz
bir yoksulluk var. Ben o kadınların yüzlerindeki derin ifadeyi her hallerine
sinmiş hüznü küskünlüğü gözlerimle gördüm. İçimde hissettim. Benim onları o
acıyı unutmam mümkün değil. Ben gittim gördüm ve öldüm…”


LEFKELİ HATİCE TEVFİK


Hatice Tevfik Neriman Cahit ile
tanıştığında altı oğlu bir de kızı 97 yaşında bir kadındır. Ürdün’ de El Vahdet
Kampı’ nda yaşamaktadır. Satılmadan önceevin en küçüğüdür. Filistin’ e
gönderileceğini öğrenince bir resim çizer. Resimde evdeki dört kardeşi çizer ve
kendisini temsil eden figürün üzerini karalar. Çocuk gözüyle “Niye diğerleri
değil de ben?” diye sormaktadır.


Hatice Tevfik küçük evinin
kapısından tam dokuz yıldır hiç çıkmamış. Çünkü dünyaya küskün. Türkçe
bilmediğini söylüyor. Ama çevirmen aracılığı ile soruyor; “Bunca yıl
neredeydiniz?” Neriman Cahit onu ikinci kez ziyarete gittiğinde Hatice Tevfik’
in kızı gizlice şu bilgiyi aktarıyor: “Bütün gece uyumadı eski sandıkları
karıştırdı!” Sandıktan yıllar önce giydiği mor bir elbise mor bir başörtüsü ile
Kıbrıs nakışlarıyla dolu bir bohça çıkarıyor. Neriman Hanım yaşlı kadının
acıyla özlemle ördüğü duvarı yıkamayacağını düşünüyor. Ama son bir gayret; ekip
arkadaşı Eralp Adanır’ a; “Bir Kıbrıs türküsü söylesene” demeyi akıl ediyor.
Sıra “Çanakkale içinde vurdular beni” türküsüne gelince bir feryat kaplıyor
ortalığı; yaşlı kadın; “Beni vurdularrr beni vurdular! Ölmeden beni mezara
goydular… Unuttunuz beniii” diye feryat ediyor.


NECLA ÖMER


Neriman Cahit sayesinde ortaya çıkan
öykülerden birisi güzelliği ile dillere destan Necla Ömer’ in yaşam öyküsü.
Necla Baf’ ın Evretu köyünden. Yoksulluk içinde babası ile yaşıyor. Bir gün
ünlü simsar Halil ile bir Arap damat adayı çıkagelir. Baba direnir kızını
vermez. Ama yoksulluk ağır basar. Necla aynı köyden Mustafa’ ya âşık olduğu
halde babasına karşı gelmez. Kendisini Kıbrıs’ ta doktor olarak tanıtan Necla’
nın kocası kavun- karpuz satan bir manav çıkar. Üstelik Necla’ ya akıl almaz
derecede kötü davranır. Bir yandan şiddet bir yandan aile memleket özlemi
Necla’ yı bitirir. Beterin beteri olur ve geneleve düşer. Bu arada İngilizlerle
birlikte İkinci Dünya Savaşı’ na katılanlardan biri olan Mustafa deli gibi
Necla’ yı arar. Necla’ yı genelevde Mustafa’ nın çok yakın arkadaşı bulur. Ama
Mustafa’ ya hiçbir şey söylemez çünkü Necla’ ya söz vermiştir. Yıllar sonra
Necla Lefkoşa’ nın ünlü genelev mahallesi Kuru Çeşme’ de görülür yaşlanmıştır.
Mustafa da Lefkoşa’ dadır Ama bir daha karşılaşmazlar.


VEDİA MUSTAFA


Vedia Mustafa’ nın öyküsünü torunu
Dr. Ahmed Ali Hamiş şöyle anlatıyor: “Dedem evlenmek için Kıbrıs’ a gitmiş.
Simsar aracılığıyla bir miktar para vererek ninem Vedia ile evlenmiş. Ninemin
ailesi fakir bir aile. ” Beş erkek iki de kız kardeşi olan Vedia kocasıyla birlikte
Filistin’ e gider ve Abu Şusu köyünde yaşamaya başlar. Dr. Ahmed Ali Hamiş
nenesini hep hüzünlü hatırlıyor: “Ninemi çok severdim. Çünkü hep üzgündü ve hep
ağlardı çok mutsuzdu. Ben de yanına gider onunla ağlardım. Annem bana kızardı
marazi bir çocuk olacaksın diye…” Ahmed Bey çocuk yaştan itibaren ninesinin
vatanını ve ailesini özlediği için mutsuz olduğunu bildiğini söylüyor: “Ninemin
mutsuzluğun azaltmak için onun ailesini bulmaya onları buluşturmaya karar
verdim. Tabii bu o kadar kolay olmadı…” Ahmed Bey’ in arayışı çok uzun yıllar
sürer ama o hiç vazgeçmez. Günün birinde amacına ulaşır ve Kıbrıs’ taki
ailesini bulur. Ve nine Kıbrıs’ a götürülür. Havaalanındaki karşılama anı çok
hazin olur. 40 yıldır ailesine hasret olan Vedia nine sevdiklerine sarılır.
Fakat hasretin bittiği an başka bir dram yaşanır. Vedia Hanım’ ın dili tutulur
ve hayatının sonuna kadar bir daha konuşamaz. Londra’ da yaşayan kardeşleri onu
yanlarına alır ve tedavi ettirmek için çalmadık kapı bırakmazlar. İki yıl süren
tedavilerin sonucunda doktorlar son sözü söyler: “Konuşmaması için bir neden
yok. ?. Konuşmak istemiyor. !. ”


Sayın İsmet Bayram’ dan alıntıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış