Değerli okur, 

Türkiye ve Kıbrıs Türk Devletine büyük
hizmetlerde bulunmuş olan yılmaz savaşçı ve Kıbrıs’ın elden çıkmasını önleyen
büyük müzakereci ,Devlet adamı Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ ile
Türk futbolunun duayeni Fenerbahçe’li Lefter Küçükandonyadis’ aynı
gün vefat ettiler.Sayın Rauf Denktaş’ın vefatı ile yakın dönemin
önemli liderlerinden ve Devlet adamlarından birisi Dünya tarihinde yer
almıştır.Değerli futbolcu ,birçok devşirilmiş işbirlikçi ve  Türk olduğunu
söyleyenlerden çok daha has Türk olan Lefter de ardında  centilmen bir
sporcu ve “Ver lefter’e yaz Deftere” tekerlemesini bırakarak
ebediyete gitmiştir. 



Rauf DENKTAŞ ile Lefter’e rahmet diliyorum.
Türk halkının başı sağolsun. Allah yakınlarına sabır versin.
 

***




Şimdi ise Değerli Devlet adamı Rauf Denktaş’a hayatta
iken büyük engeller çıkartarak tasfiye
etmeye çalışanlar ardından timsah gözyaşları dökerek demeçler veriyor.
 

(Aşağıda sayın
Ceyhun Balcı’nın yazısını ve verdiği haber linkini okuyunuz)  




Rauf Denktaş 1955’te terörist bir yapıya dönüşen
Enosisle mücadelede , EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön
verdi. 1 Ağustos 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) kurdu.Adada Türk
direnişini örgütledi.
 

Rauf Denktaş’ın Kıbrıs’a sahip çıkmak için 1948 de
başlayan siyasi mücadelesi, Yoğun bakım
servisinde vefat edinceye kadar 64 yıl kesintisiz devam etmiştir. Böylesi yılmaz bir mücadeleci bir öndere ve
Devlet adamına sahip çıkılması gerekirken, AKP
iktidarı ,AB yandaşı bir hükümeti işbaşına getirebilmek için Rauf Denktaş’ı
siyasi bir ayak oyunuyla tasfiye etmiştir.




*** 

17 Ekim 2009 tarihli Aydınlık Dergisinden ;




ERDOĞAN VE TALAT’IN KARANLIK TELEFON GÖRÜŞMESİ ; 

İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri
Gültekin, bugün (17 Ekim 2009) Ankara’da bir basın toplantısı düzenleyerek
Tayyip Erdoğan ile M. Ali Talat arasında yapılan telefon görüşmesinde geçen
konuşmaları değerlendirdi. Gültekin özetle şunları söyledi;


İçeriğinden,
24 Nisan 2004 tarihindeki “Annan Planı” referandumundan hemen sonra, Recep
Tayyip Erdoğan ile dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat arasında yapıldığı
anlaşılan bir telefon konuşmasının metni, e posta yoluyla Partimize
ulaştı.Konuşmanın ilgili bölümü şöyledir:


Tayyip Erdoğan- Şey noktasında da bence 1 numarayla fazla dalaşma.


Mehmet Ali Talat- Kiminle?


Erdoğan- Yani… 1 numarayla, 1 numarayla…


Talat- Haaa… Yok… Şimdi bakın…


Erdoğan- İlkeyi, ilkeyi koyuyorsun ortaya ya… Bak şimdi bana sordular bu
akşam, ben şunu söyledim…


Talat- Dinledim, dinledim.


Erdoğan- Ha dinledin değil mi… Yani o bir şeyi savundu.


Talat- Ama ama… Ama bakın şimdi size bir şey söyleyeyim…


Erdoğan- Halk da yüzde 65’le karşısına dikildi. Olay budur.


Talat- Şimdi benim bütün maksadım şu: Bir kere Denktaş’la bu yeni
diplomatik atak süreci sürdüremeyiz.


Erdoğan- Zaten o artık…


Talat- Çünkü o insan orda… O orda olduğu sürece, resmin ortasında, bence
kimse bize rağbet etmez.


Erdoğan- Mehmet Ali Bey, ben size bir şey söyleyeyim mi? Artık o bitmiştir.


Talat- İşte onu diyorum… Ben de onu söylüyorum.


Bu
konuşma üzerine sorulacak soru şudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
Başbakanı, başka bir devletin Cumhurbaşkanı aleyhinde, o devletin Başbakanı ile
bu şekilde konuşabilir mi?

O devletin meşru Cumhurbaşkanı’ndan gizli olarak onu bitirme planları yapabilir
mi? Nitekim, Erdoğan görüşmenin başka bir yerinde şöyle konuşuyor: “Şimdi bir
süreç başlıyor… Başlayan süreci kendi kontrolümüze getirebilmeliyiz. Yani
başkalarının kontrolünden çıkarmamız lazım.” Türkiye’nin
Başbakanı, sürecin KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın kontrolünden çıkarılmasından
bahsediyor.


Dönem incelendiğinde “Denktaş uzlaşmazdır, Denktaş’ın
yerine Talat görüşmeci olsun” biçiminde yoğun bir propagandanın yürütüldüğü
görülüyor. Karen Fogg’un e-postalarında ortaya çıkan; “Bana göre bundan sonra
izlenecek yol, Kuzey Kıbrıs’ta Türklerin sesi olan Denktaş’ın itibarını
azaltmak ve onun Ankara’daki hiyerarşi ile Askeri teslim ettiğini AB’ye
göstermektir” şeklindeki talimatının gereği olarak yandaş basında Denktaş karşıtı
bir hava estiriliyordu.İşte bu süreç içinde Türkiye’nin Başbakanlık koltuğunda
oturan Tayyip Erdoğan da, Rauf Denktaş’ın devre dışı bırakılması gerektiğini
belirtiyor (1)




*** 

Başbakan Erdoğan’ın Kıbrıs’ı VER’ci politikalarına
karşı çıkan Rauf Denktaş
AKP tarafından nasıl tasfiye edildi ?




Serdar DENKTAŞ anlatıyor ; 

Kıbrıs’ta AKP emriyle hükümet darbesi
yapılıyor!  KIBRIS konusu AKP iktidarının büyük dertlerinden biri. AB
ile olan ilişkilerde onları en çok zorlayan konu. Ellerinden gelse Kıbrıs’ı
bugün elden çıkaracaklar. Peki bu nasıl olacak?




Rum tarafı ile birleştirip, Yunan egemenliğine
sokacaklar. Bu, uzun vadeli plan ve AB bunu istiyor. Kısa vadelisi ise
Türk limanlarını Rum gemilerine, havaalanlarını Rum uçaklarına açmak… Ve
Kıbrıs Rum yönetimini devlet olarak tanımamız dayatılıyor!
 

AB bizden bunları istiyor. Rum yönetimi ile her türlü
sorunu gidermemiz gerektiğini de açık açık bildiriyor. AKP hükümeti
bunları yapmasına yapacak da, o zaman Türk milleti ayağa kalkacak. Kıbrıs’ı
satmak kolay değil! AB bastırır, ABD bastırır, hatta KKTC’deki bizim
“Türklerin” bir bölümü bastırır ama faydasız. KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş bu olayın farkındaydı ve direndi. Rumlara böyle ödünler vermenin,
onlarla birleşmenin ulusal çıkarlarımıza aykırı olduğunu yıllarca savundu.




AKP, sonunda Denktaş’ı safdışı bırakmayı
başarıyor!..   Kıbrıs’ta hükümeti
oluşturan koalisyonun küçük partisi buna engel oluyordu. AKP hükümeti onun da
çözümünü buldu. Koalisyondan bazı milletvekillerini istifa ettirip hükümeti
bozdu. Peki bu nasıl oldu? İddialara göre, Kıbrıs’ın bizdeki Diyanet
İşleri Başkanlığı’na eşdeğer olan makam devreye sokuldu. Birkaç milletvekiline
bir milyon dolardan fazla para verildi, istifa etmeleri sağlandı ve hükümet
bozuldu.
 

Amaç tümüyle AKP güdümünde yeni bir hükümet
kurulmasını sağ­lamak ve KKTC’de dikensiz gül bahçesi yaratmak… Ve sonra
da bizimkilerin Türkiye’de “evet” diyemeyeceği her AB ödününü yeni
KKTC hükümetine verdirmek. . .




Ve karşı çıkanlara, “Bize ne kardeşim, KKTC
bağımsız bir devlettir ve bu karar­ları onların hükümeti almıştır” deyip
Türk milletini kandırmaya kalkışmak! Oyun bu kadar basit.
 

Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Mustafa
Balbay, kö­şesinde ilginç bir konuya değindi. Bir AKP mil­letvekili defalarca
Kıbrıs’a gidip bu “hükümet ayarlamalarını” yapmış ve açığa çıkmamak
için otellerde takma isimle kalmıştı.




Cumhuriyet’in  manşetinde Bahadır Selim Dilek
konuyu belgeledi:
 

“Gizli operasyon. AKP milletvekili Şaban Dişli,
Kıbrıs’taki hükümet darbesini takma isimle kaldığı otelden yönetti. AKP’nin dış
ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dişli, Erdo­ğan’ın talimatının
ardından Salamis Bay Oteli’nde karargâh kurdu. Yaz boyunca çeşitli zamanlarda
geldiği otelde Şaban Bobel, Şaban Bolek, Şa­ban İpek adlarıyla kayıt yaptırdı.
Te­mas kurduğu milletvekillerinden bazı­larıyla otelde, bazılarıyla dışarıda gö­rüştü…”




Böylece hükümeti bozdular. Ortalıkta bugüne kadar
yalanlanmayan haberler dolaşıyor.  “Bazı KKTC milletvekillerine
ahlaksız teklifler yapıldığı, sorumlusunun (aracılık yapanın) müftü olduğu,
istifa eden bir milletvekiline 600 bin, bir diğerine 400 bin dolar ve bakanlık
teklif edildiği…”  Bu işlerde adı geçen müftü Ahmet Yönlüer,
Recep Tayyip Bey’in yakın dostu!
 

KKTC küçücük, dünyada bizden başka hiç kimsenin
tanımadığı bir devlet. Bizim yavru vatan! Türkiye için önemi çok büyük. Oraya
her yıl oluk oluk para akıtıyoruz. Fakat gelin görün ki, Türkiye’deki siyaset
yozlaşmasını, parayla milletvekili transferlerini şimdi yavru vatana, hem de
AKP hükümeti eliyle taşıyoruz…




Ve Kıbrıs’ta AKP’ye dikensiz gül bahçesi yaratabilmek
için hükümet darbesi yaptırıyoruz! Darbeler ille de silahla olmuyor. Böyle
Ankara’dan yönetileni de var!
 

Oyuna bakın siz! AB uğruna, AB korkusuna, Türk
milletini güya kandırıp Kıbrıs ödünlerini kendi adamlarına kurduracakları yeni
KKTC hükümetine verdirecekler!




Ağustos ayında İstanbul’da yapılan Formula yarışında
kupayı, reklamı olsun ve tanınsın (!) diye Mehmet Ali Talat’a verdirdiler,
uluslararası federasyondan anında 5 milyon dolar ceza yediler.
 

Ödül töreninde bile çuvallayanlar, bakalım paralı
hükümet darbesi sonrasında ne yapacaklar, AB’ye hangi Kıbrıs ödünlerini
kurduracakları yeni hükümet eliyle verdirecekler!




Hiç kuşkum yok… Yunanistan ve Kıbrıs Rum hükümeti,
AKP’nin kendilerine altın tepside sunduğu bu olanaktan zevkle, ellerini
ovuşturarak izliyor.
 

***




İşte böyle sayın okur, Başbakan
Erdoğan’ın yakını olan Kıbrıs müftüsünün bir kaç Kıbrıs milletvekiline verdiği
paralarla hükümeti bozarak AB yanlısı bir hükümet kurduran ve sayın
Denktaş’ı tasifye edenler şimdi taziye mesajları yayımlayarak,timsah
gözyaşlarını akıtıyorlar.
 

Mücadeleci Devlet adamını bir anektod ile anarak
tekrar rahmet diliyorum.




“Gece vakit Kıbrıs’lı bir köylü evine gitmek için
yerleşim alanı dışında karanlık bir yolda yürümektedir..Köyü yüksek bir tepede
ve uzakçadır.Yanında bir araba durur,sürücü sorar “nereye gidersin”
Köylü de yanıtlar.Atla arkaya der.Arabanın içi karanlıktır.Adamın köyüne
varırlar,köy meydanında ışık vardır.Köylü sürücünün yüzünü o zaman görür.Onu
arabasına alarak köyüne getiren Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tır.”
 

(1) http://gizlibelge.wordpress.com/2009/10/17/erdogan-ve-talatin-karanlik-telefon-gorusmesi/#more-822




Naci KAPTAN


14
Ocak 2011


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet