KAYNAK : http://soyledik.com/tr/analiz/3933/kktcnin-izlemesi-gereken-yeni-strateji-ne-olmalidir–sabahattin-ismail.html


-
Rum Meclisinin 1964 ve 1967’de aldığı ENOSİS kararlarını iptal etmemesi,


-
Tam aksi, 1950 Plebisitinin okullarda kutlanması için Meclis’ten yeni karar
çıkarması, 


-
Bu arada AKEL tarafından Kasım 2016’da 1931 isyanının okullarda kutlanmasına
ilişkin bir önergeyi Meclise vermesi ve bu önergenin hala geri çekilmemesi,


-
Kilise’nin Türk düşmanı, ırkçı, ENOSİS’çi çözüm karşıtı faaliyetlerinin
yoğunlaşarak devam etmesi,


-
ELAM, APOEL, EOKA Dernekleri vb Türk düşmanı militan örgütlerin ırkçı-saldırgan
faaliyetlerine devam etmeleri, giderek güçlenmeleri ve Meclis’te de temsil
edilmeleri,


-
Güney’e geçen Türklere saldırıların devam etmesi ve saldırganların
cezalandırılmaması;


-
Rum okullarında Türk düşmanlığı aşılayan ırkçı eğitim sisteminin ısrarla
sürdürülmesi ve Türk düşmanı bireyler yetiştirilmesi;


-
Türk Halkına ve KKTC’ye karşı yaşamın tüm alanlarında uygulanan insanlık dışı
ambargoların, tecrit politikalarının, aşağılama, dışlama, yok sayma, karalama
politikalarının- faaliyetlerinin tüm dünyada yoğunlaşarak devam etmesi, 


-
Rum devlet Başkanı Anastasiadis’in Türk Halkını azınlık olarak nitelemesi,
çoğunluğun azınlığı idare etmesi gerektiğini söylemesi ve bu çerçevede egemen
eşitliğimizi, devlet yönetimine eşit-etkin katılımımızı, dönüşümlü başkanlığı,
Yunan vatandaşları ve Rumlara tanınacak 4 özgürlüğün Türk vatandaşlarına da
tanınmasını ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü reddetmesi ve adı
federal içeriği ÜNİTER birleşik Kıbrıs isteğini ortaya koyması karşısında yani
bir strateji belirlemek zorunlu hale gelmiştir…


YENİ STRATEJİ NE OLMALI?


1- Görüşmelerin devam edip etmeme konusu halka sorulmalı ve kararı
doğrudan halkın vermesi istenmelidir. Meclis bu amaçla bir referandum yasası
geçirerek demokratik bir referanduma gitmelidir. Katılımcı demokrasinin gereği
olarak Halkın kararına-iradesine herkes saygı göstermelidir, göstermek
zorundadır. Kararı Halk vereceği için kimse birbirini “çözüm
karşıtlığı” ile suçlayamayacaktır..


2- Halk “görüşmeler devam etsin” derse, bu kez ucu açık
olmayan, takvimli bir müzakere süreci şart olmalıdır. Öngörülen takvim içinde
de eşit-egemenlik temelinde, Türkiye’nin garantörlüğünde bir anlaşma olmaması
halinde, artık görüşmelerin noktalandığı Dünyaya ilan edilmelidir. 


3- Halk, görüşmeler bitsin ve “KKTC ile yola devam
edilsin” derse, KKTC yeniden yapılanarak Kosova modelinde olduğu gibi
TANINMA istemelidir. Bu amaçla tanınmayı engelleyen BM kararlarının
kaldırılması için yoğun girişim yapılmalıdır. 


4- Yeniden yapılanma çerçevesinde ise devlet küçültülmelidir. Bu
bağlamda Başkanlık sistemine geçilmeli, bakanlık, belediye, daire, memur sayısı
azaltılmalı, geniş çaplı özelleştirmeler-Özerkleştirmeler yapılmalı, üretim
ekonomisine geçilmeli, eğitim ve sağlık tam gün olmalı, eğitim, üretime yönelik
olmalı, küçük ama etkin, bürokrasisi azaltılmış, süratli çalışan bir devlet
yaratılmalıdır. Siyasi partiler yasası, seçim yasası, sendikalar yasası, belediyeler
yasası yeniden yapılanmaya uygun şekilde değiştirilmelidir..


5- TANINMA çabalarının sonuçsuz kalması halinde, KKTC, Dünyada
birçok örneği bulunan Dışişleri ve savunmada Türkiye’ye bağlı diğer konularda
bağımsız Özerk devlet statüsüne geçmelidir. ( Rahmetli Bülent Ecevit’in her
zaman savunduğu statü)


6- Bu çerçevede Türkiye ile savunma işbirliği anlaşması imzalanmalı,
Türkiye’ye 1 hava, 1 deniz, 1 kara üssü verilmeli, Türk askeri bu üslere
konuşlanarak yerleşim yerlerinden çekilmeli, GKK teknolojik kapasitesi yüksek
profesyonel bir ordu haline getirilmeli, askerlik süresi kısaltılmalı, ülkedeki
hayat normalleşmelidir.


7- Arzu ederlerse Güney’deki komşu Rum devleti ile, ekonomi, ortak
çevre sorunları, polisiye olaylar, sağlık, turizm, su, elektrik, iletişim,ulaşım
vb konularda iki devletin eşit-egemenliği temelinde işbirliğine açık
olunmalıdır.