KKTC
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Ankara Ziyareti Üzerine


KKTC
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 15 Temmuz’daki darbe girişiminden yaklaşık 1 ay
sonra, yanında üst düzey bürokratlarla Türkiye’ye bir çalışma ziyaretinde
bulundu. Akıncı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncesinde; Başbakan Binali Yıldırım,
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar ile de bir
araya geldi ve darbe girişiminde saldırıya uğrayan TBMM ve Özel Harekat Daire
Başkanlığı’nda incelemelerde bulundu. Ancak Akıncı’nın da açıkça ifade ettiği
üzere[i] ziyaretin asli nedeni, kritik bir dönemece giren Kıbrıs müzakereleri
ile ilgili istişare yapmak idi. Ziyaretin ikincil amacı ise, 15 Temmuz’da
yaşananlar nedeniyle Türkiye’ye KKTC yönetimi ve halkının taziyelerini
iletmekti.


Türkiye’deki
15 Temmuz darbe denemesi, ne yazık ki Kıbrıs müzakerelerinin kritik bir
evresine denk geldi. Akıncı’nın, “kendi neslinin son çözüm denemesi” ve “eşit federal
Kıbrıs için son fırsat
” [ii]  olarak nitelendirdiği
müzakereler çerçevesinde, Kıbrıslı Rum ve Türkler arasında, 23 Ağustos’tan 14
Eylül 2016’ya kadar toplam 7 kritik toplantı yapılması planlanmakta. Önümüzdeki
bir kaç ay içerisinde gerçekleşecek olan bu toplantılarda, somut bir çözüme
varılması tüm taraflar için oldukça önemli. Aksi taktirde müzakerelerin 2017
yılına sarkması durumunda, Kuzey ve Güneydeki atmosferin daha olumsuz hale
gelmesi kuvvetle muhtemel. Bunun en önemli nedeni, Güney Kıbrıs’ta 2018 yılında
gerçekleştirilecek olan başkanlık seçimlerine yönelik propaganda
çalışmalarının, -daha önceki seçimlerden tecrübe edildiği üzere, bir yıl
öncesinden başlayacağı ve bu süreçte siyasetin doğası gereği milliyetçi söylem
ve eylemlere şu andakinden daha fazla başvurulacağıdır. Bir başka ifadeyle,
seçim sürecine girmiş bir Güney Kıbrıs’ta, Cumhurbaşkanı Anastasiades de dahil
Rum adayların, taviz olarak değerlendirilebilecek kararlar vermekte çok daha
zorlanacakları açıktır. Üstelik 2008 yılında KKTC genel seçimleri de yapılacak
ve benzer bir ortam oluşacaktır. Tüm bunlara ilaveten 2017’de Kıbrıs
müzakerelerine önemli katkı sağlamakta olan ve görevde ikinci beş yılını
doldurmak üzere olan BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ve seçim
sürecindeki ABD’nin
Devlet Başkanı Barack Obama da koltuklarını başkasına devredeceklerdir. Ayrıca
önümüzdeki yıl Güney Kıbrıs’ın, Kuzey ile anlaşmadan, Doğu Akdeniz’de hidro-karbon
ve petrol araması için sondaj çalışmalarına başlayacak olmasının getireceği
gerginliği ve belirsizlikleri de hesaba katmak gerekir.


Kıbrıs
müzakerelerinde, üzerinde uzlaşılması ve çözülmesi en zor iki konuya gelinmiş
durumda. Bunlardan bir tanesi mülkiyet, ikincisi ise güvenlik ve dolayısıyla
garantiler. Nitekim kısa bir süre önce, Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu
Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş de, mülkiyet ve güvenlik konularının zor
konular olduğu ve şimdi bunların görüşüleceği ilan etmiş idi. Dolayısıyla
Akıncı’nın Erdoğan ile bu konular üzerine şahsen görüşmeye gelmesi doğaldır.
Akıncı büyük ihtimalle, vahim darbe girişimi sonrasında Türkiye’nin her hangi
bir politika değişikliğine gidip gitmeyeceğini de bizzat görmek istemiş olabilir.
Bununla birlikte kanımca, 15 Temmuz’da yaşanan felaketler nedeniyle Türkiye’de
güçlenen milliyetçi rüzgara ilaveten, aynı sebepten hem ABD
hem AB
ile gerilen ilişkiler düşünülürse, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda taviz vermeye
eskisinden daha istekli olmasını beklememek gerekir.


Konuya
yabancı olanlar için, müzakerelerdeki söz konusu iki kritik konuyu çok kabaca
tanıtmak gerekirse, mülkiyet meselesi; Türkiye’nin 1974’teki harekatından önce
Rumların olan fakat sonrasında Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’den gelen
göçmenlerin yerleştirildiği taşınmazların; aynı şekilde eski Türk
taşınmazlarına yerleştirilen Rumların durumunun ne olacağı ile ilgilidir.
Güvenlik/garantiler meselesi ise, adanın güvenliğinin nasıl sağlanacağı, adada
kalacak asker sayısı ve Türkiye’nin, bir garantör devlet olarak, Kıbrıslı
Türklerin tekrar saldırıya uğraması halinde adaya müdahale edip edemeyeceği ile
ilgilidir.


Gerçekte,
1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran uluslararası antlaşmalara göre, garantör devletler
Türkiye’nin yanında Yunanistan ve Birleşik Krallıktır. Dolayısıyla önümüzdeki
aylarda, bu hak ve söz sahibi garantörlerin de katılacağı uluslararası bir
toplantının yapılması beklenebilir. Ancak doğal olarak Rumlar için garantör
terimi Türkiye ile eşdeğerdir ve 1974’te Türkiye’nin müdahalesine hukuki
dayanak olduğu için nefret ile karşılanmaktadır. Güney Kıbrıs ve Yunanistan,
Türkiye’nin garantör hak ve sorumluluklarını gerekçe göstererek, ileride adaya
tekrar müdahale etme olasılığını tamamen ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.
Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos, bir kaç ay önce BM
Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a, Kıbrıs’ta garantör güç hayal edilemeyeceğini
açıkça söylemiştir.[iii] Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades de
defalarca, Avrupa Birliği üyesi bir devletin, garantiler sistemine tabi
olmasının kabul edilemez olduğunu ilan etmiştir.[iv] Güney’in en önemli siyasi
partilerinden DİSİ’nin Genel Başkanı Averof Neofitu de, ne partisinin ne de
kendisinin garantiler içeren bir anlaşmayı desteklemeyeceğini ifade
etmiştir.[v] Üstelik Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulis, “Türkiye’nin
adanın tamamında değil sadece kuzeyinde garantör olması
”,
dolayısıyla bir müdahale durumunda, Türkiye’nin Kuzeydeki Türklere yardım elini
uzatabilecekken, hiç bir zaman Güney’deki Rum topraklarını tehdit edememesi
seçeneğini de reddettiklerini açıklamıştır. [vi] Muhalefette de durum farklı
değildir. Anlaşılacağı üzere, garantilerin ve garantörlüğün her türlüsü
Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafından reddedilmektedir. Nitekim Rum basını da
ziyaretin en çok güvenlik/garantiler yönünü dikkate almıştır. [vii] Ancak Türk
hükümetinin ve ayrıca Akıncı’nın da, garantilerin olmadığı hiç bir antlaşmayı
kabul etmeyecekleri ve geçmişten alınan dersler neticesinde Kıbrıs Türklerini
korumasız bırakamayacakları yönündeki açıklamalarını da hatırda tutmak gerekir.
Zaten bu yüzden, güvenlik/garantiler meselesi, Akıncı’nın bizzat Türkiye’ye
gelerek teati etmesini gerektirecek, çözümü en zor konulardan biri olarak
görülmektedir.


Güvenlik
ve garanti meselesi doğal olarak adadaki Türk ordusunun durumu ile doğrudan
ilişkilendirilmektedir. Rum tarafı, adadaki Türk ordusunun, 1960’da olduğu gibi
en fazla bir alay seviyesinde kalmasını ve geri kalan Kolordu seviyesindeki,
yaklaşık 40 bin personelli Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri’nin (KTBK) adadan
kesinlikle çekilmesini talep etmektedir. Türk tarafı ise, Kıbrıslı Türklerin
kesin güvenlik içerisinde olacağı bir çözüme varılamadıkça askerlerini
çekmeyecektir. Buna ilaveten Türkiye’nin, askerlerini çekmemek için kendi
güvenliği ile ilgili jeostratejik-jeopolitik bazı gerekçeleri de olduğu
bilinmektedir. Ancak 2004 yılında Annan Planı çerçevesinde, Türkiye’nin
askerlerini BM’nin
rıza gösterdiği seviyeye çekmeyi kabul ettiğini, fakat Plan’ın Rumlar
tarafından reddedildiğini de hatırlamak gerekir. Bununla birlikte, garantör bir
ülke olarak Türkiye’nin adadaki kuvvetlerinin Kıbrıslı Türklere güven verdiği
kadar, Kıbrıslı Rumları da tedirgin/tehdit etmeyecek bir yapıya kavuşturulması,
yine ilk fırsatta bozulmaya çalışılmayacak kalıcı bir çözüm sağlanabilmesi
açısından oldukça önemlidir.


15
Temmuz darbe girişimi, yukarıda bahsi geçen güvenlik ve garantiler konusunda
Kıbrıslı Rumlara beklemedikleri bir fırsat sağladı. Darbe girişiminin hemen
ardından Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) teyakkuza geçerken, Yunanistan ve Rum
Kesimi’nde, siyasilerin ve Türkiye uzmanı Rum/Yunan akademisyen ve
stratejistlerin de katıldığı, üst düzey toplantılar yapıldı. Söz konusu
toplantılarda, Türkiye’nin Kıbrıs politikasının değişip değişemeyeceğine, Türk
ordusunun saldırı ihtimaline karşı neler yapılması gerektiğine, bu girişimin
Rumlar için ne gibi tehdit ve fırsatlar yaratabileceğine ve bundan sonra Rum
kesiminin nasıl bir politika izlemesinin akılcı olacağına odaklanıldı.[viii]
Toplantıların ardından Rum/Yunan tarafı, Türk ordusunun teröristler (kastı
FETÖ) tarafından ele geçirilmiş olduğunu, kendi milletine bile rahatlıkla ateş
açabilen ve bomba atabilen ordunun, Rumlara neler yapabileceğinin düşünülmesi
gerektiğini, bu haliyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin artık Kıbrıs’ın
güvenliğinden sorumlu bir garantör olamayacağı yönünde bir söylem kullanmaya
başladı. Darbe girişimiyle ilgili olarak tutuklanan en yüksek rütbeli iki
generalden birinin eski KTBK Komutanı olması; (davaları tamamlanıp suçlu
oldukları mahkeme kararıyla tescil edilmeyenlerin ismini yazmamayı tercih
ediyorum, nitekim sonradan ifadelerinde söyledikleri gibi masum oldukları ve
kalkışmaya katılmadıkları ortaya çıkabilir), darbe esnasındaki KTBK
Komutanının, darbeci komutanlardan birinin listesinde, darbe sonrası uyumlu
çalışılabilecek isimlerden biri olarak değerlendirmiş olması (muhtemelen
kendisinin de haberi yahut örgütle hiçbir bağlantısı olmadığı halde)[ix], diğer
iki tümen komutanı generalin ise Yüksek Askeri Şura’da emekli edilmesi de,
Rumların iddialarında kuvvetlendirici unsur olarak kullanıldı. Bundan
sonrasında da anılan argümanın Rum/Yunanlar tarafından uluslararası arenada
daha da güçlü bir şekilde seslendirilmesi muhtemel. Dolayısıyla bu konuda
Türkiye’nin önlem alması gerekir. Nitekim Yunan Dışişleri Bakanlığı da, 20
Temmuz ve 2 Ağustos 2016’da internet sitesinde, KTBK’nin darbeci olup
olmadığını sorduktan sonra, garanti sisteminin tasfiye edilmesini ve Türk
askerinin adadan çekilmesini istedi. Türk Dışişleri Bakanlığı ise,
Yunanistan’ın ortaya çıkan durumundan faydalanmaya çalışmasını kınadı ve 15
Temmuz 1974’de bizzat Yunanistan’ın Kıbrıs’ta askeri darbe yaptığını ve
darbenin bu garanti sistemi sayesinde başarılı olamadığını hatırlattı.[x] Diğer
yandan Güney’de, darbe girişiminin yarattığı kargaşa ortamından, daha farklı
şekilde faydalanılması gerektiğini savunan, korkutucu/sorumsuz sosyal medya
paylaşımları da oldu. İçlerinde belki de en önemlisi, DİSİ eski Milletvekili
Rotsas’ın, darbe gecesi Rumların büyük bir fırsat kaçırdığını, saldıranın kim
olduğunu anlayamayacak durumdaki Türk ordusuna baskın yapılıp 43 bin askerin
esir alınması gerektiğini savunması oldu. Rotsas’ın bu absürd açıklamaları
büyük tepki çekmekle beraber, sosyal medyada milliyetçiler arasında ne yazık ki
önemli miktarda destek de buldu.[xi]


Nihayetinde,
15 Temmuz darbe girişiminin, Rum/Yunan tarafını endişelendirmenin yanında
onlara bir takım beklenmedik fırsatlar da sağladığını söylemek mümkündür. Diğer
yandan kalkışmanın Kıbrıs sorunun çözümü kapsamında Türk tarafına önemli oranda
zarar verdiği kesin olmakla birlikte, bu atmosferde, Türkiye’nin kızgınlık ve
kırgınlık içerisinde olduğu ABD ve AB’nin taleplerinden daha bağımsız bir politika
izlemek yoluna gidebileceğini de söylemek yanlış olmaz. Dolayısıyla süreç,
beklenin aksine Rumların aleyhine de gelişebilir. Şüphesiz bu noktada, Ortodoks
kardeşliği çerçevesinde tarih boyunca Rum/Yunanları desteklemiş olan, ancak
diğer yandan Batıdan uzaklaşma potansiyeli taşıyan Türkiye ile ilişkileri hızla
gelişmesi mümkün olan Rusya’nın, ve bir anlamda da Şangay İşbirliği Örgütü’nün
nasıl bir Kıbrıs politikası izleyeceği de eskisinden büyük önem taşıyacaktır.
Doğal olarak önümüzdeki günlerde güvenlik ve garantiler meselesi çok daha fazla
gündemimize gelecektir.


Altuğ GÜNAL


[i] “KKTC Cumhurbaşkanı’ndan Gazi Meclis’e
ziyaret”, TRT
Haber
, 17 Ağustos 2016, http://www.trthaber.com/haber/gundem/kktc-cumhurbaskanindan-gazi-meclise-ziyaret-266704.html


[ii] “Akıncı, Ankara ziyareti öncesi açıklama
yaptı”, Yenidüzen,
16 Ağustos 2016, http://www.yeniduzen.com/Haberler/haberler/akinci-ankara-ziyareti-oncesi-aciklama-yapti/68351


[iii] “Rumların Yeni Kıbrıs Stratejisi”, Kıbrıs
Gazetesi
, 27 Mayıs 2016, http://www.kibrisgazetesi.com/?p=799173)
27 may 2016


[iv] “Nikos Anastasiades: Avrupa Birliği
Üyesi bir devletin herhangi garantiler sistemine tabi olması kabul edilemez”, AB Haber,
15 Şubat 2016, http://www.abhaber.com/nikos-anastasiades-avrupa-birligi-uyesi-bir-devletin-herhangi-garantiler-sistemine-tabi-olmasi-kabul-edilemez/


[v] “DİSİ şimdiden ‘Hayır’ çekti”, Gündem Kıbrıs,
14 Ağustos 2016, http://www.gundemkibris.com/disi-simdiden-hayir-cekti-184182h.htm)


[vi] “Rumların Yeni Kıbrıs Stratejisi”, Kıbrıs
Gazetesi
, 27 Mayıs 2016, http://www.kibrisgazetesi.com/?p=799173)
27 may 2016


[vii] Alithia Gazetesi “Akıncı-Erdoğan
Çalışma Görüşmesi Çok Önemli :  Politis: “Akıncı Sultan’a – Türk Liderin
Türkiye Cumhurbaşkanıyla Kritik Görüşmesi” : Fileleftheros: “Garantiler İçin
Saray’a – Erdoğan Akıncı’yı Çağırdı – Gündemde Güvenlik ve Mülkiyet” :
Simerini: “Mülkiyet ve Güvenlik’te Zorluklar – Erdoğan ve Akıncı Bugün
Ankara’da Görüşüyorlar”


“Akıncı’nın
Türkiye ziyareti Rum basınında yer aldı”, Kıbrıs Postası, 17 Ağustos 2016, http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/58/news/198161/PageName/GUNEY_KIBRIS


[viii] Ata Atun, “Temmuz Darbe Teşebbüsü
Sonrası Yunanistan ve Kıbrıs’taki Gelişmeler”, http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/31891/15_temmuz_darbe_tesebbusu_sonrasi_yunanistan_ve_kibristaki_gelismeler


[ix] Bu iddiayı Kıbrıs’a Kıbrıs
Postası
duyurmuştur ancak KTBK Komutanı Korgeneral’in FETÖ ile
işbirliği içerisinde olduğuna dair yahut bu listenin kendi bilgisi dahilinde
hazırlandığına dair hiçbir kanıt gösterilmemiştir. Komutan büyük ihtimalle,
kendisinden habersiz de olsa, isminin bu şekilde anılmasından rahatsız olması
sonucu onurlu bir duruş sergilemek adına istifa etmiştir. “Cuntacıların “devam
edecek” listesindeki KTBK Komutanı Bozkurt istifa etti!”, Kıbrıs
Postası
, 30 Temmuz 2016,


http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/35/news/196844/PageName/KIBRIS_HABERLERI


[x] “No: 162, 20 Temmuz 2016, Yunanistan
Dışişleri Bakanı Kocias’ın 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı Hakkında Yunan
Dışişleri Bakanlığının İnternet Sayfasında Yayımlanan Açıklaması Hk.”, http://www.mfa.gov.tr/no_-162_-yunanistan-disisleri-bakani-kocias_in-20-temmuz-1974-kibris-baris-harek_ti-hakkinda-yunan-disisleri-bakanliginin-intern.tr.mfa


[xi] “Güney Kıbrıs Rum Kesimi eski
milletvekilinden skandal paylaşım!”, Hurriyet, 19 Temmuz 2016, http://www.hurriyet.com.tr/guney-kibris-rum-kesimi-eski-milletvekilinden-skandal-paylasim-40154536


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet