KIBRIS DOSYASI (KUZEY & GÜNEY)

Ecevit’in Kıbrıs vasiyeti ortaya çıktı

LİNK : https://odatv.com/ecevitin-kibris-vasiyeti-ortaya-cikti-21071849.html 

Gazeteci Mehmet Çetingüleç’e anlatmıştı…

Kıbrıs Barış
Harekatının 44. Yıldönümü dün kutlandı.

Barış
Harekatını başlatma emrini 20 Temmuz 1974 tarihinde veren dönemin Başbakanı
Bülent Ecevit, vefatından kısa bir süre önce gazeteci Mehmet Çetingüleç’e
anılarını anlatırken, Kıbrıs vasiyetini de açıkladı. 

Çetingüleç’in yazdığı “Ecevit’in Anıları”
isimli kitapta yer alan Kıbrıs notlarından bir bölümü şöyle:

–   Cumhuriyet
döneminde Atatürk’ün –tek kurşun atmadan- Hatay’ı almasından sonra ikinci
toprak kazanımı Bülent Ecevit’in Kıbrıs Barış Harekatı ile gerçekleşmişti.
Ancak harekat Kıbrıs Türklerinin bulunduğu bölgenin ötesine geçmedi.

Türkiye’de
bazı yorumcular ‘Eğer
harekat sınırlı tutulmasa Türkiye’nin masada eli daha güçlü olurdu’

şeklinde değerlendirmeler yapıyordu, ama Ecevit aynı fikirde değildi :

BÜLENT ECEVİT – Kesinlikle öyle değil, çünkü orada 150 bin
kadar Türk vardı, 600 bin kadar da Rum… Biz dünyadan hiç tepki almaksızın
Barış Harekatını yaptık. Eğer ölçüyü kaçırsaydık, “işgalci devlet”
durumuna düşmüş olacaktık. “Kurtarıcı
devlet”
işleviyle Kıbrıs’a gittik. Kıbrıs’taki darbeyi önlemek
ve Türkleri bir soykırımdan kurtarmak için harekat düzenledik. 

Eğer adanın
bütününü almaya kalkışsaydık, bütün dünyayı da karşımıza alırdık. Aslında
hiçbir diplomasi uzmanı da böyle bir iddiada bulunmuyor.

–   Peki Kenan
Evren’in bir açıklamasında söylediği gibi Türkiye’nin “fazla toprak alması” gibi
bir durum sözkonusu olmuş muydu ?

BÜLENT
ECEVİT
– Hayır… Öteden beri Türklerin
elinde varolan toprak miktarı yüzde 30 küsür oranında. Onun (Evren’in) öyle bir
konuşma yapmış olmasına çok içerledim.

–   Ecevit,
adadaki Türk nüfusun korunmasını esas alıyordu :

BÜLENT
ECEVİT
–Kıbrıs’taki Türkleri barışa
kavuşturmak için ne yapmak gerekiyor? Bunu da düşünerek, ona göre hareket
ettik.

1967’de İnönü başkanlığındaki
hükümette bakandım ve tabii o dönemde Kıbrıs’ta istenmeyen bazı gelişmeler
yaşanmıştı. O deneyimle 1974’de Başbakanlığa geldiğim vakit “Kıbrıs’ta bir şeyler olabilir, Türklerin
başı derde girebilir, mutlaka hazırlıklı olmalıyız.”
dedim.
Genelkurmayla her ihtimale karşı planlar yaptım. Eğer Kıbrıs’ta ve
Yunanistan’da gerekli tedbirler almak zorunda kalırsak, durum ne olur, nasıl
sonuç alabiliriz? Olumlu sonuçlar alabilmek için neler yapmalıyız? Bütün
bunları değerlendirdim. Emindim ki, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü
bir hareketi barış içinde sağlamaya yeterlidir. Ayrıca Yunanistan’da
6 yıldan beri iş başında olan bir cunta hükümeti vardı. O yüzden Yunanlıların
dünyada itibarları çok düşüktü. Ayrıca devlet başkanın başı dertteydi. Makul
ölçüler içerisinde Kıbrıs’ta sorunu çözebileceğimize inanıyordum. Diplomaside
koşulları iyi değerlendirmek çok önemli. Biz o sırada bulunan ortamı çok iyi
değerlendirdik. Kısa sürede, birkaç gün içinde çok olumlu bir sonuç aldık.

“KIBRIS
FATİHİ” UYARISI

–   Ecevit, Kıbrıs
Barış Harekatı’ndan sonra sokaktaki coşkuyu bir genelgeyle frenlemeye
çalıştı: 

BÜLENT
ECEVİT
– Büyük bir mutluluk yayılmıştı
Türkiye’ye.
Türk ulusu
kendine daha çok güvenir duruma gelmişti. Bana “Kıbrıs Fatihi” diyorlardı, ama ben asla bu deyimi
kullandırtmadım. Tam tersine mesela otobüslere “Kıbrıs Fatihi” diye miğferli resimlerim asıldığı
zaman valilere telefon ettim, “Bu tür
şeyleri yaptırtmayın. Bizim amacımız fetih değil barıştır…”

diye. Ama buna rağmen, “Kıbrıs
Fatihi”
sözü yerleşti. Toplumda büyük bir heyecan vardı. Türk
ulusu uzun yıllardan beri ilk defa kendini kanıtlamış oluyordu. Dünya
kamuoyunda da olumlu etkiler oluyordu. 

Tabii büyük
bir hayal kırıklığı içine sürüklendi Amerika. İlişkilerimiz büyük bir soğuma
sürecine girdi. Biz Amerika Birleşik Devletleri’ni gücendirmemek için elimizden
geleni yaptık, fakat kendi hakkımızı da savunduk. 

–   Ecevit’le
sohbet ederken Barış Harekatının üzerinden 30 yıl geçmişti. Savaşla elde
edilen toprakların masada kaybedilme riski vardı. Rum tarafını üye yapan
Avrupa Birliği’nin baskısıyla Kıbrıs sanki Türkiye’nin üzerinde bir yükmüş gibi
hava yaratılıyordu. Ecevit gelişmeleri üzüntüyle izliyordu. Bu konuda vasiyet
niteliğinde bir değerlendirme yaptı :

BÜLENT ECEVİT– Kıbrıs’la ilgilenme hakkı bulunan sadece üç
ülke var.Türkiye, İngiltere ve Yunanistan. Başka hiçbir devleti ya da
kuruluşu ilgilendirmez. Yıllardan beri sanki Kıbrıs’ta Rumlar’ın egemenliği
varmış da Türkiye bunu çiğnemiş gibi gösteriliyor. Oysa tarihsel süreç içinde
görüyoruz ki, aslında Kıbrıs adası hiçbir zaman Rum adası olmamıştır. Yıllarca
Osmanlı yönetiminde kaldı. Ancak 1950’lerin sonunda ilk defa Rumların
egemenliğinde bir yönetim kurulmak istendi. Bu yönetim, uluslararası
antlaşmalara uygun davranmadı, tam aksine tutum içinde oldular. Adadaki
Türklere karşı yoğun saldırılara, soykırım davranışları içerisine girdiler.
Sonra Türkiye asker göndermek zorunda kaldı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
varlığı ortadan kalkacak olursa, bu Türk topraklarına saldırı olacaktır. Çünkü
KKTC Türkiye’nin uzantısıdır. Hem Türkiye için hem de Doğu Akdeniz için Kuzey
Kıbrıs’ın ne kadar önemli olduğu haritaya bakılınca görülür. Kıbrıs bizim için
önemli değil diye konuşanlar aslında Türkiye’nin gerçeklerini bilmez
görünüyorlar.

Türkiye’nin
herhangi bir parçası başka ülkeler tarafından ele geçirildiği takdirde,
bundan ne kadar rahatsızlık duyarsak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
topraklarının alınması durumunda da o kadar içimize sindiremeyeceğimiz bir
durum ortaya çıkar.”
























































































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir