Operasyon : Katar

İsrail
istihbarat kaynakları: “Bu son yüzyılın büyük bir istihbarat felaketidir.
Dünya istihbarat birimleri tarihinde bir benzeri yoktur. Hatta Nazilerin İkinci
Dünya Harbi sonrası çöküşünde ve 90’lı yıllarda Doğu Almanya’da Komünist
rejimin bitişinde dahi benzeri yaşanmadı.”

Haziran 2007
tarihli bu haberde bahsedilen felaket kavramı; Hamas’ın, Filistin Cumhurbaşkanı
Mahmud Abbas ve eski İçişleri Başkanı Muhammed Dahlan’ın karargahında ele
geçirdiği istihbarat belgelerini tanımlamak için kullanılmıştı.

Peki, yaklaşık
bin 600 adet olduğu açıklanan bu belgeler neden bu kadar önemliydi?

Yetkililer ve
daha sonraki yıllarda Katar merkezli medya kuruluşu El Cezire’nin
peyderpey açıkladığı bu belgelerden bir kısmı; İsrail’in yabancı istihbaratlar
ile ortak operasyonlarını, İsrail’le ortak çalışan Filistinli yetkililerin
adlarını, silah ve kara para transferini içeriyordu. Ancak daha çarpıcı
olanları da vardı. Yaser Arafat’ın Dahlan tarafından zehirlenme olayı bunlardan
en önemlisiydi. Mahmud Abbas 2014 yılında Arafat’ın, Dahlan tarafından
zehirlendiğini kamuoyuna açıkladı. İçişleri Bakanı Dahlan ile ilgili belgeler
bununla da sınırlı değildi. İsrail ile çok yakın ilişkide olduğu, Mossad ile
ortak çalıştığı belgeleri ile Hamas’lılara yönelik olarak Dahlan’ın bizzat yönettiği
işkence kayıtları bulundu. El Fetih liderleri, komutanları ile Mossad ve CIA
arasındaki ilişkileri ortaya koyan sayısız evrak bulundu. Dahası, birçok Hamas
siyasetçisine yönelik suikastlarla ilgili bilgiler elde edildi.

Bu belgelerin
odağındaki isim Filistin İçişleri Bakanı Dahlan’dan başkası değildi. Mısır,
BAE, Libya, Tunus, Ürdün, Karadağ, Sırbistan ve daha birçok ülke yönetimleriyle
çok yakın ilişkiler içerisinde olan isim Dahlan. Mısır’daki Sisi darbesinde
büyük payı var. BAE destekli birçok medya kuruluşunun da sahibi. Bu kuruluşlar
aracılığıyla aralarında Türkiye ve Katar da dahil birçok ülkede müthiş algı
operasyonlarını yönetiyor. Sadece medya değil, sosyal kuruluşlar, sivil toplum
ve siyasi hareketleri finanse ederek devletlere operasyon yapıyor. Dahlan,
ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri Veliaht Prensi Muhammed bin Zâyed Âl-i
Nahyan’ın danışmanı. Kişisel serveti yüz milyonlarca dolarla ifade ediliyor.

Dahlan ismini
Türkiye olarak birçok kez duyduk. Ancak bunlardan en önemlileri herhalde 15 Temmuz
darbe girişimi sonrası ve BAE Washington Büyükelçisi’nin e-maillerinin sızması
sonrasında duyduklarımız oldu.

30 Temmuz
2016’da, yani darbeden hemen sonra Türkiye’yi çok iyi tanıyan, İngiliz The
Guardian gazetesinin eski editörü David Hearst, Genel Yayın Yönetmeni olduğu
Middle East Eye’da bir makale yayınladı. 15 Temmuz darbe girişiminden haftalar
önce BAE hükümetinin FETÖ’ya para aktardığını, para transferi için bir aracı
belirlediğini ve bu aracının da Muhammed Dahlan olduğunu yazdı. Dahlan’ın Fetullah
Gülen ile iletişim kurmasına, ABD’de yaşayan Filistinli bir iş adamının
yardımcı olduğunu aktaran Hearst, bu iş adamının kimliğinin Türk gizli servisi
tarafından bilindiğini de belirtti.

Dahlan’ın, 15
Temmuz darbesi ile ilişkisi olduğu söylenen yazının mürekkebi kurumadan Ağustos
başında, Fethullah Gülen, BAE tarafından finanse edilen ve Dahlan’ın sahibi
olduğu El Gad kanalında demeç verdi. Gülen-Dahlan ilişkisini de ispatlayan bu
yayında Gülen, Batı’nın Türkiye’ye müdahale edilmesi gerektiğini açıkça söylemişti.

Gelelim
Dahlan’ın merkezde olduğu, Katar ve Türkiye’yi de yakından ilgilendiren diğer
güncel konuya. BAE Washington büyükelçisinin e-maillerinin sızdırılması olayına
yani. Katar’a yönelik bugün gerçekleşen operasyonun ne amaçla yapıldığını en net
şekilde gösteriyor bu yazışmalar.

Büyükelçi’nin
e-maillerinde en dikkat çeken yazışmalar; İsrail yanlısı Demokrasiyi Savunma
Vakfı (FDD) ile yakın ilişki içinde olduğunu ve Türkiye ile Katar’a karşı ortak
politikalar geliştirmeye çalıştıklarını gösteren yazışmalardı. FDD’nin
finansmanını; İsrail Başbakanı Netenyahu’nun sıkı dostu ve Trump’ın seçim
kampanyasının en büyük destekçilerinden milyarder Sheldon Adelson sağlıyor.
FDD’nin son yıllarda hedefe aldığı ve terör örgütlerine destek veriyorlar diye
algı operasyonları yaptığı iki ülke var. Türkiye ile Katar. Zaten az sonra BAE
büyükelçisi ile FDD yöneticileri arasındaki yazışmalarda da bunu çok açık
göreceğiz.

Gelelim
yazışmalara. Büyükelçi’nin yazıştığı iki isim var. FDD’nin CEO’su Mark Dubowitz
ve Kıdemli Danışmanı John Hannah.

Sırayla
gidelim. ABD’nin eski başkan yardımcısı Dick Cheney’nin ulusal güvenlik
danışmanı John Hannah adını 15 Temmuz darbesi gerçekleşmeden hemen bir ay önce
duyduk. Hannah 15 Haziran’da Foreign Policy’de; “Türkiye’de hala bir darbe
riski var. Türkiye, yoldan çıkan bir NATO müttefiki ve er yada geç bir
hesaplaşma günü ihtimal dahilinde” şeklinde bir makale kaleme aldı.
Makalenin neden bahsettiğini bir ay sonraki darbe girişiminde maalesef gördük.
Darbenin işaret fişeği olan bu makalede Hannah şu cümleleri de rahatlıkla
kurabiliyordu. “Erdoğan’ın Türk siyaseti üzerindeki mutlak hâkimiyeti
göz önüne alındığında sorunun büyük bir kısmı Erdoğan’ın ta kendisi. Görevi
bıraksa ya da daha kontrollü bir şekilde hareket etse çok daha iyi şeyler
olabilir. Ancak her ikisi de çok düşük bir olasılık.”

BAE ile FDD
yetkilileri arasındaki yazışmaların içeriğine gelelim. Yazışmalarda her iki
tarafın da Arap Baharından endişe ettiklerini, Katar’ın Müslüman Kardeşler ve
Hamas’a verdiği desteği “teröre destek” olarak yorumladıklarını ve
bunun için önlem alma ve Amerikan politikalarını etkileme hedefi güttükleri
anlaşılıyor.

Bir diğer
yazışmada ise 11-14 Haziran tarihlerinde FDD’nin BAE devlet yetkilileriyle
gerçekleştirmeyi planladığı bir konferansın gündem maddeleri tartışılıyor:

“Türkiye’deki
gelişmelerin değerlendirilmesi, Erdoğan’ın başkanlığının doğuracağı sonuçlar,
Erdoğan’ın bölgedeki rolü ve hedefleri, Kürt Meselesi, Türkiye’nin zikredilen
ülkelere yönelik politikaları, ABD ile BAE’nin, Türkiye’yi daha iyi davranış
sergilemeye yönlendirmek ya da mecbur etmek için atabileceği adımlar, Siyaset,
ekonomi ve güvenlik açısından kullanılabilecek araçlar”

Gelelim BAE ve
Hannah arasındaki 15 Temmuz hakkındaki e-maile. Hannah’ın, “Merhaba
Büyükelçi. Size bir makale yolluyorum. Orta büyüklükte bir Türk gazetesi, FDD
ve BAE’yi bazı başkalarıyla birlikte Türkiye’deki darbenin arkasındaki
komplocular arasında zikretmiş. Sizinle birlikte anılmaktan onur duydum.”
ifadesi açıkça 15 Temmuz darbesinin arkasında hangi odakların olduğunu ortaya
koyuyor. Ancak burada eksik bir parça var. Esas oğlan Dahlan bu ilişkilerde yok
mu acaba? Hemen bir diğer e-maile gidelim. FDD yetkilileri Büyükelçi’den Dahlan
ile bir görüşme ayarlamasını talep ediyorlar.

FDD
yetkilileri Dahlan ile konuşacak konuları da şöyle özetliyorlar. Katar üzerinde
tartışmalar, Müslüman Kardeşler ile bağlantısı, özellikle Katar TV kanalı El
Cezire’nin durumu. El Cezire için de kaos ve teröre yardım ediyor iddiasını da
maillerde bulmak mümkün.

Dikkat
ederseniz, bu e-maillerde Katar üzerine konuşulan tüm konular dün itibariyle
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’nın Katar’ın uygulamasını istediği
başlıklardı.

Müslüman
Kardeşler ve Hamas’a desteğini kesmesi, El Cezire’nin kapatılması isteği ve
diğer başlıkların tamamı FDD yetkilileri ile BAE büyükelçisi arasında geçen
konu başlıkları.

Bu
başlıklardan Müslüman Kardeşlerin terör örgütü ilan edilmesi ve desteğin
kesilmesi başlığını 15 Temmuz’a da kontrollü darbe diyen CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu’nun seslendirdiğini de eklemek istiyorum ki fotoğraf daha da
netleşsin.

Hamas’a darbe,
Mısır’da darbe, Libya’da iç savaş, 15 Temmuz darbe girişimi ve şimdi de
Katar’da darbe planları. BAE, Dahlan, FDD ve diğer tüm aktörler tam bir
bütünlük içinde çalışıyorlar. Peki temel amaç ne? Müslümanların kendi
kendilerini yönetebilme, yani bağımsız olabilme, yani gerçek anlamda demokrasi
içerisinde yaşayabilme ihtimalini ortadan kaldırmak. Müslümanları terörizm ile
eşitlemeye çalışmak.












































Kendi
halklarından korkan Arap liderlerin tamamının Katar’a karşı operasyona destek
vermesi, 15 Temmuz konusunda sinik durması, Mısır’daki darbeyi desteklemesi,
Müslüman Kardeşleri, Katar ile ilişkileri donduracak kadar hayat meselesi
yapması hep kendi otoriter yönetimlerini korumak için. Onlar kendi koltuklarını
korurken, küresel vesayet odakları da bölgeyi Dahlan ve darbeci Gülen gibiler
eliyle yönetmek için daha çok çalışacaklar. Tam bu noktada 15 Temmuz’daki
direnişimizin değerini anlamak, anlatmak için kelimeler yetmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet