• NARKOTİK DOSYASI /// Ramazan Narin : Uyuşturucu Cehennemi
  • Yayın Tarihi : 5 Kasım 2019 Salı
  • Kategori : KARAPARA & NARKOTİK & SUÇ & DOLANDIRICILIK & MAFYA ÖRGÜTLERİ

Ramazan Narin : Uyuşturucu Cehennemi

Türkiye ve Türk Milletinin en büyük düşmanı ne Amerika, ne Rusya, ne de Başkanlık Sistemi veya irticadır.

Yanıyoruz ey halkım ! En sinsi ve acımasız düşman ;

U Y U Ş T U R U C U ‘ dur..!

Bu konuda, neden hiç yazmadığımı sorguladım ve kendime çok kızdım çok !
Bandırma Açık Ceza ve İnfaz Kurumunda C.İ.K, yani Cezaevinde bulunduğum sürede, her tarafına dövme yaptırmış, kolları ve vücudu jiletlenmiş gençleri görünce, tahliyemden sonra sokaklarda yatanları ve gözleri kaymış gezen çocukları görünce ancak, bu düşmanın farkındalığına vardım...

Sivil hayatımda ne yalan... farkında değildim veya bu konunun ciddiyetini kavramamıştım. Şimdi ise ; gazete ve tvlerdeki uyuşturucu operasyon haberlerini, daha dikkatli izliyorum nedense... İnternet ortamında uyuşturu dosyalarının ve faillerinin sayısını, uyuşturucudan mahkum olanların sayısını, hele uyuşturucu yüzünden ölen ve istikbalini kaybetmişlerin sayısını öğrendim de, zehrin derecesinden dehşete düştüm arkadaş, dehşete !

Açık olmasına rağmen (kapalıda yatıp cezası azalanlar da, açık a geliyor.), uyuşturucunun Baronları orda, Torbacı dedikleri satıcıları orda, içici Keşler de orda...Adeta pazar orda ! Bir kilo toz, bir otobos sistemi... sadece dışarıda kurgulanmıyor. Açık cezaevlerinde telefon serbestimiz var, izin gibi de bir lüksümüz var... Cezaevindeki tecrübelileri tarafından, maalesef ; cezaevlerinde de mahkum sistem maalesef yürürlükte..!
Uyuşturucu muhtevasını, ben içeride öğrendim. Tekel ürünleri ve alkol ve sigaranın da, bu kategoride olduğunu anlayınca da... şimdi... sigarayı bırakma kararı da verdim.
UYUŞTURUCU KATEGORİSİ : Sentetik, Kimyasal ve Doğal olarak ana çeşitleniyor da, hapçısı ve gazcısı ile, kuru ve ıslakçısı gibi türevleri ile çok zengin bir kategori...

Ben dışarıda çok az çeşidini duymuşum, içeride aynı koğuşlarda yatınca diğer çeşitlerini de öğrendim ve dehşete düştüm...
Parası az olanlar, kola-biradan, limona karanfil ve tarım ilacı v.s ler katarak, eczanede satılan AFERİN gripal hap-SİKLOPEJE göz damlası, MORFİN gibi, pek çok ilaçlardan da, Baly-Selülozik Tiner, Derby gibi yapıştırıcılar da, hatta çakmak gazı ve kolonya bile...kafa bulma ve uyuşma seansları yapılabiliyormuş ki ; Cezaevindeki revirde doktora çıkan müptelalara, günlük tüketecekleri ilaçlar, İnfaz Koruma Memurlarınca torbada verilip, göz önünde içiriliyor ! Bunları orda, DEVLET Mamülü uyuşturulanlar olarak görüyorduk...
Esrar, Kubar, Afyon sakızı, Kenevir, Eroin, Selfi, Met,, Extasy, Skank, Roch, Bonzai, Elesti, Marok, Kokain, Line, Taş, Captagon, Jamaike, Apalgan, Coink, Zombi Hapı, Mariuana, Maraş Otu gibi onlarcası var...Bunlar ; Türk Ceza Kanunundaki cezaları göze alınarak, satılıp-içilebiliyor.
Devlet eliyle eczane ve bakkalda, İLAÇ namıyla satılan, yeşil veya beyaz reçeteli hap ve şuruplar da cabası...Nerudan, Lilika, Nevrotin, Tegratur, Triptol, Karazeplin, Muskopon, Modifike, Lavaiki, Serigual, Dolfen, Drofilopol, Gomofilin, Gomoflak, Kongest, Kenzi gibi gibi...Mercimek, Ferari, Dizel, Gülenadam, Kiraz, Dolar, Mercedes, Lacost gibi türevleri de üretilmiş ki, bu isimlerle uçtuklarını düşünüyorlar içicileri...
ARZ ve Talep meselesi diyorlar...Uyuşmak isteyen beyinler ve bedenler için, alternatif çok ve müthiş bir ekonomik pazarı var. Kazananları var, kaybedenleri var !
UYUŞTURULAN GENÇLER !
KOLTUK DEĞNEKLİ, BACAĞI KESİK İÇİCİ ;

Cezaevinde, yemekhane bölümü kapalı, sigara içemiyorsunuz. Bahçeye çıkınca oturma alanları çok az ve çok kısıtlı. Sundurmada 30 kişinin oturabileceği üçlüler, bahçede ise topu topu 10 tane BANK var...Yere oturmamak için koğuşlardan plastik tabureler getiriliyor. Böylesi bir ortamda otururken, sol bacağı diz kapağından aşağısı kesik, koltuk değnekli bir genç yanımıza geldi...Yakışıklı da... Geçmiş olsun dedim. Bacağını askerde mi, kazada mı kaybettin diye sordum.

YANDI ! dedi.
Anlamamıştım tabii, ama anısı kötüdür diye... üzerine gidip sormadım nasıl yandığını. Ertesi gün, onun koğuşundan bir arkadaşı geldi yanıma ve o bacağın nasıl yandığını anlattı.

 İRKİLDİM !

Gerçekten, yanıyormuşuz arkadaş !
Bursa, ULUDAĞ yolunda bir piknik yapmışlar ve ateş yakarak, köfte ve etlerini de pişiriyorlarmış. BONZAİ falan içmişler. Bu genç, ateşin yanına kurdukları masada, ateşin yanında oturuyormuş. Sol ayağını, bilinç dışı ateşin içine atmış, bacak yanıyormuş ama o dirseklerini masaya koymuş, arkadaşlarıyla sohbete devam ediyormuş. Ta ki arkadaşlarından biri, et kokusunu duyuncaya kadar. İnsan eti pis kokar ! Arkadaşı müdahale ettiğinde, bacak gerçekten yanmış, pişmişmiş ! Tıbbi müdahalede, bacak kesilmiş tabii ki.
Bacağınız ateşte yanıyor ve pişiyor kömür oluyor, siz muhabbete devam ediyorsunuz !
Offff dedim...Arkadaş bu nasıl BONZAİ dir arkadaş !

Ben, çay bardağı sıcak ise elimi anında çekiyorum da, sen ayağını ateşte pişiriyorsun ve gıkın çıkmıyor !

‘ Abi, içtiğimiz kaliteliydi ! ‘ dedi çocuk...!

Evet kaliteli imiş !
Bir örnek daha anlattı. Bu sefer bir evde içmişler 3 kişi. MET içtik dedi. Ama bonzaide vardır belki. Sızmak üzereydik. Bir arkadaşımız kendisine kahve yapmak için mutfağa gitti. Arkadaşları, kahve yapmak için doğalgazlı ocağı yakmış ama bu arada başı ocağın üzerine düşmüş...! Ne mi olmuş ? Bunlar içeride sızmışlar, kahveci arkadaşları mutfakta sabaha kadar kafasını pişirmiş ve başı kömür olmuş ama o kafasını ateşten kaçırmamış veya kaçıramamış ve ocak da sönmemiş ! Diğerleri zaten uçmuşlar ! Burda da, kullandıkları madde bayağı kaliteli imiş. 600 er liraya aldıkları 1 er gramlık kokainle başlamışlar partiye, kafayı bulmuşlar, sabahında bir kafayı da... yakmışlar !
Birkaç gün sonra ; dinlediklerimin dehşeti bitmemişken, sundurmada bir genç, sırtüstü kendini yere attı... Sara zannettim, ağzından köpükler falan geliyor, bacakları tir tir titriyordu. Müdahale etmediler de, sadece bacaklarını yukarı kaldırıp beklediler. O bacakların, o ayakların titremesini... ben sadece kurban keserken, can çekişen koyunların bacaklarında görmüştüm ki, aslında korktum ! Gidiyor, ölüyor sandım. Bilenler geldi. Bişey yapmayın, 5 dakka sonra geçer dediler ki, hakikatten 5-10 dakka sonra, bu kriz geçirme bitti ve çocuk, kalkıp yürüdü, gitti. Kullandığı madde... kalitesiz dediler, ordaki uyuşturudan anlayanlar !

Haaa.. Bir genç daha vardı. Bahçedeki sundurma altında bir karo taşını belirliyor kendisine... Sayım saatine kadar belki 3, belki 4 saat, hiç kıpırdamadan o noktada dikiliyor heykel gibi ! Sadece, benim gibi istediğinde kendisine sigara verenlerden biri yanından geçerken, ‘DAYI Bİ SİGARA’ diyor. Dalcılık yapıyor garibim. Belli ki, cezaevine para da gelmiyor onun adına. Veriyorum sigarayı, hatta yakıyorum da ve DİKİLME NÖBETİNE sigarasını içerek yine devam ediyor çocuk ! Bu çocuğun içtiği herneyse veya içmediği...bence kaliteli imiş ki, bu çocuk artık toplumda, GEREKSİZ konumuna düşmüş, az zararlı !
Cezaevinden izine çıkmış, izin dönüşünde ayakta duramayacak ölçüde uyuşturucu ve madde alarak, cezaevine geri gelmiş ve arkasından gelen bir acılı babanın, bu oğlunu idareye ihbar ederek, oğlunun açıktan kapalıya gönderilmesini, hakkında ek cezalar almasını sağlamış ortamları da gördüm ya...o babanın çaresizliği karşısında çok üzüldüm çok... Düşünseniz ya, BABA, oğlunun cezaevinden tahliye olmasını arzular değil mi ? Yoksa, birkaç sene fazla yatmasını arzulamaz ! Bunu yapanlar, bu sistem ve bu düzen, kahrolsun..!
Tuvaletlerde, banyolarda kapısını kapatıp içeride kendisinden saatlerce geçmiş kişileri de unutmayalım tabii. Siz şimdi soruyorsunuz ! Kardeşim, orası cezaevi, orda uyuşturucunun ne işi var ? Bence sormayın !

Çünkü başta dedim ya, baronlar orda, torbacılar orda, içiciler orda...Onların olduğu yerde, uyuşturucu olmaz mı ?
Uyuşturucu parası için ailesini mahf etmiş, annesini babasını dövüyormuş ve bu olayların içinde babasını (öğretmen) katil etmiş bir müptelanın, babasını da tanıdım cezaevinde. Evlat katili olarak yatıyordu biliyor musunuz ? O acıyı, anlamaya bile çalışmaya cesaret edemedim.
Cezaevindeki, katillerle de çok muhabbetlerim oldu. Onlardaki öldürme güdülerini, şimdiki vicdan azaplarını ölçmeye ve anlamaya çalıştım da, onlar bana masum geldi biliyor musunuz ? Katiller, bir kişiyi öldürüp oraya gelmişler de, peki uyuşturucuya alıştırılan gençlerin sayısı ve o gençlerin ailelerini neden öldürülmüş kabul etmiyorsunuz mesela ? Uyuşturucuya alıştırılmış bir genci ve ailesini de öldürüyorsunuz aslında, çünkü o aile ve o genç, artık GEREKSİZ konumuna düşüyor ve canlı cenaze haline haline dönüşüyor öyle değil mi ? Yani uyuşturucu sektöründeki göz yumanlar, satıcılar... sizler cinayet değil katliam yapıyorsunuz arkadaş, katliammm !
Haa diyeceksiniz ki, cezaevi idaresi göz mü yumuyor içeriye sokulan uyuşturucuya diyeceksiniz şimdi. Vallahi ben bilemem de, bildiğim ; hemen hergün koğuş aramalarımız yapılıyordu, arada bir, sayımlarda da ( günde 5 defa, firar olmuşsa 6-7 defa sayılıyorduk.) NE VARSA ÜZERİNİZDE ÇIKARIN YERE KOYUN deniliyor ve bahçede de, ayakta memurlar tarafından aranıyorduk. Yakalananlar olmuyor muydu... ?

Tahliyeme 15 gün kala idarenin yaptığı operasyonlar sonucu, ama içeri sokarken, ama içeri sokulan uyuşturucular yüzünden 5-10 kişi, TUTANAK tutularak kapalıya gönderilmişti. Yani, İdare de uyuşturucuyla mücadele ediyordu ! Mükemmeliyetini bilemem sadece !
UYUŞTURUCU Sektörünün içindekilere GEREKSİZLER diyorum da...Allah aşkına, siz uyuşturucu kullanan birine o halinde ev, iş, kız v.s verir misiniz ? Derneğiniz de, partinizde görev verir misiniz ? Uyuşturucu satan-içen birine, herhangi bir şeyinizi verir misiniz ? Ama bunların hepsi toplumda ve içimizdeler ve ama farkında olarak, ama farkına varmadan, hepimiz onlara bir şeylerimizi veriyoriz ki, devlette onlara AMATEMLERİ veriyor, Cezaevlerindeki HÜKÜMLÜ kadrolarını veriyor falan...
Uyuşturucu sektöründekilerle, bana herşeylerini anlatmasalar da... konuşmaya çalıştım içeride... Pekçoğunda pişmanlık, hiç görmedim. Çıkınca hepsi, hırsızlık yapmaya, gasp yapmaya, tecavüzcülük yapmaya ve cinayet-yaralama bütün katolog suçları işlemeye devam edecekler. Kararları bu. “ DAYI ; düşünsene 1 gram kokain alacam, 600 lira lazım ve bende yok. Ama karşınızda oturan veya ordan geçen birinin cebinde var. Onu almayacak mıyım diyor ! Hiçbirşey yapamazsam, 1 saat içinde 5 tane LCD TV indirirm dükkan ve kahvelerden, gider satar ve maddemi alırım diyor. Onlar için, uyuşturucuya ulaşmak, bizim sigaraya ulaşmamısdan daha kolay yani...Girdiğim mahalledeki bütün satıcıları bilirim diyor, her sokakta 5-10 kişi bunun içinde diyor. Bunun esiri olanlar da, ister istemez artık suç makinesi ve potansiyel suç işleyecek insanlar. Ben de yok, onda nasıl var ? Diyebiliyorlar yani ! Korktum, ne yalan ! Onlarla, aynı koğuşta yattım. Düşünsenize çevrenizde uyuşturucu krizi tutmuş biri var ve parasızlık yüzünden çaresiz !

Çare mi ? Çare sizin cebiniz, sizin malınız, sizin canınız !
Haaa, İdareden heryerde kamera olduğu için izleniyoruz sürekli. Ben kimsenin niçin cezaevinde yattığını bilemem ama suçum uyuşturucu diyenlerle arada volta da atmışımdır, oturup konuşmuşumdur da...Uyuşturucu takibinde, bu temaslar yüzümden başım belaya girecek, senin onla ne işin var diye sorgulanmaktan arada korkmadım değil. Ama orası cezaevi. Herkesin bir suçu var ki orda yatıyor. Suçsuzlar ve iyiler diye bir koğuş yok ki ! İdareciler, uyuşturucu ile mücadele adına ve başedebilmek için, bizi ispiyonculuğa teşvik eden söylemler yapıyorlar da, aynı koğuşta yattığınız birini ihbar ettiğinizi düşünün, yarın ortaya çıkınca da aynı koğuştasınız !

Yahuuu KETİL gibi aletler de var koğuşta. Siz uyurken, ketil'de kaynatılan suyu üzerinize boca ederse birisi, napacaksınız mesela ?

Ki ; bu şekilde kaynar suyla haşlanan mahkumlar da oldu o süreçte !

Yani, ispiyonculuğu tavsiye etmem kimseye ! Herkes görevini yapmalı.
Uyuşturucu ile mücadele mi ? Mücadelede önce hepimiz nefer ve gönüllü olmalıyız. Devletin verdiği 3 yıl - 5 yıl cezalar, onlara vız gelip tırıs gidiyor. Bu konuda bütün kamu kurum ve kuruluşları, Belediyeler dahil, derhal önleyici tedbirleri eğitimle halkımıza öğretmeli ve bu uyuşturucu yüzünden bir neslin, bir devletin pekala yıkılabileceği, mutlaka kavratılmalı. Koskoca bir millet, koskoca bir devlet... uyuşturucu ile pekala çökertilebilir ve yok edilebilir. Uyuşturduğunuz bir millete de, herşeyi yaptırabilirsiniz yani...
Devleti yöneten siyaset..! Sizler, asıl sorumlusunuz arkadaş ! Benim burda yazıp-çizdiğimden, anında haberdar olup, beni maddesine uydurup hapse atabiliyorsunuz yaaa, peki işbu uyuşturucu cenneti haline getirilen, cennet denilerek cehenneme çevrilen ülkemizdeki uyuşturucu baronlarını, siz bilmiyor musunuz ? Torbacılarını bilmiyor musunuz...İçicilere verilen cezalarla, müşteriyi yok mu ettiğinizi sanıyorsunuz ?
Ülkemizde, hızla ve feci şekilde artan suç oranlarının, farkında değil misiniz ? Daha bu sabah, TV de izledim çocuk istismarına dair açılan dava sayısını ve fail sayısını da, artan hırsızlık, gasp, cinayet, tecavüz gibi, diğer suçları düşünemiyorum, ne kadar arttı ! Rakamsal olarak vermeyeceğim bu fecaati, isteyen araştırır ve bulur. Suç ve suçlu sayısındaki müthiş artışı siyaset çözümleyemiyorsa, lütfen yaşadığınız yerdeki emniyet birimlerine gidiniz ve akseden sonuçları bi alınız ! Alın ve görünüz ! Arkadaş, beni dövdüler diye karakola gidebilirsiniz de, benim çocuğuma istismar var diye kaç baba, kaç anne karakola gidebilir ? Bu dehşeti yaşatan ekonomik olumsuzluklar kadar, uyuşturucu fail değil midir ? Hani o kafa kesen, adam yakan IŞİD görüntüleri vardı ya, o sahnelerdeki katiller, bunu normal kafayla mı yapıyordu sanıyorsunuz! TERÖR ve TERÖRİSTİ de besleyen asıl kaynağın dahi, uyuşturucu olduğunu nasıl görmezsiniz ! Uyuşturucu sektöründe dönen trilyonlarla, sistemini sürdürenleri, artık hepimiz görmeli ve bilmeliyiz !
Türkiye’deki cezaevlerindeki doluluk oranları fecaat, millet yerlerde yatıyor. Yeni yapılan cezaevi haberlerini de duyuyorsunuz da, çözüm bu mu sizce ? Amerika da ilk başkan zamanında 30.000 olan mahkum sayısı, OBAMA döneminde 3,5 milyona çıkmış da, Amerika suçu mu önlemiş sanıyorsunuz ? Uyuşturucu sektörü her şekilde kazandırıyor. Mahkum ettiklerinizde, günlüğü 8-9 liraya size hizmet ediyorlar cezaevlerinde...
UYUŞTURUCU ; düşünemeyen, sorgulamayan ve irdelemeyen bir toplum yaratır ki, uyuşturucudan memnun olan tek kesim, yönetici kesimdir. Çünkü yöneticiler, tepkisiz bir toplum yarattıklarını düşünerek, politikalarını daha rahat uygularlar ve vahşi kapitalizm de böyle devirlerde, vücut bulur. Dini, AFYON niyetine kullanarak bu dehşeti ve bu gidişatı asla durduramayız. Önceliğimiz, FARKINDALIK ve EĞİTİM olmalıdır arkadaş ! Uyuşturucu, milletimiz için bir risk olmaktan çıkmış, artık bariz ve açık bir tehlikedir...BİLİNE !
Bandırma Belediye Başkanımız, Üniversite Rektörümüz, Milli Eğitim Müdürü, Emniyet Müdürü, Başsavcımız, Cezaevi müdürlerimiz...Baromuz, Hastane Başhekimlerimiz ve bütün STK lar, bir an önce bu konuda bir araya gelmeli ve planlı programlı bir şekilde, UYUŞTURUCU MÜCADELESİNİN, gereğini yapmalıdırlar. Türkiye ve şehrimiz uyuşturucu cenneti olmaktan çıkarılıp, gençlerimiz ve milletimiz bu illetten kurtarılmalı... sektör için cehenneme çevrilmelidir. Yoksa ; göz göre göre bir gençlik, bir nesil öldürülüyor, millet yok ediliyor !

Biliniz !

TTK. 02/11/2019 NOGAYTÜRK/BANDIRMA