Ükemizde
yaşanan menfur saldırılar, terör ve çatışma bögelerinden hergün gelen
cenazeler, mevcut durumu analiz ederek anlamaya çalışmak ve geleceği planlamak
konusunda doğal bir baskı oluşturmaktır. Herşeye rağmen bütün kesimleriyle
halkın ülkesine ve devletine sahip çıkması, yaşlı gözlerle şehitleri uğurlarken
vatan savunması konusundaki heyecanını koruması büyük bir hazinedir. Bununla
beraber ülkede ve bölgede hayat devam etmekte olup diğer bölgesel ve global
gelişmeler de ilgisizliğe kurban edilmemelidir.


Aralık
12-13’te toplanan V. Mavi Karadeniz Kongresi’nde (V. BlueBlackSea Congress),
başta Karadeniz kıyıdaşı ülkeleri olmak üzere her kıtadan akademisyen, diplomat
ve araştırmacıların katılımıyla sorunlar masaya yatırıldı. Birçok tebliğin
mutabık kaldığı nokta, bölge ülkeleri arasında yaşanan güven sorunu idi.
2008’deki I. Mavi Karadeniz Kongresi’ne doktora öğrencisi olarak katılan
Yevgeniya Gaber, son kongrede Ukrayna Büyükelçiliği’nden diplomatik görevli
olarak tebliğini sundu. Sekiz yıl önceki konular veya sorunlarla bugünkülerin
hemen hemen aynı olduğu söyledi, geçen süre zarfında bölgede barış ve işbirliği
yönünde dikkate değer bir gelişmenin olmadığından yakındı. Kısaca Dağlık
Karabağ’daki işgal sorunu, Gürcistan’dan Abhazya ve Güney Osetya’nın ayrılması,
Rusya-Ukrayna ilişkilerinde yaşananlar ve diğerleri yerli yerinde durmaktaydı.
Hatta Kırım’ın Rusya’ya katılması ve Ukrayna’nın doğu bölgelerinde yaşananlar
dikkate alındığında donmuş veya ertelenmiş sorunlar yeni formatlarla karşımıza
çıkmıştır. Bu kapsamda 2017’de 25. kuruluş yılını kutlamaya hazırlanan
Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ-BSEC) de amaçları doğrultusunda pek varlık
gösterememiş, bölge barış ve refahı yolundaki işlevini yerine getirememiştir.


Sorunların
temelinde Rusya’nın yayılmacı politikalarının bulunduğu birçok tebliğde dile
getirildi. Gerçekten de Dağlık Karabağ her ne kadar görünüşte Ermenistan işgali
altında ise de gerçekte fiilen Rusya’nın desteği ile bu işgal sürmektedir.
Esasen Ermenistan-Rusya askeri işbirliği kapsamında Ermenistan’daki Rus gücü
bulunmasa Azerbaycan, birkaç günde topraklarını kurtarabilir. Rus yayılmacı politikası
Gürcistan ve Ukrayna karşısında da açıkça görülmektedir. Deli Petro’dan sıcak
denizlere inme vasiyetinin günümüzde önemli ölçüde Putin tarafından Suriye iç
savaşı yerine getirildiğini görmekteyiz.


Halep’te
yaşanan zulüm için herhalde kolayımıza geldiği için Şam yönetimini suçluyoruz.
Rusya’nın Suriye ile askeri işbirliği olmasa mesela sadece İran desteği ile
bugünkü duruma gelinemezdi. Bugünlerde beni en rahatsız eden durum ise “Halep
için sevindirici uzlaşma” başlığı altında bu şehrin boşaltılması haberlerinin
sunulmasıdır. Halbuki başarı olarak sunulan gelişme halkın evini, barkını
terkedip meçhul karanlıklara bırakılmasıdır. Bombalar altında ölmektense
hayatta kalmak elbette daha iyidir. Ancak bu tür uzlaşma, Ortaçağ Avrupasında
sürgün hakkı olarak, Protestanların Katolik yönetimi altında (veya tersi)
öldürülmeleri yerine kendi mezhebinden olan ülkelere “sürgün hakkı” şeklinde
Uluslararası Hukuk literatürüne geçmiştir. Bugün ise insanların kendi
vatanında, evinde, köyünde yaşaması en temel hakkıdır. Bu halkın kendi
topraklarında, güven içinde yaşaması için gerekli diplomatik girişimler,
uzlaşma yolları yerine evinden çıkarmayı başarı olarak sunmak belki de bu
savaşın en sinsi sahnelerinden biri olarak bilinecektir. Bu sonuç başta İsrail
olmak üzere Rusya dahil bölge dışı emperyalist güçlerin ortak uzlaşması, hatta
arzusudur. Asıl sorulması gereken soru şu: “Bu aşamaya gelirken nerede hata
yaptık?”


Rusya’nın
yayılmacı siyaseti, Putin iktidarıyla birlikte petrol fiyatlarının yükselmesi
sayesinde hız kazanmıştır. Buna karşın İngiliz, ABD veya İsrail
yayılmacılığının unutulmaması gerekmektedir. Esasen Putin, sözkonusu yayılmacı
siyasetine gerekçe olarak NATO’nun genişlemesini göstermektedir ki bu süreç
aynı zamanda ekonomik, teknolojik ve siyasal olarak bölge ülkelerindeki ABD
baskısının yoğunlaşması, şiddetlenmesi ve kurumsallaşmasıdır.


Ukraynalı
arkadaşımızın sekiz yıl arayla birinci ve beşinci kongrelerin gündemlerini
karşılaştırması sonucu, sorunların dondurularak, evrilerek, katlanarak yerinde
durması tespiti ise uluslararası ortamın doğasıyla ilgilidir. Uluslararası
toplumu oluşturan devletlerin temel özelliği, egemen eşit olmalarıdır. Her
devlet, dış işlerinde bağımsız olup kendi çıkarlarını korumak, azamileştirmek
hedefini güder. Netice olarak “toplumsal sözleşme”, uluslararası toplumda henüz
imzalanmamıştır. Bu toplumun temel özelliği anarşik olmasıdır. Bunu durduran
tek etken ise güçtür. Yayılmacı bir devlet ancak karşı güç ile durdurulabilir.
Bu karşı güç yerine göre ekonomidir, bilgidir, diplomasidir…


Bu anarşik
ortamı hakkaniyet, adalet, huzur, güvenlik gibi kavramlarla donatmak üzere
Uluslararası Hukuk tarafından oluşturulan birikimler yine güçlü devletler
tarafından fonksiyonal hale getirilebilmektedir. Dünya ve bölge barışını
sağlama görevi, birinci derecede BM Güvenlik Konseyi’ne verilmiş olup Rusya ve
ABD bu konseyin daimi üyeleridir, üstelik veto hakları da bulunmaktadır.


Bu gerçekler
ışığında bir devletin egemenlik haklarına dayanarak uluslararası alanda atacağı
her adıma karşın diğerlerinin yine egemenlik haklarına dayalı adımları olacağı
hesaplanmalıdır. Bu bağlamda her devlet gücünü, kapasitesini iyi hesap etmeli,
özellikle büyük güçlerin oyununa gelmemeli, onlara yeni fırsatlar sunma
tuzağına düşmemelidir. Karadeniz bölgesi veya Suriye’de yaşanan çatışmalar veya
işgaller büyük güçlerin bölgeyi yeniden taksimi olarak da düşünülebilir. O
halde diğer devletler, kendi tarihi ve jeopolitik gerçekleri ışığında kendi
politikalarını belirlemeleri, özellikle bölge dışı güçlerin oyununa gelmemelidir.
Bu gerçekler ışığında çeyrek yüzyıldır yaşananları gözden geçirdiğimiz takdirde
öncelikle Azerbaycan’ın, Gürcistan’ın ve Ukrayna’nın nerede yanlış
yaptıklarını, oyuna geldiklerini rasyonal bir şekilde masaya yatırarak, bu
hataları telafi çarelerini aramaya başlamalıdırlar. Bu telafi sürecinde
komşular arasında ve bölge ülkeleri arasında güven tesisi son derece önemlidir.


Alaeddin
Yalçınkaya,


Öncevatan
18.12.2016


alaeddinyalcinkaya@marmara.edu.tr


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet