• HAVACILIK DOSYASI /// Mustafa ACER : ATATÜRK’ÜN HAVACILIĞA VERDİĞİ ÖNEM
  • Yayın Tarihi : 7 Kasım 2018 Çarşamba
  • Kategori : KARA YOLLARI - DENİZ YOLLARI - HAVA YOLLARI & ULAŞIM SEKTÖRÜ & HİZMETLERİ


Mustafa ACER : ATATÜRK’ÜN HAVACILIĞA VERDİĞİ ÖNEM 

06 Kasım 2018

İleri görüşlü bir Lider olan Atatürk; Gelecekte Havacılığın öncü rolünü daha Havacılık faaliyetleri emekleme çağında iken görmüş ve gelecekte teknolojide, ekonomide ve sosyal hayatta Havacılığın ne kadar değerli olduğunu her vesile ile gündeme getirmiş ve geliştirilmesine büyük önem vermiştir. 

* Right kardeşlerin 1903 yılında ilk uçuş denemesinden sonra havacılık gelişerek devam etmiştir.

* Dünya’da Havacılık gelişirken, dönemin Osmanlı yönetimi de gelişmeleri takip ediyordu. 

1910 yılında Mustafa Kemal, Fethi Bey (Okyar) ile Fransa’da yapılan büyük Picardie Manevraları’nı izlemek amacıyla Osmanlı Hükümeti tarafından gönderilmişti. Bir uçağın deneme uçuşunda ikinci pilot olarak uçacak gönüllü istenir, Mustafa Kemal gönüllü olmak ister, fakat Fethi Bey ona engel olur. Gösteriye çıkan Uçak uçuş sırasında düşer ve Pilot ile yardımcı pilot hayatını kaybeder. Mustafa Kemal uçağa binmediği için kurtulur.

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Abidin Daver, o sırada Paris’te Mustafa Kemal’le yaptığı görüşmeyi şöyle anlatır: “Mustafa Kemal’le, 1910 yılının Eylül ayında Paris’te, Lunapark’ta karşılaştım. Yanında Fethi Bey vardı. Bir süre önce, Fransız ordusunun Picardie’de yaptığı manevraları izlediklerini bildiğimden, çocukluğumdan beri içimdeki askerlik merakı ile kendisinden manevralar konusundaki izlenimlerini sordum. Görüşünü şöyle özetledi: “Uçaklar savaşta önemli rol oynayacaktır. Fransız sahra topçusu mükemmel, fakat Fransız piyadesi kırmızı pantolonlarıyla çok iyi bir hedef teşkil eder. Fransız ordusu, gereğinden fazla ateşli ve saldırgan bir ruhla yetiştirilmektedir. 

O dönemde Uçaklar sadece keşif ve gözleme amacıyla kullanılıyordu. O dönemde Mustafa Kemal’in havacılık konusundaki görüşlerine katılmıyordum. Dört yıl sonra, Birinci Dünya Savaşı’nda, hava gücünün kesin etkisi görüldü. Atatürk’ün görüş ve düşüncelerindeki isabet daha iyi anlaşılmış oldu.”

* Osmanlı döneminde 01 Haziran 1911 tarihinde Yarbay Süreyya (İlmen) Bey başkanlığında “Havacılık Komisyonu” kurulması ile Hava Kuvvetlerinin temeli atılmış oldu. daha sonra Süvari Yüzbaşı Fesa ve İstihkam Yusuf Kenan Beyler Uçuş eğitimi için Fransa’ya gönderildi. 

Fazıl, Vecihi, Basri, Muzaffer ve Hayri; Kurtuluş savaşları boyunca uçakla keşif görevi yapmış ve isabetli keşifleri ile Kara birliklerine değerli bilgiler vermişti. Uçakların görevi; düşman cephelerini gözetlemek, düşman uçaklarının keşif amacıyla cephe gerilerine sızmalarını engellemek, Bu uçuş sırasında havada düşman uçağı görülürse onunla çatışmaktı.

* Atatürk'ün "Bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve harp sanayisinin bu esasa göre inkişaf ettirilmesi icap eder." sözlerinden hareketle 1925 yılında TOMTAŞ denen Tayyare Otomobil ve Motor Türk Anonim Şirketi kurulmuştur. Bir yıl sonra ‘Kayseri Uçak ve Eskişehir Bakım Tesisleri’ kurulmuştur. TOMTAŞ 1928 Yılında dağılmış, Fabrika Kayseri Uçak Fabrikası adında üretime devam etmiştir. 

* Nuri Demirağ uçak fabrikası  (1936-1943) : İstanbul Beşiktaş’ta Fabrika ve Yeşilköy’de bir Uçuş okulu olarak kurulan tesislerde; ND-37 Eğitim uçağından 24 adet üretilmiş ve bu uçaklar pilot eğitiminde kullanılmıştır.

* THK uçak fabrikası (1941-1956) ve MKEK uçak fabrikası (1956-1962) – ANKARA: II. Dünya savaşı sırasında savaştan kaçan Polonyalı Havacıların da yardımlarıyla, THK’nun Eğitim uçağı ihtiyacını karşılamak amacıyla 1941 yılında Etimesgut’ta bir uçak fabrikası kurulmuştur. 

* Türk Tayyare Cemiyeti’nin Kuruluşu

Mustafa Kemal, havacılığın hızla gelişeceğini sezinlemiş, ilgilileri bu konuda uyarmıştır. Türk havacılığının gelişmesini, güçlendirilmesini sağ­lamak amacıyla zaman geçirilmeden gerekli girişimler başlatmıştır. 

Mustafa Kemal 1 Kasım 1924’de, TBMM’ndeki açış konuşmasında, yurdun havacılık konusuna yer vererek: “…Yurt savunmasından söz ederken, askerî alanda önemli ve etkin bir nitelik taşıyan hava kuvvetlerine, yüce Meclis’in özellikle ilgi ve dikkatini çekerim.”

Türk Havacılığına çok büyük katkısı olan pilot Vecihi Hürkuş; “Türk Tayyare Cemiyeti’nin tüzüğü, 1924 yılında Mustafa Kemal’in direktifi ile, Türk Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliğince hazırlanmış ve Bolu Mebusu Cevat Abbas tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuştur. 

“Türk Tayyare Cemiyeti” 16 Şubat 1925 Tarihinde kuruldu. 1935 yılında Türk Hava Kurumu (THK) adını aldı. Türk Tayyare Cemiyeti 21 Eylül 1925 tarihinde, altı öğrenciyle, çift kumandalı uçaklarla teknik program uygulaması ile uçuş eğitimine başladı. Bir hafta süren bu eğitimle, hemen her öğrenci 30 kez uçuyor ve uçakta kumanda edebilir seviyeye geliyordu.

Atatürk, havacılık ile ilgili görüşlerini şöyle açıklar: “İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar”. 

* Mustafa Kemal, 8 Haziran 1926’da Bursa’da, Öğretmenler Birliği toplan­tısında konuşmalarında “Türk ulusunun, Hava Kuvvetlerimizin güçlendirilmesi gereğini anlayıp değerli yardımlarda bulunması, siyasî uygarlığa erişmesinin en büyük kanıtıdır.”

“Bu alanda ulusa yol gösteren Türk Tayyare Cemiyeti’nin çalışmalarını takdir ederim. Cemiyet’in sabit ve muayyen gelir bulması için yurdumuzun çeşitli yerlerinde yapmış olduğu toplantıların yararlı bir şekilde sonuçlanması için, yurttaşların gayret göstereceklerinden eminim”. “… Havacılığın toplum içinde tanıtılıp sevdirilmesi de aynı zamanda gençliği heveslendirip istekli hale gelmesinde Cemiyet’in çalışması önemlidir.” 

Anadolu Ajansı: “Türk Tayyare Cemiyeti’nin ilk satın aldığı okul uçağı, bugün İstanbul üzerinde iki kez uçmuş ve limandaki bütün vapurlar tarafından sürekli düdükler çalmak suretiyle selâmlanmıştır. Okul uçağı, şehir üzerinden pek alçak uçarak dolaşmış ve halk tarafından, hevesle izlenmiştir.” diye anlatmıştır.

İstanbul halkı o gün, çok neşeli bir gün yaşamıştı. Bu şekilde gösteriler Kurum’a bağış sağlanması yönünden etkili ve yararlı olmuştur. 

* Sabiha GÖKÇEN Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti adlı kitabında havacılıkla ilgili anlattıkları; “Gazi Paşa, Geleceğin göklerde olacağına inanıyordu. Mustafa Kemal Havacılıkla ilgili bütün yabancı yayınları izliyor, bu konudaki gelişmeleri gün geçirmeden Türkiye’de de uygulama alanına sokmağa çalışıyordu. Ona göre insanlığın hizmetine girecek en büyük gelişmeler havacılık alanında olacaktı. Hatta gün gelecek, insanoğlu uzaya, başka dünyalara gidecek, Ay’ı ve benzeri gezegenleri bile fethedecekti. İşte bu çağdaş savaşlar da göklerde üstün olan uluslar tarafından kazanılacaktı.

Gazi Paşa: “Eskimiş teknolojileri değil, en yeni teknolojiyi ülkeye getirmediğimiz sürece, yabancı ülkelere bağımlı olmaktan kurtulamayız. Bunun için de, bir yandan mümkün olduğu kadar kemerleri sıkarak kendi yağımızla kavrulacak, bir yandan da yeni parasal kaynaklar yaratarak, çağdaş teknolojilerin en yenilerini topraklarımıza taşıyacağız. Biz, yeni ve genç bir Türkiye kuruyoruz. Dost, düşman ülkelerin geride kalmış teknolojilerine gereksinmemiz yok. Ya en yenisini kurar, onlarla boy ölçüşürüz, ya da biraz daha sabreder, bunu yapabilecek güce erişmemizi bekleriz” diyordu. 

“Kanatlı bir gençlik, yurdun geleceği bakımından en büyük güvencedir. Bir gün batılılar, Ay’a ayaklarının izlerini bırakacaklarsa, bunların arasında bir de Türk’ün bulunması için şimdiden çalışmalara girişmek, aşamalar kaydet­mek gerekir.”

* Adı bizzat Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından konan Türkkuşu, 3 Mayıs 1935 tarihinde; Türk Hava Kurumu’na bağlı olarak açıldı. Açış konuşmasından sonra, planörle uçuş gösterileri ve paraşütle atlayışlar yapıldı.

Burada gençlerimiz uçuşu, planör kullanmayı, paraşütle atlamayı, kısacası havacılıkla ilgili her şeyi bilimsel bir şekilde en iyi öğretmenlerden, deneyler yaparak öğreneceklerdi. 

M. Kemal ATATÜRK açış konuşmasında; “Lâkin yaşadığımız bu çağda, artık insanlar, yalnız karada ve denizde kalmadılar. Doğanın hava varlığının da içine daldılar. Hayat için, yaşamak için havayı yalnız nefeslenmenin yeter olmadığı anlaşıldı.

Gerek ve gerçek olan hava egemenliği, açık olarak ortaya çıktı. Bütün ulusların büyük bir önemle oluşturmaya çalıştıkları bu alanda, Türk ulusu da kuşkusuz yerini almalıydı. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, kara ordumuzun yanında, donanmamızı kurarken, hava filolarımızı da, en son hava araçları ile düzenlemekten geri kalmadı. Kişilikleriyle onur duyduğumuz hava subaylarımız ve komutanları da yetişmiş bulunuyorlar. Pilotlarımız, her zaman ve her halde, ulusun yüzünü ağartacak yüksek değerdedir. Lâkin arkadaşlar, bu kadarı yeter görmek doğru olmazdı. Hava işine, onun bütün dünyada aldığı önem derecesine göre değer vermek gereklidir. Bunu göz önünde tutan Cumhuriyet hükümeti, havacılığı, bütün ulusun işlevi yapmak kararındadır. Türk, yurdunun dağlarında, ormanlarında, ovalarında, denizlerinde, her bucağında nasıl bir bilgi ve kendine güvenle yürüyor, dolaşıyorsa vatan göklerinde de aynı surette dolaşabilmelidir. Bu ise Türk’ü, çocukluğundan vatan kuşları ile yurt havası içinde yarışa alıştırmakla başlar. İşte bugün, burada bizi toplayan neden, o kutsal işe başlama törenidir. Havacılığın gelişimine ciddî şekilde sarılmasından dolayı hükümete, Genel Kurmay Başkanı Mareşale ve Türk Hava Kurumu Başkanı, değerli arkadaşımız Fuad’a (Bulca) burada, özel olarak gönül borcumu sunarım. 

Türk çocuğu, her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek düzeyde, gökte seni bekleyen yerini az zamanda dolduracaksın. Bundan, gerçek dostlarımız sevinecek, Türk ulusu mutlu olacaktır”.

* Sabiha GÖKÇEN Atatürk’ün isteği ile 16 Haziran 1938 günü, tek başıma Balkan turuna başladı ve Balkan ülkelerinin başşehirlerini dolaşarak İstanbul’a döndü. Bu seyahatten amaç, çağdaş Türk kadınının medeni dünyaya örnek olarak Havacılıkta da yerini aldığını göstermekti.. 

* Mustafa Kemal ATATÜRK; Bilim ve teknolojinin öncüsü olarak Havacılığı görmüş, “İstikbal Göklerdedir” diyerek, Gelecek için Havacılığa sahip çıkılması gerektiğini işaret etmiştir.